31 Ocak 2026 - Cumartesi
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler

İslam’ın Gücü

İslam'ın gücü önünde hiçbir tiranın, hiçbir diktatörün ve hiçbir cahiliye toplumunun durması mümkün değildir. Fakat bu noktada insanların aklına, “madem İslam'ın önünde kimse duramaz da neden dünya İslam'a teslim olmuyor?” türünden sorular gelebilir. Bu soruya şöyle bir cevap vermek mümkündür: İslam güçlüdür ama tıpkı güneş tutulmasında ayın, dünya ile güneş arasına girmesi gibi, İslam'la insan arasına gerilen karaltılar bulunmaktadır. Burada asıl suçlu elbette, İslam'la insan arasına giren yani İslam’ı örtmeye çalışan İslam düşmanlarının bu saldırısını defetmeyen Müslümanlardır.

Yazar: Mehmed DURMUŞ
4 Eylül 2023
Kategori: Makaleler, Venhar Özel
0 0
7
İslam’ın Gücü
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

 İslam gücünü Allah’tan almaktadır. Allah yaratıcıdır, mülkün tek sahibidir, ortağı, eşi ve benzeri yoktur; İslam’ın da eşi ve benzeri yoktur. İslam, mülkü okuma, anlama, kavrama, mülkten yararlanma, mülke saygılı olma kılavuzudur.

Allah güçlü olduğu için İslam da güçlüdür. İslam hakikat dinidir. Hakikatin gücüyle insan yarışamaz. İnsan hakikat karşısında sadece el kaldırır, teslim olur. İslam’ı sorgulamak insanın haddine değildir. Nefsini azdırdığı için teslim olmamış insan, hariçten bir ecnebi olarak bakınca tabi ki İslam ona çok cazip gelmeyecektir. Hele de ilk bakışta İslam, henüz evrimini tamamlayamamış insanımsıların dini olarak görünecektir. Ama ikinci bakışta insan biraz kendinden utanacak, üçüncü ve devam eden bakışlarında utancından yerin dibine girecektir. İslam’ı cahil-cühelanın dini sanmak, insanın asıl cehaletidir.

“Ben vicdanımı Ankara’ya sattım. Bana as derlerse asarım, bırak derlerse bırakırım” diyen Şark İstiklal Mahkemesi başkanı Mazhar Müfit Kansu misali, re’sen satılmamış vicdanların İslam karşısında durabilmeleri imkansızdır. İslam mutlaka insanı cezbeder, teslim alır.

İslam neden teslim alır? Çünkü İslam insan fıtratını hayatın yegâne dini ile buluşturmasının adıdır. İslam tamamen fıtrat dinidir. Allah hayatın tek sahibidir. Her şeye gücü yetendir. İnsanı ‘ölü’ halden diri hale getirip yaratan, yaşatan, sonra öldüren ve sonra yine diriltecek olandır. Allah’ın önünde başların eğilmesi şereftir çünkü insanın başı tam da eğilmesi gereken yere eğilmiş, hakiki büyüğün azameti karşısında secdeye kapanmıştır. Ama insanın kısa dünya hayatında menfaat için, kendisi gibi ölümlü hemcinsinin uğrunda eğilmesi, yağcılık yapması, riya, gösteriş, yaranma atakları yapması utanç vericidir.

İnsan yaratıcısının Allah olduğunu kabul etse bile ya patronunu ya amirini ya siyasi liderleri ya da para ve nüfuz sahibi insanları tazim ederek, sanki yaratıcı onlarmış gibi eğilip-bükülmesi, yağcılık ve mürailik yapması dünyanın en ahlaksız tutumudur. İnsan insanlara, hak ettikleri oranda saygı göstermeli ama hiçbir insanın onun rızkını vermediğini, hastalanınca iyileştirmediğini, insanın insana rab ve ilah değil, sadece vesile olduğunu bilmeli ve ilişki bu zaviyeden kurulmalıdır. İslam’ın Müslümanlara kazandırdığı bu ilişki düzeyi ne kadar seviyeli ve imrenilesidir. Allah Rasûlüne, “anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Rasûlü!” diyerek itaat eden sahabe, buna rağmen sorgusuz-sualsiz teslimiyetin sadece Allah’a yapılacağının şuurundaydı. Rasûlullah (sav) kendilerine bir şey emrettiğinde, ona en küçük şekilde bile saygısızlık yapmayan bu güzide insanlar, “ya Rasûlallah, bu size Allah’ın bir emri midir, yoksa sizin şahsi görüşünüz müdür?” sorusunu sorabiliyorlardı. Onlara bu terbiyeyi veren elbette İslam’dı.

İslam’ın gücü önünde hiçbir tiranın, hiçbir diktatörün ve hiçbir cahiliye toplumunun durması mümkün değildir. Yukarıda değindiğimiz gibi, vicdanını satmış olanları hariç tutuyoruz. Fakat bu noktada insanların aklına, “madem İslam’ın önünde kimse duramaz da neden dünya İslam’a teslim olmuyor?” türünden sorular gelebilir. Bu soruya şöyle bir cevap vermek mümkündür: İslam güçlüdür ama tıpkı güneş tutulmasında ayın, dünya ile güneş arasına girmesi gibi, İslam’la insan arasına gerilen karaltılar bulunmaktadır. Burada asıl suçlu elbette, İslam’la insan arasına giren yani İslam’ı örtmeye çalışan İslam düşmanlarının bu saldırısını defetmeyen Müslümanlardır. Rasûllerin yaptıkları da aslında budur yani insanların İslam’ı olanca sadeliğiyle tanımaları için, suyun önüne gerilen çer-çöp misali, İslam’a gölge eden lüzumsuzları temizlemek, gölge etmemelerini sağlamaktır. Cihadın bir tanımı da budur.

İnsanoğlu toplumun, devletin, basın-yayın ve iletişim araç-gereçlerinin, gerek Hristiyan gerekse ‘Müslüman’ kılığındaki misyonerlerin taarruzlarına maruz kalmaz da, İslam’ı kaynağından okuma bahtiyarlığına ererse, İslam’ın çekim gücüne karşı koyabilmesi mümkün değildir. Rasûlullah’ın, fıtrat ayetlerinin tefsiri mahiyetindeki, “her doğan İslam fıtratı üzere doğar” sözü, bu yalın hakikate işaret etmektedir. Bütün anne-babalar bebeklikten çocukluğa, oradan gençliğe doğru adım atan çocukları üzerinde fıtrat mucizesini bütün gerçekliğiyle müşahede etmektedirler. Ne zaman ki çocuk, ergenlik ve rüşt çağına ermiştir, İblisin sağ, sol, ön ve arka cihetlerden gelerek insanı azdırmaya çalışması da başlamıştır. İşte bugünkü İslam ümmeti olarak daha işin başında, ilk ergenlik günlerinde fıtrata sahip çıkamıyor, çocuklarımızı iblisin taarruzundan koruyamıyoruz. Korumak şöyle dursun, tek sussun da beni rahatsız etmesin diye, Roma’da aslanların önüne atılan köleler misali, ya İblisin televizyon aletinin önüne atıyoruz ya da eline, iblisin cep telefonu aletini tutuşturuyoruz. Sonra da Aytmatov’un kahramanı Kolaman’ın annesi gibi, yürek yakan seslenişle çocuklarımızı aramaya koyuluyoruz…

İslam’ın gücünü her şeye rağmen, bugünkü Avrupa ve Amerika’da müşahede etmek daha basittir. Mesela bir metrekarelik bir kumaştan ibaret olan başörtüsü, sanki bir başörtüsü değil de, büyük orduların sancaklarıymış gibi, bütün dünyada adeta fırtınalar estirebilmektedir. Oysa ‘başörtüsü’ (yani tesettür) bir silah değildir, bir afiş, pankart, bir siyasi toplantı, miting, protesto, boykot veya bir kıyam (kalkışma?) vb. değildir. Bir mümine kız ya da kadının sokağa çıktığında -Allah’ın emri gereği- giyindiği dış elbise ve başına örttüğü örtüden ibarettir. Ama galiba tesettür bu sayılanların hepsi -ve daha fazlası- olmalıdır ki, ülkelerde büyük çalkantılara sebep olabilmektedir. Günümüzde çokça sulandırılmasına, birçok kadında Allah’ın emri olmaktan, bireysel özgürlük hurafesine evrilmiş olmasına rağmen tesettür yine de tek başına gavurla olan mücadelesini sürdürmektedir. Fransa Milli Eğitim Bakanlığı tüm okullarda başörtüsünü yasaklayan bir genelge gönderme gereği duyuyorsa; Fransa’da merkez sağ ve merkez sol partiler, feminist gruplar, masonlar, cumhuriyetçi ve laikçi aydınlardan oluşan cephe başörtüsünü Fransız yaşam biçimine bir tehdit olarak görüyorsa; Müslümanların domuz eti yememesi, Müslümanların yaşadığı laik ülkelerde birtakım düzenlemeler yaptırabiliyorsa; Fransa hükümeti, kendi laik yaşamlarına uyum sağlamaları için (sömürgecilikten kalma bir refleksle) mesela imamları eğitmek gibi bir işe girişiyorsa; Fransa’da İslam’ın olmaması için hükümet bir Fransız İslam’ı üretmeye yelteniyorsa (Ömer Çaha, Fransa’da İslam Karşıtlığı ve Laisizm, İst-2011) bütün bunlar, İslam’ın gücüyle olmaktadır.

İslam’ın gücünü bütün insanlık daha henüz görmedi. İslam’ın gücünden haberdar olmayanlar sadece, asırlık dozlarda narkoz almışçasına uyuşuk ve baygın vaziyetteki kimi Müslümanlardır.

Türkiye’ye gelince, burada laik ve demokrat cephenin bütün bileşenleri İslam’ın gücünü bilmekte, bunu da Müslümanlara anlatamamaktadırlar. Türkiye gibi beldelerde İslam müminlere umut, mümin olmayanlara iç yarası olmaya devam etmektedir. Gayri müslimler İslam adına ülkenin en mutena köşesinde bir yaprak kımıldasa, büyük şehirlerde İslam fırtınasına dönüşeceğinden endişe etmektedirler. Bu toplum, helak edilen toplumların uğradıkları bütün duraklara uğrayarak, sonuçta ya İslam ya da helak seçeneğiyle baş başa kalacak ve kurtuluşun yalnızca İslam’da olduğunu anlayacaktır ama önemli olan, biz Müslümanların gafletimizi ölümcül hale getirmeden, hayata, var olmaya, İslamî mücadeleye yeniden dönmemizdir. Aksi takdirde Cenabı Allah’ın, bizi yok edip, bizim yerimize Allah’ı sevecek, Allah’ın da kendilerini seveceği bir toplum yaratması mümkündür.

Ne buyurmuştu Rabbimiz: “Allah göklerin ve yerin nûrudur. O’nun nûrunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytin (yağın)dan tutuşturulur. Onun yağı neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. Nûr üstüne nûr. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara (böyle) temsiller verir. Allah her şeyi bilir.” (Nûr, 35).

İslam işte bu temsildeki ‘zeytûne’ gibidir; dostları onu mehcur bırakmış olsalar da o yine de insanlığa, kâinat çapındaki bir deniz feneri gibi parlamaya, yol göstermeye devam etmektedir. Kim bilir, dostları değilse de düşmanlarının, İslam’ın kıymetini bilecekleri ve tüm yeryüzünün İslam’ın nûruyla aydınlanacağı günler belki de yakındır.

Etiketler: Mehmed Durmuş

Çok Yorumlanan 7

  1. Ahmed Rahman says:
    2 sene önce

    İnşallah diyoruz hocam… Amin.. kitabı mahcur bırakan bir toplumda kitaba sarılmaya gayret ediyoruz. Rabbimiz irademizi arttırsın ve ayaklarımızı sağlam kılsın.

    Cevapla
  2. Ahmet Beşparmaklı says:
    2 sene önce

    Hocam kalemine sağlık. Özellikle son cümlelerine inşallah diyor ve Rabbimiz ayaklarımızı kandırma ve İslamın gücünü dünya aleme gösterme şerefini biz mümin kullarına bahşet diye niyaz ediyorum. Allah razı olsun.

    Cevapla
  3. Mehmed Durmuş says:
    2 sene önce

    Ahmet Rahman ve Ahmet ağabeyim, inşaallah diyelim. Allah ecrinizi versin

    Cevapla
  4. Bekir YETGİNBAL says:
    2 sene önce

    Allah senden razı olsun ve seni insanların hidayetine vesile eylesin güzel kardeşim. Sevgi ve muhabbetlerimle

    Cevapla
  5. Mehmed Durmuş says:
    2 sene önce

    Allah sizden de razı osun Bekir kardeşim.
    İnsanların hidayetine vesile olmaya gelince,
    bizler önce kendi hidayetimize vesile olabilirsek, ne âlâ, ne mutlu bize.

    Cevapla
    • Bekir Yetginbal says:
      2 sene önce

      Kardeşim selamunaleykum.
      Şu cümlenin sonundaki yanlış bir harf (a) manayı etkilemekte diye düşünüyorum. Ne dersiniz? Cümleniz şu:

      “Türkiye’ye gelince, burada laik ve demokrat cephenin bütün bileşenleri İslam’ın gücünü bilmekte, bunu da Müslümanlara anlatamamaktadırlar…” Doğrusu şu olmalı diye düşünüyorum: “Müslümanlara anlatmamaktadırlar…” Sevgi ve muhabbetlerimle

      NOT: Cevabınız sonrası bunu web sitemde yayınlayacağım inşaAllah.

      Cevapla
  6. Mehmed Durmuş says:
    2 sene önce

    Yani şöyle düşünelim Bekir kardeşim: Sözünü ettiğim ecnebi kesim İslam’ın gücünü anlamış/kavramış bulunmaktadır ve gerek iradi/bizzat istedikleri tutum, davranış ve yazılarıyla gerekse gayri iradi/istemeyerek olsa yaptıkları tutumlarıyla, söz ve yazılarıyla Mslümanlara (kendini müslüman olarak ifade edenlere) İslamın ne kadar güçlü olduğunu anlatıyorlar ama karşı taraf o kadar derin uykuda ki, anlamıyor, anlamak istemiyor, onun böyle bir derdi yok. Bu anlamda “anlatamamaktadırlar” diyorum. Belki vicdanı tam kirlenmemiş ecnebiler bu duruma üzülmektedirler ama müslümanım diye üzülmemektedir.
    Tabi ki İslamı gerçekten kavramış ve öyle iman etmiş müminler bu cümlenin hedefi değildir.

    Cevapla

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

İslam’ın Düşmanları Bizim Neyimiz Olur?

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Bir Erdal Bayraktar Geçti Bu Dünyadan

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Bugünün Kufelileri Olmak Veya Olmamak

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Bir Erdal Bayraktar Geçti Bu Dünyadan
    22 Eylül 2025
  • Türkiye Neden Gazze’nin Yanında Değil?
    20 Ağustos 2025
  • Demokrasiye Can Verenler -Beşir Atalay Okuması-
    30 Haziran 2025
  • ‘Makul Olmak’ Kazandırır
    25 Mayıs 2025
  • Düşmanı Kahretmenin Yolu
    27 Nisan 2025
  • Kur’an Algımız
    26 Mart 2025
  • Gazze’nin Heybesinden Fışkıran Hayatlar
    24 Şubat 2025
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

30 Ocak 2026
İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

28 Ocak 2026
Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

21 Ocak 2026
Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

21 Ocak 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist