31 Ocak 2026 - Cumartesi
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Alıntılar Alıntı Makale

Terör ve Duygu Dünyâmız…

Terör eylemlerinin evvelinde ve akabinde yaşanan süreçlerin, en az terör eylemi kadar düşündürücü olduğuna kâni olduğumu peşinen ifâde etmeliyim. Son eylemin bu açıdan ‘bir ilk’e imzâ ettiğini düşünüyorum. Terörist eylemini yapmakla kalmadı; kaskındaki kamera mârifetiyle bunu anı anına, en ince ayrıntılarıyla “sosyal medya”dan naklen yayınladı. Birileri de bunu hızla dolaşıma soktu. Medya otoriteleri, bu görüntüleri yasaklayıncaya kadar olan oldu ve bu görüntüler başka ağlar üzerinden büyük bir çoğunluğun mobil telefonlarına veyâ bilgisayarlarına düştü. Bunu çok sorunlu bulduğumu söylemeliyim. Bu kanlı eylemden haberdâr olup, görüntüleri “sonuna kadar” izleyenler; her ne kadar sonunda “Aman Allah’ım”, “Bu ne vahşet böyle?” nidâlarıyla konuşsalar da bu vahşetin “seyircisi” konumuna düşerek eylemcinin gâyesine vâsıl olmasına yardımcı oldular. Bu görüntüleri kendi ağları üzerinden servis edenler, eşlerine, dostlarına gönderen, dâhil oldukları ağ üzerinden yayanlar, en hafifinden eylemciye “yataklık” etmiş oldular. Kendime soruyorum: Acaba kaç kişi, kendilerine kazâen ulaşsa da bu görüntüleri izlemeden silme olgunluğunu gösterdi? Terör bize “bir şeyler” göstermek istiyor. Bunu da , içinde yaşadığımız ve parçası olduğumuz “görsellik” çağında , doğrusu bîhakkın başarıyor. Kuryeleri de bizler olabiliyoruz.

Yazar: Venhar Haber
18 Mart 2019
Kategori: Alıntı Makale, Venhar Özel
0 0
0
Terör ve Duygu Dünyâmız…
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Yeni Zelanda’da, onlarca insanın ölümüne ve yaralanmasına yol açan terör eylemi, başta Müslüman dünyâ olmak üzere, değerlerini ve duygularını kaybetmemiş cümle insanlık âleminde de derin bir yara açtı. Niyetim bu vahşi eylemin gizli bağlantıları üzerine yazmak değil. Zâten bu konuda çok sayıda yazı kaleme alındı. Bu yazılar Çin’in Boeing ambargosu, Huawey kavgası, S 400 meselesi gibi başlıklara oturuyor. Doğru… Eklenecek bir şey yok. Ben burada, daha çok terörün bilişsel ve duygusal etkileri üzerinde durmak istiyorum..

Terör eylemlerinin evvelinde ve akabinde yaşanan süreçlerin, en az terör eylemi kadar düşündürücü olduğuna kâni olduğumu peşinen ifâde etmeliyim. Son eylemin bu açıdan ‘bir ilk’e imzâ ettiğini düşünüyorum. Terörist eylemini yapmakla kalmadı; kaskındaki kamera mârifetiyle bunu anı anına, en ince ayrıntılarıyla “sosyal medya”dan naklen yayınladı. Birileri de bunu hızla dolaşıma soktu. Medya otoriteleri, bu görüntüleri yasaklayıncaya kadar olan oldu ve bu görüntüler başka ağlar üzerinden büyük bir çoğunluğun mobil telefonlarına veyâ bilgisayarlarına düştü. Bunu çok sorunlu bulduğumu söylemeliyim. Bu kanlı eylemden haberdâr olup, görüntüleri “sonuna kadar” izleyenler; her ne kadar sonunda “Aman Allah’ım”, “Bu ne vahşet böyle?” nidâlarıyla konuşsalar da bu vahşetin “seyircisi” konumuna düşerek eylemcinin gâyesine vâsıl olmasına yardımcı oldular. Bu görüntüleri kendi ağları üzerinden servis edenler, eşlerine, dostlarına gönderen, dâhil oldukları ağ üzerinden yayanlar, en hafifinden eylemciye “yataklık” etmiş oldular. Kendime soruyorum: Acaba kaç kişi, kendilerine kazâen ulaşsa da bu görüntüleri izlemeden silme olgunluğunu gösterdi? Terör bize “bir şeyler” göstermek istiyor. Bunu da , içinde yaşadığımız ve parçası olduğumuz “görsellik” çağında , doğrusu bîhakkın başarıyor. Kuryeleri de bizler olabiliyoruz.

Neden bu kadar “görmeye” hevesliyiz? Görüntülerin bu kadar ayartıcı olmasını ne için istiyoruz? Bunun en başta “Açık Toplum” safsatasının bir spekülasyonu olduğunu düşünüyorum. Soğuk Savaş’ın kapalı dünyâsını çözen bir etkiye sâhip olduğu için, başlangıçta bu iddiayı heyecanla karşıladık. “Konuşulmayan, görülmeyen bir şey kalmasın” şiârı hepimizi umutlandırdı. Bu sûretle hiçbirşey karanlıkta kalmayacak, aydınlanacak ve hesâbı sorulabilecekti. Bizler de özgürleşecektik. 1990’lardan başlayarak “Ketum Devlet Medyasının” tekellerini kıran Özel Tv’ler, ardından sosyal medya, nihâyet görüntülü cep telefonları “Açık Toplum” idealini bir şekilde hayâta geçirdi.

Esrikliğin hüküm sürdüğü bu esnâda, nedense içbükey bir kültürden, dışbükey bir kültüre geçişin mâliyeti hesaplanmıyordu. Görenler açısından farkına varamadığımız şuydu: Daha çok görerek, duygularımızı kaybediyorduk. Görme eyleminin alanı büyüdükçe, görenler, gördüklerini alelâdeleştiriyor, olağanlaştırıyordu. Bu, aynı zamanda bir etkinlik kaybını da doğuruyordu. Görme eylemi, kendi içinde başlayıp, kendisini sönümlendiren dar bir tecrübeye dönüşmüştü. O kadar çok şey görüyorduk ki, bir taraftan görüntülerin akışına kapılıyor; diğer taraftan onları yegân yegân yakalamak, soğutarak ilişkilendirmenin imkânsızlığı fikri, peyderpey zihnimize hâkim oluyordu. Fasılası olmayan anlara mahkûm olmuştuk. Bu, aynı zamanda bir bağımlılık doğurmuştu. Bir görüntüyü tüketmek ,görüntü açlığımızı gidermiyor, tam aksine azdırıyordu. Bu arada insanı geliştiren merak duygusu, beş duyuya dayalı basit algılamalardan zihnî soyutlamalara ulaşmayı gâye edinen târihsel -kültürel derinliğini kaybediyordu. Yüzeyselleşip, ayrıntıların sürek avında takılı kalıyordu merak duygumuz. Bu aynı zamanda, duygu dünyâmızı da sakatlıyordu. Fikir ile duygu arasındaki bağ kopuyordu. En son hangi fikir, hangi ideal bizi heyecanlandırdı acaba? Heyecan duymak yaşıyor olduğumuzu bize kesinleyen bir tecrübedir. Duygular, beş duyu üzerinden sıcağı sıcağına yaşadıklarımızı bir iç damıtıma tâbi kıldığımız yerde değil artık. Duygular artık damıtımsız. Onları yaşadıklarımız “üzerinden” değil, bizzat yaşadıklarımızın “içinde” arıyoruz. Gözümüzü kapatarak, sessizliğe bürünerek ,mahremiyetimize kapanarak, el ayak çekerek, ağzımızı kapatarak, susarak hiçbir şey hissetmiyoruz. Gözlerimizi açarak, bağırarak çağırarak, meydan okuyarak, dostlar ve düşmanlar arasında omuz temâsı üzerinden kalabalıklaşarak, yiyerek ve içerek hissediyoruz.

Devir olayların(events) içinde yaşadığımız devir değil. Dadaizmin ideali olarak “happening” nihâyet gerçek oldu. Görme eyleminin niteliği , gören ve görülen arasındaki ayrımı da siliyor. Sahneler ile seyirci koltukları arasındaki geçişkenlik had safhada. Bugün gören, yarın görülen olabiliyoruz. Pan Opticon artık Sin Opticon’a evrildi. Sahne büyük.. Elbette büyük ve aslî tercih “gören” olmaktır. Ama “görülmek” mukadder ve tercihse bunun da çâresi var:aykırılaşmak ve fütursuzlaşmak..Görüleceğini bilerek ve göstererek yaşamak…Bu nasıl ve ne kadar yaşamaktır?

Görüntülerin heyecan vermediği yerde tutkulu ve gergin bir bekleyiş var. En temelde beklenti şiddet, kan ve ölüm..Kaza, cinâyet, risk ,terör..Heyecan veriyor insanlara ..Bu bekleyiş oyunlarla geçiştiriliyor. Bu vahşi terör eyleminde de öyle olmadı mı? Görüntüleri izleyenler arasında, “Ayy vallahi önce bir bilgisayar oyununun reklâmı olduğunu zannettim” diyenleri sayısı ne kadar çok…

Ölenler öldü. Allah onlara rahmet eylesin. Yakınlarına sabır versin. Bundan sonrası duygu deşarjı. Çiçek bırakmalar, mum dikmeler, protesto gösterileri…Biliyoruz, biliyoruz… Çok “gördük”…

Yeni Şafak / Süleyman Seyfi Öğün

Etiketler: Süleyman Seyfi Öğün

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

İslam’ın Düşmanları Bizim Neyimiz Olur?

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Bir Erdal Bayraktar Geçti Bu Dünyadan

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Bugünün Kufelileri Olmak Veya Olmamak

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…
    30 Ocak 2026
  • İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı
    28 Ocak 2026
  • Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi
    21 Ocak 2026
  • Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor
    21 Ocak 2026
  • Danimarka’dan ABD’ye Tarihi Rest
    21 Ocak 2026
  • ABD’nin Suriye Şerifliği SDG’den el-Şara’ya Geçti
    21 Ocak 2026
  • Kanada Başbakanından Davos’ta Küresel Sistemin Çöküşünü İlan Etti
    21 Ocak 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

30 Ocak 2026
İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

28 Ocak 2026
Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

21 Ocak 2026
Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

21 Ocak 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist