İslam ümmetinin kanayan yarası olan Kudüs ve Gazze davasını omuzlayan aktivistler, sabah namazı vakitlerinde evlerinin kapıları koçbaşlarıyla kırılarak gözaltına alındı. Tek gayesi Siyonist vahşete karşı durmak ve zorbalığa uğrayan Müslüman kardeşlerinin acısını paylaşmak olan sivil toplum gönüllüleri hedef tahtasına kondu. Sadece hakkı müdafaa edenlerin evlerine ağır silahlı ekiplerle baskınlar düzenlenmesi, Müslümanların vicdanında derin yaralar açtı.
Gerçekleştirilen Zulüm ve Gözaltılar
Emperyalist ittifakların huzurunu kaçıran bu izzetli duruşa karşı, yurdun dört bir yanında eş zamanlı baskınlar düzenlendi. Farklı şehirlerde Kudüs davasına gönül vermiş pek çok kardeşimiz, evlerine yapılan şafak baskınlarıyla hürriyetlerinden mahrum bırakıldı.
Küresel zulme karşı itirazın en gür çıktığı merkezlerden biri olan İstanbul’da, Filistin direnişine omuz veren sivil toplum gönüllüleriyle birlikte sitemiz yazarlarından Şükrü Hüseyinoğlu da gözaltına alındı.
Zirvenin gerçekleştirileceği başkent Ankara’da, sözde “güvenlik” kalkanı ardına sığınılarak Direniş Çadırı mensuplarının ikametgahlarına koçbaşlarıyla girilirken; Adana’daki sivil direniş eylemleriyle ön plana çıkan ve meydanlarda Filistin’in sesi olan Fevziye Şenoğlu ile Sebiha Baturay kardeşlerimiz de bu haksız gözaltı furyasının hedefi oldu.
Siyonist çetenin katliamlarına karşı meydanları boş bırakmayan isimlerden Murat Kurtuldu Kocaeli’deki evine düzenlenen baskınla alınırken; Filistin sevdalısı gençlerden Yusuf Şanlı ise Kastamonu’da gerçekleştirilen operasyon kapsamında emniyete götürüldü.
Bu süreçte sadece bireyler değil, hakkın sesi olan mecralar da hedef alındı; Direniş Çadırı’nın sesini duyurduğu sosyal medya hesaplarına kilit vurularak, hakikatin dijital mecralardaki yankısı boğulmak istendi.
Bir grup Müslüman, yapılan gözaltılarla ilgili basın açıklamasında bulundu;
Emperyalistlerin Zirvesi Uğruna Hakikate Vurulan Pranga
On binlerce masumun kanını dökenlerin hamisi konumundaki Batılı aktörler için yollar temizlenip olağanüstü hal ilan edilirken; bu zulme rıza göstermeyenlerin derdest edilmesi vicdanları kanattı.
Hukukçular ve vicdan sahibi sivil toplum kuruluşları, kamu düzeni kılıfı altında İslami duyarlılığa sahip, izzetli duruş sergileyen seslerin bastırıldığını haykırıyor. Mazlum Filistin halkı için dökülen gözyaşlarının ve kurulan direniş çadırlarının, NATO gibi emperyalist ittifakları bu denli rahatsız etmesi; hakkın batıla karşı verdiği mücadelenin ne denli haklı ve sarsılmaz olduğunu bir kez daha tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.












NATOCU ve İsrail’in destekçisi olanların demokratik yönetimleri, emperyalizmin hizmetine adanmak şeklinde tezahür ediyor!
Ellerinde Müslümanların ve Mazlumların kanı bulunan NATO organizasyonu,
Öncelikli olarak İslam ve Müslüman düşmanlığında ki sabıkaları ve Mazlum halkları katletme ve dizayn girişimine,
“Görmedim duymadım bilmiyorum” kurnazlıklarına karşı olmak ve karşı durmak her Erdemli insanın tercihi olduğu gibi, Müslümanların Vaz geçilemeyecek tutumlarıdır.
Kardeşlerimize Natoya ilişkin reva görülen bu haksızlık ve hukuksuzluk NATO’nun cürümleri karşısında “Okyanusta damla misalidir.”
” Unutmayalım ki ” Kanlı Mızrak çuvala sığmaz”
Bu nedenle NATO ve ve sevicilerini kınıyor ve onlardan beri oldugumu/zu ilan ediyorum/uz.
Biz Müslümanlar’ın İlahi bir düsturu vardır. Buda İslâm’ı maske olarak kullananlar ile Müslumanları ayrıştırıcı bir İlahi buyruktur.
” Ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları veliler/dostlar edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz ONLARDANDIR. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.” Maide Suresi.51:
” Dostunu söyle kim olduğunu söyleyeyim” Ata sozüde bu minvalde doğrultucu bir sözdür…
Rıdvan Dinçer