22 Nisan 2026 - Çarşamba
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Türkiye Siyaset

Siyasetin Dili ve Media

Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, Siyaset ve Medya'nın toplumu nasıl dönüştürdüğünden bahsederek, 'Bu Media canavarı, kavramları, kurumları, kurguları ile son derece tehlikeli bir rol üstleniyor. İnanılmaz bir şekilde toplumu sekülerleştiriyor. Rasyonalist, Determinist, Pragmatist bir toplum oluyoruz. Pragmatizmin sınırları Oportünizme dayanıyor. Bu yolun sonunda gayeye giden her yol meşrulaşıyor ve siyasi mücadele rekabetin sınırlarını aşıp çatışma zemini oluşturuyor. Mesela Gezi böyle bir olaydı. Media yangına körükle gidiyor. Sandığa odaklanmış bir kazanım için geleceği riske atıyor.' diyerek bir hakikatı dile getirip sonrasında, kendi başta olmak üzere, başkaca yazıp çizenler neden hâlâ bu batıl düzenin bekası! uğruna ilkelerinden taviz verirler ki..

Yazar: Venhar Haber
22 Şubat 2019
Kategori: Siyaset, Venhar Özel
0 0
0
Siyasetin Dili ve Media
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, Siyaset ve Medya’nın toplumu nasıl dönüştürdüğünden bahsederek, ‘Bu Media canavarı, kavramları, kurumları, kurguları ile son derece tehlikeli bir rol üstleniyor. İnanılmaz bir şekilde toplumu sekülerleştiriyor. Rasyonalist, Determinist, Pragmatist bir toplum oluyoruz. Pragmatizmin sınırları Oportünizme dayanıyor. Bu yolun sonunda gayeye giden her yol meşrulaşıyor ve siyasi mücadele rekabetin sınırlarını aşıp çatışma zemini oluşturuyor. Mesela Gezi böyle bir olaydı. Media yangına körükle gidiyor. Sandığa odaklanmış bir kazanım için geleceği riske atıyor.’ diyerek bir hakikatı dile getirip sonrasında, kendi başta olmak üzere, başkaca yazıp çizenler neden hâlâ bu batıl düzenin bekası! uğruna ilkelerinden taviz verirler ki..

Venhar

 

Aslında Media filan kalmadı. Gazete tirajları çöktü. Resmi rakamlar gerçeği yansıtmıyor. TV’lerin de ciddi bir ratingi yok. İzleyiciler kanal değil program ve konuk seçiyor ya da köşe yazılarını okuyor. Bunu da internet üzerinden gerçekleştiriyor. İnternet ise bir gayya kuyusu gibi. Ganj nehrine benziyor. Her çeşit mikrop var. Doğru şeyler de var ama hepsi bir birine karışık vaziyette. Birinin dediği ile diğerininki çelişiyor. Ya da birinin sorusuna, iddiasına, bir başkası cevap vermek gibi bir kaygısı yok. Hakaret, küfür, alay her şey var.

CHP’ye baktığınızda, herkes birbirine muhalif. Ama öte yandan herkes AK Parti’ye karşı. AK Parti’de ise herkes birbirinden daha Erdoğancı! Aralarındaki çatışma dışarıda değil, içeride. Kendi aralarında. Hepsi birden CHP’ye karşı. Media olarak AK Parti ve CHP aykırı seslere mikrofonu kapatmış vaziyette. Ötekilerin zaten güçlü bir mediası yok. Zaten partiler iki ittifaka bölünmüş vaziyette. Kamplar arası örtülü bir savaş var. Tarafların kahramanları ve hainleri var. Kimse sözü dinlemiyor ki, kimin ne dediğinin önemi olsun.

Dini söylem madem oy getiriyor, Kılıçdaroğlu da başlıyor “Haksızlıklar karşısında susanlardan olmayacağız” demeye. Ama kendi içindeki haksızları ve haksızlıkları görmüyor. Daha doğrusu görmek istemiyor. Öte yandan; herkes kendi hırsızına sahip çıkıyor. Herkes itaat istiyor. Dışarıya ne dersen de mübah, içeriye dönük en ufak bir eleştiri ihanet olarak algılanıyor. Müzakere yok. Slogan yarışı var. Farklı görüşler olmayınca düşünmeniz gereken, muhakeme etmeniz gereken bir durum da yok. O zaten öyledir ve onu da duydunuz, size düşen duyduğunuz gerçeği tekrarlamaktan ibarettir.

Herkes mevcudu muhafaza derdinde. Daha fazlasını isteyen, kazanmak için başkalarını ikna etmek isteyen kimse yok sanki. Siyaset renkliliğini kaybetti. Siyah ve beyaz var. Ya bendensin ya değil. Bu gidişat iyi değil. Aşk ve öfke aklı zail eder. Siyaset uzlaşı ile mümkündür.

Meddahlar, (şimdi “Trol” de diyorlar) onlar sempatizanlar tarafından alkışlansa da sonuçta meddah meddahtır. Bir süre sonra, söz hikmet içermiyorsa ve hayattaki karşılığı gerçekle örtüşmüyorsa, tekrar tekrar söylenince inandırıcılığını kaybeder bazan. Aynı şeyleri duymaktan bıkan insanlar, karşı taraftan birilerini dinlediklerinde, bir anda dönüş yapabilirler.. Hayata hiç bakmadıkları bir yandan bakınca, bir anda bir başka gerçekle karşılaşabilirler. Hollanda’da ve Hindistan’da İslam düşmanı iken Müslüman olanların durumunu da incelemek gerek. “Haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yok edebileceği” gibi, “hayalin kışkırttıkları beklentileri hiçbir gerçek karşılayamaz”. Ve bir gün geri teper. Kişiler, topluluklar, örgütler aşırı derecede idealize edildiklerinde, birileri girdikleri yolda körü körüne ilerleyen, görmeyen, duymayan, hissetmeyen mankurtlara dönüşebilecekleri gibi, ilk çelişkiyi gördüklerinde beklenmedik bir infaal gösterebilirler. Ya da bunlar dışarıdan kutsadıkları yapılardaki iç hesaplaşmaları fark ettiklerinde bütün hayalleri yıkılabilir.

Media’daki isimler eskiden halkın içindeydiler. Şimdi fildişi kulelerde yaşıyorlar. Ya da bunların çoğu eskiden beri birlikte oldukları kişiler değil. Profesyonel kişiler. Haklarında fazla bir bilgi de yok. Onlarla kendilerini özdeşleştiremiyorlar. Onlar da zaten hep “uygun adım” ilerleyen kişiler. O “Kanaat önderi” denilen kişiler kayboldu. STK’lar, iktidar ya da muhalefetle yakın temas, işbirliği içindeler. Hatta STK’lar siyasete sıçramak için bir tramplen tahtası gibi kullanılıyor. Cemaat dediğiniz yapılar da öyle. İşadamları zaten doğrudan siyasetin taşeronu rolünde. Ying / Yang gibiler. Yerel yönetim örneğinde bugün siyaset ve iş dünyası al gülüm – ver gülüm gidiyor. Siyasetin finansmanı büyük ölçüde bu şekilde karşılanıyor. Media da siyasetten fonlanıyor, iş dünyası da, STK’lar da.

FETÖ sadece bir örgüt değil, bir zihniyet ve bulaşıcı bir zihniyet. Bir örgütü yok ederken, yandaş örgütler, yok ettiğinizi sandığınız örgütü örnek alarak çevrenizi kuşatıyor.

Bunlar süt dişleri varken sizi gıdıklarlar. Ama köpek dişleri çıkınca ısırırlar ve mamalarını kestiğinizde saldırırlar. Arzı ihlas ettikleri makam, beslendikleri makamdır.  Hatta siyasetin beslediği enikler, gün gelir birbirlerine saldırırlar. Bunun sağı-solu yok. Bu böyledir.

Kendi dışındakileri yok sayan Media, aslında siyaseti maniple etmeye yönelik bir taşeron örgüte dönüşür zaman içinde. “Sahibinin sesi” olur. Media’nın önce Hakkın, sonra Halkın, gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olması gerekir. Hatta sempatizanın bile efradına cami, ağyarına mani bir anlayışla, şunu şu sebeble savunuyorum, şu fikre, şu işe şu sebeble karşıyım demesi gerek. Bir şeye karşı çıkıyorsanız, “La ilahe illallah” örneğinde olduğu gibi, “Hayır” diyorsanız, işin doğrusunun ne olduğunu da söylemeniz gerek.

“Akleden bir topluluk” oluşması için “tek doğru” dayatmasından vazgeçmemiz gerek. İnsanları ikna etmeden önce onları düşünmeye çağırmamız gerek. Biz de yanılabiliriz. İnsanlara “bilmediğiniz şeyin peşine düşmeyin” dememiz gerek. “Aklınızı kiraya vermeyin” dememiz gerek. “istişare ve şûra yap” dememiz gerek. “Bana güven, gerisini merak etme sen”, “dediğimi yap, günahı varsa benim boynuma” anlayışı ile bir yere varamayız.

Bu “bizden olan” anlayışı bazan gözümüze perde indirir. Biz de “kollektif nefs”dir. Hatta kendimiz bir kanaat sahibi olurken, bildiklerimizi, düşündüklerimizi başkaları ile paylaşarak tebliğ görevi de yapmalıyız. Başkalarının da hakikat arayışına yardımcı olabilmeliyiz.

Akli konularda kimi durumlarda, birileri, benim düşüncelerimin tam tersini söyleyerek, en az benim kadar doğru olabilir. Bakın göklerin hazinesinin anahtarı kimsenin elinde değil. Peygamberlerin bile değil. Din ve devlet büyüklerini İlah ve Rabmiş gibi, her şeye güçleri yetermiş gibi görmeyelim. İnsanları Hakka ve hayra çağıralım.

Benzeşikleri ekrana çıkartıp, “ahbab çavuşlar” kendi aralarında top çevirerek insanları hakikate yönlendiremezsiniz. Bu kişiler “politik figüranlar”a dönüşür. İtibar kaybederler. Sözleri etkisizleşir. Bir süre sonra bunların iddialarının aksine başka gerçekler ortaya çıkınca hem kendileri, hem savundukları kişi ve çevreler ciddi bir itibar kaybına uğrarlar. Vaad ettikleri şeyler gerçekleşmeyince savunanlar önce savunamaz olurlar, sonra karşı tarafa geçerler.. Uçlar arasındaki mesafe sanıldığı kadar uzak değildir. Öbür tarafta buluşurlar. Bu Media canavarı, kavramları, kurumları, kurguları ile son derece tehlikeli bir rol üstleniyor. İnanılmaz bir şekilde toplumu sekülerleştiriyor. Rasyonalist, Determinist, Pragmatist bir toplum oluyoruz. Pragmatizmin sınırları Oportünizme dayanıyor. Bu yolun sonunda gayeye giden her yol meşrulaşıyor ve siyasi mücadele rekabetin sınırlarını aşıp çatışma zemini oluşturuyor. Mesela Gezi böyle bir olaydı.

Media yangına körükle gidiyor. Sandığa odaklanmış bir kazanım için geleceği riske atıyor. İşin güzel söz ve hikmet boyutunu kaybetmeyelim. Hakikatten ayrılmayalım. Hani “gavli leyyin” diye bir şey vardı. Öfkemiz aklımızı zail etmesin. Taif’e giden Peygamber gibi olalım. Firavuna giden Musa gibi.

Selâm ve dua ile..

Etiketler: Abdurrahman Dilipak

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Amerika ve İsrail Dost, İran Düşman Öyle mi?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum
    8 Nisan 2026
  • “280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”
    8 Nisan 2026
  • İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’
    8 Nisan 2026
  • İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?
    8 Nisan 2026
  • Hürmüz Boğazı Krizi 9 Emtiayı Daha Etkiliyor
    3 Nisan 2026
  • Savaşın Birinci Ayında Kim Hedefine Daha Yakın?
    31 Mart 2026
  • ABDli Yetkili: İran’ın Misilleme Kapasitesi Beklentilerin Üstünde…
    31 Mart 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

8 Nisan 2026
“280 milyar dolara malolan  ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

“280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

8 Nisan 2026
İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’

İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’

8 Nisan 2026
İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?

İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?

8 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist