13 Mayıs 2026 - Çarşamba
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler

Atasının Bir Asır Önce Yazdığını Anlamayan Toplum Olur Mu?

Bana bir ülke, bir millet, bir halk gösterebilir misiniz ki atalarının topu topu 50-60 sene önce yazdığı eserleri neredeyse anlayamaz hâle gelsin? Meselâ bir Fransız genci bundan 300 yıl önce yaşamış Voltaire’i, hatta 500 yıl önce yaşamış Monteigne’i okur ve anlar.

Yazar: Venhar Haber
29 Ağustos 2022
Kategori: Makaleler
0 0
0
Atasının Bir Asır Önce Yazdığını Anlamayan Toplum Olur Mu?
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Merhum Necip Fazıl’ın “Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar / Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar” mısralarıyla başlayan “Canım İstanbul” adlı bir şiiri vardır. Ve o şiir şu seslenişle biter: “Gecesi sünbül kokan / Türkçesi bülbül kokan / İstanbul / İstanbul…” İstanbul, İstanbul olmaktan çıktığı için bülbül kokan o Türkçe, çoktan buharlaşıp uçtu gitti.

Evet, eskiden adına “İstanbul Türkçesi” denilen, Türkçenin en güzel konuşulduğu muhteşem bir dilimiz vardı. Ziya Paşa’nın şu beyti, o kaybolan dilimiz için de bir ağıt mesabesindedir: “Seyretti havâ üzre denir taht-ı Süleyman / Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde!”

Diğer tarihî sıkıntılar bir yana, özellikle Birinci Dünya Savaşı’ndan mağlup çıkmamız zihinlerimizde çok büyük hasar oluşturdu. Kendimize olan güvenimizi kaybettik. Sonuçta Batı’yı her bakımdan ve her konuda bizden üstün görmeye ve taklit etmeye başladık.

Şu tarihî hakikati hatırlayalım ve hiç unutmayalım: İbn Haldun, Mukaddime’sinde “Mağlup Milletler Galip Milletleri Her Bakımdan Taklit Ederler” diye bir başlık atar ve şöyle bir tespitte bulunur: “Bunun sebebi şudur: İnsan her zaman kendisini yenende bir üstünlük bulunduğuna ve ona boyun eğilmesi gerektiğine inanır. Gerek kendisinde uyandırdığı saygıdan, gerekse yenilenin kendi yenilgisini normal bulmayıp bunu, yanlış yere, yenenin mükemmelliğine bağlamasından dolayı yenen kişiyi mükemmel görür. Bu yanlış değerlendirme devam ettirilirse, inanca dönüşür. Yenilen daha sonra yenenin bütün geleneklerini benimser ve ona benzemek ister. Körü körüne taklide yol açan sebep işte budur.” (Mukaddime/Evrensel Tarihe ve Toplum Bilimlerine Giriş, s. 222, Timaş).

Dildeki Batı hayranlığı

İbn Haldun’un bu değerlendirmesinden hareketle şöyle bir bakarsak, bizler pek çok yönümüzün yanında, dilimiz açısından da Batı hayranı kesildik. Kendi medeniyet dünyamızın dilini, ruhumuza ruh katan kelimelerini bırakıp Batılı kelimelere ve uydurukça olup bize bizliğimizi unutturan ifadelere yöneldik.

Ezici çoğunluğu İslâm’a yan bakan ve laikliği, dinsizlik ve İslâm düşmanlığı olarak gören laikçi kesim, İslâm havzasından çıkmak istiyor, her bakımdan Batılı olmak peşinde koşuyordu, koşuyor. O yüzden dinî nitelik taşıyan, Kur’ân’da geçen kelimeleri “öztürkçecilik” maskesiyle dışlıyorlardı, dışlıyorlar. O kesimin Batı’ya tapınmasını, dilimizi kuşa çevirmesini, yerleşik İslâmî ve Kur’ânî mefhumları toptan reddedip lisanımızdan tamamen soyutlamaya çalışmasını anlarım. Kendi hedeflerinin gereğini yapıyorlar. Fakat bizlere ne oluyor ki ilâhiyatçılarımız bile o uydurma kelimelere onlardan daha fazla itibar eder ve sahip çıkar oldular?

Kur’ân’da zaman zaman “İnnemâ cevâbe kavmihi”, “İnneme’l-hayâtü’d-dünya”, “Fe etbea sebebâ”, yani “cevap”, “hayat”, “sebep”, “kelime” ve “imtihan” ifadeleri geçer. Lisanımıza iyice yerleşip bizim olmuş ve bizi biz yapmış bütün bu İslâmî tabirlerin laikçiler tarafından atılması gerekiyordu, atıldı. Yerlerine uydurukça kelimeler kondu.

Ruhsuz, duasız ifadeler

Bizler buluşur ve ayrılırken hep Allah’ı andıran “Allah’a emanet ol! Allah’a ısmarladık, Hayra karşı, Selâmetle!” gibi ifadeler kullanırdık. Şimdilerde ise, tam bir zavallılık ve şuursuzlukla, gayrimüslim tabiri olan “Take care of yourself! / Kendine iyi bak!” gibi yoz, ruhsuz ve duasız bir ifade kullanılıyor! Bu kadar da dinî ve millî benlik ve şuurdan uzaklaşılır mı, maalesef uzaklaşıyor ve kasten uzaklaştırılıyoruz!

