13 Mayıs 2026 - Çarşamba
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler

Varoluşsal Sınavlar

Atasoy Müftüoğlu: “İslam ülkeleri, İslam’ı rencide etme, yok sayma pahasına, kendilerine dayatılan emperyalist politikaların bir sonucu olarak, İsrail-Türkiye ilişkilerinde görülebileceği üzere, başta İran olmak üzere, bütün İslami hareketleri işlevsiz kılmak üzere büyük bir çıkarlar dayanışması gerçekleştiriyor.”

Yazar: Venhar Haber
21 Mart 2022
Kategori: Makaleler, Venhar Özel
0 0
1
Atasoy Müftüoğlu: Gerçekleri Zamanında Söylemek
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

İslam dünyası toplumlarında, içe ve geçmişe kapanmak suretiyle yaşanan büyük ve derin kırılma ile, gereği kadar yüzleşilmediği için, bu kırılma aşılamadı, onarılamadı, bu nedenle de, yeni inşa’lar, yenilenmeler gerçekleştirilemedi. Yeniden inşa’lar gerçekleştirilemediği için, İslam toplumlarında konformist içerik bugün de etkisini sürdürebilecek şekilde içselleştirildiği için, toplumlarımız varoluşsal sınavlar karşısında büyük yenilgiler alıyor. Müslümanlar olarak varoluşsal-tarihsel sınavlar karşısında aldığımız onur kırıcı yenilgiler sebebiyle, sömürgeci/seküler/ırkçı/soyut ve sahte evrenselciliğin ideolojik iktidarı karşısında tutunamıyor, sözünü ettiğimiz soyut evrenselciliğin ontolojik baskısından özgürleşemiyoruz. Burada, sözünü ettiğimiz soyut ve sahte evrenselciliğin yapısal eşitsizlikleri, yapısal adaletsizlikleri, yapısal tahakkümü sıradanlaştırdığını, sıradanlaştırabildiğini kaydetmek gerekir. Tarihin son yüzyıllarında, İslami bilinç çepeçevre kuşatıldığı için, zihinsel köleliği kaldıramıyor, zihinsel köleliği kaldıramadığımız için de, bağımsız bir geleceğin nasıl mümkün olabileceğini bilemiyoruz.

İslami düşünce/kültür/ilahiyat hayatı, maruz bırakıldığımız zihinsel kölelik-felç nedeniyle, bugün, aziz İslam’ı İslam’ın siyasal anlam ve amaçlarını da içerebilecek bir şekilde bütün boyutlarıyla somut olarak tanımlayamıyor, konuşamıyor, telaffuz edemiyor, tasavvur ve tahayyül edemiyor. İslami bütünlüğe ihtimam gösterebilecek entelektüel kadrolara sahip olmadığımız için, İslami bütünlük politik çıkarlar, iktidar çıkarları doğrultusunda sistematik bir biçimde hırpalanıyor. Bugün, içerisinde yaşadığımız toplumda da somut olarak tecrübe ettiğimiz üzere, politik-popülist pragmatizm, toplumu her tür entelektüel üretkenlikten-etkinlikten ve inşa’dan alıkoyabiliyor. Politik-popülist pragmatizm, toplumu bütün entelektüel yeteneklerden mahrum ettiği için, toplum kolaylıkla nesneleştirilebiliyor. Bu durum karşısında daha yoğun, daha kapsamlı, daha derinlikli; eleştiri ve uyarı, aynı zamanda kamusal müdahale hayati bir mesele haline geldiği halde, toplumumuz bu konuda radikal bir duyarsızlık ve kayıtsızlık sergiliyor. Toplumlarımızda zihinsel edilgenlik-kölelik sebebiyle, genç kuşaklar, popülist propaganda araçları yoluyla kolaylıkla kurulu düzene dahil edilebiliyor. Güvenlikçi dil-söylem-siyaset, yerli-milli sosyal mühendislik politikaları, yerli-milli narsizmler, ulus-devlet kutsalları, etnik bencillikler-narsisizmler genç kuşakları olduğu kadar, bütün bir toplumu, ortak yeryüzü, ortak insanlık ahlakına/bilincine/fikrine yabancılaştırıyor.Günümüzde, insanlık için, hiçbir şekilde insani olmayan bir dünya oluşturuluyor. Tekno-bilimsel ilerleme ideolojisi, bütünüyle araçsal bir dünya oluşturduğu için, böyle bir dünyada, anlamlı/sahici varoluşlar/yapılar gerçekleştirilemiyor, ahlaki-insani sınırları olan, saldırgan-mütecaviz olmayan bir bilim-teknoloji sistemi oluşturulamıyor. Teknoloji-bilimsel ilerleme ideolojisi, ilerledikçe, daha çok, daha yoğun, daha yıkıcı, daha etkili bir şekilde tabiata/hayata/insanlığa saldırıyor, hayatı/tabiatı/insanlığı çölleştiriyor. Bugün, eski ideolojik-politik-ekonomik rekabetler/karşıtlıklar/tehditler/mücadeleler yeniden sahneye çıkıyor. Rusya’nın, Ukrayna’yı barbarca işgali ile birlikte; dünya tarihi, küresel bir istikrarsızlığa yol açacak şekilde, dönüştürücü etkileri olabilecek yeni bir altüst oluş sürecine giriyor. Rusya, kendi tarihi/kültürel değerleri temelinde, Batılı değer sistemini dışlayan yeni bir imparatorluk, yeni bir medeniyet tasavvuru üzerinde çalışıyor. Rusya kendi değer sistemini oluşturarak, tarihin dikkatini çekmek, tarihin gündemine girmek istiyor. Bu durum, Batı’nın bir kez daha derlenip toparlanarak, Avrupamerkezci yanını tahkim edici çalışmalara yönelmesi sonucunu doğuruyor. Günümüzün maskeli-maskesiz bütün tiranları jeopolitik etki-nüfuz mücadeleleri için, hiçbir ahlaki gerekçeye, hiçbir rasyonaliteye ihtiyaç duymuyor. Rusya’nın Ukrayna’yı barbarca işgali, bu tür, emperyalist işgal/istila/ilhak/soykırım uygulamalarına hiç de yabancı olmayan, sömürgecilik tekelini elinde tutmak isteyen Batı dünyasında, yeni sömürgecilik karşısında, küresel üstünlük mücadelesini kaybetme kaygılarına neden oluyor. Üstünlük mücadelesini kaybetmekten korkanlar, tüm zamanların en büyük kötülüklerini, benzersiz kötülükleri icat etmekten, benzersiz-mutlak kötülükleri Müslüman halklara uygulamaktan hçbir zaman korkmadılar, utanmadılar. Araçsal akıl, çıkarcı akıl, ideolojik ve ırkçı akıl insan karakterinin-tabiatının mutlak anlamda bozulmasıyla sonuçlanan insanlıkdışı tercihlerde bulunabiliyor. Bugünün sayılardan ve araçlardan oluşan yapay dünyasında, benzersiz kötülüklere maruz kalan masum mülteciler konusunda bile utanç verici ayrımcılıklar yaşanıyor. Avantajlı-ayrıcalıklı mülteciler ile insan bile sayılmayan dezavantajlı mülteciler arasında yaşanan ahlaki uçurumdan hiçbir şekilde utanmayan, bu uçurumu gidermek için hiçbir çaba harcamayan bir dünyadan, insanlık adına hiçbir zaman hiçbir iyilik beklenemez. Bugün İslam ülkeleri, kötülüğün mutlak benzersizliğini temsil eden, emperyalistler karşısında, bağımsız bir İslami dayanışma iradesi ortaya koyamadıkları için, ilkesel tercihler yapmak yerine, çıkara dayalı tercihler yapmanın yollarını arıyor. Bu doğrultuda, İslami dayanışma bir yana, tam tersi bir durumla karşı karşıya bulunuyoruz. İslam ülkeleri, İslam’ı rencide etme, yok sayma pahasına, kendilerine dayatılan emperyalist politikaların bir sonucu olarak, İsrail-Türkiye ilişkilerinde görülebileceği üzere, başta İran olmak üzere, bütün İslami hareketleri işlevsiz kılmak üzere büyük bir çıkarlar dayanışması gerçekleştiriyor.

Günümüzde, insanlıktan bağımsız, insanlığı araçsallaştıran, şeyleştiren bir tarih insanlığa hükmediyor. İnsanlığın, ideolojik/siyasal/ekonomik çıkarlar adına araçsallaştırılmasına, bu boğucu gerçekliğe, müdahale gücüne, iradesine sahip, tarihi olumlu yönde etkileyebilecek, kötülükleri durdurabilecek, küresel düşünce hareketlerine, bilgelik hareketlerine ve kadrolarına sahip olmayan barbar bir dünyada yaşıyoruz. Bugün, İslam dünyası toplumları ve halkları da, büyük ölçüde nostalji tuzağına düştükleri için, İslami sözcüklere somut bir gerçeklik kazandıramıyor. Müslümanlar olarak, maalesef, yaşanmayan bir bilinç etrafında yoğun spekülasyonlar yapıyoruz. İslam toplumlarında hakim olan zihinsel tekdüzelik ölümcül bir konformizme neden olduğu için, yaşayan-dönüştürücü-etkili bir bilinç oluşturamıyor, Batılı siyasal kültürün imkanlarıyla, İslami siyasal kültürü tanımlamaya çalışıyoruz. Bugün, toplumlarımızda gittikçe toplumsallaşan tribün kültürü, linç kültürü, trol-aparatçik kültürü, hiçbir niteliksel oluşuma/yönelişe/tercihe hayat hakkı tanımıyor. Yaşayan bir bilince ve bilinçli farkındalığa sahip olmadığımız için, neler umut edebileceğimizi, hangi ölçüde umut edebileceğimizi bilmiyoruz. Propaganda-hamaset dili ve söyleminin ürettiği umutlarda teselli arıyoruz.

Dijital sömürgecilik, dijital akıl günümüzde zaman ve mekanı aşan yeni bir gerçeklik oluşturuyor. Sosyal medya gündemini büyük ölçüde, büyük teknoloji şirketleri belirliyor. Bu şirketler tarafından istenen doğrultuda sosyal teknoloji mühendisliği yapılıyor ve bütün kullanıcılar her tür manipülasyona açık hale getiriliyor. Bizler, Müslümanlar olarak, dijital sömürgeciliğin dönüştürücü etkilerine, hamaset-popülizm diliyle cevap vermeye çalışmak gibi tuhaflıklar sergileyebiliyoruz. İslam toplumları-kültürleri, zihinsel tekdüzeliklerin oluşturduğu ölümcül konformizmler sebebiyle sömürgeci/ırkçı/seküler/ideolojik/soyut ve sahte evrenselciliğin, entelektüel-felsefi meydan okumalarına hiçbir şekilde cevap veremiyor. Bu nedenle de Müslüman aydınlar/düşünürler/ilahiyatçılar vb. birer birer İslami mücadele alanından, entelektüel alandan çekiliyor. Hızlı küreselleşme, hızlı ve yoğun bir kavramsal çerçeve zemininde yeni bir dil ve yeni bir kültür oluşturuyor. Hızlı ve yoğun küreselleşme çağında, bu dönemi çözümleyebilecek-yorumlayabilecek, bu yeni dili ve kültürü anlayabilecek İslami içerik üretmemiz gerekirken, yenilenmeyi imkansız kılan bir geleneğin baskısı sebebiyle bunu yapamıyoruz. İslam toplumlarında, bağımsız düşünce, anlama, çözümleme yapma ve içerik üretme yeteneğini yok eden soyut ve sahte evrenselciliğin vesayeti ile, din’i ya da politik figürlere bağlanarak irade ve kimlik kaybı oluşturan geleneğin vesayeti aşılmadıkça, sömürgeci hiçbir meydan okumaya cevap verilemez, entelektüel özgürlüğe giden yollar açılamaz.

Alışkanlıklarımız, bencilliklerimiz, narsisizmlerimiz ve nostaljilerimizle iftihar ettiğimiz için, tarihsel sorgulamalar yapma ihtiyacı duymuyor, yeryüzü ölçeğinde bir ufka, hesap ufku dışında bir ufka ve dikkate, kapsayıcı, kuşatıcı bir vizyona sahip olamıyoruz. Alışkanlıklarımız çoğu kez kitlesel bir uyuşturucu halini aldığını için, alışkanlıklarımız tarafından etkisizleştirilebiliyoruz. Alışkın olmadığımız yeni gerçekliklere, eleştirel anlamda nüfuz edemediğimiz için, bu gerçeklere maruz kalıyoruz. Zihinsel-kültürel alışkanlıklarımızla kendi kendimizi engelleyebiliyoruz. Politik popülizmin her geçen gün değişen oportünist ve pragmatist tercihlerinin derin sefaletini ve bayağılığını hiçbir şekilde teşhis edemiyoruz, sorgulayamıyor, teşhir edemiyoruz.

Bugünün dünyasında, toplumlarında, İslam toplumlarında da, bütün içerikler oportünizme dönüştürülerek, çıkar hesaplarına dönüştürülerek üretiliyor. Günümüz toplumlarında, ilkesel-eleştirel-sahici duruş risk almayı gerektirdiği için, insanlar, sahte varoluşları/tercihleri seçerek hayatta kalmaya çalışıyor. Sayısallaştırma ve nicelleştirme, her alanda olduğu gibi, din’i hayatımıza/pratiklerimize de hakim oluyor. Hiçbir derinliğe ve niteliğe ihtiyaç duymayan din’i hayatımız, takva gibi, ihlas gibi anlamları bile sayısallaştırıyor.

Emperyalist-sömürgeci irade-güçler bütün bir yeryüzü üzerinde, bütün bir yeryüzünün mülkiyeti kendi üzerlerindeymişçesine keyfi/ahlaksız/vicdansız tasarruflarda bulunabiliyor. Araçsal güçten başka hiçbir insanlık değerine sahip olmayan bu gayrımeşru güçler, istedikleri zaman, masum halklara yönelik olarak eşsiz-benzersiz kötülük gösterilerine tevessül ediyor, masum halklar üzerinde her tür kötülüğü acımasızca uygulayabiliyor. Endüstriyel uygarlık, tabiat üzerinde kontrol kurmayı amaçlayarak tabiatı çölleştirmiş ve iklim felaketlerine neden olmuştu. Bugün, tekno-bilimsel ilerleme ideolojisinin mutlakıyetçiliği, çok daha büyük bir küstahlık sergileyerek, insan tabiatını kontrol etmeye çalışıyor.Hiçbir şeyine güvenemeyeceğimiz bir dünyada, bilinçli olarak seçmediğimiz bir geleceğe doğru sürükleniyoruz. Dijital geleceğin nasıl bir gelecek olabileceğini öngöremiyoruz. Müslümanlar olarak bugün, emperyalist ihtiraslar adına, büyük kötülük gösterileriyle bir korku iklimi oluşturarak, insanlık onurunu ayaklar altına alan kötülük iradesine karşı “artık yeter” diyen İslami bir ortak irade ortaya koymamız gerekir. Artık yeter diyemeyen halklar/toplumlar/kültürler, yeni bir toplum, yeni bir insanlık ve dünya oluşturamazlar. Modernleşme çağında bilincimize yönelik sömürgeci şiddet, bu defa bedenlerimize yöneliyor. Bugün; din’in, özellikle de İslam’ın mutlakıyetçi ahlaki otoritesi ile savaşan seküler kültürü, tekno-bilimsel mutlakıyetçiliğin ahlaksız ve insanlıkdışı otoritesi’ni en güzel dil’le, bilgeliğin diliyle tartışmaya açabilmemiz gerekir. Bu tartışmayı açabilmemiz için, Müslümanlar olarak öncelikle radikal entelektüel edilgenlikten kurtulmamız gerekir.

Atasoy Müftüoğlu/İslami Analiz

Çok Yorumlanan 1

  1. mehmet ali says:
    4 sene önce

    Sn Müftüoğlu, İran’ı islami bir devlet olarak mı kabul ediyor ki, pasifize edilmesinden bahsediyor.
    Emperyalizm Batı tandanslı bir mekanizma değil artık. Doğusuda, güneyide,kuzeyide aynı sıstemin parçası.
    Türkiye ne kadar islami bir devletse İran’da o kadar islamidir. Mezhebi hoşgörücülükten ötürü hakikati dile getirmekten çekinmeyin. Zira, vahiy adil olmayı emrediyor.

    Cevapla

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Gazze’nin Hamileri Nerede?
    7 Mayıs 2026
  • ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor
    5 Mayıs 2026
  • İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü
    5 Mayıs 2026
  • Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur
    24 Nisan 2026
  • Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum
    8 Nisan 2026
  • “280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”
    8 Nisan 2026
  • İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’
    8 Nisan 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Gazze’nin Hamileri Nerede?

7 Mayıs 2026
ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor

ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor

5 Mayıs 2026
İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü

İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü

5 Mayıs 2026
Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist