13 Mayıs 2026 - Çarşamba
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Bilgi & Hikmet

Aydın ve Alimlerimiz Muktedirlerin Safında Olmak İçin Ahlakı Yok Sayabiliyor

Aydınlarımız, alimlerimiz vb. muktedirlerin saflarında hizalanabilmek için, hertür manevi-ahlaki değeri yok sayabilmektedir. İslam dünyası toplumlarında, iktidar sahipleri, İslami-ahlaki-kültürel, derin erezyon ve derin çürüme pahasına, mutlak çıkarlarını ve mutlak iktidarlarını sürdürebilmek için barbarca umursamazlıklar sergileyebiliyor.

Yazar: Venhar Haber
29 Mayıs 2019
Kategori: Bilgi & Hikmet, Venhar Özel
0 0
0
A. Müftüoğlu: Felç Edici Yanılsamalar
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Edilgen Belirsizlikler

 

Üretkenlik ve merak yeteneğini kaybeden toplumlar ve kültürler, her alanda taklit yolunu seçerler. Taklit yolunu seçen gelenekler-kültürler-toplumlar hiçbir şekilde kendi varlıklarını gerçekleştiremezler. Taklit yolunu seçen bir bünye, ayırt etme yeteneğini yitirir, bu nedenle de baktıklarını gereği gibi göremez. Taklit eden kültürlerde tutarlılık, özgünlük ve derinlik yoktur. Taklit’le ancak yüzeylere nüfuz edilebilir.

Günümüzde İslam toplumları, içerisinde yaşadığımız toplumda da izlenebileceği üzere, güzsüzleştirici geleneklerle kısıtlanıyor. Güçsüzleştirici gelenekler sebebiyle olayların arkasından koşuyor, gerçekliğin hep gerisinde kalıyoruz. Bu nedenle de umudu imkansız kılan edilgen belirsizliklere maruz kalıyoruz. Tekdüze alışkanlıklarımızla, hamaset ve popülizm yoluyla, toplumsal/kültürel/siyasal farkındalığa, hiçbir şekilde anlamlı bir katkıda bulunamıyoruz. Tekdüze alışkanlıklar sebebiyle, anlık-günlük yargıları aşan bir dikkate-ufka sahip olamıyoruz.

Müslüman olmak, üst düzey bir farkındalığa sahip olmayı gerektirir. İslami bilinç alanına çıktığımızda, tarihsel sorumluluklarla yükümlü olduğumuzu öğreniriz. Bu sorumluluklar, Müslümanlara devrimci bir duruş/tarz/tavır kazandırır. İslam toplumlarında, halen geçerliliğini koruyan, hikayeci bir tarih anlayışı-yaklaşımının hakimiyeti söz konusu olduğu için, bir tarih felsefesi perspektifi-bilinci oluşturulamıyor. Hikayeci tarih yaklaşımı nostaljik-romantik yanımızı tahkim ettiği için, Osmanlı tarihini, kültür ve medeniyetini daha çok duygusal ya da şovenist düzlemde algılıyor, bu tarihin ve kültürün entelektüel-felsefi alana bütünüyle yabancı olduğu için, kendi döneminde dünya çapında özgün bir düşünür/filozof yetiştiremediğini hatırlamak istemiyoruz.

Toplumlarımız, resmi dindarlıkların, resmi milliyetçiliklerin, resmi düşüncenin ve ulus-devlet kutsallarının belirlediği sınırlar içerisine kapatıldığı için, din’i hayat ruhunu ve bilincini kaybetmiştir. Ulus-devlet kutsallarından söz ederken, ulus-devletlerin sömürgeci bir icat olduğunu kaydetmek önemlidir. Dini hayat bilincini ve ruhunu kaybettiği için ikiyüzlü ahlak, menfaatperestlik, siyasal çıkar için adaletsizlik, belirleyici hale gelebilmiştir. Aydınlarımız, alimlerimiz vb. muktedirlerin saflarında hizalanabilmek için, hertür manevi-ahlaki değeri yok sayabilmektedir. İslam dünyası toplumlarında, iktidar sahipleri, İslami-ahlaki-kültürel, derin erezyon ve derin çürüme pahasına, mutlak çıkarlarını ve mutlak iktidarlarını sürdürebilmek için barbarca umursamazlıklar sergileyebiliyor.

Entelektüel bir kıtlık-çölleşme içerisinde yaşadığımız için, konformizmin-statükonun bodrumundan çıkamıyoruz. Kimi idealleri seçmek, bunlara ait olduğumuzu söylemekle, bu idealleri gerçekleştirmek/somutlaştırmak birbirinden çok farklı şeylerdir. Günümüz toplumlarında bütün idealler hunharca istismar edilebilmektedir.

Günümüz dünyasında seküler aklın aşırılıkları dehşet ve şiddet üretirken, batıni aşırılıklar da edilgen belirsizlikler üretiyor. Uygulamalı bilimlerin bütün insanlığı tehdit ettiği tuhaf bir zamanda yaşıyoruz. Edilgen belirsizlikler, toplumlarımızı ve kültürlerimizi çok ciddi bir biçimde kısıtlıyor. Kısıtlanan ve baskılanan toplumlarda partizanlar için ayrıcalıklı özgürlükler mümkün olabilirken, farklı düşünenler, kim olurlarsa olsunlar kayda alınıyor-etiketleniyor. Çıkara dayalı bağımlılıklar ahlaki cesareti yok ediyor. Ahlaki cesarete ve onura sahip olmayanlar, her tür araç’ı meşrulaştırma mücadelesi veriyor.

Geniş ufuklu bir tarihsel-siyasal perspektif için kendi zamanımızın ve kültürümüzün sınırlarını aşan bir çabaya ihtiyacımız vardır. Her alanda zihin dünyamızı baskı altında tutan modern rasyonalizmin megalomanisini zamanımızı ve bilincimizi yoğunlaştırmak suretiyle aşabiliriz. Çıkarların ve ihtirasların kölesi haline geldiğimiz için, içtenliğimizi, vakar, heybet ve haşyeti kaybettiğimiz için otoriter/sağ/popülist/muhafazakar dilin-söylemin ve konumun ötesine geçemiyoruz.

Bilgisizliğe, bilinçsizliğe ve bağımlılığa mahkum olanlar, başkalarının nesnesi olmaktan kurtulamazlar. Başkalarının nesnesi haline gelenlerin, varlıklarına anlam kazandırdıkları görülmemiş ve duyulmamıştır. Başkalarına, muktedirlerin nesnesi haline gelen bireyler, topluluklar ve kültürlerin kendilerini tanımaları mümkün olamaz. İslam dünyası toplumlarında, zihinsel yapıların tarihi hakkında bir çalışma yapılmadığı için, sorgulamayı, eleştiriyi, özeleştiriyi imkansız kılan, itaati kurumsallaştıran düşüncesizleştirici bir geleneğin nasıl bu günlere kadar etkisini sürdürebildiğini tartışma konusu yapamıyoruz. Kişisel bilincini, tercihini yapamayan bir kişinin, propaganda yoluyla herhangi bir harekete/cemaate/topluluğa katılmasının, bir büyük sürüye katılmaktan başka bir anlamı olamaz. Bilinçli ve radikal düşünme liyakatini çabasını/sorumluluğunu kaybeden toplulukların savrulmaktan başka yapabilecekleri hiçbir şey yoktur. Geçmişe tutunan romantik/nostaljik bir yaklaşım edilgenlikten kurtulamaz.

Bir medeniyet ya da kültür, bir başka medeniyet ya da kültürün, dönüştürücü etkisine maruz kalarak yabancılaştığında, başkalaştığında, özgünlüğünü ve özgürlüğünü kaybettiğinde, o medeniyet ve kültürün insanları da yabancılaşır, başkalaşır, özgünlük ve özgürlüğünü kaybederler. Böyle bir durumda hamaset-popülizm dili/söylemi/siyaseti, romantik/nostaljik dil/söylem/siyaset hçbir şey ifade etmez. Burada sözünü ettiğimiz yabancılaşma ve başkalaşma dramatik ve acımasız bir yabancılaşmadır.

Geçmişi ve geleneği mutlaklaştırmanın toplumlarımızda tarihsel gecikmelere neden olduğunu bilmek ve anlamak gerekir. Tarihi ve hayatı belirleyen unsurlar, süreklilik ve değişimi birlikte gerçekleştiren unsurlardır. Günümüzde Müslümanlar olarak, anlamlarını, içeriklerini, otoritelerini somutlaştıramadığımız ve gerçekleştiremediğimiz için, hayatiyetlerini kaybeden sözcükler ve kavramlarla birlikte, bizlerin de İslami hayatiyetimizi kaybettiğimizi hatırlamamız, buradan yola çıkarak yeni bir başlangıç yapmaya cesaret etmemiz gerekir. Yeni bir başlangıç, küresel İslami ahlakın, bilincin, sorumluluğun ve eylemin önündeki milliyetçi ve mezhepçi engellerin ortadan kaldırılmasıyla başlatılabilir.

İslâmî Analiz / Atasoy Müftüoğlu

Etiketler: Atasoy Müftüoğlu

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Gazze’nin Hamileri Nerede?
    7 Mayıs 2026
  • ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor
    5 Mayıs 2026
  • İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü
    5 Mayıs 2026
  • Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur
    24 Nisan 2026
  • Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum
    8 Nisan 2026
  • “280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”
    8 Nisan 2026
  • İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’
    8 Nisan 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Gazze’nin Hamileri Nerede?

7 Mayıs 2026
ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor

ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor

5 Mayıs 2026
İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü

İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü

5 Mayıs 2026
Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist