22 Nisan 2026 - Çarşamba
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler

YENİ BİR DİLİN İNŞASI AMA NASIL?

Yazar: Bünyamin ZERAN
29 Temmuz 2018
Kategori: Makaleler
0 0
0
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder
Yeni bir dilin inşasında konuşulması gereken şeylerin başında bireyi ve toplumu yeniden yapılandıracak dilin kendi kavramlarına yaslanmasıdır. Bir toplumun geleneklerinin değişmesi o toplumdaki dilin değişmesiyle mümkün olduğunu kavramamız gerekiyor. Örnek verecek olursak; “ahlak” kavramı ile “edeb” kavramı birbirinden farklı kavramlardır fakat ahlak yerine daha çok edeb kavramı kullanılmaktadır. “Edeb” kavramı müslümanların İran fethinden sonra İslam’ın Farisi bir etki altına girdiği zamanlarda toplumda kullanılmaya başlanmıştır. Bu etki öylesine güçlü olmuştur ki bugün Anadolu İslam’ını inşa eden birçok kavram ve akabinde yaşam biçimi kaynağını farisi etkiden almıştır. Tarih ilerledikçe döneme damgasını vuran birçok güçlü devletlerin de aynı yolu takip ettiğini görebiliriz. Adorno’da, kapitalizmin kendi kavramlarını inşa ederek yeni bir kültür yarattığını ve bu kültürü tüm dünyaya dayattığını iddia etmektedir. Bu davranış biçimini “Kültür Endüstrisi” teorisiyle açıklamaktadır. Yaşadığımız dünyayı etüt ettiğimizde Adorno’nun ne kadar haklı olduğunu görebiliriz.

Müslümanlar neden kendi dillerini terk ederler sorusunu cesaretle sormamız gerekiyor. Bu yeni bir vakıa değildir. Özellikle Emeviler döneminden bu güne kadar devam ede gelen bir vakıadır. İnsanı yaratan Allah, insanın eşya ile ve kendisiyle kuracağı ilişkiyi yine kendisinin belirlediği kavramlar dizisine yaslanmasını istiyor. Yukarıda örneğini verdiğimiz ahlak kavramı insanın yaratılışı ile direk ilgili bir kavramla (halaqa) aynı kökten geliyor. Yani birine ahlaklı ol dediğimizde yaratılışında sana yüklenen o pak fıtrata sahip çık demek istiyoruzdur. Kısacası mümin kimliğinde kal diyoruzdur. Bir kişi için az ahlaklı ifadesini kullanmak mümkün değildir. Bir kişi ya ahlaklıdır ya da ahlaksızdır. Ahlak, davranış olarak iyi anlamda fıtratına sahip çıkmış belli bir seviyenin üzerindeki meleke haline gelmiş davranışı tarif etmede kullanılır. Yani ahlaklı olmak ortalamanın üzerinde iyi davranışlara sahip olmak demektir. Onun içindir ki mümin büyük bir ahlak üzeredir. Edeb kelimesi ise insanın yaratılışı ile ilgili direk bir bağlantıya götürmez bizi. Daha çok davranışlarda dışa yansıyan şekli ifade etmede kullanılabilir. Ahlak ise o davranışların kaynağını inşa eden şey için kullanılır. Edeb kelimesini ne cahili Araplar zamanında ne de Kur’an’da bulmak mümkün değildir. Oysa ahlak cahil Araplarda da Kur’an’da da kullanılmaktadır. Maksadımız burada kelimenin etimolojik yapısını incelemek değildir. Maksat meramımızı anlatmak için bu kelimelerden yola çıkarak kendimizi ifade edebilmek. Ahlak kelimesi yaşadığımız yüzyılda ise “Etik” kelimesi ile eşdeğer hale gelmiştir. Ahlaklı olmak mı etik olmak mı sorusu kafamızı meşgul eder hale gelmiştir. Her şeyden önce bu iki kavramın birbirinden farklı iki var olana işaret ettiğini belirtmemiz gerekir. Etik felsefenin tartıştığı bir konudur. Genel olarak etik felsefeciler için bilgi alanını oluştururken ahlak olgusal alanı ilgilendiren bir şeydir. Felsefecilere göre ahlak zamana, zemine göre değişebilen genel olarak yerel nitelikli olan şeydir. Onun içindir ki etik olmak asıldır. Örneğin dürüst olmak bir ahlaki norm olmaktan öte etik bir durumdur. Çünkü bu durumlara ancak meslek etiğinde rastlanabilir. Böylesi bir fikir bile kaynağını kapitalizmden aldığını ve insanın yaratılışı ile olan bağını koparmaya dönük olduğunu göstermeye yeter diye düşünüyorum. İzm’ler insanı yaratıcısından kopararak köksüz bir durumda bırakıp bireycileştirmektedir. İslam ise insanı sürekli kendisini yaratanla ilişkilendirerek onu dosdoğru olan yol üzere kılarak ahlaki duruşunu daim eylemektedir.

Görülüyor ki bir kavramın dahi hayatımızdan uzaklaşması ve onun yerine konulan bir kavramın peşinden gitmemiz bizi yeni bir kültürün içerisine ve beraberinde o dilin kuşattığı yeni bir düşünüşe doğru sürüklemektedir. Kavramlara yeniden bir dönüş yaşamak zorundayız. Burada bir şeye de dikkat çekmemiz gerekiyor. Dünya ile iletişim arttıkça birçok kavramla ve düşünceyle tanışıyoruz. Burada karşı çıkmaya çalıştığım şey insanı inşa edecek, yönetecek ve bir amaca sevk edecek düşünceleri içinde barındıran kavramların Kur’an dışından bir kaynaktan alınarak sahiplenilmesidir. Bunun dışında dilin imkanlarından faydalanılarak bir şeyi ifade etmek için kullanılacak kavramları kastetmiyorum.

Modern dünyayı inşa edenler ortaçağ Katolik kilisesinin kullandığı ve aynı zamanda feodal yapının kullandığı bir çok kavramın üstünü çizerek kendilerinin olmasını arzu ettikleri dünyayı tanımlayan kavramlar oluşturmuşlardır. “Modern” kelimesi bunlardan biridir. Orta çağın karanlık bir çağ olarak anılması modern dönemin ideolojik tarih yazmacılığı ve okumacılığı sayesindedir. Antik Yunan’da Platon, Aristo gibi tarihe damgasını vurmuş filozoflarca kötülenen demokrasi modern toplumun inşasında çok büyük bir temel taş görevini üstlenmiştir. Mesela Kur’an’ın “hür” olarak tarif ettiğini modern dünya “özgür” olarak tarif etmektedir. İki kelimenin kökenine inildiğinde de aynı anlamlara gelmediği görülecektir. Hür ifadesi insanların insanlara ya da nesnelere kulluktan azade olup yalnızca Allah’a diledikleri gibi kul olma anlamına gelirken özgürlük kavramı temelde insanın kendini kısıtlayan dogmalardan kurtularak dilediği hayatı en sefih bir şekilde de olsa dahi yaşaması halini ifadelendirmek için kullanılır. Hür ifadesinde yine kişi Allah ile olan bağını daha güçlendirmekte iken özgürlük ifadesinde ise bireyci kimliği ön plana çıkmaktadır. “Karnımda olanı hür olarak sana adadım.” (3/35) diye niyaz eden Meryem’in annesi modern dünyanın kastettiği özgürlüğü anlatmıyordu. Ama maalesef bugün modern dünyanın diline ziyadesiyle alıştık. Gündelik yaşamımızı, ilişkilerimizi ve akabinde düşüncelerimizi inşa eden şeyler bu kelimeler oldu. Hakikat yerine realite, ümmet yerine ulus, iman yerine inanç, salih amel yerine pragmatizm, hasen yerine estetik, isar (kardeşi için kendini feda etme) yerine oportunizm (bencillik) vs. vs. Doğal olarak bu kavramlar bizi Kur’an’ın bize kazandırmaya gayret ettiği o derin anlamdan ve bu anlamlar üzerine inşa edeceği ahlaki ilkelerden uzaklaştırarak daha şekilci ve sığ bir yaşama sürükledi. Üstelik bu yaşam konformist bir hayatı vaat ettiğinden hemen kanıverdik. Yalnızca kendisi için ve çekirdek ailesi için yaşayan kötü insanlar oluverdik. Rekabet, hırs, öfke, kıskançlık, arkadan iş çevirme insanların hayatının bir parçası oldu üstelik kimsenin garipsemediği ve normal karşıladığı bir parça…

Felsefecilerin ifadesiyle Allah zorunlu varlık, insan zorunlu olmayan sorumlu varlıktır. Allah sınırsızdır insan ise sınırlı. Geçici olanın ebedi olana, sınırlı olanın sınırsız olana, sorumlu olanın zorunlu olana hükmetme ihtimali yoktur. Öyleyse insanlar ve özellikle mümin olma iddiasında olanlar yeni bir birey ve toplum inşa edeceklerse mutlak olan Allah’ın kavramlarına yani onun vahyine yaslanmadan, onu temel almadan yeni bir inşa söz konusu olmayacaktır. Kalplerin Allah’ı zikri her yaptığımız işte onun iradesine boyun eğerek ve onun bizlere çizdiği yolda yürüyerek kısacası kendimizi hür olarak ona adamamızla mümkündür.  
 

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Amerika ve İsrail Dost, İran Düşman Öyle mi?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu
    4 Temmuz 2025
  • Yine Yeniden ve Hep Bir Umutla Yaşamak
    19 Mayıs 2025
  • Yaşamak Yüklü Kelimeler
    15 Nisan 2025
  • Mehmet Kantar’ın Ardından Rahmetle
    27 Mart 2025
  • Ya Eyyühel Müzzemmil
    23 Nisan 2024
  • Sahip Çıkılası Kelimelere Tutunulmalı
    14 Mart 2024
  • Ben Filistinim
    18 Kasım 2023
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

8 Nisan 2026
“280 milyar dolara malolan  ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

“280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

8 Nisan 2026
İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’

İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’

8 Nisan 2026
İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?

İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?

8 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist