10 Haziran 2026 - Çarşamba
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler

Enes Kara İntiharının Bir Analizi

Evet, birçok genç için intihar düşüncesi normalleşmiş durumda. Yukarıda bahsettiğim durumdaki gençler için ölüm kökten çözüm. Ancak Enes'in de dediği gibi ilk olarak müslüman olmak bunu engelliyor ardından geride bırakacağı gözü yaşlı insanlar.

Yazar: Venhar Haber
14 Ocak 2022
Kategori: Makaleler
0 0
0
Enes Kara İntiharının Bir Analizi
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Enes Kara’nın ardında bıraktığı video cümle cümle üzerinde titizlikle çalışılması gereken bir değere sahip. Bu vaka modern insanın, modern ailenin ve modern ebeveynin içine düştüğü zifiri karanlık kuyunun ve kuyuda içtikçe susatan tuzlu suyun bireyi nerelere sürükleyebileceğini gösteriyor. En başta dünya merkezli düşünüp evlatlarına yarış atı gibi yüklenen anne babaların kendine gelmesi gerekiyor.

Video tamamen seyredildiğinde bazı bozuk zihniyetlerin lanse ettiği gibi cemaat yurdunda kaldığından dolayı intihar etmediğini, gencin büyük bir boşlukta olduğunu ebeveynleriyle tüm iletişim kanallarının kapalı olduğunu ve ailesinin hilafına hareket etmekten korktuğunu görebiliyoruz. Cemaat yurdunda yaşadığı sorunlar kök sorununun yanında devede kulak kalıyor.

Bir gencin ölümünü ideolojilerine menfaat sağlamak ve içlerindeki kini dökmek için araç olarak kullananlara lanet olsun. Her ölüm geride kalanlar için ibrettir. Ve biz de bu elim ölümden gereken dersleri kendimize çıkarmak zorundayız.

Gelecek korkusuyla başladığı ve yine gelecek korkusuyla bitirdiği 10 dakikalık videosunda Enes’in kullandığı 10 çarpıcı cümle aslında her şeyi ortaya koyuyor.

Şimdi Enes’in veda videosunda kullandığı o on  cümleyi ve o cümlelerin arkasındaki zemini açıklamaya çalışacağım.

1. “Sürekli bir stres, ne yapacağını bilememe, gelecek kaygısı/korkusu var.”

Enes burada büyük bir boşlukta olduğunu ve son sürat gittiği bu yolda gelecekten çok korktuğunu anlatıyor. Geçmişin ve şimdinin getirdiği stres gelecek için de tamamen karamsar olmasına neden oluyor. Yaşadıklarının, yaşayacaklarının teminatı olduğunu düşünüyor. Birçok genç gibi…

2. “İçinde bulunduğum durumu anlatmaya çalışacağım. Gizli kalmasını istediğim bir video değil.”

Videonun ilerleyen kısımlarında “umarım beni anlıyorsunuzdur” deyip anlaşılmak isteğini tekrar vurguluyor. Enes içinde bulunduğu durumu hayatında önemli rol oynayan kimseye anlatamıyor. Anlatsa bile anlaşılamıyor. Ve artık birilerinin onu anlaması için ölümü göze alıyor. Yaklaşık bir ay önce çektiği bu videodan sonra Enes aslında kendisine yardım edilmesini, anlaşılmayı beklemiş.

Anlaşılmak en büyük ihtiyaçlarımızdan. Enes bu ihtiyacını özellikle ailesinden karşılayamadığını anlatıyor. Onunla konuşan herkes onu ikna etmek üzere konuşmuş “takma, geçer, alışırsın…” gibi cümleler onu bataklığın derinliklerine sürüklemiş. Yargılanmadan dinlenilmek ve saygı duyulmak istiyordu oysa.

Belki de gizli kalmasını istemediği bu videoda  hayatında onu anlamak istemeyen herkese ulaşmak ve onlara karşı kızgınlığını ve kırgınlığının herkesçe duyulmasını istiyordu.

3. “Çevremde ve sosyal medyada gördüğüm doktorlar doktorluğu (zorluğundan dolayı) tavsiye etmiyorlar. Köle gibi çalıştırılıyorsunuz özellikle asistan doktor olunca.”

Tıp fakültesi okumanın zorluğu malum ancak bu cümlelerde çevrenin ve sosyal medyanın insan üzerinde ne büyük bir etkiye sahip olduğunu bir kez daha net bir şekilde anlıyoruz.

İnsan zayıf bir canlıdır. Çevreden az ya da çok; er ya da geç etkilenir. Eğer çevremizi bizi sürekli olumsuzluklara yönelten insanlarla doldurursak hayatın olumlu taraflarını göremeyiz ve bizi ayakta tutacak umudu, motivasyonu ve hevesi içimizde bulamayız.

4. “Artık bir şeyler başarmak için çalışmak istemiyorum. Gerçekten hayat çok zor geliyor.”

Enes’in en acı cümlelerinden birisi bu. Tüm ömrü “başarmak için çalışmakla” geçmiş. Ve belki de ebeveynlerin yüzde doksanının evlatları için kazanmasını arzu ettiği tıp fakültesini kazanmış.

Tamamen başarmak odaklı bir hayat öğretilmiş Enes’e. Ve Enes geçme notu 60 olan tıp fakültesinde tüm çabalarına rağmen 25 almış. Yani başarısız olmuş. Bunu kaldıramıyor Enes. Başarısızlığı kaldıramıyor.

Evlatlarımızı yetiştirirken başarmak kadar başarısızlığın da doğal bir durum olduğunu, hatta hayat boyunca başarısızlık ihtimalinin daha fazla olduğunun bilinciyle yetiştirmek zorundayız.

Çaba odaklı değil sonuç odaklı yetişen gençliğin başarısızlığı bir şeref meselesi haline getirdiğini görmek zorundayız artık. Oysa hani çaba bizden sonuç Allah’tandı? Tevekkül denen şey neydi?

Öte yandan bizi olgunlaştıran, psikolojik esnekliğimizi ve sağlamlığımızı arttıran olaylar başarılarımız değil başarısızlıklarımızdır. Çuvalladığımız durumlar bizi olgunlaştırır. Lakin bu büyük fırsatı evlatlarımıza tanımıyoruz. “Ben yanlış yaptım, evladım yapmasın, üzülmesin” diyoruz. Ancak üzülerek daha da olgun bir insan olacağını hesaba katmıyoruz. Onlar adına tüm sıkıntıları göğüslüyoruz yeter ki onlar “derslerindeki başarısından geri kalmasın” diyoruz. Hayatın gerçeklerinden izole ederek kırılgan, pasif, korkak ama akademik manada başarılı çocuklar yetiştiriyoruz. Sonuç ise maalesef başarısızlık anında hayatından vazgeçen/vazgeçmeyi düşünen nice olgunlaşmamış gencecik can oluyor.

5. “İçinde bulunduğum durum Türkiye’de birçok gencin durumu aslında. Onları (intihar etmekten) iki şey tutuyor: İslam’ın bunu yasaklaması ve geride kalacak insanları üzmemek.

Evet, birçok genç için intihar düşüncesi normalleşmiş durumda. Yukarıda bahsettiğim durumdaki gençler için ölüm kökten çözüm. Ancak Enes’in de dediği gibi ilk olarak müslüman olmak bunu engelliyor ardından geride bırakacağı gözü yaşlı insanlar.

Enes, son 3 yıldır müslüman olmadığı için İslam’ın intiharı haram kılması onun için bir anlam ifade etmiyordu artık. Burada dinin ne denli hayati bir fonksiyona sahip olduğunu yine anlıyoruz. Müslüman olmayan biri için artık intihar ile arasında sadece sevdikleri vardır.  Onlardan da ümidi keserse artık ölüm ile arasında bir engel kalmamıştır. Nitekim Enes’in ailesiyle de iletişiminin bittiğini ve yaşadığı başarısızlık sonucunda ümidini hepten yitirdiğini görüyoruz.

6. “Zaten tüm gün okuldasınız. Üstüne bunları (namaz, kitap vs) istemeye istemeye yapmak zorunda olunca özgürlüğünüz elinizden alınmış gibi hissediyorsunuz. Dayanılmıyor bir yerden sonra.”

Enes, iki büyük bir çelişki yaşıyor. İnanmadığı bir dinin emirlerini yapmaya zorlanıyor ve başarı için tüm gün okulda olduğu halde başarısız oluyor.

İnsanlar çelişki ile yaşayamaz. Çelişkilerine ya kılıf bulup akla uygun hale getirmeye çalışır ya da cesaret gösterip çelişkiye neden olan konunun üzerine giderek kendince çözer. Enes çözümsüzlük içeren üçüncü  yolu seçmiş. Zira Enes kaybetmek, çuvallamak, hayır diyebilmek gibi konularda sağlıklı yetiştirilememişti. Cesaret göstermekten çekiniyordu zira hayatının sorumluluğunu almaktan korkuyordu.

7. “Aileme bunu söyleyemiyorum. Onlara anlatmaktan korkuyorum. Her şeyi yapabilme potansiyeline sahipler ve açıkçası ailem olmadan ne yapacağımı da bilemiyorum.”

Aile elbette önemli bir dayanaktır. Ancak 20 yaşına gelmiş birisi “ailemden korkuyorum ve ailem olmadan ne yapacağımı bilemiyorum” diyorsa işte orada büyük bir sorun var demektir. Zira ebeveyn olarak kendinize bağımlı bir evlat yetiştirmişsinizdir demektedir. Ayakları üzerinde durmaktan korkan bir genç var elinizde.

Bağımlı bireyler aileden uzak kalınca her şeye karamsar bakar, yaşama sevincini kaybeder. Zira o sevincin kaynağı onun yerine işleri halleden, her türlü sıkıntıya onun yerine göğüs geren ailesidir. Gencimize düşen ise sadece ders çalışmak ve başarmaktır. “Senden başka bir şey istemiyoruz. Sadece ders çalış” diyen ebeveynler burada mı?

8. “Şu yaşıma kadar ailemin istediği gibi biri olmaya çalıştım. Çalışmanın verdiği tek ödül daha fazla çalışmak oldu.”

Tıp fakültesi öğrencisiydi Enes. Yani Türkiye’deki anne babaların neredeyse hepsinin evladı için istediği fakültedeydi. Birçok ebeveyn, kendi yapamadıkları, ulaşamadıkları, başaramadıkları şeylerin evlatlarınca yapılmasını istiyor. Ve bundan dolayı evladının yetenekli olduğu alanları ilgi, alaka kurduğu alanları zerrece dikkate almıyor. Zira evladı onun için hayattan alamadıklarını alacak bir anahtardır. Evladının ne istediği onun için önemli değildir. Bu durum haliyle dünya merkezli düşünmeyi de beraberinde getiriyor. Merkezde dünya olunca günlük 10 saat ders çalışmak göze batmaz ama günlük 1 saat namaz göze batar ve çekilmez olur artık.

 “Oku rahat et, liseyi kazan rahat et, üniversiteyi kazan rahatsın, hele bir atan sefer kesin rahat edeceksin” bu cümleler birçoğumuza tanıdık geldi değil mi? Bu telkinlerle büyüttüğümüz çocuklarımız hayatın amacının rahat etmek olduğunu ama o rahatlığında bir türlü gelmediğini görüyor.

Çalışmanın tek ödülünün daha fazla çalışmak olduğunu ve artık tükendiğini söylüyor Enes tüm gençlik adına. Gençlerimize aslında zahmette rahmet olduğunu, rahatlığın bazen olup bazen de olmayacağını neden anlatmıyoruz? Neden onları kandırıp bu yalanla daha fazla ders çalışmalarını sağlıyoruz? Eninde sonunda gerçek dünya ile karşı karşıya kaldıklarında onların yaşayacağı bunalıma Enes önemli bir örnek.

Hep hayal ettiği uğruna yıllarını ders çalışma masasında harcadığı rahatlığa kavuşamayan genç için artık hayatın bir anlamı kalmıyor. Anlamsızlık intiharı düşündüren en önemli kavramdır.

9. “Açıkçası geçmişe bakınca çok kötü bir hayat yaşamadım. Ama geleceğe baktıkça işler hep kötü olacak bunu şimdiden görebiliyorum.”

Geçmişte çok zorlu bir hayat geçirmemiş. Belki de zorlu bir hayatı olsaydı ve mücadele etseydi psikolojik sağlamlığı daha yüksek olurdu.

Gençlerimiz gelecek hakkında çok ama çok karamsar. Zira yetiştirilirken “gaybı yalnız Allah bilir” ilahi düsturuyla yetişmiyorlar. Son derece maddeci ve determinist bir bakış açısıyla yetişiyorlar. En dindar ailelerde bile durum çoğunlukla bu.

Gençler anda yaşamak yerine asla bilemeyecekleri gelecek hakkında “tanrı(!)” edasıyla gelecekteki her türlü ayrıntıyı dahi kurguluyorlar. Haliyle Allah’ın o andaki yardımlarını göremiyorlar. Ellerinde maddeci ve determinist bir zihinle “bugün 15 lira olan şey yarın 25 olacak ben geçinemeyeceğim. Boşuna yaşıyorum” diyorlar. Asla Allah’ın gelecekteki o anda sebeplerle yardım edebileceğine ihtimal vermiyorlar. Çünkü buna inanmıyor maddeci zihin. “Yarın ola hayrola” diyemiyor.

Böyle olunca da ne anı yaşayabiliyor ne de geleceğe dair umutları kalıyor. Zira her şeye maddeci olarak bakan bir zihin tüm ayrıntısına vakıf olduğu garanti bir gelecek ister. Oysa hayat böyle bir yer değil.

10. “Biliyorum ailem beni seviyor. Benim için iyi şeyler yapmaya çalışıyor ama artık çekilmez bir hal aldı benim için.”

Ailesinin sevgisinden emin ve onların iyiliği için bir şeyler yaptığını biliyor ancak asıl meselenin kendisinde bittiğinin farkında. Ve bu farkındalık onu tüketmiş. İnisiyatif almaktan korkan hayatı hakkında hep pasif kalmış bir insan elbette eninde sonunda tükenir.

Aile olarak amacımız elbette evlatlarımızın iyiliği ama amacın iyi olması her yöntemin/usulün doğru olduğu anlamına gelmiyor. Bu gerçeği bu uzun yazı boyunca psikolojik ve sosyolojik olarak izah etmeye çalıştık. Evet, sayın ebeveynler! Enes hepimizin yüreğini yakarak ve birçok ibretle gitti. Hesabı Allah’a aittir. Umulur ki bu ölümden ibret alırız hatalarımızı bir an evvel düzeltmeye çabalarız.

Feyzullah AKDAĞ /Psikolojik Danışman

Her Taraf 

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

İran Geldi ABD Zâil Oldu

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyetine; Bir Çürümenin Hikayesi

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Trump, İran savaşı üzerindeki kontrolü kaybediyor
    9 Haziran 2026
  • İkiyüzlülük Eşliğinde 19 Mayıs Sızlanmaları
    25 Mayıs 2026
  • Mehmed Ali Durmuş’un Siyer Çalışması Yakında Okuyucusu ile buluşacak…
    15 Mayıs 2026
  • Gazze’nin Hamileri Nerede?
    7 Mayıs 2026
  • ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor
    5 Mayıs 2026
  • İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü
    5 Mayıs 2026
  • Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur
    24 Nisan 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Trump, İran savaşı üzerindeki kontrolü kaybediyor

Trump, İran savaşı üzerindeki kontrolü kaybediyor

9 Haziran 2026
İran Geldi ABD Zâil Oldu

İran Geldi ABD Zâil Oldu

1 Haziran 2026
İkiyüzlülük Eşliğinde 19 Mayıs Sızlanmaları

İkiyüzlülük Eşliğinde 19 Mayıs Sızlanmaları

25 Mayıs 2026
Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyetine; Bir Çürümenin Hikayesi

Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyetine; Bir Çürümenin Hikayesi

25 Mayıs 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist