Her şeyin giderek politik bir malzeme haline geldiği bir dünyada insanı hatırlamak, onun değerlerine sahip çıkmak gün geçtikçe biraz daha zorlaşıyor. Oysa Allah en temelde insana değer verip onu başta kendisine sonra da doğaya, hayvanlara ve kendi cinslerine karşı haddi bilmeye davet ederek yaşanabilir bir dünyanın yollarını öğretmiştir. Ne var ki insan kendi hırsları yüzünden yeryüzünü savaş alanına çevirerek insanları yerlerinden yurtlarından etmiş ve bir çok kadın, çocuk, yaşlı ve genç insanların ölümüne, sakat kalışına sebebiyet vermiştir. Yalnızca insanları bedensel değil zihinsel olarak da sömüren yeni dünya düzeninde artık insanlar makinelere, devlet adamlarına, sembollere ve sınırlara tapmaya başlamışlardır. İslam işte bu yüzden değerlidir. Çünkü İslam yalnızca Allah’a teslim olmayı ve onda sükun bulmayı emreder. İslam, inansın inanmasın küfürde azgınlık etmedikleri sürece her insana iyilikle davranmayı ve insanların birbirlerine karşı cömert, ihsan sahibi olmalarını emretmiştir.
İslam da diğer bir çok şey gibi istismara uğrayarak yine toplumu yanlış şeylere yönlendiren bir araç olarak kullanılmaktadır. İnsanlar kendi egolarını toplumun çıkarlarıymış gibi lanse ederek herkesi bu uğurda birleştirmeye gayret etmektedir. Hatta öyle işler vardır ki adına vatan dersiniz, millet dersiniz, milli menfaatler dersiniz ve devamla daha birçok şeyler diyebilirsiniz… aslında söylemek istediğiniz şeyler kendi kazanımlarınızı maksimize etmek adına sizin dışınızdaki her şeyi bu kazanımlar adına kurban verme arzusudur. Bu uğurda nice canlar ölmüştür ve daha nice canlar güç tanrısına kurban edilmek üzere sunaklara götürülmüştür. Yaşasın milli menfaatler, yaşasın Amerika ve yaşasın emperyalist güçler, yaşasın sınırlarımız ve kahrolsun düşmanlarımız diyen, marşlara ayarlı nice topluluklar güç tanrılarına kulluklarını sunmaya devam ederler.
Hayber’de Rasulün Ali’ye söylemiş olduğu sözü hatırlayalım: “Ey Ali; bugün senin elinden bir kişinin hidayet bulması yeryüzünün tüm kızıl develerinden ve altınlarından daha kıymetlidir.” Bugün gerçekten Rasulün Ali’ye söylediği sözü hangi devlet adamı emrindekilere söylemektedir! Artık modern devlet kuramında iyi ve kötüyü helal ve haramlar değil ulusal çıkarlar ve ekonomik üstünlükler belirlemektedir. Bunun için herkesi öldürebilme, herkesi yerinden yurdundan edebilme ve gerekirse herkesi cezaevlerine atabilme hakkına sahiptir güç tanrıları.
Ölümler ölümlere ulanmışken ağıtları yakmak analara düşer. Ama güç tanrılarının evlatları ölümsüzdür çünkü onlar ipek kumaşlara sarılmış altın kafeslerin içinde kuş tüyü yataklarda soluk alıp vermektedirler. Onların anaları ağlamaz. Sıvasız evlerin çocuklarının anaları ağlar. Onlar sunaklara adanmış kurban gibi paylarına düşen eleme/kedere razı olmak zorundadırlar. Thomas Hobbes’un ifade ettiği Leviathan iş başındadır. Herkes Leviathan’ın kurduğu düzene razı olmak zorundadır zira birlik ve beraberliğin tek şartı budur. Birlik ve beraberliğin kutsal sembolleri hemencecik iliştirilir insanların zihnine flamalar, marşlar ve daha birçok şey…
İslam, insana verdiği kıymetle hangi sınıftan olursa olsun -ki sınıf kavramı bile İslam’ın karşı çıktığı bir kavramdır- onun canını, malını, namusunu aziz sayar. Eğer uğrunda ölünmesi gereken bir değer varsa öncelikle toplumun önünde olanlar en önde koşarlar. Zira ölüm gelecekse Allah adıyla gelmeli ve onun razı olacağı şekilde olmalıdır. Buna iman etmiş her kul Allah’a adanmış bir hayatla yaşamaya devam eder. Lakin güce ve servete tapanlar ölümsüzlüğü arzuladıklarından ölümü çağrıştıran her şeyden kendilerini ve dahi varislerini uzak tutarlar. Zannederler ki ölüm kendilerine hiç uğramayacak! Oysa bu ilahi bir çağrıdır: “Her nefis ölümü tadacaktır.” Allah, yarattığı her kulunu hesaba çekecektir kiminin yüzü ak kiminin yüzü kara… Allah dünyada iken kendisini ilah zanneden ve öyle yaşayanlardan elbette ki çok zorlu bir hesap soracaktır. Onların sebep olduğu onca kötülüğe, ölüme, çaresizliğe, açlığa ve daha bir çok şeye dair zorlu bir hesap günü olacaktır. Ayrıca güç tanrılarına omuz vererek nefretin çoğalmasına, şuurların kaybolmasına ve İslam’ın ilkelerinin ayaklar altına alınmasına sebep olan ne kadar mustazaf varsa onlar içinde zorlu bir hesap günü olacaktır. Makarnaya, kömüre, sekülerizmin ayakta kalabilmesi için ölümüne destek verenlerden ve çocuklarının bir işe yerleştirilmesi pahasına yapılan onca haksızlığa sesini çıkarmayan köleleşmiş zihniyetlerden de Allah hesap soracaktır.
Her insan bir gün öleceğini ve hesaba çekileceğini bilerek yaşamalıdır. Rabbi ondan razı o rabbinden razı olarak O’na dönecekse mü’min olma kimliğinden asla ödün vermemelidir. O mü’minler ki aklını kullanarak güç tanrılarına kul olmayan ve yalnızca Allah’a kulluk yapanlardır. Onlara selam olsun.
Venhar











