2 Mayıs 2026 - Cumartesi
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Venhar Özel

İlahiyatçının Cinneti

Tefsir hocası Prof. Dr. Mustafa Öztürk kamuoyuna, “cinnet noktasındayım” diye başlayan bir duyuru yapmış. Cinnetini de, lanet okuduğu dinbazların kendisini kafir, müşrik, ateist diye yaftalamalarına bağlamış ve bu yüzden hem dindarlardan hem de din alanında çalışıp çabalamaktan iğrendiğini belirtmiş. Bu ibret-i alemlik ‘duyuru’ üzerinde bir nebze durmak vacip oldu.

Yazar: Mehmed DURMUŞ
25 Haziran 2021
Kategori: Venhar Özel
0 0
4
İlahiyatçının Cinneti
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Tefsir hocası Prof. Dr. Mustafa Öztürk kamuoyuna, “cinnet noktasındayım” diye başlayan bir duyuru yapmış. Cinnetini de, lanet okuduğu dinbazların kendisini kafir, müşrik, ateist diye yaftalamalarına bağlamış ve bu yüzden hem dindarlardan hem de din alanında çalışıp çabalamaktan iğrendiğini belirtmiş. Bu ibret-i alemlik ‘duyuru’ üzerinde bir nebze durmak vacip oldu.

Hiçbir insanın cinnet geçirmesini arzu etmeyiz. Bu vesileyle öncelikle Mustafa Öztürk’e akıl, iz’an, basiret ve duyu sağlığı temenni ediyorum.

Mustafa Öztürk’ün cinnet geçirme sebebini hiç anlamadım. Eğer kendisini bu sıfatlardan beri görüyorsa, usulü dairesinde gereken cevabı verecek kapasiteye fazlasıyla sahiptir. Her şeye rağmen ‘haksız yere’ sataşmaya devam edenler olursa, herhalde bunu da dert etmesi gerekmezdi.

Tarihte istisnasız bütün nebiler/rasuller, Allah tarafından irsal edildikleri günden itibaren toplumları tarafından her türlü hakarete, sataşmaya, sövgüye maruz kalmışlar, taşlanmışlar, ölümle tehdit edilmişler ve kimisi de gerçekten öldürülmüştür. Yeryüzünün her bir köşesi, “Rabbim Allah’tır” dediği için öldürülmüş (şehid edilmiş) müminlerin kanlarıyla sulanmıştır. Bununla beraber hiçbir nebî ve rasulün, kavminin işkencesine maruz kalan hiçbir müminin cinnet geçirdiği duyulmamış, görülmemiştir. Kavimleri tarafından küfürle ve sapkınlıkla suçlanmak nebiler için en ‘masum’ belalardır.

Nebiler/rasuller başta olmak üzere müminler cinnet geçirmezler çünkü hak dava uğrunda -ucu ölüme kadar varan- işkence ve sıkıntılara maruz kaldıklarında ilk akıllarına gelen teselli şu olur: “İnna lillah ve inna ileyhi raciûn;” Allah’a aitiz ve O’na döneceğiz. Mümin olmanın kariyeri, Allah yolunda eza ve cefaya uğradıkça teslimiyetin artması, imanın daha bir tadına varılmasıdır. Çünkü müminin davası haktır ve hak uğrunda mümine belaların gelmesi ise düğün-bayram gibidir. Bunun en güzel açılımı Firavun’un sihirbazları iken Musa’ya iman ederek, Firavunun belasını göğüsleyen o adam gibi adamların teslimiyetlerinde görülmektedir.

Nemrut İbrahim’i, Firavun Musa’yı, Darunnedve Muhammed’i (sav) cinnet noktasına getirememişlerdi. Cinnet şöyle dursun Allah’ın bu şerefli elçilerinin imanları zirve yapmıştı. Aslında denizi geçip, Firavunun zulmünden kurtardığı kavminin, bunun bir mükafatı ve şükür ifadesi(!) olarak Musa’dan put istemeleri ve yeri geldiğinde, “Sen ve Rabbin gidip savaşın, biz burada oturuyoruz” diye diklenmeleri Firavundan daha fazla cinnet geçirtici(!) bir küstahlık iken, o da Musa’nın psikolojisinde bir hasar oluşturamamıştı. Nedense nebilerin psikolojileri hiç ozulmuyordu.

Mustafa Öztürk herhangi bir Firavun’un zulmüne uğramadı, siyasi bir yaptırımla karşılaşmadı. Bedel de ödemedi. Bilakis, ‘dinbazlar’a göstermediği hoşgörü ve sevgiyi çağın Firavununa göstererek meşruiyet atfetti. Dinbazlara lanet okudu ama dinin kökünü kazıyan liderlere gıkını çıkartmadı. Ona sebkat etmiş fikirdaşlarından Ali Abdurrazık, Nasr Hamid Ebu Zeyd, Abdülkerim Süruş benzeri bedeller ödemedi. Buna rağmen cinnet geçiren de o oldu.

Peki bu durumda M. Öztürk’ü cinnet noktasına getiren ne oldu? Bana kalırsa onu cinnet noktasına getiren şey harici herhangi bir sebep değil, bizzat kendi vicdanıdır. Vicdanı onu sıktıkça sıkmaktadır. Belki de içine girdiği dönülmez akşamın ufkunu yeni idrak etmektedir. İslam’a teslim olmakla, İslam’ı teslim almak girişimi aynı değildir. İslam’a teslim olan asla cinnet geçirmez. İslam’ı teslim almak isteyenlerin akıbeti ise Nietzschevari bir bunalımdır. Hem bir ön kabul olarak iddia edebiliriz ki, Allah insana asla cinnet geçirtecek bir din göndermemiştir. Bilakis cinnetin iyileştiricisi olarak din vardır. Öztürk’ü cinnet noktasına getiren, İslam’ı, tefsirinin ‘uzmanı’ olduğu Kur’an’ı değil de, laikliği velinimet kabul etmesidir. Müslümanları yatıp-kalkıp M. Kemal’a dua etmeye çağırmasıdır.

Müslümanların zaaflarından, İslam’ın adeta tarih dışı kaldığı gibi anlamlar çıkartmak, Kur’an’ı nesneleştirmek insanın psikolojisini bozar. Kur’an’ı, bütün zamanın ve bütün mekanın putlarına, tağutlarına, Müslüman olmayan emir sahiplerine, hükmetme makamını haksız yere gasp etmiş bulunan bütün zorbalara karşı verilecek mücadelenin, tazeliğinden ve güncelliğinden hiçbir şey yitirmemiş bir kaynak olarak okumayıp, modernist tartışmalara meze yapmak insanı cinnet noktasına getirmez mi?

Bu anlamda Öztürk tek değildir. Şimdilerde Kur’an’ı ve sünneti hayatın dışına atmak moda oldu. Kendilerini Kur’an’a göre değiştirmek istemeyenler, Kur’an’ı kendilerine doğru tevil etmenin yollarını aramaktadırlar. Kur’an insanı sorgulamakta iken, insan Kur’an’ı sorgulamaya yeltenmektedir. Ama aynı insanlar bugün bize zorla dayatılan sözde değerleri, Allah yerine ikame edilen siyasi liderleri asla sorgulamamaktadırlar çünkü o sorgu, sahiplerinin önüne ağır faturalar koymaktadır. Allah’ı, elçisini, Kur’an’ı sorgulamanın, Müslümanlara sövmenin, Müslümanları laikliğe ve Kemalizme iman etmeye çağırmanın ise -bu dünyada- hiçbir bedeli yoktur. İşte buradaki yakıcı çelişki zamanla birilerinin vicdanını gerçekten sıkmaktadır.

Modern toplumu tanımlayacak en uygun sözcük herhalde cinnettir. Her gün üzerimize boca edilen haberlerde içimizi karartan kadın cinayetleri ve benzeri suçlar bir cinnetin sonucudur. Bütün bu yaşananlar insanları, Allah’a sırt döndükleri, Allah’ın dinine İstanbul Sözleşmesinin çeyreği kadar bile değer vermedikleri için bu toplumsal bunalımlara maruz kaldıklarını düşündürüp, yeniden iman etmelerini sağlamak yerine, deist ya da ateist yapmaktadır. Müslüman mahallesinde dillerde dolaşan kelime ve kavramların iman, ihlas, takva, velayet, (Allah’a, Rasulüne ve mümin ulul emre) itaat, salat, zikir, iffet, namus, tesettür vd. olması gerekirken deizm ve ateizm gibi kelimelerin olması, söz konusu cinnet halini yeterince açıklamaktadır.

‘Haksız yere’ tekfir edildiğini ileri süren kişinin, din işleriyle uğraşmayı bütünüyle bıraktığını söylemesinin bir izahı yoktur. Savunacak bir tezi, güdülecek bir davası olan bir insanın, muhataplarının eleştiri ve tepkileri nedeniyle tezinden ve davasından vazgeçmesi, ‘davasına’ olan inancını yitirdiğini gösterir. Kendisini çıkmaz bir sokakta gibi hissedip, bir itirafta bulunmak yerine, cinnet gibi sözcüklerle “artık ben oynamıyorum” deme noktasına gelmiştir.

Kur’an kendisini şifa olarak adlandırırken, bir tefsir hocasının şifa değil, cinneti terennüm etmesi ibret vesilesidir. Yazının özeti ve sözün sonu olarak belirtmek isterim ki Kur’an, üzerinde türlü bilimsel çalışmalar yapmakla bize/insana şifa olmaz ve olmayacaktır. Kur’an’ın şifa olması, tıpkı ilk Kur’an nesli gibi ona şeksiz ve şartsız iman etmekle mümkündür.

Etiketler: Mehmed Durmuş

Çok Yorumlanan 4

  1. Ahmet Rahman says:
    5 sene önce

    El-hak yazdıklarına katılıyorum hocam. Bir de, yazında bahsi geçen videoyu, başka bir videosuna gelen yorumların ardından çekmiş. O “başka bir videoda” bilgisayarının çöktüğünden ve 60-70 sayfalık “İlk Neslin Tanrı Tasavvuru” kitap çalışmasının ve 1,5 aylık tefsir çalışmasının yok olduğundan bahsetmiş. Kendi söylemesine göre çok canı sıkılmış. “Ben oynamıyorum” videosunun arka planında bu olayın da etkisi var gibi…

    Cevapla
  2. Orhan Sezer says:
    5 sene önce

    NE KADAR YERİNDE VE GÜZEL BİR YAZI. ALLAH ECRİNİZİ VERSİN. “Müslümanların zaaflarından, İslam’ın adeta tarih dışı kaldığı gibi anlamlar çıkartmak, Kur’an’ı nesneleştirmek insanın psikolojisini bozar. Kur’an’ı, bütün zamanın ve bütün mekanın putlarına, tağutlarına, Müslüman olmayan emir sahiplerine, hükmetme makamını haksız yere gasp etmiş bulunan bütün zorbalara karşı verilecek mücadelenin, tazeliğinden ve güncelliğinden hiçbir şey yitirmemiş bir kaynak olarak okumayıp, modernist tartışmalara meze yapmak insanı cinnet noktasına getirmez mi?

    Bu anlamda Öztürk tek değildir. Şimdilerde Kur’an’ı ve sünneti hayatın dışına atmak moda oldu. Kendilerini Kur’an’a göre değiştirmek istemeyenler, Kur’an’ı kendilerine doğru tevil etmenin yollarını aramaktadırlar. Kur’an insanı sorgulamakta iken, insan Kur’an’ı sorgulamaya yeltenmektedir. Ama aynı insanlar bugün bize zorla dayatılan sözde değerleri, Allah yerine ikame edilen siyasi liderleri asla sorgulamamaktadırlar çünkü…”

    Cevapla
  3. Orhan Sezer says:
    5 sene önce

    NE KADAR YERİNDE VE GÜZEL BİR YAZI. ALLAH ECRİNİZİ VERSİN. “Müslümanların zaaflarından, İslam’ın adeta tarih dışı kaldığı gibi anlamlar çıkartmak, Kur’an’ı nesneleştirmek insanın psikolojisini bozar. Kur’an’ı, bütün zamanın ve bütün mekanın putlarına, tağutlarına, Müslüman olmayan emir sahiplerine, hükmetme makamını haksız yere gasp etmiş bulunan bütün zorbalara karşı verilecek mücadelenin, tazeliğinden ve güncelliğinden hiçbir şey yitirmemiş bir kaynak olarak okumayıp, modernist tartışmalara meze yapmak insanı cinnet noktasına getirmez mi?

    Bu anlamda Öztürk tek değildir. …”

    Cevapla
  4. Ali göçmez says:
    2 sene önce

    Doğru söze ne denir.Allah razı olsun.duygularımızın,hislerimizin tercümanı olmuş.Varolasın durmuş kardeş.selam ile

    Cevapla

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?
    23 Mart 2026
  • Mescid-i Dırar Artıkları
    20 Mart 2026
  • Bir Erdal Bayraktar Geçti Bu Dünyadan
    22 Eylül 2025
  • Türkiye Neden Gazze’nin Yanında Değil?
    20 Ağustos 2025
  • Demokrasiye Can Verenler -Beşir Atalay Okuması-
    30 Haziran 2025
  • ‘Makul Olmak’ Kazandırır
    25 Mayıs 2025
  • Düşmanı Kahretmenin Yolu
    27 Nisan 2025
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026
Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

24 Nisan 2026
Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

8 Nisan 2026
“280 milyar dolara malolan  ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

“280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

8 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist