30 Ocak 2026 - Cuma
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler

Türkiye Neden Gazze’nin Yanında Değil?

Adalet ve Kalkınma Partisine oy veren muhafazakâr kitlenin gözünü Gazze’nin ya Siyonist kurşunlarıyla ya da açlıktan can veren bebekleri de açmamaktadır. Şu anda en büyük sınavın en bariz aşamalarından geçmekteyiz. Kurulu düzenin ideolojisi değişmemiştir. Kurulu düzen İngiltere’nin, Fransa’nın, Amerika’nın ve İsrail’in gölgesinde kurulmuştur. Kısaca bu, ABD-İsrail eksinidir.

Yazar: Mehmed DURMUŞ
20 Ağustos 2025
Kategori: Makaleler, Venhar Özel
0 0
0
Türkiye Neden Gazze’nin Yanında Değil?
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Bazı olaylar vardır ki, geriden görünüşü ile hakikati başka başkadır. O bazı olaylar etrafında duygularımızın taşması neticesindeki bağrışıp çağrışmalarımız olayın künhünü kavramamızı ve hakikatini bilmemizi imkânsız hale getirebilmektedir. Filistin/Gazze konusu böyledir.

Gazze’deki durumu anlatmaya gerek yok çünkü dost-düşman herkes Gazze’de ne olduğunu ve ne olmadığını biliyor. Filistin Osmanlı bakiyesidir ve Filistin’in tapusu Türkiye’dedir. Sultan Abdülhamid’e ait çok sayıda tapunun -tozlanmak üzere!- Hazineye devredildiği bildirilmektedir. ABD’nin Ankara büyükelçisi Lübnanlı Thomas Barrack, Ortadoğu ile minnacık da olsa bir ‘ilgi’ kurabilmek için, dedesinin Osmanlı pasaportu ve cebindeki 13 Türk lirası ile Amerika’ya gelmiş olduğunu söyleme gereği duymaktadır. Türkiye ise -İncil’deki İsa’nın sözünden mülhem- çok büyük bir hazinenin üzerinde yatmakta ama hazine hiç yokmuş gibi hareket etmekte, dahası ‘hazineyi’ reddetmektedir.

On yıllar öncesinde eli kalem tutan biri, gün gelecek iki milyonluk Müslüman Gazze halkı bebek, yaşlı, kadın veya erkek demeden bütün dünyanın gözü önünde kıtır kıtır kesilecek, bu şeref timsali İslam beldesinin üzerine İsrail adındaki kuduz bir örgüt salınacak ve hiçbir gıdanın, ilacın, insanî hiçbir nesnenin girmesine izin vermeyecek, Gazze Müslümanları bu sefer de açlıktan ölecekler, o masum çocukların bakışlarına yürekleriniz dayanmayacak diye yazsaydı, pek kimse inanmazdı. En azından, Gazzeliler gıdasız bırakılmaz diye geçerdi akıllardan. Ama bunlar fazlasıyla doğru ve Gazzeli Müslümanların yaşadıkları ızdırap yüzünden insanlık da çeşit çeşit olmuş durumdalar.

İsrail ve ABD sadece Gazzelileri kademeli olarak imha etmekle kalmamakta, aynı zamanda (imanını yitirmemiş) tüm Müslümanları da kahretmektedir. Tek kelimeyle kahroluyoruz ama yine de Allah’a olan imanımız sarsılmamakta, daha da pekişmektedir. Çünkü biz Müslümanlar kusurumuzu çok iyi biliyoruz. Biz böyle bir kahroluşu çoktan hak ettik. Sorun İsrail’de değil, bizdedir. Gazze’yi yakan Siyonizm değil, biz Müslümanlarız. Çünkü tıynetinin gereği İsrail İsrail gibi hareket edecektir. Bir ümmet İsrail gibi büyük bir belayı öngörememişse, işte odur Gazze’nin gerçek katili. Allah’ın ne kadar cihad emri varsa, tamamını -fiilen- Kitap’tan çıkaran, cennet kılıçların gölgesi altındadır diyen Rasûlullah’ın sünnetini saça-sakala-sarığa dolayan biz Müslümanlar… Düşmanla el ele, kol kola, boyun boyuna, omuz omuza, diz dize işler çeviren, AB’nin eşiğine yüz sürüp, ayağına kapanan iktidarlara Mesih/Mehdi gibi sarılan biz Müslümanlar… Evet, Gazzeli kardeşlerimiz kıyımdan geçirilmektedir fakat biz de özgül ağırlığımızı temaşa etmekteyiz, Gazze aynasında. Bu bir sünnetullahtır. Öncelikle halimizi görmemiz, boyumuzun ölçüsünü almamız, tıraşımızın gözümüzün önüne dökülmesine izin vermemiz gerekiyordu.

Gazze cennetin çocuklarını gönderiyor ahirete de -inşaallah- bizler de aynı cennetten pay mı umacağız acaba?

Evet, boyumuzun ölçüsünü aldık ama çok az sayıda insan bunun farkındadır. Hamaset nutukları bütün cürümlerimizi örtmektedir. Silah sanayinin gelişmesi kitlelerin başını döndürmektedir ama o silahları kim ne zaman, kime karşı, kullanacak, bu bilinmemektedir.

Türkiye yönetim ve halkın kısm-ı azamı olarak Gazze kıyımını ustalıklı bir sessizlikle geçiştirmektedir. Cumhurbaşkanı nutuklarında Gazze’ye sahip çıkıyor gibi konuşmakta, iş fiiliyata gelince hiçbir somut adım atılmamaktadır. Terör örgütüyle ticaret devam etmektedir. Siyasi olarak İsrail’in canını sıkacak, gücünü azaltacak bir eylemde bulunulmamıştır. Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde Türkiye’nin İsrail’le de karşılıklı çıkarlar temelinde ikili ilişkiler tesis ettiği, ilişkilerde zaman zaman yaşanan sorunlara rağmen, İsrail’le diplomatik ilişkilerin hiçbir zaman kesilmediği itiraf edilmektedir. 7 Ekim 2023 tarihinde Kassam Tugayları’nın Aksa Tufanı hareketi başlamasaydı ‘başbakan’ unvanlı Siyonist kuduz Ankara’ya davetliydi. Türkiye İsrail’le ‘normalleşme’ sürecindeydi ve 7 Ekim’den sonraki iki yıl içerisinde bu sürecin durdurulduğu veya iptal edildiğine dair bir beyanat sadır olmamıştır. Siyonist sürünün Cumhurbaşkanı olacak kuduza Ankara’da yapılan karşılama töreni (2022) Türkiye’nin rejim olarak İsrail’in ne tarafında, Gazze’nin ne tarafında durduğunu lamsız-cimsiz olarak göstermektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti 18 Şubat 1952 tarihinde (Yunanistan’la birlikte) NATO’ya alınmıştır. AB sevdasıyla kavrulan Türkiye’nin önüne fasıl üstüne fasıl açılıp, kriter üstüne kriter konulup, adeta kapıda süründürülürken, NATO söz konusu olunca, kuruluşunun üçüncü yılında çarçabuk içeriye çekilmesi düşündürücü değil midir? Dışişleri Bakanlığının sitesinde Türkiye’nin NATO üyeliği şu şekilde değerlendirilmektedir: “Türkiye, II. Dünya Savaşının ardından tarihi bir seçim yaparak özgür dünya ile birlikte, Batı Bloku’nda yer almayı tercih etmiştir. Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temel felsefesi ile uyumlu olan bu politika, Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya üye olmasıyla taçlandırılmıştır. O günden bu yana NATO, Türkiye’nin savunma ve güvenlik politikasının mihenk taşını oluşturmuştur.”

Meğer Türkiye tarihi/özgür bir seçim yaparak, kurtuluş savaşı yaptığı ülkelerle aynı çuvalın içine girmiş, batı blokunu tercih etmiş, NATO’ya girmekle batı blokunu seçmesi taçlandırılmıştır. NATO Türkiye’nin savunma ve güvenlik politikasının mihenk taşıymış. Türkiye’nin mihenk taşı NATO ise, Gazze’ye mi sahip çıkar, İsrail’e mi? Bu basit soru her şeyi açıklamaktadır; Şeyh Ahmet Yasin’in, “bir halk yok mu, hiç mi kimse yok?” çığlığı ile Ebû Ubeyde’nin, Gazze halkının ölümünü duyuran feryadı dahil.

Türkiye’nin NATO’ya girmesi, 1952’deki Demokrat Parti iktidarının aldığı bir karar neticesinde NATO’nun kapısının çalınması, onların da biraz düşünüp danıştıktan sonra Türkiye’yi buyur ettikleri şeklinde bir hikâye değildir. NATO’nun, Yunanistan gibi Türkiye’yi de dahil edecek şekilde kurgulandığından kuşku duymak için bir sebep var mıdır? Türkiye’nin NATO’yu istemesi için ne kadar iştah şurubu içirilmiştir, bilinmez. Çünkü Ortadoğu’da büyük bir bela üssü olarak İsrail’in ikame edilmesi için bugünkü NATO düzeneğinin tıpkısının aynısı bir düzenin kurulması gerekirdi. NATO’nun yazılımı, şer ekseni olarak İslam’ı bilecek şekildeydi. NATO’nun asıl gündemi İslam’dır. Ama NATO bize doğudaki komünizm tehlikesi masalını anlattı, minderini o masal üzerine serdi. Türkiye’de ‘komünizm tehlikesi’yle İslam’ın alt edildiğinin en açık belgesi FETÖ olayıdır. Muhafazakâr bir partinin iktidarında Dışişleri bakanlığı kanalıyla NATO’nun işlevi böylesine örtülmekte, Türkiye’nin ve İslam ümmetinin başına açtığı belalar karartılmaktadır.

Türkiye NATO’dan önce, 1948 yılında kuruluşu ilan edilen İsrail’e yamanmıştır. 14 Mayıs 1948’de kurulan İsrail’i ilk tanıyan (28 Mart 1949) ülkelerden biri Türkiye’dir. Türkiye elan ‘terör örgütü’ İsrail’i ‘tanımaya’ devam etmektedir. Türkiye bir gün olur da bu ‘tanımayı’ yırtıp atarsa, o zaman İsrail’le ilişkilerin seyrinde farklı bir gelişme olduğu ortaya çıkacaktır.

Türkiye ile İsrail ilişkilerinden bahsederken ‘iki ülke’ olarak bahsetmek bile Türkiye’ye ayar vermektir. Dışişleri Bakanlığının internet sitesindeki, “Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin geçmişi uzun yıllara dayanmaktadır.” cümlesi de ‘ayar vermenin’ ikinci bir hamlesi değil midir? Hangi İsrail’in hangi uzun tarihinden bahsedilmektedir? Acaba İsrail’in tarihi Lozan’a kadar mı götürülmektedir, onu bilmemekteyiz.

Türkiye, gerek NATO çerçevesinde ABD ve Avrupa, gerekse İsrail’le ancak işin ehlince yazılacak kitaplarla açıklanabilecek siyasi, iktisadi, kültürel vb. ilişkiler içerisindedir. Dışişleri Bakanlığının tespitiyle, Türkiye Batı blokunun yanında yerini almıştır. Türkiye ABD’nin ve İsrail’in stratejik ortağıdır. Stratejik ortaklık noktasından bakınca Filistin’in, Gazze’nin nasıl görüneceği her türlü izahtan beridir.

İşte bu sebeple söylemlerde Gazze’ye arka çıkılmakta, İsrail yerilmekte fakat fiiliyata dönük hiçbir adım atılmamaktadır. Öte yandan iktidarın Gazze politikasını, daha doğrusu Gazze’de Türk dış politikasının adeta felç olduğunu yazan, konuşan, eylem yapan insanlar bir bakıma vatan haini muamelesine tabi tutularak susturulmaktadır. İktidar çevresinde konuşlanmanın ‘nimetlerinden’ yararlanan kimi yazarlar bu tür uyarılara karşı iktidara ‘çelik kubbe’ görevi yapmaktadırlar.

Adalet ve Kalkınma Partisine oy veren muhafazakâr kitlenin gözünü Gazze’nin ya Siyonist kurşunlarıyla ya da açlıktan can veren bebekleri de açmamaktadır. Şu anda en büyük sınavın en bariz aşamalarından geçmekteyiz. Kurulu düzenin ideolojisi değişmemiştir. Kurulu düzen İngiltere’nin, Fransa’nın, Amerika’nın ve İsrail’in gölgesinde kurulmuştur. Kısaca bu, ABD-İsrail eksinidir. İslam temeli üzerine kurulmayan, tek dostu Allah, Rasûlü ve müminler olmayan bir düzeni kim kurarsa kursun, onun yöneticisi olmak, onun ideolojisini benimsemeyi, onun ilahlarına şehadet getirmeyi gerektirecektir. Bir de bizim, dilimizle söylediğimiz değil, bizzat bütün hayatımız olarak yaptığımız itaat bizim dinimizdir. İtaatimiz kime ise, dinimiz de odur. Laik-demokratik sistem, sürücü koltuğuna kim oturursa, onu dönüştürmekte, tam olarak kendinden yapmaktadır. Hiçbir sistem kendinde olmayanlara kendini teslim etmemektedir. Muhafazakâr kitlelerin sürekli reddettikleri hakikat budur işte.

Son söz mü? Temmuz ayının sonunda Yahudi şehri New York BM’in bir konferansına ev sahipliği yaptı. (29-30 Temmuz 2025). Konferansta Hamas’ı elsiz-kolsuz bırakarak esir almayı hedefleyen yedi sayfa, 42 maddelik bir bildiri yayınlandı. Bildiri Hamas’ı kınamakta, silahlarını teslim edip Gazze’yi Mahmud Abbas yönetimine bırakmasını istemektedir. Bildiri Avrupa Birliği, Arap Birliği ülkelerinin yanı sıra 16 ülkenin imzasıyla yayınlandı. Bildiriyi imzalayanlardan biri de Türkiye’dir. Muhafazakârlar Gazze’yi Erdoğan’ın kurtaracağını söylüyorlardı. Demek ki küçük bir hesap hatası yapıldı ve Gazze’nin kurtuluşu hesabına, bu aziz şehrin ve aziz insanlarının Siyonistlere teslimi düştü. Erdoğan’ın dostu Trump Gazze şehitlerinin kemikleri üzerine sahil villaları dikebilecektir.

İktibas Dergisi Ağustos Sayısı

Etiketler: Ak partiBatı BlokuGazzeHamasMehmed DurmuşMuhafazakar

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

İslam’ın Düşmanları Bizim Neyimiz Olur?

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Bir Erdal Bayraktar Geçti Bu Dünyadan

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Bugünün Kufelileri Olmak Veya Olmamak

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Bir Erdal Bayraktar Geçti Bu Dünyadan
    22 Eylül 2025
  • Demokrasiye Can Verenler -Beşir Atalay Okuması-
    30 Haziran 2025
  • ‘Makul Olmak’ Kazandırır
    25 Mayıs 2025
  • Düşmanı Kahretmenin Yolu
    27 Nisan 2025
  • Kur’an Algımız
    26 Mart 2025
  • Gazze’nin Heybesinden Fışkıran Hayatlar
    24 Şubat 2025
  • Suriye’de Hayır Umalım Hayır Olsun
    31 Ocak 2025
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

30 Ocak 2026
İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

28 Ocak 2026
Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

21 Ocak 2026
Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

21 Ocak 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist