21 Nisan 2026 - Salı
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Alıntılar Alıntı Makale

Kendisini ‘İlah’ Edinen Adam ve Batı’nın Yeni Tanrı Arayışı

Hepimizin acı şahitliklerinden de sabit olduğu üzere, tarih yeniden ve yeniden tekerrür etmektedir. Çünkü Ademoğlu’nun fıtratı ve Sünnetullah yasası değişmemektedir. Aristo ve Platon’dan beridir Batının kendi çoğu felsefecilerinin de inkâr edemediği, kainattaki mükemmel düzeni yaratan aşkın bir varlık gerçeğinin üstü; her haliyle noksan, aciz, zavallı ve bencil insanoğlunun parlak(!) zekası ile örtülemez. Allah’ı hayattan kovabileceğini zanneden her güç, aldığı aşırı yağışların etkisiyle yatağına sığmayan nehirler gibi coşar, taşar ve haddi aşar. Sonu ise hüsrandır...

Yazar: Venhar Haber
6 Mart 2026
Kategori: Alıntı Makale, Dünya, Venhar Özel
0 0
0
Kendisini ‘İlah’ Edinen Adam ve Batı’nın Yeni Tanrı Arayışı
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

 

(Firavun:) “Ben sizin en büyük Rabbiniz değil miyim?”

Naziat Suresi 24. Ayet

 

Bu makalenin ortaya çıkmasında beni harekete geçiren şey, geçtiğimiz günlerde bir sosyal medya platformunda gördüğüm ve nutkumun can havliyle  “Rabbim bizlere yardım et!” serzenişine benzer bir ses çıkarmasına vesile olan bir video oldu. Videoda, hayata bakışları giyim tarzları ve saç tıraşlarından da açıkça anlaşılabilen üç genç erkek ile bir sokak röportajı yapılıyordu. Ortadaki gencin gömlek düğmeleri aşağıdaki ilk düğmeye kadar açık ve sergilediği çelimsiz bedeninin duruşu, söylemlerindeki meydan okumayı tasdikler nitelikteydi. Ağzındaki sakızla ne dediği zar-zor anlaşılan bu gence spiker; “Günah işlemekten korkmasaydınız, ilk ne yapardınız ?” sorusunu yöneltiyordu. [Esasında daha ilk saniyeden iman edenlerin tüylerini ayağa kaldıran bu soruya verilecek cevabı dinlemeye tahammül etmenin bile zor olduğunu biliyorum. Zira bu soru, insanoğlunun akşam işlediği gizli bir günahı sabaha ifşa etmesine bile müsaade etmeyen bir Nebi’nin bıraktığı mirasa söven bir hamledir[1]. Kul, Allah’ın setr ettiği kusurunun üzerindeki örtüyü açarak ortalığa boca etmiştir.] Ortadaki sakızlı genç; “Günah mı? Günahı umursamıyorum ki ben! Wallaha… Öleceğim an cehenneme gideceğimi biliyom ya! Onun için…” diye cevap veriyordu. Onun verdiği bu cevabın reklam değerinden çok hoşnut olmayan sağındaki kişi aynı soruya; “Hacı wallaha ben de umursamıyorum. Bizde hırsızlık var, gasp var, her şey var. İyi aile çocuğu değiliz. Yok, sabıkamız yok, sicil temiz çok şükür de. Yakalanmadan yapıyoruz bu işleri” diyor ve röportaj sona eriyordu.

Okurken bile nabzınızda kayda değer değişikliklerin olabileceğini ve ‘Hangi ara bu noktaya geldik?’ sorgulamalarını yapacağınızı üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyorum. Ancak bunlar sadece Türkiye’nin değil, tüm dünya kamuoyunun hatta uluslararası siyaset arenasının günlük rutinleri haline gelmiş durumda. Türkiye’de bir çoklarımızın halen, bir çürük ipe dizilen ‘dindar nesil’ hülyaları ile yaşarken ve yerli-milli misyonlarını ‘İslam’ın ta kendisi’ gibi pazarlamaya gayret ederken bütün yerküreyi çepeçevre saran ‘cahiliyye’ itikadı, -vahy öncesi toplumların ahvaline olan benzerlikten dolayı- Müminlere tanıdık geliyor olmalı. Bu toplumsal anomali ve tuğyan hâli, yıllara sâri sistematik ve planlı bir sürecin sonucudur. Daha Allah’ın secde et emrine başkaldırdığı ilk günden[2] başlayan Şeytan ve avenelerinin Yaradan ile mücadelesi, yeryüzü ile yaşıttır. Bütün dünyayı çepeçevre saran ve insanoğlunun ‘Tanrı’yı kovarak boşalttığı koltuğu kimin oturacağınan karar verememe’ temeline dayalı bu hikâyenin derin bir geçmişi var. Dolayısı ile; “(Türk toplumunda) ‘dindar olan insan iyidir’ yargısını güçlendirmek zorundayız[3]” söylemi; psikoloji, din, tarih ve toplum gerçekleri ile uyuşmamaktadır. Şimdilik bu röportajı aklınızda tutun, biraz sonra konuya yeniden döneceğiz.

Batı Medeniyetini Yanlış Anlamak

Batı medeniyetini anlamak için onu yalnızca teknolojik ilerleme, hukuk sistemi ya da refah seviyesi üzerinden okumak ciddi bir zihinsel eksikliktir. Çünkü Batı Felsefesi, esasen bir itikad meselesidir. Kökleri Antik Mısır’ın ilahlaştırılmış iktidar anlayışına, Yunan’ın çok tanrılı mitolojisine ve Roma’nın devleti kutsallaştıran siyasal aklına dayanır. Firavun, “Hemen adamlarını ve ordusunu toplayıp bağırdı:Ben sizin en yüce rabbinizim[4]” derken; Yunan tanrıları insan zaaflarıyla donatılmış, Roma ise devleti tanrının yeryüzündeki sureti hâline getirmişti. Bu zihniyet, Rahman zaman zaman yeryüzüne Resulleri vasıtası ile gönderdiği ‘vahy’lerle ve Rabbimizin Muhammed (a.s.) ile sonuncusu gönderdiği ve tek geçerli din olarak tanımladığı İslam’ın tevhid mücadelesine rağmen şekil değiştirerek bugüne kadar taşındı.

Medeniyetlerin kurucu unsuru olan hukukun kökeni “ahlâk”ta bulunur. Geleneklerdeki ahlâk, yaptırım gücü olmayan bir yaşama tarzıyken, yazılı hukuk (kanun) ile birlikte “sabitlenmiş bir düzen” haline gelmiştir. Hukukun belirlediği sınırlar içinde yaşamak, bireye “varolma ruhsatı” yani “meşruiyet” kazandırır. Tektanrılı vahiy dinlerine kadar meşruiyet, insanüstü belirgin bir kaynaktan yoksundu ve göreceydi. Ancak Vahiy ile birlikte meşruiyet, “Allah” fikrine dayandırıldı.

Temelde Katolikliğe yaslanan Hristiyan Ortaçağ medeniyeti, “ruhban” ile “ruhban-olmayan” (laik) zümreler arasındaki şiddetli çatışmaya sahne olmuştur. (Teoman Duralı’nın tabiri ile) Yeniçağ dindışı Batı Avrupa medeniyeti, dini referans sisteminden çıkarınca, meşruiyeti tekrar “insan dimağına” (akla) indirgemiştir.Bu yeni medeniyet, temelini “insan dimağının ürünü felsefi temeller” üzerine inşa etmiştir.

Yeniçağ Avrupa’sının seküler (dindışı) yapısının üzerine, İngiliz ampirizmi/pragmatizmi ile Yahudi sermayesi/entelektüel birikimi eklenince, (yineTeoman Duralı’nın tabiri ile) “Küresel İngiliz-Yahudi medeniyeti” ortaya çıkmıştır. Sosyal Darwinizm’in kurucularından Spencer’ın ‘güçlü toplumlar zayıf toplumları ezer’ fikriyatı,  Comte’un ‘doğru bilginin kaynağının sadece gözlem ve deney olduğu’ safsatası ve Descartes’ın ‘maddeci’ dünya görüşünü temel alan bu yapı, insanı sadece maddi ilişkiler ağı içinde tanımlayan seküler-pozitivist ideolojiyi üretmiştir. Bu medeniyette insan, sadece hayvansal özellikler taşıyan ‘beşer’ düzeyine indirgenmiş ve hayatın amacı, aşkın olandan koparılarak tamamen dünyevi hedeflere kilitlenmiştir. Tüm bunların sonunda ‘Allah’ kavramı tamamen hayattan çekilirken insan ve onun aklı, ölçüsüz biçimde yükseltilmiştir. 19. yüzyılda Nietzsche’nin “Tanrı öldü” sözü (1882), aslında çoktan gerçekleşmiş bu zihinsel kopuşun açık itirafından başka bir şey değildir.

Esasında Kur’an, bu süreci bize asırlar öncesinden haber verir: “Hayır! İnsan kendini yeterli gördüğünde mutlaka azgınlaşır“[5]. Batı’nın yaşadığı tam olarak budur. Allah’ı hayattan kovduğunu zanneden insan, boşalan yere yeni ilahlar yerleştirmiştir.

 

Maskeli Şirkler: Batı Değerleri(!)

Gelinen noktada modern çağ, sekülerliğin de ötesinde örtük bir şirk çağıdır. Güya insanoğlunun yaşama, inanma, sığınma hakkı, işkenceden korunma hakkı, ifade özgürlüğü hakkı ve eğitim hakkı olduğunu savunan ve tüm değerlerin üzerine ‘beşer’i koyduğunu iddia eden hümanizm felsefesi,  ilahlık makamına ‘insan’ı koymuştur. Yaşadığı her olay ve süreçte bireyin hazlarını önemseyen ve yaşamın ana omurgasını zevklerin oluşturması gerektiğini söyleyen, zevk vermeyen her şeyin gayrı meşru ve haz veren tüm lezzetlerin insan için meşru olduğunu savunan ‘hedonizm’ ilahlık makamına ‘hazları, hevaları’; feminizm ve erotizm ‘kadın’ı; demokrasi çoğunluğun dediğini; liberalizm ‘sınırsız özgürlükleri(!)’ ve kapitalizm Tanrı’dan boşalan koltuğa ‘sermaye’yi koymuştur. Bu kavramların her biri, eleştirilemez ve dokunulamaz hâle getirilmiş; Allah’ın sınır koyma yetkisine ortak edilmiştir. Onların dedikleri yeryüzünde kanun ve nizamın belirleyicisi olarak ahlakın yerini almıştır. Batı’nın insan hakları söylemi Afganistan’da bombaya, Irak’ta işgale, Filistin’de soykırıma dönüşmüştür. Çünkü Allah’tan bağımsız bir ahlak, kaçınılmaz olarak gücün ahlakı olmuştur.

Küresel Ölçekte ‘Şey’leştirilen Günah Kavramı ve ‘Değer Temelsiz’ Yeni Dünya

Bugün gelinen aşamada Batı, putlarını gizleme ihtiyacı bile duymamaktadır. Trump figürü bu açıdan bir istisna değil, bir itiraftır. Kudüs’ün 2017’de İsrail’in başkenti ilan edilmesi, Golan Tepeleri’nin ilhakının tanınması, Gazze’deki katliamların koşulsuz desteklenmesi gibi meselelerde gizli planlarının ve namus yoksunu emellerinin faş edilmesinden Batı Değerleri(!)nin yerle bir olması adına hicap duyanların, artık gelinen noktada yeni bir düzene hazırlandıkları görülmektedir. Nitekim New York Times’a verdiği bir röportajda ABD başkanı mahlaslı tuğyan edenlerin şimdiki en büyüğü, “Başkan olarak gücünün tek sınırının kendi ahlakı ve kendi zihniyeti” olduğunu belirtti ve “Beni durdurabilecek tek şey bu.” dedi.

Hikayenin en başına dönecek olursak, ABD başkanının kendi keyfi ahlakını ve nefsini mutlaklaştırarak, New York Times gibi yayın organına verdiği yanıt ile; sözüm ona hippi kılıklı ve ecnebi tıraşlı bir tanrıtanımazın Türkiye’de bir sokak röportajına verdiği yanıt arasında bir fark yoktur. Kendi mahallesinde komşusuna değnekçilik yaparak ‘bela’ olan bir kabadayı, özünde küresel ölçekte dünya komşularına kan kusturan bir ABD başkanı ile yükte olmasa da pahada eşdeğer cürümleri işlemektedir.

Batı Felsefesinin temel taşlarını oluşturan ve ABD başkanının söylemlerimde vücut bulan hedonist, kapitalist, liberal, hümanist, realist, pozitivist, evrimci, tarihselci kafa yapısı, ABD ve Siyonist ahlakın( Dindışı Küresel İngiliz-Yahudi Medeniyeti ahlakının) temel kaynağıdır, felsefik temel kodlarıdır. Bu kodlar aşağı mahalle düzeyine, yerele, taşraya indirgendiğinde ‘apaçi, keko, maganda’ ismini alırken, küresel düzeyde bir devlet başkanına, yasal mafya liderine veya savaş suçlusuna dönüşebilmektedir. Günümüz dünyasında eriştiğimiz noktada ikisinin dünyasında da ‘Allah’ ve ‘günah’ kavramlarına yer yoktur. Ahlakın kaynağı doğrudan doğruya kendi kararları ve akıllarıdır. Yerel/taşralı tipoloji açısından günlük çıkarları, mahalledeki gücünün nimetlerinden elde edilecek fayda ve az bir meta, o kişinin motivasyon kaynağı iken; uluslararası arenada petrol, turizm ve gayrimenkul gelirleri, şehevi hazlar, silah ticarti ve değerli mineraller uğruna ülkelerin bombalanması, masumların çoluk-çocuk demeden katledilmesi, bir devlet başkanının eşi ile birlikte insanlık dışı bir şekilde ülkesinden kaçırılması veya buzullarda yaşayan Greenland gibi bir belde halkının tehdit edilmesi de aynı derecede motive edicidir. Üstelik tüm bu zulümler, pragmatist, reel politik ve ülke menfaati gibi isimlendirmelerde istediğiniz tarafa çekip uzatabileceğiniz araçlarla,  –çok şükür-  siciliniz temiz kalacak ve yakalanmayacağınız şekilde yapılabilmektedir.

ABD’nin zihinsel değişimini okuyabilmeyi başaran Kanada Başbakanı Mark Carney de, Davos’ta 2026 yılı Ocak ayında düzenlenen Ekonomi Zirvesinde işte bu küresel sisteme güya eleştiriler getirdi. ‘Akıl Çağında İşbirliği’ temasıyla da dikkat çeken zirvede Carney: ‘Kurallara dayalı düzen hikâyesinin kısmen sahte olduğunu biliyorduk. Bu kurgu faydalıydı. Çünkü Amerikan hegemonyasının sağladığı bazı ‘nimetler’ vardı. Bu yüzden vitrine tabelayı koyduk. Tabelayı camdan indiriyoruz. Eski düzen geri gelmeyecek. Yasını tutmamalıyız.’ derken, esasında bir itirafta bulunuyordu. Eski ilah kabul ettikleri değerleri(!) artık yeryüzünü oyalamada yeteri kadar iş görmüyordu. Çıkarları uğruna katlandıkları saçmalıkları artık devam ettirmek istemediklerini açık açık itiraf eden ve Kanada’nın yeni yaklaşımını “değer temelli realizm(?)” olarak tanımlayan Kanadalı Başbakanı, hem ilkeli hem de pragmatik olacaklarını duyurdu. Gelinen noktada, ne eski değerlerinin ne de insanoğluna ‘yeni değer’ diye sundukları putlarının, yeryüzünü ıslah etmeye yetmeyeceğini,  “kalplerin ancak Allah’ı anmak ile mutmain olacağını[6]” ve “zulmedenlerin yakında nasıl bir inkılâba uğrayacaklarını[7]” bizler çok iyi bilmekteyiz.

Sonuç Yerine; Tarihin Değişmeyen Yasası ve Müminin Tavrı

Hepimizin acı şahitliklerinden de sabit olduğu üzere, tarih yeniden ve yeniden tekerrür etmektedir. Çünkü Ademoğlu’nun fıtratı ve Sünnetullah yasası değişmemektedir. Aristo ve Platon’dan beridir Batının kendi çoğu felsefecilerinin de inkâr edemediği, kainattaki mükemmel düzeni yaratan aşkın bir varlık gerçeğinin üstü; her haliyle noksan, aciz, zavallı ve bencil insanoğlunun parlak(!) zekası ile örtülemez. Allah’ı hayattan kovabileceğini zanneden her güç, aldığı aşırı yağışların etkisiyle yatağına sığmayan nehirler gibi coşar, taşar ve haddi aşar. Sonu ise hüsrandır. Bizler Kur’an’dan ve tarihten biliyoruz ki; Nemrut’un yaktığı ateş İbrahim’i yakmadı, Firavun denizde boğuldu, Roma dağıldı, Mekke fethedildi. Aynı akıbet, bugün gücü ilahlaştıran siyonist aklı ve onun küresel hamilerini de beklemektedir: “Biz nice memleketleri helak ettik ki onlar zulmetmişlerdi.[8]“

Mümin için bu tablo bir umutsuzluk değil, basiret çağrısıdır. Zalimlere meyletmemek,[9] hakkı söylemek ve tarafını tevhidden yana belirlemek imtihanın özüdür. Bilinçli bir seçimle, kendi tercihlerimizle bu Kitab’a sahip çıkabilmek şüphesiz ki bedel istemektedir. Ortaöğretim ‘din kültürü ve ahlak bilgisi’ derslerine üstünkörü yerleştirilen menkıbelerle bu mümkün değildir. Kendi oluşturdukları vitrinlerine,  güya yetiştirdikleri sözümona dindar nesli koyarak Allah’ı aldatmaya çalışanlar büyük bir yanılgı içindedir.

Esasında Batı medeniyeti ve onun emzirdiği bizim toplumumuz, bugün bir kriz yaşamamakta; kendi hakikatini açığa vurmaktadır. Allah’ın yeryüzünden haşa kovulduğu bir dünya kurmak isteyenler, Tanrısız kalmamış; sadece Tanrılarını değiştirmişlerdir. Oysa tevhid, insanı putlardan kurtarmak için vardır. Asıl mesele, bu açık firavunluk çağında müminin nerede duracağıdır. Çünkü kurtuluş, güçte değil; Rahman’a kulluktadır. Rahman’ın has kullarına selam olsun.

 

Ali Durmuş

(Bu makale, İktibas Dergisi Şubat 2026 sayısında yayımlanmıştır.)

 

 

[1] Buharî, Edeb 60; Müslim, Zühd 52, (2990)

[2] Araf Suresi 11-12. ayetler

[3] https://www.diken.com.tr/bilal-erdogan-yeniden-dindar-olan-insan-iyidir-yargisini-guclendirmek-zorundayiz/

[4] Nâziât Suresi 23-24. ayetler

[5] Alak Suresi, 6–7. Ayetler

[6][6] Ra’d Suresi 28. Ayet

[7] Şuarâ Suresi 227. ayet

[8] Hacc Suresi 45. ayet

[9] Hûd Suresi 113. ayet

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Amerika ve İsrail Dost, İran Düşman Öyle mi?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum
    8 Nisan 2026
  • “280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”
    8 Nisan 2026
  • İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’
    8 Nisan 2026
  • İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?
    8 Nisan 2026
  • Hürmüz Boğazı Krizi 9 Emtiayı Daha Etkiliyor
    3 Nisan 2026
  • Savaşın Birinci Ayında Kim Hedefine Daha Yakın?
    31 Mart 2026
  • ABDli Yetkili: İran’ın Misilleme Kapasitesi Beklentilerin Üstünde…
    31 Mart 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

8 Nisan 2026
“280 milyar dolara malolan  ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

“280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

8 Nisan 2026
İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’

İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’

8 Nisan 2026
İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?

İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?

8 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist