30 Nisan 2026 - Perşembe
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler

Zülf-i Yare Dokunmak

Klasik nasihatnamelerde, iyiliği ve güzelliği tavsiye eden, amele yönelten metinlerde, “önce kendi nefsime” tabirine sık sık rastlarız. Yani müellif, biraz sonraki söyleyeceklerinin ilk muhatabı olarak kendi nefsini görür. Kelamın muhatabı olacak ikinci ve üçüncü şahıslar, kendinin ardından gelir.

Yazar: Yakup DÖĞER
8 Şubat 2021
Kategori: Makaleler, Venhar Özel
0 0
0
Zülf-i Yare Dokunmak
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Klasik nasihatnamelerde, iyiliği ve güzelliği tavsiye eden, amele yönelten metinlerde, “önce kendi nefsime” tabirine sık sık rastlarız. Yani müellif, biraz sonraki söyleyeceklerinin ilk muhatabı olarak kendi nefsini görür. Kelamın muhatabı olacak ikinci ve üçüncü şahıslar, kendinin ardından gelir. Bu davranış öncelikle, kişinin söylediklerini kendisinin yapmakta ya da yapacak olduğunun göstergesidir. “Biz” bilincinin fertten başlayan ilk adımıdır.

Malumumuz olan bir söz vardır. “Önceden insanlar hayır işler söylemezlerdi. Sonra hem hayır işlemeye hem de söylemeye başladılar. Ahir zamanda ise hayrı işlemedikleri halde söylemeye başladılar.” Bu misal her alana sirayet eden maraza dönüştü. Müslümanlar öncelikle kendi yapması gerekenleri, yapmadıkları halde, başkalarının yapması için nasihatler eder oldu. Ortaya çıkan riyakâr tavır, fertten topluma çürümeyi, ihtilafı, tefrikayı tetikledi.

En çok konuşulan, tartışılan, münazara edilen meselelerimiz vahdet, tevhid, uhuvvet, sünnet, Kitap’da birleşmek, Hablullah’a sarılmak vb. olduğu halde ve aralarında niza-ihtilaf bulunanların tamamı bu meseleler üzerinde hemfikir iken, gel gör ki yaşanılan hakikat ortada. İlim ve bilgi bakımından derinleşmiş olanların kendi aralarındaki ihtilafları (hepsi de yukarıda söylediğimiz değerleri ileri sürmekte iken) muhteris birer tüccar gibi sürüp gitmekte.

Öyle görünüyor ki, ilim geldikten sonra, ilim sahiplerinin birbirlerine olan haset ve kıskançlığı yüzünden, söylenen hakikat de olsa değerini yitirmekte. Bir zamanlar, erdemli bir şahsın etrafında bir araya gelenler, şahsın Rahmet-i Rahman’a kavuşmasıyla, etrafındakilerin imamesi kopmuş tespih gibi dağılması, çağımızda kaçınılmaz sonmuş gibi görülmekte. Herkes karşısındakini suçlar iken, kimse aynaya dönüp kendisine bakmamakta. Dediğim dedik, çaldığım düdük havası sürüp gitmekte.

Bir laf vardır ya, “kabahati gelin etmişler, alıcısı bulunmamış” diye. İnsanın en olumsuz yanlarından biri, kendisine toz kondurmaz tavrıdır. Olumsuz şeylerde vebali mutlaka başkasının boynuna asar. Lakin iyi olan ne varsa mutlaka dahli vardır. Genel kanaat, yaşanan bütün olumsuzlukların sebebi, başkalarının kendisi gibi düşünmemesidir. Oysa görülmesi gereken esas husus, her kesin ve her kesimin aynı şeyleri düşündüğü, aynı değerleri savunduğu, aynı ilkeler üzerine bir gelecek inşasını tasavvur ettiği halde, ortaya çıkan içler acısı durumdur.

Ve sonuç: Müslümanlık olarak hal-i pür melalimiz ortadadır. Yaşadığımız sefalet ve perişanlığımız sanki makûs talihimiz olmuş. İzzetin ve şerefin membaı olan bir dinin, izzet ve şereften yoksun müntesipleriyiz. İhtilaf ve tefrika sarmalında, benmerkezci, duygusuz ve hissiz kitleler olarak her yere savrulmaktayız. Piyasaya da bakarsak, ot biter gibi her yerden ‘bilenler güruhu’ ahkâm kesiyor. Lakin yaklaşık yüz elli yıldır değişen hiçbir şey yok. Değişen bir şey olmadığı gibi, daha da kötüye giden bir hal üzereyiz.

Şurası unutulmamalı ki, ilim iki duyguya yaslanarak hayat bulur. Ya tevazua yaslanır etrafına alçakgönüllülük, merhamet, uhuvvet, samimiyet ışıkları saçar aydınlatır. Ya da kibre ve hasede yaslanarak büyür. Kibre ve hasede yaslanarak büyüyen ilim öncelikle kişinin kendisine, sonra etrafına verdiği zararla telafisi imkânsız sonuçlar doğurur. Bu sonuç insanı, kendi şahsına, kendi nefsine dönmesini, aynaya bakmasını, kendisini tartmasını mümkün kılacak bir zeminin dışına taşır. Kendisine dönemeyen başkalarına söz söyleme salahiyetini yitirir.

Kendine dönüp, ‘neden böyle olduk’ deme cesaretini bile bulamayan zavallı ve masum Müslümanlık! Mensubiyet duyduğu dinin cesaret verici yönünü bile düşünmeye cesareti olmayan lakin sürekli birbiriyle didişmek cesaretin de geri durmayan, duygusuz, hayırsız ve muhteris Müslümanlar. Biz Müslümanlar olarak birbirinizle didişme ve kavga ile bir gelecek inşasını ihtiraslarımıza kurban ederken, bakın görün ki artık karşımızda bütün değerlerini yitirmiş, neslimizin heba olup gittiği bir toplum var. Bu kusur tamamen kendisine Müslümanım diyenlere aittir. Kimse yapılması gerekenleri yapmadan “insanların çoğu…” diye bir söz söylemeye yeltenmesin.

Biz duygusuz ve hayırsız Müslümanlar! Yüklendiğimiz mesuliyetlerimizden kaynaklanan kusurumuzun bedelini dünyada çektiğimiz sefaletle keşke ödeyebilsek de, ruz-i mahşerde ayrıca çekmesek. Ve içimizdeki cesaretli gafiller! Müslümanları ıslaha ve yüceltmeye gücünüz yetmediği, çapınız olmadığı için, yapmanız gereken vazifenizdeki aczinizin, ihtiraslarınızın öcünü Din-i İslam’dan ve Müslümanlardan mı almak istiyorsunuz?

Mesele sıkıntılı ve kökleri çok derin yerde. Öyle görünüyor ki bu husus üzerinde daha çok tartışılacak konuşulacak. Hayra vesile olacak bir çözüm önerisini de bulabilecek ne çapımız müsait ne de böyle bir nimeti hak etmişliğimiz var. Bu meselede samimice gayret gösterecek, birlikteliği mümkün kılacak bilgiyi üretecek, feraset basiret sahibi erdemli Müslümanlara ihtiyaç var.

Etiketler: Yakup Döğer

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Tarih, Hurafat ve Esatir
    29 Ağustos 2025
  • İslamcılık Cereyanı Neden Çözüm Üretemedi?
    17 Temmuz 2025
  • Modern Siyasete Meşruiyet Arayışları
    30 Mayıs 2025
  • Filibeli Ahmed Hilmi’de Avrupa Siyaset ve Medeniyeti
    28 Şubat 2025
  • İçtihad Kapısı Nereye Açılır?
    2 Şubat 2025
  • İslamcılık Üzerine Düşünceler
    7 Ocak 2025
  • İslamcılık Düşüncesinin Problemleri
    27 Kasım 2024
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026
Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

24 Nisan 2026
Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

8 Nisan 2026
“280 milyar dolara malolan  ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

“280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

8 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist