13 Mayıs 2026 - Çarşamba
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Venhar Özel

Sosyal Medya Tecessüs Damarını Çatlatmak İçindir

Allah'ın tecessüsü yasaklayan bir kelimelik nehyinin muhataplarının müminler olduğu unutulmamalıdır. Günümüze gelince, Allah'ın bir tek değil, tüm buyruklarının, bütün hudûdullahın tarumar edildiği, Allah'ın bir müzisyen kadar bile sözünün geçmediği bir toplumda tecessüse dair ne söylenebilir ki?

Yazar: Mehmed DURMUŞ
29 Aralık 2021
Kategori: Venhar Özel
0 0
1
Sosyal Medya Tecessüs Damarını Çatlatmak İçindir
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Diyanet İslam ansiklopedisinde tecessüs, “bir kimsenin özel durumunu merak edip öğrenmek için onun bilgisi ve rızası dışında gizlice araştırma yapmak” olarak tanımlanmaktadır. Kitabımız Kur’an tecessüse dair söylenecekleri bir vav harfi, bir lâ edatı ve ‘tecessesû’ fiiline sığdırmış, bunu da zandan sakındıran ve gıybetten men eden iki nehiy arasına yerleştirmiştir. “Ve lâ tecessesû”: “Tecessüs yapmayın!” Zannın çoğundan kaçının, başkalarının gizliliklerini araştırmayın, gıybet yapmayın. (Hucurat, 12). Demek ki bir iman toplumunda, gıybet ve tecessüsü bitirmek için birer kelimelik uyarı yeterliymiş.

İslam toplumu diye, başkalarının özel alanlarına göz-kulak kesilmenin kesin olarak ayıp sayıldığı topluma denir. Terbiye edicisi Allah olmayan, hatta ‘terbiye’ terimini tümüyle kullanımdan kaldırmış toplumlarda ise tecessüs bir yaşam tarzıdır. İslam toplumunda fertlerin yapacakları (anlık, günlük, haftalık) çok önemli salih ameller vardır. Bu ameller müminlere, başkalarının özel hayatlarına meraktan dalgıçlar yollamalarına izin ve fırsat vermez. Her şeyden önce müminlerin her an Allah’ı anmak gibi bir ödevleri vardır ve bu ödev onları boş ve çirkin işlerle ilgilenmekten alıkoyar. Gayri müslim bir toplumda ise insanların özel hayatlarıyla alakadar olmak sıradan bir iştir.

Allah kötülüklerin hem engellenmesini hem de faş edilmeyip, örtülmesini emreder. Cahiliye toplumu ise tam aksine, marufun önlenmesi ve örtülmesini esas alır. İslam toplumu nezaket toplumudur, kalplerin temizliği gibi gözlerin, kulakların, el ve ayakların temizliği de esastır. Allah mümin erkekleri kadınlara gözlerini dikmekten sakındırır, bakışlarını indirmelerini emreder. Ardından emri mümin kadınlara yöneltir. Çünkü kalp ve niyet temizliği kadın için de geçerlidir. Demek ki gözler, ağyarın beden dünyasına tecessüs casusları göndermek için başvurulacak giriş kapıları gibidir. Kişi kendi ahlak kapılarını sıkı kapatmalı, başkalarının kapılarını da tıklamamalıdır. Nefsinin behimî arzularına yenik düşüp, tecessüs günahına dalmaktan korunmanın ilk adımı, gözlere hâkim olmakla atılmaktadır.

Tecessüsle köken birliğine sahip olan casusluk, başkalarının sırlarına yönelik bilgiler edinme işi olup, İslamî yönetimin gerekli gördüğü alanlarda, Allah’ın koyduğu sınırları aşmamak koşuluyla bir kamu hizmeti olarak icra edilecektir fakat bu kamu hizmeti hiçbir zaman Hucurat suresinin 12. ayetini ihlal eden bir mahiyette olamaz.

Allah’ın tecessüsü yasaklayan bir kelimelik nehyinin muhataplarının müminler olduğu unutulmamalıdır. Günümüze gelince, Allah’ın bir tek değil, tüm buyruklarının, bütün hudûdullahın tarumar edildiği, Allah’ın bir müzisyen kadar bile sözünün geçmediği bir toplumda tecessüse dair ne söylenebilir ki? Tecessüsün bir yaşam biçimine dönüştüğü bir toplumsal dönüşümden bahsediyoruz. Aslında birazdan açıklamaya çalışacağımız üzere, günümüzde, tanımına uygun bir tecessüsten bahsetmek de pek mümkün değildir. Bu bahiste şu incelik asla göz ardı edilmemelidir: Kur’an’ın “tecessüs yapmayın!” buyruğunun muhatabı müminlerdir. Günümüzde ise emrin kendisinde makes bulduğu muhataplar yok denecek kadar azalmıştır. Zira günümüzde beşeriyet büyük bir tecessüs devrimi yapmış bulunmaktadır. Bu devrimi biraz daha açmamız gerekmektedir.

Tecessüs kelimesi, korunaklı haldeki mahremiyete yönelik özel bir ‘ilgiyi’ ele vermektedir. Mütecessis, kilitli kapılar ardındaki mahremiyeti ihlal etmeye yönelik bilinçli adımlar atan kişidir. Günümüzde işte bu tanım tersine dönmüştür. Artık bir mütecessise ihtiyaç kalmamıştır çünkü insanlar mütecessisi zahmetten kurtarmakta, büyük bir özveri(!) ile bizzat kendi elleriyle kendilerini tecessüse elverişli hale getirmektedirler. Özgürlükçü felsefenin bireyleştirdiği kadın ve erkek cinsler mahremiyet adına neleri var neleri yoksa, tam bir açık hava müzesi görünümünde, kamunun hizmetine(!) sunmuş bulunmaktadırlar. Dilerseniz buna müze yerine, bir mezat ya da teşhir salonuna da diyebilirsiniz. Bu pazarda ar, namus, haya, edep, ayıp, sır, mahremiyet adına her ne varsa bulmak mümkündür; her şey satılıktır. Satışa konu edilmeyen hemen hiçbir şey bırakılmamıştır. Allah’ın “birbirinizin gizli-saklı sırlarını araştırmayın!” buyruğu bu pazarda adeta, “gizli-saklı hiçbir şeyiniz kalmasın” anlayışına evrilmiş gibidir. Ceketin astarı dışına çevrilmiştir.

Meselenin acıtıcı yanı şu ki, bu işte artık din farkı kalmamıştır. Hatta ismi ismimize, cismi cismimize benzeyen kadın ve erkekler diğer din ve inanç mensuplarına fark atmaktadırlar. Düşünebiliyor musunuz, sosyal medya ‘meydan okuyan yirmili yaşlar’ diye bir numara keşfediyor ve insanımız sosyal medyanın bu numarasını emir telakki ederek yirmili yaşlar görselleri paylaşma yarışına girişiyor. ‘Yirmili yaşlar’ etkinliğinin, sosyal medyada olan-bitenlerin en masumu olduğunu söyleyeceklere hiçbir itirazımız yoktur. Zaten biz de ‘en masum’ icatlardan bir örnekle meramımızı anlatmak istedik. Artık kendilerinden ‘muhafazakâr’ olarak bahsedilmesinin yerli yerince olduğuna kanaat getirdiğimiz ‘Müslüman’ kesimlerin mahremiyetlerini başkalarıyla paylaşmaya olan bu arzulu hallerini gördükçe, Müslümanlar olarak mücadele cephemizi gözden geçirmemiz gerektiğine olan kanaatimiz pekişmektedir.

Hanımının adını başkalarının duymasından hoşlanmayan Müslüman geçmişimizin izan ve ferasetini gün yüzüne çıkartabilmek için artık arkeolojik kazılara ihtiyaç olacaktır. Sosyal medya denilen iletişim-eğlence ortamlarının muhafazakâr kimselere kendi evlerinden daha güvenlikli geldiği açıktır. Kadına ve erkeğe, kadınlığa ve erkekliğe dair her şey, -eğer kaldıysa- aileye dair ne varsa sosyal medya denilen ortalığın malı olmuştur. Eşler birbirleriyle paylaşmadıkları şeyleri sosyal medya arkadaşlarıyla paylaşmaktadırlar. Bir anne adayının hamilelik sürecine dair ayrıntıları belki kocası bilmiyorsa da, sosyal medya arkadaşları biliyordur. İsrail’in Kudüs ve Gazze saldırılarında, Filistinlilerin safını tutan insanların sosyal medyada, oranın sahipleri olan Siyonistleri sırdaş edinmelerinin izahını yapacak tezlere ihtiyaç vardır.

Çocukluk ve gençlik yıllarımızda mahremiyete savaş açmış bulvar gazeteleri vardı. Sinemaya gitmemiz babalarımızın kaşlarını çatma sebebiydi. Sosyal diye tabir edilen medya ise tüm bu sorunları kökünden ‘çözdü’. Artık yeryüzündeki kişi sayısı kadar bulvar gazetesi, aynı sayıda sinema, aynı sayıda mahremiyet düşmanı eğlence vb. var. Babalarla oğullar sosyal medya mihrabının ardında, aynı safta kenetlenmiş bulunmaktadırlar.

İnsan kendisine ve ailesine ait nitelik, özellik ve değerlerini neden başkalarının tecessüs merakına arz eder? Güney Koreli felsefeci Byung Chul Han diyor ki, dijital panoptikonun inşasına aktif olarak katılıyoruz. Hatta soyunarak, Quantified Self [nicelikleştirilmiş benlik] hareketinin milyonlarca taraftarı gibi bedenimizi kablolara bağlayıp onunla ilgili verileri gönüllü olarak ağa yollayarak panoptikonu desteklemiş oluyoruz. Yeni egemenlik bize suskunluk dayatmadığı gibi bizi sürekli paylaşmaya, katılmaya, görüşlerimizi, ihtiyaçlarımızı, arzularımızı ve eğilimlerimizi iletişimin dolaşımına sokmaya, hatta hayatımızı anlatmaya teşvik etmektedir. Chul Han’ın şu satırları konuyu daha anlaşılır kılıyor: “Bugün hiçbir cebir, hiçbir emir ve yönerge olmadan gönüllü olarak kendimizi ifşa ediyoruz. Kendimiz hakkındaki her türlü veri ve bilgiyi gönüllü olarak ağa koyuyor ve hakkımızda kimin, ne zaman, hangi vesileyle, hangi bilgiyi edineceğini bilmiyoruz.” “Gönüllü olarak özel koruma alanlarından vazgeçiyor ve kendimizi içimize nüfuz eden ve üstümüze ışık tutan dijital ağlara maruz bırakıyoruz.”

Kendi toplumumuzu düşündüğümüzde Chul Han’ın tespitleri eksik bile. Hoş ‘kendi toplumumuz’ kalmadı ya, küresel mumyalar cemiyetinin ‘bizim toplumumuz’ dediğimiz kompartımanında panoptikonu -son sistem- inşa eden, yöneten ve gönüllü olarak panoptikonda gözetlenmeye talip olanlar bizleriz.

Yunan mitoloji kahramanı Sysphos’un tepenin zirvesine çıkarmaya çalıştığı, tam zirveye varmak üzereyken her seferinde yuvarlanıp aşağıya düşen büyük taş misali, bizi hakikate sevk edenlere inat, hakikatten düşüp aşağılara yuvarlanan varlıklar olmayı tercih ediyoruz. Bizi hidayete yeden Allah, hakikati bulmamız adına ne buyurmuşsa, onun aksini yapmaya programlamışız kendimizi. Allah tecessüs etmeyin buyurmuş, biz ise tecessüsü bir yaşam biçimine dönüştürmüşüz. Tecessüs merakı insan yavrusu bir cenin olarak henüz anne karnındayken gelip bizi bulmakta, big brother’ın, 1984 romanından fırlamış, dijital panoptikonun lanet olası cihazlarının ışınsal çöpleri vasıtasıyla her yerimizi kurcalanmaktadır. Big brotherı anladık da, anne-babamız biz ceninden ne istiyordu, onu anlamadık. Anladığımız tek şey var: Mahremiyet deyince liste başına giren hamilelikle yüklü annemiz ve yanında eşi (babamız) olacak o zat görüntüleme cihazlarıyla annemizin rahmini, rahmin içindeki beni, hasılı bütün mahremiyetini neden dünya-aleme açmıştır?…

Acı ama gerçek: İnsan cahiliye açılmasında (teberrüc) sınır tanımamaktadır. Takva elbisesinin koruyuculuğu ve verdiği sımsıcak huzur, yerini insanın bütünüyle bedenini namussuzların şehveti önünde bir teşhir ürününe dönüştürmesine bırakmış vaziyettedir. Çözülme, dağılma, bozgun bir bütün demek ki. Çürümeyi şayet hayatın bir alanında görüyorsak, bu, görüşümüzün sığ olduğu anlamına gelir. Çürümenin her yerde olduğunu fark etmeliyiz. Fakat meyus olmaya da gerek yoktur. Umutsuzluk tamamen kafirlere hastır. Hayatta her zaman iyiliğin imkanları kötülüğünkinden daha çok ve daha güçlüdür. Allah var, imkân da var. Yeter ki biz neyi aradığımızı bilelim.

NİDA Dergisi, Eylül-Ekim 2021

Çok Yorumlanan 1

  1. Ahmed Rahman says:
    4 sene önce

    Selamun aleykum. Hocam yazının ikinci yarısında mahremiyet alanı biraz annenin gebelik süreci ile sınırlı kalmış gibi.. Fakat biliyoruz ki yeme içmeden tut da denize girmeye kadar her alanda bir ihlal var. Müslümanların gerçekten akletmekte bu kadar zorlanmasi korkunç. Kaleminize sağlık. Dua ile…

    Cevapla

Ahmed Rahman için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?
    23 Mart 2026
  • Mescid-i Dırar Artıkları
    20 Mart 2026
  • Bir Erdal Bayraktar Geçti Bu Dünyadan
    22 Eylül 2025
  • Türkiye Neden Gazze’nin Yanında Değil?
    20 Ağustos 2025
  • Demokrasiye Can Verenler -Beşir Atalay Okuması-
    30 Haziran 2025
  • ‘Makul Olmak’ Kazandırır
    25 Mayıs 2025
  • Düşmanı Kahretmenin Yolu
    27 Nisan 2025
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Gazze’nin Hamileri Nerede?

7 Mayıs 2026
ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor

ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor

5 Mayıs 2026
İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü

İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü

5 Mayıs 2026
Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist