30 Ocak 2026 - Cuma
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler

Ya Eyyühel Müzzemmil

Gecesini farklılaştırmayan gündüzünü nasıl değiştirebilirdi ki! Gündüzün konuşma cesaretini bulmak ancak gecenin sessizliğinde cümle devşirmekten geçmeliydi..

Yazar: Bünyamin ZERAN
23 Nisan 2024
Kategori: Makaleler, Venhar Özel
0 0
0
Ya Eyyühel Müzzemmil
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Bir akşam vakti günün son demleri elinde biriktirdiği kır çiçekleri ile koşup geldi bahçe kapısından içeri. Yüzü solgun, kederleri çehresinin kırışıklıklarına kadar işlemişti. Bu çiçekleri nereden bulmuştu,  toplamış mıydı ya da nasıl eline geçti bir fikri yok gibiydi. Çoğu zaman sessizdi.  Konuşması, susmasından daha azdı her daim. Bazen yüzünde tebessüme dair bir iz arardı insanlar. Sanki keder ona doğuştan yapışmış gibiydi. Öyle miydi bilinmez tabi. Ama bilinen şey onun kır çiçeklerine olan düşkünlüğüydü. Belki hayatındaki tek lüksü kır çiçeklerini evinde, odasında, bahçesinde ve elinde sürekli taşımasıydı. Konuştuğu da olurdu onlarla ama kimse anlamazdı ne dediğini. Şehrin kiri, pası, gürültüsü onu yormuş olmalı ki dağın bir kenarında kendi eliyle yaptığı küçük bir kulübeyi andıran ve küçücük bahçesi olan bir evde yaşamaktaydı. İnsanlar onun yaşadığı yere ev demiyorlardı tarif ederken birilerine kulübe olarak tanımlıyorlardı. Bu onun umurunda bile değildi. Çünkü yaşanılan yerin ev olması ya da saray olması orayı değerli kılmıyor gibiydi. Ona sorsalardı yaşadığı yeri sadece mekan olarak tarif ederdi belki de, kim bilir…

Ne zamandan beri burada yaşamaktaydı kendisi de bilmiyordu. Belki de bilmek istemiyordu. Her sabah erken kalkar namazını kılar ve uzunca bir süre seccadesinin üstünde ağlamaklı, sızlamaklı bir sesle bir şeyler mırıldanırdı. Çoğu zaman gözyaşları seccadesini ıslatır ve zamanın neresinde olduğunu unuturdu. Kimi zaman güneş epey yükselmiş olur, kimi zaman da güneş yüzünü yeni göstermekte olurdu. Evini güneşe karşı kurmuştu. Belli ki içinin karanlıklarından güneşin şavkıyla arınmak ister gibi bir hali vardı. Kimi kimsesi var mıydı bilinmiyordu. O yörenin insanları adını “Yalnızların Garib” diye koymuştu. Hem yapayalnızdı hem de bir garib insandı. Kimileri arada sırada konuştuğunu duymasalar, göz yaşlarına tanık olmasalar onun insan olduğundan bile şüphe duyacaklardı. Elbette insandı çünkü çiçekler buna şahitti…

Herkes hakkında bir şeyler söylüyordu. Kimisi derviş diyordu kimisi ise meczup… ama o ne dervişti ne de meczup. Kendi arayışını tamamlama arzusunda olan biriydi belki de. Gecenin bir vakti kalkar uzun uzun Kur’an okurdu. Bazen yorgunluktan bitap düşerek oturduğu yerden uykuya dalıp giderdi. Sanki uzunca bir yolculuğun henüz başında bir yolcuymuş gibi sade ve gösterişsizdi. Bundan önce nasıl bir hayat yaşamıştı kim bilir… kendi anlatmadığı sürece oralarda kimseciklerin bileceği bir şey değildi. Kulübesinin hemen önünde bir selvi ağacı vardı. Gündüzleri selvi ağacının altında gölgelenmekten hoşnut olurdu. Yaz günleri çoğu zaman akşamları da o selvi ağacının altında yıldızlara bakarak hamdederdi. Çok fazla misafiri olmazdı. Gelenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi. Kimi “gariptir bir kap yemek götürelim sevabına, aç kalmasın” derdi, kimisi de “hayatı hakkında acaba bir şeyler öğrenebilir miyim” diye ağzını aramak için giderdi. Belki geçmişinde çok konuştuğundan olacak en çok susmayı bilirdi. Susmak gecenin yarıklarından gönlüne dolan bir huzur gibi onu aydınlatmaktaydı.

Gecenin karanlığında geçmiş hayatı hakkında uzun uzun düşünürdü. Hayat ne garip bir şeydi. Dün peşinden iştahla koştuğu, sahip olmaya çalıştığı, sahip olduklarıyla övünme telaşındaki hayattan şimdi sadece pişmanlık duyuyordu. Ömrünün son demleri olmasa da hayatının yarıdan fazlasını tükettiğini düşünmekteydi. Ne uğruna! Bu soru onu her daim meşgul etmekteydi. Çok çalışmıştı, çok kazanmıştı ama kimseyi memnun edememişti. Çünkü performans toplumu içinde sürekli daha fazlasını ondan bekleyenler vardı. Hep daha fazlası, hep daha fazlası ama niçin!… gerçekten gerekli bir şey miydi? Yoksa bu duygu toplumun herkese dayattığı bir zorbalık mıydı? Bütün bunları derin derin düşünecek nice gecelere sahipti artık. Performans toplumundan kendini dışarı atmayı becermiş kimsenin kendisine dair beklenti duymadığı ıssız sayılabilecek bir mekana atıvermişti kendini. Peki onu ne etkilemişti de kendine dair bir anlam arayışı yolculuğuna çıkma gereği duymuştu. Kendisini etkileyen şeyi ömrünün sonuna dek unutmayacaktı. Zira hayatında belki de en net hatırladığı şey oydu.

Bir insanın sahip olmayı arzuladığı bir çok şeyin sahibiyken sürekli içini kemiren bir kasvetle yaşamaktaydı epeydir. Ne olduğuna anlam veremediği sıkıntılar giderek içini kemirmekte ve mutsuzluğu yüzüne yansımaktaydı. Ailesi onun için endişelenmekte idi. Hatırladığı kadarıyla kendisi için endişelenmekten çok kazandıkları şeyin ellerinden uçup gitmesinden endişeleniyor gibiydiler. Bir çok psikoloğa götürdüler. Major depresyon diyen de oldu, anksiyete bozukluğu diyenler de, bipolar rahatsızlığı diyenlerde… ama o biliyordu ki bu başka bir şeydi. Uzun bir süre ilaçlar da kullandı ama ilaçlar aklını uyuşturmaktan başkaca bir işe yaramıyordu. Oysa aklına en çok ihtiyaç duyduğu zamanları yaşıyordu. Yeşil reçeteli ilaçları kullanmamaya karar verdi. Mümkünse eğer bir süre herkesten uzaklaşmayı diledi. Ama yapabileceğinden pek de emin değildi. Çünkü yıllardır o şaşalı hayatın içinde olmuştu. Tüm çevresi, ailesi o hayatın bir ferdiydi. Şimdi ise hepsi ona yabancı gelmeye başlamıştı. Sanki bir yaratılış amacı vardı da ne olduğunu bulamamaktaydı. İnsanlık alemini bir pazıl gibi düşünmekte ve kendisini nereye konuşlandırabileceğini bilememekteydi. Bir gündüz vakti odasına girdi ve yatağına uzandı. Odanın tavanındaki ahşap işlemeleri seyreder buldu kendini. Bir süre sonra can sıkıntısından kafasını sağ tarafa çevirdiğinde yatak odasındaki küçük kitaplığı gözüne ilişiverdi. Usulca doğruldu ve kitaplığa doğru ilerledi. O kadar bunalmıştı ki kitaplara isteksiz göz gezdirdi. Aralarında Kur’an dikkatini çekti. Kutsal bir kitap olduğunu hayal meyal hatırladı. Kitaba karşı nasıl davranacağını bilemeden bir süre bekledi. Sonra almaya karar verdi. Elini uzattı biraz ürkek, biraz tedirgin bir vaziyette Kur’an’ı kavrayıp raftan çekiverdi. Gözünü kapattı ve rastgele sayfayı açtı. O anı hiç unutamıyordu. O anı ne zaman hatırlasa gözyaşları kendiliğinden boşalıveriyordu. Alak suresinin 6,7,8. ayetleri onu derin bir boşluğa sürüklüyordu. “Hayır şüphesiz ki insan, kendini zengin gördüğü için azar. Şüphesiz ki dönüş Rabbinedir.”

İşte onun hikayesi tam bundan sonra başlıyordu. Çölde devesini yitirdikten sonra yeniden bulan bir bedevinin sevinci gibi yüzü aydınlanmıştı. Artık nereden başlaması gerektiğini biliyordu. İçindeki koyu karanlıklardan aydınlığa kavuşmasını sağlayacak bir ipucunu yakalayıvermişti. Ama nasıl olacaktı şimdi? Tüm hayatı şehirde geçen birinin, toprakla, tabiatla bağını kesmiş birinin Allah’a dair bir çok meseleyi, mucizeyi anlaması mümkün olmayacak gibiydi. Evinde onun için en değerli şeyi yani Kur’an’ı alıp kendini şimdiki yaşadığı mekana atıvermişti. Toprakla, tabiatla hemhal olarak kendi anlamını bulmanın telaşı içindeydi. Gece ona çok iyi gelmekteydi, güneş ona farklı bir anlamla doğmaktaydı. Toprağın ham kokusu, çiçeklerin rengarenk desenleri, kokusu ona tabiatın dengesini öğretmekteydi. Yağan yağmur, esen rüzgar, karların toprağı bir örtü gibi örtmesi ve daha bir çok şey ona hayatın anlamını öğretmekteydi. İnsan dışında her varlık hayatın anlamını bilmekte ve kendisini varedene karşı koşulsuz itaat etmekteydi. Hayat denen şeyin kendisi bir mucizeydi. Yürümesi, konuşması, görmesi, duyması, gözleyebilmesi, umut edebilmesi vs. ama insanoğlu dünyaya dair isteklerini gemleyememesi yüzünden bunların farkında bile olmuyordu. “Nereye bu gidiş!” çağrısı bu koşturmacaların içindekilere ulaşmadan sönüp kaybolmaktaydı. Evet kendisi bir karanlığın içindeydi ve aydınlanmak için tefekkür etmekteydi.

Nereden başlayacağını tam olarak bilmese de gecenin anlamı üzerinde durmaktaydı. Bütün tabiatın dinlenmeye çekildiği bir zamanda uykusundan kalkıp gecenin sessizliğinde tefekkür edip bundan sonraki yaşamının izlerini bulmakla meşguldü. Yalnızlardan bir garipti. Her geçen gün içindeki karanlık biraz daha kaybolmakta idi. Evet şimdilik pek kimseyle konuşmuyor olabilirdi zira kendisini dinleyip, anlamakla meşguldü. Etrafındaki çiçekler, kulübesinin önündeki selvi ağacı, kulübesini ve ruhunu aydınlatan güneş, tenini okşayan rüzgar, yağan yağmur ve kar ona kim olduğunu ve kişisel nüzul sebebini öğretmekteydi. Artık nereden başlaması gerektiğini öğrenmişti. Kendini ıslah ve inşadan başlamalıydı. Bunun yolu da geceden geçmekteydi. Gecenin derin sessizliği içinde kendini arama ve bulma telaşı ona yepyeni kapılar aralamaktaydı. Gecesini farklılaştırmayan gündüzünü nasıl değiştirebilirdi ki! Gündüzün konuşma cesaretini bulmak ancak gecenin sessizliğinde cümle devşirmekten geçmeliydi. Ya eyyühel müzzemmil demeden ya eyyühel müddessir nasıl söylenebilirdi ki…

 

İktibas Dergisi Nisan Sayısı 

Etiketler: Bünyamın ZeranMüddessirMüzzemmil

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

İslam’ın Düşmanları Bizim Neyimiz Olur?

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Bir Erdal Bayraktar Geçti Bu Dünyadan

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Bugünün Kufelileri Olmak Veya Olmamak

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu
    4 Temmuz 2025
  • Yine Yeniden ve Hep Bir Umutla Yaşamak
    19 Mayıs 2025
  • Yaşamak Yüklü Kelimeler
    15 Nisan 2025
  • Mehmet Kantar’ın Ardından Rahmetle
    27 Mart 2025
  • Sahip Çıkılası Kelimelere Tutunulmalı
    14 Mart 2024
  • Ben Filistinim
    18 Kasım 2023
  • Hayal İle Kurgu Arasında
    18 Haziran 2023
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

30 Ocak 2026
İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

28 Ocak 2026
Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

21 Ocak 2026
Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

21 Ocak 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist