2 Mayıs 2026 - Cumartesi
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya Amerika

Savaşın Birinci Ayında Kim Hedefine Daha Yakın?

ABD ve İsrail rejimlerinin 28 Şubat’ta İran’a dayattıkları savaş birinci ayını geride bıraktı. Geçen bir aylık sürede askeri sahadaki gelişmeler ve ateşkes şartları, hangi tarafın hedeflerine daha yakın olduğuna ilişkin ipuçları sunuyor.

Yazar: Venhar Haber
31 Mart 2026
Kategori: Amerika, İran, Venhar Özel
0 0
0
Savaşın Birinci Ayında Kim Hedefine Daha Yakın?
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

İran, ateşkes için şu şartları ileri sürüyor:
1. Askeri saldırıların ve terör eylemlerinin durdurulması,
2. Savaşın yeniden İran’a dayatılmasını önleyecek somut güvence mekanizmalarının kurulması,
3. Savaş tazminatı: Savaşta uğranılan zararların garantili ve açıkça tanımlanmış şekilde ödenmesi,
4. Tüm cephelerde ateşkes: Savaşın tüm cephelerde ve bölgedeki tüm direniş gruplarını kapsayacak şekilde sona erdirilmesi
5. Hürmüz’deki egemenliğinin tanınması: İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde egemenlik hakkının uluslararası düzeyde tanınması ve garantiler.
Amerikan rejimi, ateşkes konusunda henüz bağımsız bir perspektif ortaya koyabilmiş değil, bu konudaki yaklaşımı İsrail belirliyor.
İsrail rejiminin karar süreçlerine doğrudan yön veren düşünce kuruluşlarından İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS), “Principles for an Israeli Strategy to Address the Iranian Nuclear Threat at the End of the War”başlıklı bir rapor yayımladı.
Raporda, İran’ın uranyum zenginleştirme altyapısının ve ilgili teknolojik yeteneklerinin “tamamen ortadan kaldırılması” gerektiği savunuluyor.
Rapor, savaşın İran’ın caydırıcılık kapasitesini zayıflattığı iddiasından hareketle, İsrail’in diplomatik ve askerî yollarla “nükleer statükonun geri döndürülemez biçimde değiştirilmesi” hedefini dayatması gerektiğini vurguluyor.
INSS’ye göre İsrail rejimi, ateşkes için İran’ın yeraltı nükleer tesislerinin sökülmesini, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılmasını ve gelişmiş santrifüjlerin tamamen yasaklanmasını ön şart olarak belirlemelidir.
İran’la ABD arasında daha önce yapılan nükleer anlaşmanın artık geçersiz olduğuna ve İran’ın müzakereler sırasında ABD ve İsrail rejimlerinin saldırısına uğradığına dikkat çeken INSS, İran’ın müzakere süreçlerinde “yanıltıldığı” algısının diplomatik güveni ortadan kaldırdığını kabul ediyor.
İran’ın nükleer teknoloji bilgi birikiminin düşük zenginleştirme seviyelerinden bile hızlı bir şekilde silah üretimine olanak tanıyacağına dikkat çekilen raporda, “denetim altında sınırlı zenginleştirme” modelinin terk edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Yani İsrail artık İran’ın NPT anlaşması çerçevesinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetiminde nükleer programını sınırlı düzeyde bile sürdürmesini kabul etmiyor.

Hayal ürünü talepler ve diplomatik çıkmaz
Raporun önerdiği çerçeve, savaş öncesinde ABD ve İsrail’in Tahran’a yönelik talepleriyle aynı.
Hatırlanacağı üzere savaş öncesi yürütülen dolaylı müzakerelerde ABD ve İsrail tarafı, yalnızca nükleer faaliyetlerin sınırlandırılmasını değil, aynı zamanda İran’ın balistik füze kapasitesinin menzil bakımından daraltılmasını ve Devrim Muhafızları’nın tasfiyesini içeren kapsamlı talepler ileri sürüyordu.
Bu taleplerin, devlet egemenliği ve savunma doktrini bağlamında İran tarafından kabul edilmemesi üzerine 28 Şubat’ta İran’a karşı bir savaş başlatıldı.
INSS, savaşın hemen öncesinde yayımladığı raporlarda İran’da rejimin çok kırılgan olduğunu ve savaş durumunda Hürmüz Boğazı’nı kapatamayacağını iddia ediyordu.
Bugün yayımlanan yeni raporda ise İran’ın nükleer kapasitesinin “fiziksel olarak ortadan kaldırılması” için diplomatik ve askerî yolların sonuna kadar zorlanması gerektiği savunuluyor.

Saha gerçekliği ve stratejik denge
Peki ABD ve İsrail rejiminin savaş hedefleri ile INSS’nin öngörüleri saha gerçekliğiyle ne kadar uyumlu?
Şu ana kadar gelişen saha gerçekliği, İran’ın savaşta zayıflayan ve ateşkes için geri adım atmaya hazır olan değil, stratejik kazanımlar elde eden taraf olduğunu ortaya koyuyor.
Amerika-İsrail tarafı aslında savaşın henüz 2. günündeyken ateşkes istemeye başladı.
Amerika’nın ”İran’ın, Umman aracılığıyla Washington ile temas kurulduğunu” iddia etmesi üzerine, İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani, “ABD ile müzakere etmeyeceğiz.” demişti.

1. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve küresel enerjide belirleyicilik
İran, küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı daha savaşın ilk haftasında tamamen kontrol altına aldı.
Bu, yalnızca askerî bir başarı değildi; zira bu adım ile İran aynı zamanda küresel ekonomi üzerinde stratejik bir baskı aracı haline geldi.
Sadece petrol değil, doğal gaz arzı da ciddi şekilde kesintiye uğradı. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) gelen LNG arzı, 1 Mart’tan bu yana günde 300 milyon metreküpten fazla düşüş yaşadı. Bu durum, İran’ın enerji piyasalarını bir siyasi silah olarak kullanma kapasitesini gözler önüne seriyor.

2. Asimetrik savaş stratejisi ve ekonomik yıpratma
İran, savaşı geleneksel bir askerî çatışmanın ötesine taşıyarak ekonomik yıpratma stratejisi izliyor. Düşük maliyetli kamikaze İHA’ları ve füzelerle, Körfez ülkelerindeki enerji tesislerini, veri merkezlerini ve kritik sivil altyapıyı vuruyor.
Maliyet orantısızlığı, bu stratejinin en dikkat çekici boyutunu oluşturuyor:
İran’ın bir Şahid İHA’sının maliyeti: Yaklaşık 20 bin dolar. Buna karşı kullanılan Patriot PAC-3 MSE hava savunma füzesinin maliyeti ise 3,85 ila 5,2 milyon dolar.
İran’ın 80 bin Şahid stokuna sahip olduğu iddiası dikkate alındığında, bu saldırıları yalnızca Patriot füzeleriyle savunmanın maliyeti 240 ila 400 milyar dolar arasında hesaplanıyor.
ABD’nin yıllık Patriot üretim kapasitesinin yaklaşık 650 adet olduğu belirtiliyor. Bu durumda Amerikan rejiminin bu stokun tamamını karşılaması için 123 yıl gerekiyor.
Bu veriler, İran’ın savunma sanayileri üzerinde yarattığı sürdürülemez mali yükü açıkça gösteriyor.
Yani ABD ve İsrail’in yıldırım harekatıyla zafere, İran’ın ise zafer için yıpratma savaşına ihtiyacı var. İsrail ve ABD yüz metre koşusu temposuyla savaşı başlatmış olsa da İran bunu bir maratona çevirdi ve hangi tarafın nefesi erken tükenirse o yenilmiş olacak.

3. Saldırıların başarı oranı
ABD ve İsrail rejimi İran’ın füze ve İHA stoklarının üçte birini imha ettiğini iddia ediyor. Buna karşın İran saldırılarının isabet oranı savaş ilerledikçe artıyor. Açık kaynak verileri, İran’ın vuruş başarısının 10 Mart’tan bu yana iki katından fazla arttığını gösteriyor.
Bu durum, İran’ın taktik değiştirerek daha az sayıda ancak daha etkili saldırılar düzenlemeye geçtiğini gösteriyor.
Uzmanlar, İran’ın hâlâ binlerce balistik füze ve on binlerce İHA rezervine sahip olduğunu, bunların yer altı fabrikalarında üretiminin sürdüğü ve yer altı “füze şehirlerine” erişimini koruduğunu belirtiyor.

4. ABD’nin bölgesel askeri altyapısı tahrip oldu
Savaşın ikinci ve üçüncü haftasında, İran’ın saldırıları ABD’nin bölgedeki askerî altyapısında ciddi tahribata yol açtı.
28 Mart’ta Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’ne düzenlenen saldırıda 12 Amerikan askeri yaralandı. ABD-İsrail rejimleri sıkı sansür politikası ile kayıplarını gizlese de savaşın başlangıcından bu yana yaralanan ABD askerlerinin sayısının 300’ü aştığı itiraf edildi.
Ayrıca, İran’ın saldırıları yalnızca askerî hedeflerle sınırlı kalmadı. ABD’nin tüm dünyada 8 tane olan THAAD hava savunmasının 4’ü İran tarafından imha edildi. Amerikan rejimi, Güney Kore’deki THAAD bataryalarını bölgeye taşıma kararı aldı. Amerika’nın bölgedeki askeri altyapısının tahrip olması, İsrail savunmasını da büyük ölçüde zayıflatıyor.

5. İsrail’in iç güvenlik algısının çöküşü
INSS’nin öngörülerinin aksine, İran’da değil, İsrail iç cephesindeki sivil halk üzerinde ciddi bir güvenlik travması yaşanıyor.
İran’ın balistik füzeleri, İsrail’in gelişmiş hava savunma sistemlerini aşabiliyor. İsrail’in en korunan tesislerinden biri olan Dimona Nükleer Araştırma Merkezi’ne yakın hedefler vuruldu onlarca kişi öldü veya yaralandı.
Rejim sansür gereği duyurmasa da İran’ın füze saldırıları sebebiyle kayıpları giderek artıyor ve kendi toplumu da bunu biliyor.
İran’ın ayrıca küme savaş başlıkları kullanarak nüfus merkezlerini hedef alması, İsrail’in hava savunmasında yeni zafiyetler oluşturdu.
Bu tür füzelerin atmosfer dışında imha edilmesi için kullanılan Arrow 3 füzeleri ise hem pahalı hem de sınırlı sayıda.

6. ABD ve İsrail’in ve bölgesel yalnızlığı
ABD ve İsrail’in savaş hedeflerinin aksine, uluslararası alanda beklenen koalisyon oluşamadı. İspanya, Şili, Rusya, Çin, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır gibi ülkeler savaşa ilişkin kaygılarını dile getirdi. ABD’nin askerî harekâtına destek vermedi. ABD ve İsrail rejiminin müttefiki olan Batılı rejimler ise İran’ın ateş gücünden çekindikleri için ABD rejiminin tüm ısrarına rağmen savaşa dahil olmadı.
Özellikle 3 Mart’ta Minab’da bir okulun vurulması sonucu 170’ten fazla kız çocuğunun katledilmesi, ABD rejiminin savaş ahlakının ciddi şekilde sorgulanmasına neden oldu. Pentagon, çok daha ileri bir adım atarak sivil zararını önleme ofisinin bütçesini %90 oranında kesti, böylece bu tür trajedileri önleme niyetinde olmadığını açıkça gösterdi.
Bu veriler ışığında, INSS raporunun temel aldığı “İran’ın caydırıcılığının çöktüğü” varsayımının saha gerçekliğiyle uyuşmadığı; aksine İran’ın Hürmüz kontrolü, ekonomik yıpratma stratejisi, füze-İHA savaşındaki maliyet avantajı ve bölgesel altyapıya verdiği zararlarla savaşın gidişatını belirleyen asli taraf olduğu açıkça görülüyor.
Bu tablo, INSS’nin savaş öncesindeki “İran Hürmüz’ü kapatamaz” öngörüsünün tam aksine bir stratejik üstünlük resmi çizerken, raporda öne sürülen “nükleer programın tamamen ortadan kaldırılması” hedefinin uygulanabilirliğine dair de ciddi soru işaretleri doğuruyor.

Sonuç: Hayal ürünü hedefler ile saha gerçekliği arasındaki açı
INSS raporu, İsrail rejiminin savaş sonrası dönemde nükleer dosyada geri dönüşü olmayan bir kazanım elde etme hedefini yansıtıyor.
İran’ın yeraltı tesislerinin sökülmesi, zenginleştirilmiş malzemenin yurt dışına çıkarılması ve sınırsız denetim mekanizması gibi talepler, İran’ın savunma doktrininin temel unsurlarını hedef alan gerçeklikten uzak bir çerçeve sunuyor.
Ancak savaşın başından bu yana oluşan saha gerçekliği, İran’ın askerî ve stratejik kapasitesinin INSS’nin savaş öncesi öngördüğü gibi kırılgan olmadığını gösterdi.
İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hâkimiyeti, ABD’nin bölgedeki askerî altyapısını kaybetmesi ve İsrail’e yönelik koruma şemsiyesinin zayıflaması, İsrail tarafının müzakere masasında elini güçlendirecek bir saha gerçekliğinden ziyade, ABD ve İsrail rejiminin hayal ürünü hedeflerin gerçekleşmesini engelleyen yeni bir stratejik dengenin ortaya çıktığını işaret ediyor.
Bu şartlar altında INSS’nin “nükleer programın fiziksel olarak ortadan kaldırılması” ön şartı, ateşkes sürecini mümkün kılmaktan çok çıkmaza sürükleyecek bir kriter olarak gözüküyor.

 

Alptekin Dursunoğlu
31 Mart 2026 – ydh.com.tr

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur
    24 Nisan 2026
  • Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum
    8 Nisan 2026
  • “280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”
    8 Nisan 2026
  • İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’
    8 Nisan 2026
  • İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?
    8 Nisan 2026
  • Hürmüz Boğazı Krizi 9 Emtiayı Daha Etkiliyor
    3 Nisan 2026
  • ABDli Yetkili: İran’ın Misilleme Kapasitesi Beklentilerin Üstünde…
    31 Mart 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026
Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

24 Nisan 2026
Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

8 Nisan 2026
“280 milyar dolara malolan  ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

“280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

8 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist