3 Mayıs 2026 - Pazar
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Alıntılar Alıntı Makale

Dünya Ticaret Ağının Merkezinde Müslümanlar

“Sınırları Gaskonya Körfezi’nden İndus Nehri’nin ötesine kadar uzanan bir impartorluğa efendilik eden Araplar, yaptıkları ticârî seferlerle Afrika ve Baltık Avrupa’sına ulaşarak tarihte ilk kez Doğu ve Batı’yı bir araya getirdiler.”

Yazar: Venhar Haber
17 Mart 2021
Kategori: Alıntı Makale
0 0
0
Dünya Ticaret Ağının Merkezinde Müslümanlar
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

15.03.2021, Dünya Bülteni

“Sınırları Gaskonya Körfezi’nden İndus Nehri’nin ötesine kadar uzanan bir impartorluğa efendilik eden Araplar, yaptıkları ticârî seferlerle Afrika ve Baltık Avrupa’sına ulaşarak tarihte ilk kez Doğu ve Batı’yı bir araya getirdiler.”

Robert Lopez, Orta Çağ tarihçisi

Pencerelerden sarkan müşterilere mal beğendirmeye çalışan sokak satıcıları ve dükkânlara yığılı malları karıştıran müşterileriyle şehir, bir yerden bir yere taşınan, takas edilen ya da satılan mallarla dolup taşar; kermesler, pazarlar ve çarşılar her türden mal ve tüccarı, alıcıyı ve hatta dünyanın dört bir yanından gelen şairleri kendine çekerdi.

İslam’da ticaret geleneği çok eskilere dayanır; Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kendisi ve birçok sahabe ticaretle uğraşmıştır. Ticari hayat bolca seyahat etmeyi, aileden ve yerel müesseselerden kopuk, bağımsız yaşamayı gerektirdiğinden İslam, hareket halindeki bu yeni hayat biçimi için manevi bir dayanak teşkil etti. Ticaretin İslami hayatta önemli bir rol oynaması sebebiyle sözleşme, alış-veriş, borçlanma ve yüzyılda para birimi olarak kullanılan deniz ticaret adabı gibi konuları yöneten düzenleyici salyangoz kabukları, Maldiv Adaları’nda müesseseler oluşturulmuştu.

Geniş ticaret ağını oluşturan yollar, her türden tüccarlarla ve mallarla kaynayan devletin sınırları boyunca uzanıyordu. Altın ve beyaz altın, yani tuz, Afrika’nın Büyük Sahra Çölü’nden kuzeye ve doğuya doğru özellikle Fas, İspanya ve Fransa gibi ülkelere gönderiliyor; daha az miktarlarda da olsa Yunanistan, Türkiye, Mısır ve Suriye taraflarına da gidiyordu. 14. yüzyılda Batı’da para birimi olarak kullanılan deniz salyangozu kabukları, Maldiv Adaları’ndan Batı Afrika’ya taşınıyordu. Çin’den batıya çömlek işleri ve kâğıt para (ki Kahire’de pek tutulmayacaktı) akıyordu. Böylece kervanlar yünden balmumuna, altın ve kavundan fildişi ve ipeğe, hatta şeyh ve sultanlardan âlim ve hacılara kadar daha neler taşımaktaydı.

İpek Yolu’nu izleyen kara ticareti Müslüman ekonomisinin can damarıydı. Deniz ticareti ağırlıklı olarak Afrika’nın Akdeniz sahilleri boyunca ve Avrupa ile yapılıyordu. Trafiğin yoğun olduğu merkezlerden olan Güney İspanyadaki Malaga Limanı, birçok ülkeden, özellikle de İtalya’nın Ceneviz gibi ticaret cumhuriyetlerinden gelen tüccarlarca ziyaret ediliyordu. Girişimcilikleriyle tanınan Cenevizlilere bu limanda kendi adlarını taşıyan bir varoş verilmişti. Cenevizlere ait bir gemiyle Anadolu’ya yolculuk yapan İbn Battûta şöyle demektedir: ‘’Hristiyanlar bize hürmetle muamele eylediler ve yol geçiş ücreti almadılar.’’

O dönemde Adriyatik’teki Müslüman tüccarlar, dünya ticaret pastasından büyük bir pay almaktaydı. Kesintisiz ve her geçen gün artan bir deniz trafiğine ev sahipliği eden Malaga Limanı’nda tüccarlar, dünyanın çeşitli ülkelerinden getirdikleri ipek, silah, mücevher ve yaldızlı çömlek gibi malları İspanya’da yetişen leziz meyvelerle takas ediyordu.

İskenderiye, Akdeniz’e dökülen Nil Nehri’nin ağzında bulunan diğer bir önemli limandı. Baharat Yolu’nun bu şehirden geçmesi ve burayı Hint Okyanusu’ndan gelip Kızıldeniz’den geçerek Nil’e kadar ulaşan malların Avrupa’ya gönderilmesinde bir kapı haline getirmesi sebebiyle burası hareketli ve canlı bir yerdi. Bu şehirde, batıdaki Müslüman limanı ve doğudaki Hristiyan limanı olmak üzere iki liman bulunuyordu. Bu iki limanı, aralarında bulunan Pharos Adası ve buradaki bugün dünyanın harikalarından biri olarak kabul edilen muazzam büyüklükteki deniz feneri ayırıyordu.

Müslümanların ticarete katkıda bulunmak için geliştirdiği kilit araçlardan bir tanesi, yolculuk güzergâhları üzerinde kurulan misafirhane benzeri kervansaraylardı. Bu yapı türü Selçuklular tarafından yaygınlaştırıldı. Hayır amaçlı vakıflar şeklinde yapılanan kervansaraylar, yolculara üç günlük ücretsiz barınma, yemek ve bazı durumlarda eğlence imkânları sağlıyordu. Tüm bu etkinlikler. İslam’ın gerek o dönemde gerekse bugün büyük önem verdiği yolculara yönelik yardımseverlik meziyetinin bir uzantısıydı. Kervansaraylar önemli ticaret güzergâhları üzerinde yaklaşık otuz kilometrelik düzenli aralıklarla kuruluydular. Buralarda eyvanlarla çevrili bir avlu yer alırdı. Odalar işlevlerine göre sıralanır kervansarayın duvarları boyunca yolcu odası, depo, muhafız odası ya da ahır olarak kullanılan bölümler bulunurdu. Bugün kervansaraylara denk gelen yapılar Avrupa’da çoğu otoyol üzerinde rastlanan dinlenme tesisleri ve petrol istasyonlarıdır.

Bugün adı Kanton olan Hanfu’daki Çin sahiline kadar, Müslüman ve Yahudi tüccarlardan oluşan bir koloni yüzyılda buraya yerleşmişti. Tüccarın dürüstlüğü ve cana yakınlığı sayesinde İslam, Çin ve Orta Afrika’da yayıldı. Müslüman tüccarlar Afrika’nın içlerine kadar girdiler; İlk kez Berberi tüccarlar İslamı, Büyük Sahra Çölü’nün ötesine taşıdı. Ticaret yollarının Karadeniz ve Nil Nehri’ni birbirine bağladığı Kuzeydoğu Afrika’daki göçebe kavimler kısa sürede Müslüman oldular.

İslam dünyasındaki bazı merkezler, ticarî faaliyetlerde önemli bir yere sahip olmaları sebebiyle daha hızlı geliştiler. Tunus’un Kayrevan şehri ve Fas’ın Sicilmasa şehri 10. yüzyıl gezgini İbn Havkal tarafından Yollar ve Krallıklar adlı eserinde şu şekilde anlatılır: ‘’Magrib’in en büyük şehri olan Kayrevan, ticaret, zenginlik ve pazarlarinın güzelliği bakımından diğer sehirleri geride bırakıyor. Baş hazinedar Ebü’l Hasa’dan duyduğuma göre, Mağrib’deki tüm il ve beldelerin toplam geliri yedi yüz ila sekiz yüz milyon dinar arasındadır. …Doğu’ya ihraç edilen mallar arasında misk, ipek, kaliteli yün giysiler, yün fanilalar, halılar, demir kursun ve cıva yer alır…’’

Avrupa, Asya ve Afrika, aralarında emaye cam kaplar, her türden işlenmiş deri çini, kâğıt hali, fildişi oymalar, resimli el yazmaları, Şam işi kılıç ve kaplar dahil her türden metal işi, iyi kalite pamuklu kumaş ve zengin ipekli dokumaların da yer aldığı çok sayıda ürün, İslam ülkelerinden ithal ediyordu.

Müslümanlar’a ait tekstil, metal ve cam ürünleri ve sabunlar son derece revaçtaydı. Bunlardan, Memlûklar’ın pahalı malzeme ve yoğun el emeği ile ürettiği tezhipli emaye camin yeri oldukça özeldi. Yapılan arkeolojik kazılarda bu camın Karadeniz’in kuzey sahillerinde bulunduğu, buradan Kiev’e kadar çıkarak Ukrayna, Beyaz Rusya, Litvanya ve Eski Rusya’ya kadar götürüldüğü tespit edilmiştir. Bu camdan üretilen eşyalara İskandinavya’nın Hansea ticaret limanlarında ve Hollanda, Maastricht’te de rastlanmıştır.

Bu muazzam ticaret dünyasının mirası, günümüzde de görülebilir. Amerikalı 20. yüzyıl tarihçisi Will Durant söyle söylemektedir: “Tarife, trafik, mağaza, kervan ve pazar gibi kelimelerle Avrupa dillerinde iz bırakmıştır. Endüstri ve ticareti serbest bırakan devlet, oldukça istikrarlı bir para birimiyle ticarete destek olmuştur…’’

Müslüman kervanları, uzak ülkelere gitmek için akıl almaz mesafeler kat eden insanlarla onların mal ve hayvanlarından oluşan devasa birer geçit alayıydı. Hacılardan ve tüccarlardan oluşan bu kervanlar Çin’e kadar ulaşarak bu uzak ülkeyi Hindistan, İran, Suriye ve Mısır gibi Müslüman ülkelere bağlamıştır.

  1. yüzyılda yaşamış ünlü gezginİbn Battuta, Sultan Muhammed Özbek Han’ın kervanına katılarak bugün Rusya sınırları içerisinde kalan steplere kadar gitmiştir. İbn Battûta gördüklerini şu sözlerle nakleder:“Çadırımı alçak bir tepenin üzerine kurdum, …çadırımın önüne bayrağımı asarak atlarımı ve arabamı çadırın arkasına çektim… Sonra Mahalle [sultanın kervanı) çıkageldi; bu gördüğümüz, koynunda yaşayan insanları, camileri ve pazarlarıyla, mutfaklarından çıkan dumanlarıyla (kervan hareket halindeyken yemek pişirilirdi) ve insanları taşıyan atlı arabalarıyla başlı başına hareketli bir şehirdi.’’

Erzak paylaşımı ve güvenliği kolaylaştırması sebebiyle kalabalık seyahat eden kervanın masrafları genellikle ilgili yörenin sultanı tarafından karşılanırdı.

Deve kervanlarından bazıları o kadar büyüktü ki kervandaki yerinizi kaybetseniz, kalabalık yüzünden tekrar bulamazdınız. Büyük pirinç kazanlarda pişirilen yemekler yoksul hacılara dağıtılır, yürüyemeyenler yedekte götürülen develere bindirilirdi. Kervanlara eşlik eden koyun ve keçi sürülerinden süt, peynir ve et elde edilirdi. Deve eti ve sütü de tüketilir, kurutulan hayvan gübresi kamp ateşlerini beslemek için kullanılırdı. Yol üzerinde un, tuz ve suyla pide yapılırdı. Su, keçi ve sığır tulumlarında saklanmakta olup su ikmal noktaları kervanların uğrak yeriydi. Çölde gündüz aşırı sıcak olduğundan gece yolculuk yapan kervanların yaktığı meşaleler, çölü ışıl ışıl aydınlatarak geceyi gündüze çevirmekteydi.

1001 İcat Dünyamızda İslâm Mirası

Editör: Salim T S Al-Hassani

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur
    24 Nisan 2026
  • Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum
    8 Nisan 2026
  • “280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”
    8 Nisan 2026
  • İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’
    8 Nisan 2026
  • İsrail İstihbaratı Güvenlik Uzmanı: Sahi, bu savaş ne için yapılmıştı?
    8 Nisan 2026
  • Hürmüz Boğazı Krizi 9 Emtiayı Daha Etkiliyor
    3 Nisan 2026
  • Savaşın Birinci Ayında Kim Hedefine Daha Yakın?
    31 Mart 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026
Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

24 Nisan 2026
Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

8 Nisan 2026
“280 milyar dolara malolan  ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

“280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

8 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist