2 Mayıs 2026 - Cumartesi
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Türkiye

Zamanın Zamansız Hali: Mülteci Hayatlar

Ortadoğu'nu kanlı sokaklarından, Adıyaman Gölbaşı'na gelen Suriyeli aileler kadın, çocuk, yetişkin hep birlikte hayata tutunmaya çalışıyorlar.

Yazar: Venhar Haber
16 Eylül 2020
Kategori: Türkiye
0 0
0
Zamanın Zamansız Hali: Mülteci Hayatlar
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Kimi insanlar için gün çok erken başlar. Henüz güneş doğmadan, herkes uykudayken, onlar sokakta, dağda, bayırda ekmek derdindedir.

Onlar için zaman, ekmek renginde ve sıcaklığında; binlerce yıldır değişmeyen özgün tadındadır.

Ekmek yoksa zaman, kül renginde, gri tonda ve kapkaranlık bir örtü gibidir. Ağır, kurşuni ve insanı boğan bir gaz bulutu gibidir.

Yani zamanın zamansızlık halidir, ekmeksiz geçen vakitler.

-.jpg
Fotoğraf: Şeyhmus Çakırtaş/Independent Türkçe

Bu nedenle korkunç bir yarış içindedir. Kendisi gibi aç, yoksul ve yoksun olanlarla yarışır, erken uyanır, henüz herkes uykudayken, işe koşar.

Bilir ki iş beklemeye gelmez. Gittin, gittin, gecikince başkası kapar ekmeği.

Böylesine korkunç, böylesine ağır bir yarıştır hayat.

Bildiğimiz çalışma saatlerini unutun, ihtiyaç olduğu saatte çalışmak, verilen işi yapmak zorundadır gündelikçiler. Bir tanımları yoktur aslında. En ağır işlerde, en kirli yüklerde onlar akla gelir.

Şeyhmus Çakırtaş (10).jpg
Fotoğraf: Şeyhmus Çakırtaş/Independent Türkçe

Kavak ağacını bilir misiniz?

Hani yemyeşil yaprakları, göğe uzanan boyu olan ve rüzgarda insanın ruhunu okşayan bir ses çıkaran ağacı bilir misiniz?

Suyu seven, çokça sulak alanlarda yetişen bir ağaç.

Bu mevsim kesim zamanıdır. Hızlı büyüdüğü için, kavaklar bu mevsim kökünden kesilir, gelecek yıl kesilen yerden yeniden filizlenir, boy atmaya başlar.

İşte bu ağacın satışa gelmesi için, birkaç gün güneşte kuruması gereklidir. Bunun için de kabuğu soyulur, güneşte bekletildikten sonra satışa sunulur.

Şeyhmus Çakırtaş (13).jpg

İşte bu işi yapanlar genellikle çok yoksul, işsiz insanlar olur.

Küçüklüğümde böyleydi, şimdi de aynen devam ediyor.

Eskiden her kentin direkhaneleri olurdu. Çünkü evler toprak damla örtüldüğü için, kurutulmuş, kabukları soyulmuş kavak direkleri çatılarda kullanılırdı.

Biz mağ derdik, kitaplarda direk yazılırdı…

Şeyhmus Çakırtaş (20).jpg

Çocukluğumun direkhaneleri yok artık. Sayıları giderek azalıyor ama hala bazı il ve ilçelerde kavak direkler yani mağ satışı yapan yerler var.

Bu yerlerden birisi de Adıyaman‘ın Gölbaşı İlçesi. Göl kenarında kurulan şirin bir kasaba. Sakin, gözden uzak ve oldukça da sulak.

Şeyhmus Çakırtaş (1).JPG
Şeyhmus Çakırtaş (1).JPG, by merve.bayrakci

Ortadoğu‘nu kanlı sokaklarından, Adıyaman Gölbaşı’na gelen Suriyeli aileler kadın, çocuk, yetişkin hep birlikte Gölbaşı’nda, hayata tutunmaya çalışıyorlar.

Suriye’de kendi halinde bir yaşam sürdürürken ve iç savaşın patlak verdiği 2011 yıllından bu yana hayatları paramparça bir şekilde devam ediyor.

Şeyhmus Çakırtaş (5).JPG

Yakınlarını savaşta kaybeden, uzak ülkelere sığınmak zorunda kalan, sınırdan can havliyle en yakın yerleşim yerine kendilerini atan aileler, şimdilik kendilerini güvende görüyorlar.

“En azından uykularımızı parçalayan bomba sesleri yok” diyorlar.

Şeyhmus Çakırtaş (3).JPG

Bir gelecekleri olmasa da, onlar da Türkiye’deki yoksulların yanında toplumun bir parçası haline gelmişler. Kenar semtlerde yaşıyorlar, bir göz odada ömür geçirmeye çalışıyorlar.

Çoğu en ucuz kiraların olduğu yerlerde kalmak ve ucuz işlerde çalışmak durumundalar. Kısacası işsizler ve Türkiye’nin ucuz iş gücüler. Çoğu bulabildiği işlerde çalışıyorlar, tıpkı komşuları gibi.

Gündelik işler, küçük tamiratlar ve kentin en ağır işlerine koşuyorlar. Sigortalı bir işte çalıştıklarını hiç duymadım, çalışan var mıdır bilmiyorum.

Şeyhmus Çakırtaş (11).jpg

Benim karşılaştıklarımın tümü gündelik işlerde çalışıyorlar. Tıpkı dar gelirli Türkiye vatandaşları gibi. Dolayısıyla en büyük sorunları, ülkenin temel sorunu olan işsizlik.

İşsizlik meselesini aşmak için bütün yöntemleri deniyorlar, en ağır işlerde çalışıyorlar, en kirli işlere bulaşıyorlar ve giderek karanlık tünellerde ışık arama durumuna geliyorlar.

Tıpkı bütün yoksulların yaşadıkları gibi…

Şeyhmus Çakırtaş (2).JPG

Haşim Abdullah geçinmek, hayatta kalmak için her sabah erkenden, henüz kimselerin olmadığı saatlerde, Gölbaşı Direkhanesi olarak bilinen, genelde yörede sıkça yetişen kavak ağaçlarının satışının yapıldığı alana geliyor.

Burada yıllardır bu mevsimde kavak ağaçları kesilir, toprak damlı evlerde, ahır ve barakalarda kullanılmak üzere kabukları soyulur ve kurumaya bırakılarak, satışa sunulur.

Şeyhmus Çakırtaş (19).jpg

Bu kabuk soyma işi eskiden beri insan emeğiyle yapılır ve halen öyle de devam eder. Her direkhanede kavak ağaçlarını soyan işçilere rastlamak mümkündür. Özellikle de bu mevsimde.

Çocukluğumdan bilirim ki, kabuk soyma işi özellikle dar gelirli, yoksul insanlar için bir umut kapısıdır. Hem cüzzi bir miktar para kazanılır, hem de yakacak için soyulan kabuklar eve getirilir.

Şeyhmus Çakırtaş (14).jpg

Bu günlerde halen soyulan kabuklar eve götürülüyor sanırım. Kabuklar hem çabuk yanar, hem de ateşinde sac ekmeği harika pişer, ısınmak için çok işe yaramaz.

Henüz yeni kesilen kavak ağaçları güneşte iyice kuruması için kabuklarından ayrılmaları gerekir. Bu nedenle dokusu yumuşakken, dahre denilen kesici bir aletle kabukları soyulur.

Şeyhmus Çakırtaş (15).jpg

Ağaç su ile beslendiği için kabuk kolaylıkla ayrılır ve sarımtırak ağaç gövdesi ortaya çıkar. Kağıt yapımında da kullanılan kavak ağacı yörede ise barınma amaçlı yapılan meskenlerin üstünün örtülmesi için kullanılır.

Hem ucuz, hem de kolay yetişmesinden dolayı kavak tercih ediliyor.

Şeyhmus Çakırtaş (16).jpg

Haşim Abdulah ve kendisi gibi sığınmacı onlarca insan, kavak ağaçlarının kabuklarını soyarak, hayata tutunuyor, tutunmaya çalışıyor.

Tıpkı yoksul Türkiye vatandaşları gibi. Mesaileri güneş doğar doğmaz başlıyor, akşam karanlığına kadar devam ediyor.

Şeyhmus Çakırtaş (8).jpg
​​​​​​​

Her ağaç başına 80 kuruş alınıyor. Bu ağaçların uzunlukları 5 metreyi, kalınlığı 5-10 santimetreyi buluyor.

Ne kadar ağaç, o kadar 80 kuruş ücret. Her şey soyulan ağaç sayısına bağlı. Şimdilik işler yolunda, günde 50 ağaç soyanda var, 100 soyan da.

Şeyhmus Çakırtaş (4).JPG

İşçiler arasında çok sayıda çocuğun olduğunu özellikle belirtmek gerekiyor. Onlar oyun alanları yerine, yetişkinlerle birlikte ağaç kabuğu yememek için çalışıyorlar. Aldıkları ücret yetişkinlere göre daha az.

Gün batımına yakın bir zaman diliminde fotoğraf karesine sığdırdığım sığınmacı işçiler yarı Arapça, yarı Türkçe “Ne kadar ağaç, o kadar 80 kuruş. Ve soyduğumuz kabuklar” diye ekliyorlar.

Şeyhmus Çakırtaş (17).jpg

Akşam yorgun bedenler, fotoğraf çektirmek istemeyen kadınlar ve hala tedirginlikleri yüzlerinde okunan Suriyeli savaş mağdurları günün son deminde bir iki ağaç daha fazla soyma gayretindeler.

Birazdan gün bitecek, herkes evine dağılacak.

Zaman her şeyin üzerini kara bir örtü gibi örterken, işsizlik binlerce insanın kaderine dönüyor…

Şeyhmus Çakırtaş / Independent Türkçe

Etiketler: Şeyhmus Çakırtaş

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur
    24 Nisan 2026
  • Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum
    8 Nisan 2026
  • “280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”
    8 Nisan 2026
  • İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’
    8 Nisan 2026
  • İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?
    8 Nisan 2026
  • Hürmüz Boğazı Krizi 9 Emtiayı Daha Etkiliyor
    3 Nisan 2026
  • Savaşın Birinci Ayında Kim Hedefine Daha Yakın?
    31 Mart 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026
Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

24 Nisan 2026
Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

8 Nisan 2026
“280 milyar dolara malolan  ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

“280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

8 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist