17 Nisan 2026 - Cuma
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Türkiye Siyaset

Vasıf ve İşlevleri mi, İsimleri mi Tartışacağız?

Diyanet İşleri Başkanlığı ve İlahiyat Fakülteleri, İslam’ın yanlış bilinen, yanlış veya eksik yaşanan temel prensiplerini topluma anlatma ve örnekleme hususunda daha atak, daha cesur ve daha dakik olmalıdır. Üstelik bu görev sadece klasik hurafe, bid’at, israiliyat gibi alanlarla sınırlı olmayıp modern-seküler Kemalist veya liberal, sol-sosyalist veya pragmatist yaklaşımlara karşı da aynı hassasiyet gösterilmelidir.

Yazar: Venhar Haber
7 Haziran 2019
Kategori: Siyaset
0 0
0
Vasıf ve İşlevleri mi, İsimleri mi Tartışacağız?
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Eşyayı, olayları, geçmişi veya geleceği isimlendirme meselesi hayata bakış açımıza dair önemli bir pozisyon alıştır. İsimlendirme ve kavramsallaştırma hem durduğumuz yeri imler hem de hayatın hangi yönde akması için irade gösterdiğimizi aşikâr kılar. İsim ve kavramlar üzerinde sürüp gidiyor gibi gözüken mücadele çoğu zaman inançtan, ideolojiden, iktisadi ve siyasi mücadeleden bağımsız değildir.

Siyasal mücadelenin bir boyutu da doğal olarak isimler, kavramlar ve semboller alanında sürmektedir. Bu mücadelede insan fıtratına, toplumun örfüne, adalet duygusuna azami düzeyde ihtimam göstermek gerekiyor. Yoksa batıl ideolojilere eklemlenme, özgün duruşu ve ümit veren idealleri kaybetmeye doğru savrulma riski artar. Devlet sınıflarının toplumu Kemalist ideoloji etrafında terbiye etme zorbalıkları dolayısıyla Türkiye yıllarca bu savrulmayı, yıpranmayı yaşadı. Bu savrulma ve yıpranma nihayete erdi, eriyor, inşallah nihayete erecek filan derken hiç olmadık yerlerden arıza sinyalleri geliyor ne yazık ki.

Resmi Dil ve Resmi İdeoloji Putu

Dersim, Norşin, Potomya, Pontus, Tillo derken Bitlis’ten gelen tuhaf ve tutarsız icraatlarla karşılaşıp, rahmet iklimi gölgeleniyor maalesef. Bu tuhaf ve tutarsız hikayenin özeti şöyle: Bitlis Belediye binasının üzerinde Türkçe ve Kürtçe ibarelerden Kürtçe olanı indirildi. Nedenini yeni seçilen Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, “resmi dil Türkçedir, herkes biliyor” cümlesiyle izah etmiş. Başkan Tanğlay “büyütülecek bir konu değil, Yunanca yazmadık” diye de ilave etmiş. Kürtçe tabelayı indirme gerekçesi üzerine verilen beyanlar uzadıkça doğal olarak saçmalama düzeyi de hızla level atlıyor. 

Nasıl bir alaka kurduysa Başkan Tanğlay, belediye binasına Türkçe’nin yanı sıra Kürtçe de yazan bir önceki dönemin DBP’li yönetimini şu cümlelerle hedef almış: “Onlar bizim kadar Kürt olamaz, bizim kadar Kürdü de savunamaz bizim kadar burada Kürtlere de hizmet edemez.” Kürtlük ölçümü ve yarışı ihdas olundu da bizler mi duymadık acaba? Temel hak ve özgürlüklere dair şunca senedir süren tartışmalar bağlamında Kürt halkı Kürtçeyi nerede, nasıl ve ne kadar kullanabilir tartışmasının muhafazakar-demokrat bir yerel yönetici eliyle sürüklendiği şu bataklığa bakar mısınız? Resmi dile sadakati beyan ederken Yunancaya gönderme yapmalar filan derken ani manevra kabiliyetinin ne düzeyde olduğu gösteren tam aksi istikamette hareketlerle karşılaşma olasılığı her zaman yüksek olabiliyor elbette. 

Kürtçe tabelayı indirdikten sonra Bitlis Belediyesi başka bir kararını kamuoyuyla paylaştı. Bitlis’in girişlerinde Türkçe, Kürtçe ve Arapça “Bitlis’e Hoşgeldiniz” yazılı tabelaları da kaldıran Belediye bu kez yine aynı üç dille “Said Nursi’nin şehri Bitlis’e Hoşgeldiniz” tabelası konulacağını açıkladı. İyi güzel de neden kamuoyundan yoğun tepkiler geldikten sonra yapılıyor bu işler. İnsana, topluma, tarihe dair hiç mi hesap kitap bilen adam yok orada? Birkaç gün içinde sadece hukuku, tarihi ve toplumu değil kendini dahi tekzip eden bu siyasal şaşkınlık, bu idari yoksunluk dua edelim de benzer skandallara kapı aralayıp milletin sinir sistemini tahribe yönelmesinler.

İsmi Değiştiren Hakikati de Değiştirebilir mi?

Mecelle’de yer alan kaidelerden biri de “tebeddül-i esma ile hakaik tebeddül etmez” kaidesidir.  Yani isimlerin değişmesiyle gerçek değişmez. Osmanlı saltanatı yıkıldı ve yerine hakimiyet-i milliye ilkesinden hareketle cumhuriyet kuruldu. Evet, devletin adı cumhuriyet idi ancak niteliği ve işlevi Tek Parti ve Tek Adam’a dayalı despotik bir işleyişti. Cumhuriyet aydınlanma ve ilerleme adına birtakım isim ve sembollere savaş açarken birtakım sembol ve isimleri zorbaca yöntemler kullanarak tahkim etmeye yöneldi. İsim değişti ancak hakikat değişmedi.  

27 Mayıs 1960’ta ihtilal yapıp, Başbakan Menderes, Dışişleri Bakanı Zorlu ve Maliye Bakanı Polatkan’ı asarak idam eden Kemalist Cunta, paydaşları Anayasa Hukuku hocalarıyla yeni bir anayasa ihdas ettiler. Özgürlükçü anayasanın temel vurgusu “laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” üzerine odaklanmıştı. Darbeci askerler ve işbirlikçisi anayasa hocaları, laikliği demokrasi ve sosyal vasıflarla mücehhez bir hukuk devletinin en baskın karakteri olarak güya süsleyip püsleyerek pazara sürdüler. Sonuç; cumhuriyeti koruma ve kollama vazifesi halka değil tedirgin genç subaylardan müteşekkil TSK’ya aitti yine. İşte bu laik, demokratik, sosyal hukuk devleti öğretisi 1961 ve 1962’de Talat Aydemir’in başını çektiği iki darbe girişimi atlattı. 9 Mart ve 12 Mart adında iki ayrı cunta 1971’de darbeye soyundu. 12 Eylül ve 28 Şubat’ı 27 Nisan e-muhtırası takip etti. 15 Temmuz Yurtta Sulh için halkı bombardıman etti… vs.

Çocuklarımıza güzel isimler vermek bir sorumluluk elbette. Peki, Alim isminde cahilerin, Cömert isminde cimrilerin, Salih isminde fasıkların, Zeki isminde ahmakların aramızda ıslık çalarak gezip dolaştıkları gerçeğini görmezden mi geleceğiz? Çağdaşlaşma adına toplumu seküler ve sömürgeci Batı toplumlarının mukallidi kılmaya yönelik Kemalist siyaseti makul ve meşru mu göreceğiz? Aydınlanma ve ilerleme felsefesini modern bir puta dönüştüren, zorbalık ve cehaleti gizleyen çirkin bir maske olarak iş gören seküler despotizmin halkı nasıl da derin ve kronik bir yoksulluğa, yoksunluğa mahkum ettiğini gayet iyi biliyoruz elbette.

Şeker Bayramı değil Ramazan/Fıtır Bayramı (Iyd-ul Fıtır) olduğuna yönelik düzeltmeler önemlidir ve yerindedir. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı ve İlahiyat Fakülteleri, İslam’ın yanlış bilinen, yanlış veya eksik yaşanan temel prensiplerini topluma anlatma ve örnekleme hususunda daha atak, daha cesur ve daha dakik olmalıdır. Üstelik bu görev sadece klasik hurafe, bid’at, israiliyat gibi alanlarla sınırlı olmayıp modern-seküler Kemalist veya liberal, sol-sosyalist veya pragmatist yaklaşımlara karşı da aynı hassasiyet gösterilmelidir. Mesela türbe ziyaretine ilişkin tebliğler sadece Evliya Türbeleri’nden ibaret olmamalı, Türkiye’nin en büyük, üstelik resmi ve mecburi istikameti olarak teamülleri oluşturulan Anıtkabir ziyaretleri için de temel kaideler ve çerçeveler eksiksiz olarak, örnekler üzerinden hatırlatılmalıdır. İsimlerden önce vasıf ve işlevlere yoğunlaşarak mevcut problemleri aşabiliriz çünkü.

Akit / Kenan Alpay

Etiketler: Kenan Alpay

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Amerika ve İsrail Dost, İran Düşman Öyle mi?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum
    8 Nisan 2026
  • “280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”
    8 Nisan 2026
  • İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’
    8 Nisan 2026
  • İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?
    8 Nisan 2026
  • Hürmüz Boğazı Krizi 9 Emtiayı Daha Etkiliyor
    3 Nisan 2026
  • Savaşın Birinci Ayında Kim Hedefine Daha Yakın?
    31 Mart 2026
  • ABDli Yetkili: İran’ın Misilleme Kapasitesi Beklentilerin Üstünde…
    31 Mart 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

8 Nisan 2026
“280 milyar dolara malolan  ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

“280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

8 Nisan 2026
İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’

İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’

8 Nisan 2026
İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?

İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?

8 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist