Venhar Haber

Venhar Haber

“Bundan Başka Bir Kur’an Getir veya Bunu Değiştir”

“Bundan Başka Bir Kur’an Getir veya Bunu Değiştir”

“Kendilerine ayetlerimiz açıkça okunup anlatılınca bize kavuşacaklarına inanmayanlar, ‘Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir!’ dediler. Onlara şöyle de: ‘Onu kendiliğimden değiştirmeye hak ve yetkim yoktur, ben ancak bana vahyedilene uyuyorum. Eğer Rabbime itaatsizlik edersem şüphesiz dehşetli bir günün azabından korkarım.’” (Yunus 15) Allah’ın Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Rabbinden kendisine indirilen tertemiz vahyi insanlara açık ve meydan okuyucu bir şekilde tebliğ ediyordu. Kur'an; putperestliği, ataların körü körüne taklit edilmesini, insanların Allah'ın yanında başka varlıklara kulluk etmesini, servetin belirli ellerde toplanmasını, yetimlerin ve yoksulların ezilmesini, ölçü ve tartıda yapılan hileleri, toplumsal adaletsizlikleri, kibri ve sınıfsal üstünlük anlayışını eleştiriyordu. Bu durum, Mekke aristokrasisi için şimdiye kadar alışık olmadıkları derecede sarsıcı bir meydan okumaydı. Mesele sadece birkaç putun eleştirilmesinden ibaret değildi. Fakat bu meydan okuma karşısında, özellikle yönetimi elinde bulunduran ve seküler bir zihniyete sahip olan Mekkeli aristokratlar büyük bir rahatsızlık duydular. Bu rahatsızlığın sebebi, Kur’an’ı beğenmemeleri ya da onun edebî yönünü yetersiz bulmaları değildi. Bilakis onları asıl rahatsız eden şey, Kur’an’ın dinî inançlarını, toplumsal statülerini ve Mekke’deki güç düzenini sorgulamasıydı. Çünkü onların kurduğu düzende; kimlerin saygın kabul edileceği, kimlerin söz sahibi olacağı, hangi geleneklerin sürdürüleceği, toplumsal ve devletlerarası ilişkilerin nasıl şekilleneceği, servet ve nüfuzu elinde tutan bu aristokratlar tarafından belirleniyordu. Bu durum, günümüzde sömürgeci ABD ve Avrupa güçlerinin devletlerarası ilişkileri belirlemesi ve İslam beldelerinin başındaki yöneticilerin tayininde etkili olmasıyla benzerlik arz etmektedir. Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber'e, “Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir.” demeleri, aslında bir tür uzlaşma teklifi olarak değerlendirilmelidir. Zira bu sözün arka planında, “Bize tamamen karşı çıkma; bu Kur'an'ı bizim kabul edebileceğimiz, ekonomik ve toplumsal düzenimizle uyumlu bir hâle getir” düşüncesi yatıyordu. Bir başka ifadeyle onlar, dinlerini ve kurdukları düzeni bütünüyle ortadan kaldırmayacak bir orta yol bulunmasını istiyorlardı. Çünkü Kur'an'ın ortaya koyduğu hükümler, onların kabul edebileceği sınırları aşıyor ve mevcut toplumsal otoriteyi sorguluyordu. Dolayısıyla müşriklerin talebi, özünde “Mesajını bizim düzenimizi sarsmayacak ve yıkmayacak şekilde değiştir, uzlaşılabilir bir hâle getir.” anlamına geliyordu. Onların bu tutumu, şu anki “orta yolcu” demokratlara ne kadar da benziyor değil mi? Ancak Allah’ın Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem, onların bu teklifine şu kesin cevapla karşılık verdi:  "De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için söz konusu değildir. Ben ancak bana vahyedilene uyarım." Bu cevap, vahyin ortaya koyduğu temel ilkeyi açıkça göstermektedir: Vahiy, insanların siyasî, ekonomik veya toplumsal beklentilerine göre değiştirilemez. Nitekim Kur'an, insanlara sadece bazı dinî ritüeller öğretmiyor; aynı zamanda hayatın ölçülerini belirleyen mevcut anlayışların yanlış olduğunu bildiriyor ve Allah'ın hükmünün esas alınmasını emrediyordu. Bu sebeple müşriklerin itirazı, yalnızca bazı inanç esaslarına değil, Kur'an'ın hayatı yeniden şekillendiren bütüncül çağrısına yönelikti. İşte geçmişte yönetimi elinde bulunduran Mekkeli aristokratların vahiy ve İslam karşısındaki tavrı ile günümüz kapitalist düzen sahiplerinin tavrı ne kadar da birbirine benzemektedir. O dönemde müşriklerin vermek istediği “Kur’an’ı bizim düzenimizle ve sistemimizle uyumlu hâle getir” mesajı, günümüzde kapitalist sistemin liderliğini yapan sömürgeci kâfir ABD'nin ve onun yörüngesinde hareket eden liderlerin vermek istediği mesajla büyük ölçüde benzerlik göstermektedir. Bugün de aynı şekilde; Küresel sistemle uyumlu ve barışık bir İslam! Liberal serbest piyasa ekonomisiyle uyumlu bir İslam! NATO’cu bir İslam! BM ile uyumlu bir İslam! Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Sağlık Örgütü ve IMF ile uzlaşmacı bir İslam! Kapitalizm ve onun aparatları olan laiklik, demokrasi ve Cumhuriyet ile sorunu olmayan, bilakis bu sistemleri talep eden bir İslam! Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenleri kerih görmeyen, bilakis onlara karşı muhabbet besleyen bir İslam! ABD’nin mimarlığını yaptığı Mekke İttifakı’nı göklere çıkaran bir İslam!...

“SDG’nin Entegrasyonu Trump’ın Liderliğiyle Gerçekleşti”

“SDG’nin Entegrasyonu Trump’ın Liderliğiyle Gerçekleşti”

Abdi, Şam'daki başkanlık sarayında yaptığı ve devlet televizyonundan yayınlanan konuşmasında, "Bugün Suriye Demokratik Güçleri'nin misyonunun sona erdiğini duyuruyor ve bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiklerini tüm sorumluluk bilinciyle ilan ediyoruz" dedi. Öte yandan ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack X hesabından yaptığı açıklamada, SDG'nin Suriye devlet kurumlarıyla entegrasyonuna giden yolun "ABD Başkanı Donald Trump'ın öngörülü liderliğiyle" gerçekleştiğini beyan ederek işin asıl planlayıcı aktörüne işaret etti. ABD’nin “Yeni Ortadoğu Vizyonu” çerçevesinde sükunet ve devlet dışı silahlı örgütlerin tasfiyesini hedefleyen bu adımlar Türkiye’deki “Terörsüz Türkiye” ayağıyla paralel yürüyor. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, 25 Ağustos'ta Mazlum Abdi ve beraberindeki heyeti sarayında kabul ederken, görüşmeye Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve Deyrizor Valisi Ziyad El-Ayeş de katıldı. Suriye resmi haber ajansı görüşmede "Suriye devlet kurumlarına entegrasyonla ilgili bir dizi dosya ve gelecek aşamaya ilişkin adımlar ele alınarak devletin varlığının güçlendirilmesi ile güvenlik ve istikrarın desteklenmesi masaya yatırıldı" haberini aktardı. Mazlum Abdi, 5 gün önce 20 Ağustos'ta Suriye ordusuna tam entegrasyonun sağlandığını açıklamıştı. Daha önce Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla 5-7 Mayıs 2025'te kongresini toplayan PKK yönetimi, örgütün feshedildiğini açıklamıştı. SDG, ABD desteğiyle Suriye'nin kuzeydoğusundaki bölgelerde IŞİD'le mücadele etmek üzere 2015 yılında kurulmuş olduğu söylense de Esed rejiminin ayakta kalmasına yönelik sahada operasyonlar yürütmüştü. ABD: “Trump’ın Sayesinde” SDG'nin feshine yönelik uluslararası ilk açıklamayı ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack yaptı. Fesih kararını, "Tam anlamıyla tarihi bir an" olarak ifade eden Barrack, "Gerçek entegrasyon işte böyle bir şey; tek ordu, tek hükümet, tek devlet" dedi. Barrack açıklamasında, SDG'nin Suriye devlet kurumlarıyla entegrasyonuna giden yolun "ABD Başkanı Donald Trump'ın öngörülü liderliğiyle" gerçekleştiğini de söyledi. Barrack'ın açıklaması, "eğitimde Kürtçe'nin tanınması ve Mazlum Abdi ile İlham Ahmed'e Suriye hükümeti içinde önemli roller verilmesi; onların liderliğine, Kürt ortaklarımızın fedakârlıklarına ve bölgesel istikrara yaptıkları yapıcı katkıya hak ettiği saygıyı göstermektedir" açıklamasıyla anlaşmanın maddelerine de işaret etmiş oldu. Ancak Abdi'ye verilen görev hakkında henüz bir net bir açıklama verilmedi. Erdoğan: “Türkiye Tarihe Yön Veriyor” Cumhurbaşkanı Erdoğan, SDG'nin fesih kararının ardından yaptığı ilk açıklamalarda, "Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor. Dost düşman herkes şunu bilsin ki Türkiye tarihe yön veriyor, bunun önünü artık hiç kimse kesemez" dedi. Muş'ta Malazgirt'in fethedilmesinin 955. yıldönümü için düzenlenen resmi etkinlikte konuşanErdoğan, doğrudan Suriye'deki gelişmelerden bahsetmezken, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık" ifadesini kullanmayı ihmal etmedi ve şöyle devam etti: "Biz ne doğru yoldan saparız ne de tahriklerle farklı yola gireriz, bugüne kadar olduğu gibi azim, sabır, kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "SDG'nin feshedilmesi, devlet otoritesinin ülke genelinde güçlendirilmesi ve farklı toplumsal kesimlerin ortak bir siyasi zeminde buluşturulması bakımından önemli bir gelişmedir" memnuniiyetini ifade etti. Abdi Danışman Olabilir Anlaşma sonrası Abdi’nin, Suriye’deki Kürt meselelerinden sorumlu Cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak atanması, Rojava Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Eş Başkanı İlham Ahmed’in ise Suriye Halk Meclisi’nde (parlamento) görev alacağı konuşuluyor. Şu ana kadar her iki atama hükümet tarafından resmen duyurulmadı. Görevlendirmelerle ilgili birkaç gün içinde kararname yayımlanması bekleniyor....

TAZİYE

TAZİYE

İktibas dergisi ve sitesi editörlerinden, merhum Ercüment Özkan ağabeyin damadı Yüksel İsmailoğlu kardeşimizin babası, Orhan İsmailoğlu dün Hakkın rahmetine kavuşmuştur....

Page 1 of 173 1 2 173

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Add New Playlist