Güzel Türkçeden nasipsiz, dilimizin âhenginden habersiz, dil zevki dumura uğramış kimselere bir baksanıza: Söylenişi bile kulağa musiki gibi gelen, zarafet ve nezaket kokan “ihtimal” ve “muhtemel” kelimelerini atıyorlar da, onun yerine “olası”, “olasılık” gibi kaba, kulağı acıtan, gönlü inciten, nâhoş bir kelimeyi koyuyorlar. Bu yavan kelimeyi her duyduğumda ve okuduğumda inanın içim sızlıyor. “İmkân” ve “mümkün” ifadelerindeki inceliği, sevimliliği ve hoşluğu göremeyenler, dilimizi katledercesine “olanak”, “olanaklı” gibi mide bulandırıcı bir kelimeyi telaffuz ediyorlar ve ben bu ifade vahşeti, bu kelime barbarlığı karşısında çılgına dönüyorum. Bazı kimselerin, edebiyat kelimesinin bile uydurukçasını yazdığını görüyor, artık ne diyeceğimi bilemiyorum.

“Bundan dolayı”, “ondan ötürü”, “bu sebepten”, “o yüzden”, “dolayısıyla” gibi birçok ifade kullanmak, bunlarla konuşmasını ve yazısını güzelleştirip, zenginleştirmek ve edebîleştirmek varken “o nedenle”, ” o nedenden”, “nedeniyle” kelimelerini habire geveleyenleri görüyor, bu ifade çoraklığına, bu dil kısırlığına, edebî zevkten bu mahrumluğa ve bu çapsızlığa bir ad, bir sıfat bulamıyorum.

Kompozisyon derslerinde bize “Aynı sayfada aynı kelimeyi defalarca kullanmak yazıyı berbat eder!” diye öğretirlerdi. Her ülkenin eğitim görmüş insanları da buna son derece dikkat eder. Gelin görün ki, bizimkilerde zerre kadar dil hassasiyeti ve edebî zevk kalmadığı için, değil aynı sayfada, aynı satırda ve art arda cümelelerde bile “neden” başta olmak üzere aynı kelimeleri defalarca, bıktırasıya kullanıyorlar.

Dünyanın hiçbir dili böyle bir bozulmaya, böyle bir kısırlaşmaya, böyle bir edebî zevksizliğe ve böylesi bir yavanlaşmaya uğramamıştır!

Ufku, dil açar

Bana bir ülke, bir millet, bir halk gösterebilir misiniz ki atalarının topu topu 50-60 sene önce yazdığı eserleri neredeyse anlayamaz hâle gelsin? Meselâ bir Fransız genci bundan 300 yıl önce yaşamış Voltaire’i, Jean-Jacques Rousseau’yu, 400 sene önce yaşamış Molière’i, hatta 500 yıl önce yaşamış Monteigne’i okur ve anlar. Siz bir Fransıza, “Bizim gençlerimiz 100 yıl öncesinin eserlerini okuyup anlamıyor!” deseniz, inanmaz, inanamaz! Şayet inanırsa, hakkımızda ne düşünür, siz tahmin edin!

Aslında Millî Eğitim Bakanlığı’nın dil konusunda çok hassas olması, gençliğe dilimizin zenginliğini ve güzelliğini en iyi sunan ders kitaplarını kabul etmesi, dilimizi bozan ve yoksullaştıran ders kitaplarını da dışlaması gerekiyor. Gençliğe kazandırılacak güçlü ve sağlam bir dil, insanımızın kendini ifade etme yeteneğini ve düşünme gücünü artırır. Kelime dağarcığı az olanlar, dar ve kısıtlı; kelime hazinesi zengin olanlarsa, geniş ve ufuklu düşünürler. Bütün dünyaca bilinen bir hakikattir bu.

Bundan otuz kırk yıl kadar önce, Fransa’da yaşayan ve Yaşar Kemal’in eserlerini Fransızcaya tercüme eden Altan Gökalp Beyle tanışmıştım. Söz dilden açılınca, bana şöyle demişti: “Ben Yaşar Kemal’e ortaokul ve liselerde Osmanlıcanın mecburî ders olarak okutulması için mutlaka bir şeyler yapması gerektiğini, aksi takdirde Türkçenin iyice yozlaşıp, aralarında sadece elli sene olan kuşakların dahi birbirini kolay kolay anlayamaz hâle geleceğini söyledim. Bana aynen şöyle dedi: Altan, evlât, sen beni ipe mi çektirmek istiyorsun!”

Kaygan zeminde bina hayali

Demek ki Yaşar Kemal de, tıpkı Altan Gökalp gibi dilimizin mahvolmakta olduğunu görüyor, fakat Batıcı, laikçi, dinimizi horlayan o azgın dayatmacıların şerrinden korktuğu için öyle bir teklifte bulunmanın imkânsız olduğunu biliyordu. Hayatını edebiyatla kazanmış onun gibi biri, elbette başka türlü düşünemezdi. Çünkü eserlerinin kalıcı olmasını isterdi. Kaygan kumlar veya sağlam olmayan zemin üzerine kalıcı bina dikilebilir mi?

Açık ve net söylüyorum: Siz ey uydurukça yazan ve konuşanlar! Sizler yarınlara kalıcı eserler bırakamazsınız, bırakamayacaksınız!

Gençler, sizler kalıcı eserler bırakmak için, Cihan Devleti kurmuş ve üç kıtaya hükmetmiş Osmanlı atalarınızın yazısını iki eliniz kanda bile olsa mutlaka öğrenin!

Cemal Aydın/Star Açık Görüş

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Gazze’nin Hamileri Nerede?
    7 Mayıs 2026
  • ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor
    5 Mayıs 2026
  • İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü
    5 Mayıs 2026
  • Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur
    24 Nisan 2026
  • Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum
    8 Nisan 2026
  • “280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”
    8 Nisan 2026
  • İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’
    8 Nisan 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Gazze’nin Hamileri Nerede?

7 Mayıs 2026
ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor

ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor

5 Mayıs 2026
İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü

İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü

5 Mayıs 2026
Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist