13 Mayıs 2026 - Çarşamba
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler

6. Din Şûrası

6. Din Şûrası dikkatli bir nazarla okunduğunda bir kere daha şu hususlar gayet açık bir şekilde ortaya konmaktadır: Yapılan Din Şûrası, Dine hükmeden, Dini yedeğine alan, Din’i ihtiyaç duyduğu yerde, ihtiyacı oranında kullanan, yani daha da açıkçası, bu yönüyle Dini kullanan/istismar eden bir Devletin, Din işlerini yürütmekle muvazzaf bir kurumunun Şûrasıdır.

Yazar: Mehmed DURMUŞ
3 Aralık 2019
Kategori: Makaleler, Venhar Özel
0 0
0
6. Din Şûrası
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Diyanet İşleri Başkanlığı’nca (DİB) beş yılda bir gerçekleştirilen Din Şûrası’nın 6.sı Ankara’da 25-28 Kasım 2019 tarihlerinde gerçekleştirildi. Şûraya 353 kişi katılmış ve beş ayrı komisyon şeklinde çalışmalar yapılmış. 6. Din Şûrası’nın ana başlığı “Sosyokültürel Değişim ve Diyanet Hizmetleri” olarak belirlenmiş.

Açılış konuşmasını yapan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş elbette Şûra vesilesiyle, Şûrada işlenecek konuları da nazarı itibara alarak Din hakkında bazı tespitlerde bulunuyor. İslam’ın inanç ve ibadet gibi bazı sabitelerinin olduğunu belirten Erbaş, bununla beraber İslam’ın yeniliklere (değişime) açık olan boyutuna da değiniyor. Şöyle diyor: “Bununla birlikte İslam’ın son kitabı Kur’an-ı Kerim ve Allah’ın son elçisi Peygamber Efendimizin sünnetinin en temel özelliklerinden biri, bütün dönemleri kuşatacak şekilde gelişme ve yeniliklere açık olmasıdır. Bu sebeple bireysel ve toplumsal hayatın değişen ve gelişen ihtiyaçları karşısında hayata rehberlik etmek, ulemamız tarafından en mühim vazife telakki edilmiştir.” Görünürde pek bir mahzuru olmayan bu cümlenin hedefi, Şûranın akışından ve bilhassa Şûra sonunda yayınlanan 37 maddelik kararların incelenmesiyle daha net anlaşılacaktır.

Beş yılda bir yapılan Din Şûrası sempozyumu şâşâ, gösteri, göze hitap etme, göz doldurma bakımından oldukça profesyonel görünmektedir. Her biri alanında uzman akademisyen ve başka vasıftaki kişilerden müteşekkil 350 kişinin beş ayrı komisyon halinde dört gün çalışma yapması göz doldurmaz mı? Lakin Şûranın bâtını zahirine acaba ne kadar uyumludur, bir de ona bakmak gerekir.

Bir ‘Din Şûrası’ neden yapılır, kim yapar? Nasıl bir amaç güdülür böyle bir Şûra ile? Bu yazıda sözünü ettiğimiz Şûranın değerini belirleyecek olan, bu sorulara verilecek cevapta düğümlenmektedir.

6. Din Şûrası dikkatli bir nazarla okunduğunda bir kere daha şu hususlar gayet açık bir şekilde ortaya konmaktadır: Yapılan Din Şûrası, Dine hükmeden, Dini yedeğine alan, Din’i ihtiyaç duyduğu yerde, ihtiyacı oranında kullanan, yani daha da açıkçası, bu yönüyle Dini kullanan/ istismar eden bir Devletin, Din işlerini yürütmekle muvazzaf bir kurumunun Şûrasıdır. Din Şûrası, DİB’in bağlı olduğu mevzuatın sınırlarını hiçbir şekilde aşamaz ve aşmamıştır. Hiçbir şekilde, bağlı olduğu yönetime ve topluma, Din’in hükmedici yapısına uygun olarak, kurulu düzenin tepkisini çekecek dersler verme, telkinde bulunma amacını güdemez. Ülkede bizatihi yönetimden, yasal sistemden ve ülkenin genel siyasi yönelimlerinden kaynaklanan gayrı İslamî, gayri şer’î ve gayrı meşrû işlere yönelik bir uyarıda bulunamaz, bunların yerine İslam’ın gerçek emirlerini öne çıkartamaz. Bu yönüyle DİB’in herhangi bir resmi ya da sivil toplum kuruluşundan farkı yoktur.

Din Şûrasını bizzat düzenleyen ve beş komisyonda görev alarak bizzat çalışan ‘ilim sahibi’ kişilerin pergellerinin bir ayağı, bağlı bulundukları siyasal rejimin en üst mertebesinin göbeğinde sabit, diğer ayağı ise din hizmetleri, insan hakları, bir arada yaşama, cami, vaaz, hutbe, dinî yüksek ihtisas gibi konuları kolaçan etmektedir. Pergelin bu gezginci ucunun engin ufuklarda istediği kadar gezip-dolaşmasında bir sakınca yoktur. Önemli olan diğer ucuyla sizi nereye raptettikleridir.

Alınan kararların birinci maddesi, Din’in tartışmaya açılmaması gereken sabiteleri olduğunu hatırlatmaktadır. DİB’in bu kararını nasıl anlamak gerekir? Herhalde şöyle: Din’in zamana ve zemine göre değişmeyecek olan sabiteleri vardır. Mesela namaz bunlardan biridir. Allah’ın varlığı ve birliği, Muhammed (sav)’in Allah’ın elçisi olduğu, bir başka sabitedir. Mesela ülkede hiç kimse Allah’ın birliğine aykırı bir söz söyleyemez! Allah ikidir, üçtür v.b. diyemez. Hiç kimse namaz ibadetini tartışmaya açamaz. Bu şekilde Din’in sabiteleri tartışmaya açılmaktan muaf tutulmuş olursa, Din adına iyi bir iş yapılmış olmakta mıdır? Oysa DİB’in de bağlı olduğu yasal düzenin başka mevzuatı çok daha farklı şeyler söylemektedir. Mesela Din’in bir başka sabitesi olan zinanın haramlığı hususunda mevzuat Din’in tam karşısında durmaktadır. Zinayı Allah haram kılmışken mer’i sistem serbest bırakmaktadır. Namaz ise, vakti zamanında gereken ayar verilmiş olması hasebiyle, şu anda küfür ve şirke karşı hiçbir rahatsızlık vermeyen, tamamen bireysel bir dinî etkinliğe indirgendiği için, on binlerin, hatta yüz binlerin katılımıyla da kılınsa, sonuçta namaz ‘ferdî’ (âhad) özelliğinden çıkamamakta, toplumda herhangi bir değiştirici-dönüştürücü etkisi olamamaktadır. Yani Ferisîlerin namazına benzeyen bir ibadetin camilerde icrasına yönelik DİB’in ‘hizmetleri’, zinayı legalleştiren bir düzeni takviye etmekten başka bir işe yaramamaktadır. Keza Kur’an’ın İslam’ın kitabı olduğu, Din’in en başta gelen sabitelerinden olarak toplum nazarındaki saygın(!) yerini almış durumdadır. Hiç kimse Kur’an’ı tartışmaya açamaz, kimse Kur’an’a hakaret edemez. Kimse Kur’an’a laf söyleyemez. Ama Kur’an’ın içindeki ahkam bütünüyle boşaltılıp, siyasal-akidevî içeriğinden arındırılmış bazı ibadetler ve bazı ahlak kuralları da Devlet’in inisiyatifine ‘armağan’ edildiği için, bireysel dindarlık tezahürleri haricinde hiçbir etki-yetki ve yaptırım gücüne sahip değildir. Mevcut haliyle İncil Müslüman topluluklar için ne ifade ediyorsa, bu haliyle Kur’an da aynı şeyi ifade etmektedir. Din, Din’e saygılı bir laikliğin himayesi ve vesayeti altına verilmiş, adı öyle konulmasa da Kur’an, ‘Kur’an esirgeme kurumu’nun bünyesinde bir mahpusluk hayatı yaşamaktadır. Kur’an mı hayattan esirgenmekte, hayat mı Kur’an’dan, onun takdiri, akleden kalplere düşen bir iştir.

Şûra’nın kararlarında toplumun dini-manevi ihtiyaçlarının meşru yollardan karşılanmasından bahsedilmektedir. Burada çok büyük bir ‘karartma’, bir saptırma söz konusu değil midir? Toplumun hangi manevi ihtiyacını kim, nasıl karşılamaktadır? Müslümanından ateist/nihilistine varıncaya kadar, her toplumun dinî-manevi ihtiyacı, A’dan Z’ye Din’in bütün kuralları değil midir? Bir toplum -hele de Müslüman olduğu söylenen bir toplum- hayatını bütünüyle alemlerin Rabbi Allah’a teslim ederse, hayatın her alanı Din’e göre düzenlenirse, o zaman dinî-manevi ihtiyaçları karşılanmış olur. Oysa Din’i mahkûm etmiş bulunan laik bir rejim, hastanın vücudundaki mikroplarla savaşması için antibiyotik verilmesi misali, toplumun hangi kesimine ne kadar Dinî-manevi değer verileceğine kendisi karar vermektedir; DİB’in din hizmetlileri tarafından vaaz ve hutbeler cemaate itina ile şırınga edilmektedir.

Din Şûrası Din’in istismarından bahsetmekte, bilhassa bid’at, hurafe ve menkıbelerin kullanıldığına değinmektedir. Evet, sadece değinmektedir, o kadar. Bu bidat, hurafe ve menkıbelere örnek olarak da, namluya sadece FETÖ ve DEAŞ mermilerini sürmektedir. Bu iki kelimelik ‘mermi’ bile baştan beri sürdürdüğümüz iddiamızı doğrulamaktadır. İddia şudur: DİB’in pergelinin bir ucu, budat, hurafe ve menkıbeyi kimde/nerede arayacağınızı tayin eder. İktidar, hurafe ve menkıbe nerede diyorsa, oradadır. FETÖ’nün bu hurafe ve bidatlarından Diyanetin 15 Temmuz öncesinde hemen hiç bahis açmamışlığı hiç kimse tarafından sorgulanmamaktadır. Çünkü iktidar -en azından şimdilik- Risale-i Nur şakirtlerinin oylarını ve toplumsal desteklerini kaybetmek istememektedir. Oysa adeta bir bidat, hurafe ve menkıbeler galerisi demek olan Risale-i Nurların müellifi Said Nursi FETÖ’nün bir numaralı fikir babasıdır ve bu kitaplar DİB tarafından yayınlanmaktadır. Fetö out, Said Nursi in. Acaba 6. Din Şûrasına katılan 355 kişiden herhangi birinin aklına, dört gün boyunca ve onca şâşâya rağmen FETÖ’ye verilen bunca tepkiye karşıt olarak, Said Nursi’ye hiç laf edilmemesindeki garabet gelmiş midir? Acaba kararların 3. maddesine DEAŞ isminin girdirilmesinde Barış Pınarı harekatından bu yana Türkiye’nin adeta kendisini Amerika ve diğer güçlü devletlere DEAŞ liderlerini paketleyip teslim etmek suretiyle kendini beğendirme yarışı içerisine girmiş görüntüsünün bir etkisi olmuş mudur?

‘Tesbih’ adındaki boncukları camiden def edecek bir dirayeti bile gösteremeyen DİB, rejimin gayet iyi geçindiği tarikat gruplarının, rejimin kurucularının anıt mezarlarına gösterilen tapınma biçimlerinin, okullarda milyonlarca çocuk ve gencin kişiye/monarka taptırılması gibi hurafe ve putperestliklere söyleyeceği hiçbir sözcük bulunmamaktadır çünkü kitlelerin uyutulması için ‘şimdilik’ FETÖ ve DEAŞ sözcükleri yeterlidir.

Din Şûrası, etnik köken ayrımcılığına değinirken, birey ve vatandaş kelimelerini kullanmak suretiyle, İslam düşüncesine ait kelimeler yerine, modernizmin sözcüklerini kullanmakta hiçbir beis görmemiştir. Çünkü Şura kararlarını yazanlar ‘İslam milleti’ mefhumunun yerini seküler ‘vatandaş’a terk ettiğinin farkındadırlar. Demek ki bütün ‘din hizmetleri’ İslam milleti/İslam ümmetinin diriltilmesi için değil, seküler hayat tarzına destek vermek amacına yöneliktir. Hatırlatmak isterim: Fetö de, ‘İslam ümmeti’ diye bir şeyin olmadığı hususunda son derece ısrarcıydı.

Din Şurasının kararlarında aile konusuna değinilmekte, daha doğrusu aileye gölge etmiş bulunmaktadır. Çünkü mesela ailenin temeline dinamit döşeyen İstanbul sözleşmesi gibi ithal mevzuata hiç değinilmemiş, bunun yerine, elle tutulur tek etkinlik olarak, her yıl yazılı ve görsel yayınlara dönük ‘Aile ve Değerler Ödülü’ ihdas edilmesi teklif edilmiştir. Böylece demokratik kültürün, kurulu düzenin yandaşlarını ağırlama aktivitesi demek olan ödül verme geleneğine bir yenisi daha eklenmiş olmaktadır. Doğal olarak Din Şurası’nın, KADEM’i -dolayısıyla yönetimin aile efradını- rahatsız etme pahasına İstanbul sözleşmesine eleştiri yöneltmesi beklenemezdi. Çünkü orası ‘Din Şûrası’ydı…

Din Şûrasının camilere yönelik kararları da Din’e değil, Diyanetin cami stratejisine hizmet amacını gütmektedir. Çünkü camiler tamamen Diyanet’in denetimindedir. Orada Kur’an merkezli din anlayışı Fetö ile paralel bir şekilde ‘Kur’an İslamı sapıklığı’ diye telin edilmektedir. Cuma hutbelerinde hatipler, ellerine başkentten uzatılan, tamamen siyasi iktidarın temel kabullerine endeksli hutbeleri cemaate duyurmakla görevlidirler. Dolayısıyla camilerde kütüphane ve okuma salonlarının oluşturulması gibi tekliflerin, camileri de bir nebze STK’laştırmaktan öte bir işlevi olmayacağını söyleyebiliriz.

Din Şûrasının inandırıcılığı en az kararlarından biri de İslamofobi ile mücadeleye dair 36. maddedir. Bir kurumun İslamofobi ile mücadele edebilmesi için öncelikle o kurumun İslam’ı en ileri düzeyde bilmesi, İslam’a tam anlamıyla teslim olması gerekir. Ardından, İslamofobi hakkında etraflıca bilgi sahibi olması beklenir. Gayrı müslim toplumlar İslam’dan neden korkmaktadırlar? İslam gerçekten korkunç bir din olduğu için olabilir mi? Yoksa dünyaya hükmeden egemen güçler öyle istedikleri için mi İslam’dan korkulmaktadır? DİB’in İslamofobi ile mücadelesinin şöyle başlayacağından hiç kuşkumuz olamaz: İslam barış dinidir! İslam terörü desteklemez! İslam kimsenin inancına, dinine ve yaşam tarzına karışmaz! Kur’an der ki, isteyen istediği dine inanabilir! Herkesin dini kendisinedir. Dinde zorlama yoktur! Ve söz konusu ‘mücadele şöyle bitecektir: Ne olur bizi aranıza kabul edin! Bizi ötekileştirmeyin! Bize merhamet edin! Biz sizden ayrı-gayrı değiliz!

6. din Şûrasının kararları bana, Din Kültürü öğretmenlerinin zümre toplantılarında aldıkları kararları hatırlattı. Nasıl ki öğretmenler, amirlerine aykırı gelmeyecek, onları zor durumda bırakmayacak kararlar alarak, kendilerine tayin edilen zaman ve mekânda, bir etkinliği ‘layıkı veçhile’ yerine getirmiş olmanın huzuru ile dolarlarsa, Din Şûrası da böyle bir huzur ile sonlanmıştır. Din Şûrası, dostların alış-verişte göreceği türden bir etkinlik olarak icra edilmiştir. Vesayet altında bir Din’e dair, vasilerden başka kim ne söyleyebilir ki? DİB Din hakkında ne söyleyebilir ki!

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?
    23 Mart 2026
  • Mescid-i Dırar Artıkları
    20 Mart 2026
  • Bir Erdal Bayraktar Geçti Bu Dünyadan
    22 Eylül 2025
  • Türkiye Neden Gazze’nin Yanında Değil?
    20 Ağustos 2025
  • Demokrasiye Can Verenler -Beşir Atalay Okuması-
    30 Haziran 2025
  • ‘Makul Olmak’ Kazandırır
    25 Mayıs 2025
  • Düşmanı Kahretmenin Yolu
    27 Nisan 2025
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Gazze’nin Hamileri Nerede?

7 Mayıs 2026
ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor

ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor

5 Mayıs 2026
İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü

İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü

5 Mayıs 2026
Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist