2 Mayıs 2026 - Cumartesi
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Toplum & Yaşam

Hani Toprak Anaydı?

Geleneksel dönemde ebeveynlerimiz toprağı “ana” olarak tanımlamış ve anaya gösterilen hürmeti toprağa da göstermişlerdi. Toprak ana gibi besleyen, koruyan ve güven veren bir güçtü ve özenle korunmalıydı. Toprağa dokunmak, toprağa basmak, toprakla haşır neşir olmak şifaydı ve insanlar toprağın bütün kazanımlarından istifade edebiliyorlardı.

Yazar: Venhar Haber
28 Eylül 2022
Kategori: Toplum & Yaşam
0 0
0
Hani Toprak Anaydı?
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Toprak Anaydı 

Batı’nın reform hareketleri ile birlikte ortaya çıkan modernleşme akımı bütün yerel zenginlikleri silip götürdü ve dünyayı küçük bir köye dönüştürdü. Kapitalist sistem mazlum halkların kaynaklarını sömürerek bilimsel sahada yol kat ederken sömürgeleştirdiği toplumlara israfı, ifsadı ve ahlâki kokuşmuşluğu modernlik adı altında empoze etti. Yoksullaştırdığı halklara medyanın gücünü kullanarak nasıl düşünecekleri, nasıl giyinecekleri, nasıl yiyip içecekleri, nasıl alışveriş yapacakları noktasında aktarımlar yapan sistem bu konuda etkin bir kontrol mekanizması oluşturdu. Ekonomik ve siyasi alanda varlık gösteremeyen Müslüman halklar ise ne yazık ki bu kokuşmuşluğu, israfı ve sığ bakış açısını farkında olmadan içselleştirdiler ve edilgen varlıklara dönüştüler.

Batı’nın bütün dünyaya yaydığı modern kültür bizim inandığımız değerlerle örtüşmüyordu fakat zaman geçtikçe her türlü kokuşmuşluğa aşina olduk ve nasıl dönüştüğümüzün farkına dahi varamadık. Bu elbette kolay olmadı. Zira ilk evvela köklerimizle bağlarımızı kopardık, atalarımızın onurla taşıdığı yüce değerleri ayaklar altına alıp küçümsedik ve hafızasını kaybetmiş yolculara dönüştük. Görme yetimizi kaybettik ve elimize tutuşturulan ne varsa sorgulamadan aldık ve sahiplenmeye başladık. Nasıl yaşayacağımız, nasıl karar vereceğimiz, nasıl besleneceğimiz, nasıl düşüneceğimiz ve nasıl tüketeceğimiz bize medya aygıtları aracılığıyla aktarıldı ve üzerimize hiç uymayan bu kirli gömleği öylesine sahiplendik ki kendimize yabancılaşmaya başladık.

Modernleşme, gelecekle ilgili hayallerimizi, insani ilişkilerimizi, yeme alışkanlıklarımızı, alışveriş biçimimizi doğrudan etkiledi ve dillerden düşmeyen ışıltılı hayatlara ulaşabilmek için fırsat kolladık. Köyden kente taşınan ve burada renkli hayatlar yaşayan bireylerin hayatlarını dizilerde izleyip iç geçirdik.

Hatırlarsınız elli yıl önce yaşlılarımız bir araya geldiklerinde şehre taşınmış çocuklarından bahsederken “bir fabrikada işe girdi ve kendini kurtardı” der ve bunu bir başarı olarak görürlerdi. Tarlada çalışmak ve hayvanla meşgul olmak onlara göre çileydi ve çocuk artık çile çekmeyecek refah içinde yaşayacaktı. Çocuk günün erken bir vaktinde toplu taşıma aracına binip fabrikaya gidecek bir ay boyunca rutin olarak aynı işleri yapacak ve ay başı maaşını alıp evinin giderlerini karşılayacaktı. Çocuk kendini kurtarmıştı… Ancak aradan yarım asır geçmişti ki, insanlar o ışıltılı hayatların ağır bir bedelinin olduğunu gördüler ve toprağa dönebilmek için çareler aramaya başladılar. Zira modernleşmenin hızla yayıldığı kent yaşamında fiziksel ve ruhsal hastalıklar, yalnızlaşma, kaygı, stres ve ekonomik çıkmazlar giderek artmış ve insanlar bir çıkış yolu aramaya başlamışlardı. Hareketli kent hayatında gece geç vakte kadar sokaklardan müzik sesleri yükseliyordu, alışveriş merkezleri hıncahınç doluydu ama insanlar yorgundu ve toprakla buluşup şehrin omuzlarına yüklediği yükten kurtulmak istiyorlardı.

Depresyon tedavisi gören arkadaşım gittiği psikiyatristin, toprakla meşgul olmasını, toprağa basmasını tavsiye ettiğini ve bunun üzerine yaz tatillerini köyünde geçirmeye karar verdiğini ifade etmişti. Peki, hayatlarını apartman dairesinde geçiren ve toprağın zenginliklerini ancak ekranlarda görebilen insanlar ne yapacaklar? Onlar şehrin tenha köşelerinde bir parça toprak ya da hayata tutunmaya çalışan bir ağaç gördüklerinde bir demlik alıp evlerinden çıkacak ve burada moral depolamaya çalışacaklar.

Geleneksel dönemde ebeveynlerimiz toprağı “ana” olarak tanımlamış ve anaya gösterilen hürmeti toprağa da göstermişlerdi. Toprak ana gibi besleyen, koruyan ve güven veren bir güçtü ve özenle korunmalıydı. Toprağa dokunmak, toprağa basmak, toprakla haşır neşir olmak şifaydı ve insanlar toprağın bütün kazanımlarından istifade edebiliyorlardı.

Bugün bakıyorum kendilerini modernliğin öncüleri olarak gören tuzu kurular kırsal alana taşınmaktan ve burada hayvan besleyip, organik tarım yapmaktan bahsediyorlar. Kent yaşamının yorduğu bu insanlar atalarımızın geleneklerini yeniden canlandırabilmek için yaşam tarzlarını değiştirmeye karar veriyorlar. Ancak toprağın, suyun, havanın ifsat edildiği bir çağda eskiye dönebilmek pek de mümkün görünmüyor. Bilmiyorum siz ne dersiniz!

Milli Gazete / Fatma Tuncer

Etiketler: Fatma Tuncer

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur
    24 Nisan 2026
  • Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum
    8 Nisan 2026
  • “280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”
    8 Nisan 2026
  • İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’
    8 Nisan 2026
  • İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?
    8 Nisan 2026
  • Hürmüz Boğazı Krizi 9 Emtiayı Daha Etkiliyor
    3 Nisan 2026
  • Savaşın Birinci Ayında Kim Hedefine Daha Yakın?
    31 Mart 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026
Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

24 Nisan 2026
Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

8 Nisan 2026
“280 milyar dolara malolan  ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

“280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

8 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist