3 Mayıs 2026 - Pazar
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Alıntılar Alıntı Makale

Hakikati Sevmek

Bilmek gerekir ki taklit ile kölelik arasında çok yakın bir ilişki vardır. Herhangi bir insan, toplum ya da kültür kimi taklit ediyorsa onun kölesi olur. Köleleştirilmiş bir zihin dünyasıyla, köleleştirilmiş bir kültürle entelektüel tarihe katkıda bulunulamaz, nitekim bulunulamıyor. Her tür köleleştirilmeye isyan ve itiraz, ancak büyük mücadelelerle, büyük mücadeleler için bedel ödemeyi göze almakla başlatılabilir. Köleleştirici koşullara uyum sağladığımız andan itibaren, eleştirel dikkat, sorumluluk ve farkındalığı kaybederiz.

Yazar: Venhar Haber
9 Haziran 2019
Kategori: Alıntı Makale
0 0
0
Atasoy Müftüoğlu: Gerçekleri Zamanında Söylemek
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Herhangi bir medeniyet tarihten çekildiğinde, ilgili medeniyetin himayesi altında bulunan halklar/kültürler büyük bir boşluk, belirsizlik içerisine girerek, yönlerini kaybeder, bir o yana, bir bu yana savrulmaya başlarlar. Sözünü ettiğimiz boşluk, yön kaybı ve savrulma sebebiyle ilgili halklar ya hakim medeniyete öykünür, eklemlenir, ya da tarihten çekilen medeniyete yönelik ağır bir nostalji duygusu içerisine girerler. Her iki durumda da ilgili toplumlar, kendi değerleri doğrultusunda bağımsız üretkenlik ve örgütlenme yeteneğini kaybederler. Yıkılan bir medeniyete yönelik romantik yoğunluklar sebebiyle, geçmişi tekrar ve taklit eden toplumlar/kültürlerle, hakim medeniyetin değerlerini ve yapılarını taklit ve tekrar eden zihniyet birbirinden farklı değildir. Günümüzde, İslam dünyası toplumları ve kültürleri, geleneği/geçmişi, Batıyı ya da moderniteyi aşmayı başaramıyor. Hangi yönde olursa olsun, her öykünme/taklit ilgili toplumları dumura uğratıyor.

Bilmek gerekir ki taklit ile kölelik arasında çok yakın bir ilişki vardır. Herhangi bir insan, toplum ya da kültür kimi taklit ediyorsa onun kölesi olur. Köleleştirilmiş bir zihin dünyasıyla, köleleştirilmiş bir kültürle entelektüel tarihe katkıda bulunulamaz, nitekim bulunulamıyor. Her tür köleleştirilmeye isyan ve itiraz, ancak büyük mücadelelerle, büyük mücadeleler için bedel ödemeyi göze almakla başlatılabilir. Köleleştirici koşullara uyum sağladığımız andan itibaren, eleştirel dikkat, sorumluluk ve farkındalığı kaybederiz. Bugün de içerisinde yaşamakta olduğumuz gibi entelektüel özgürlüğümüzü kaybederiz. Koşullara uyum sağlayan bir bünye hiçbir zaman gerçeği söyleyemez. Gerçeği gizlemek yetersizlikle, cesaretsizlikle ilgili olduğu kadar kişiliksizlikle de ilgilidir. Koşullara uyum sağlama, koşullarla bütünleşme süreçleri, kişisizlikleştirme süreçleridir.

İslam dünyası toplumlarında, Türkiye’de de yaşandığı üzere, kitleler, hamaset dili/söylemi/siyaseti aracılığıyla devletin mülkü haline getirilerek, istenilen doğrultuda daha kolay yönlendiriliyor, kontrol edilebiliyor. Hamasetin ve popülizmin hakim olduğu toplumlarda devletin doğruları tayin edici olduğu için, gerçeği söylemek tehlikeli sonuçlar doğurabiliyor. İslam toplumlarında, devletin doğruları adına İslam ısrarla araçsallaştırılabiliyor. İslam karşıtı olmak anlaşılabilir bir zihniyetin yansımasıdır. Ancak, İslamın şu ya da bu yönde sistematik istismarı çok aşağılık bir zihniyete işaret eder.

İslami varoluş ve hayat gerçeğe tanıklık ederek yaşadığımızda anlam kazanır. Yalana tanıklık ederek yaşamak, yaşamak değildir. Bu nedenle de Müslümanlar olarak bizlerin, sık sık aklımızın, bilincimizin, kalbimizin ve duruşumuzun doğru yerde olup olmadığını sorgulamamız gerekir. Adaletsizliğin kurumsallaştığı bir toplumda, gerçeğe tanıklık etmenin hayati bir önemi olduğunu kaydetmek gerekir. Gerçeğin peşinde koşmak insana onur kazandırırken, propagandanın peşinde sürüklenmek insanı şeyleştirir. Allah’ın (c.c.) ayetleri olan insanlar, her yerde, her durumda niteliği, adaleti, bilgeliği temsil etmek, gözetmek zorundadır. Gerçeğe inanmakla, propagandaya inanmak birbirinden çok farklı şeylerdir.

İslam, evrensellik idraki ile başladığı için, ulus-devlet sınırları içerisine hapsedilemez. Günümüzde İslami evrensellik idrakinin yerini, dayatılan gerçekliğin iradesi almıştır. Bu nedenledir ki muhafazakarlık, gelenekçilik, görenekçilik, maneviyatçılık, yerli’lik, milli’lik İslamın yerine ikame edilmekte, İslam, modern-liberal-seküler bakış açılarıyla yargılanabilmektedir.

Türkiye’de seküler-sol kesimler, muhafazakar/milliyetçili/sağcı/gelenekçi/görenekçi unsurları “siyasal İslam” yaftasıyla etiketlerken ya büyük bir entelektüel dikkatsizlik/zaaf ya da çok açık bir kötü niyet sergiliyor. “Siyasal İslam” yaftası sömürgeci bir icat’tır. Ancak aziz İslam’ın evrensel bir siyasal bilinç, sorumluluk ve tavır içeridğini de bilmek gerekir. İslam, hiçbir şekilde, yalnızca bir boyuta hapsedilemez. İslami bütünlük şizofrenik bir parçalanmaya maruz kaldığı için, maalsef her parça, İslami bütün adına sorumsuzca konuşabiliyor. Günümüzde İslam toplumlarında fakihler var, fakihlerin otoritesi var, ancak düşünürler, filizoflar, entelektüeller ve onların otoriteleri yok.

Hangi toplumda ve kültürde olursa olsun devrimci bir değişim, dönüşüm ve inşa hakikati sevmekle, hakikati söylemekle, hakikatin ifadesi olmakla, hakikati temsil ve tecrübe etmek üzere sorumluluk almakla başlar. Yalanların belirleyici olduğu bir tarih döneminde, en büyük önceliğimiz hakikati her şeyden üstün tutmak olmalıdır. Siyasal bakış açılarına ya da siyasal çıkarlara göre hakikatin çarpıtılması, mazur görülebilir bir durum değildir. İdeolojik üstünlük, partizan üstünlük adına kimi duygusallıklar, bencillikler adına olguların çarpıtılabildiği bir toplum, hakikate yabancılaşmış bir toplumdur.

Günümüz dünyasında ulus-devlet kutsalları ortak İslami bilnci-ufku-dayanışmayı imkansız kılıyor. Bir yurttaş olmakla, evrensel idrak sahibi bir Müslüman olmanın anlamını birbirine karıştırmamak gerekir. Her Müslümanın her durumda entelektüel keşifler yapabilmesi, hayati önemi olan bir konudur. Tek akla kapanan bir zihin entelektüel keşifler yapamaz. Evrensel idrak, adalet ve hakkaniyet şiarlarını her zaman yükseltebilecek erdemli kadrolar ister. Politik propaganda kilişeleriyle, hamasetle, değersizlik ve bayağılık üreten trollerle, sosyal-medya engizisyonculularıyla niteliksel anlamda hiçbir mücadele verilemez. İtaat ve taklit’i kutsayan bir bünye, akla, bilgi’ye ve bilgeliğe ihtiyaç duymaz. Günümüz toplumları, üretken entelektüel zihinlerden yoksun oldukları için, hayatlarını propaganda klişeleriyle sürdüren genç kuşaklar ya ahlaksız bir iman’ı ya da imansız bir ahlakı seçebiliyor.

Özellikle İslam dünyası toplumlarında halklar, kendilerine bir şekilde dokunulmazlık kazandırdıkları, bu nedenle de her tür eleştiri ve sorgulamadan muaf tuttukları din’i ya da politik liderler yalan söylediklerinde de onlara inanmaya devam edebiliyor. Hamaset ve propaganda dilinin etkili ya da belirleyici olduğu toplumlarda hakikatin sonuna gelinmiş demektir. Hakikatin sonuna gelindiği için, günümüzde herhangi bir konuda, somut bir kanıt olsun ya da olmasın, kitlelerin yoğun-duygusal propaganda yoluyla ilgili konuya inandırılmaları sağlanabiliyor.

Atasoy Müftüoğlu

Etiketler: Atasoy Müftüoğlu

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur
    24 Nisan 2026
  • Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum
    8 Nisan 2026
  • “280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”
    8 Nisan 2026
  • İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’
    8 Nisan 2026
  • İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?
    8 Nisan 2026
  • Hürmüz Boğazı Krizi 9 Emtiayı Daha Etkiliyor
    3 Nisan 2026
  • Savaşın Birinci Ayında Kim Hedefine Daha Yakın?
    31 Mart 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026
Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

24 Nisan 2026
Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

8 Nisan 2026
“280 milyar dolara malolan  ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

“280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

8 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist