31 Ocak 2026 - Cumartesi
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler

Doğal Değil Doğan Felaket…

Her zaman "önlemek, ödemekten ucuzdur." Sorunun olup, sorumluluğun olmadığı bir yerde ancak güzel salalar okunur. Deprem; doğal değil doğan bir felakettir.

Yazar: Faruk KARAASLAN
6 Şubat 2024
Kategori: Makaleler, Venhar Özel
0 0
7
Doğal Değil Doğan Felaket…
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

6 Şubat 2023 Pazartesi saat  04.17’de Kahramanmaraş merkezli 7.7 şiddetinde yaşadığımız depremin üzerinden tam bir yıl geçti.

53 bin 537 can kaybı, 107 bin 213 yaralının yanı sıra, 38 bin 901 bina’nın yıkıldığı ve 14 milyon insanın direk etkilendiği 100 yılın depreminin bilançosu oldukça ağır oldu. Bir de dolaylı etkilenmeler var ki onu söylemeye bile gerek yok.

Toplam ev ve iş yeri hak sahibi 441 bin 567. Yani yapılacak ev ve iş yeri sayısı. Bir yılın sonunda teslim edilen ev sayısı 41 bin. 5 bin de köy evi. Süreci siz düşünün…

Deprem 11 ili doğrudan etkiledi. Şehirlerde büyük yıkım oldu. Mezopotamya depremi diyen de oldu 100 yılın depremi diyen de oldu. Evet deprem her yönüyle çok büyüktü. Ülkemiz, Gölcük depreminden bu yana (23 yıl) 6 şiddeti üzerinde 17 deprem yaşamıştır. Yani iyice deprem ülkesiyiz.

Sabah saat 04.17

Büyük bir sarsıntı ile uyandı Türkiye. Gün aydınlığı ile birlikte yıkımın büyüklüğü de gün yüzüne çıkmış oldu. Sonrası tam bir seferberlik hali. Vatandaş harekete geçti.

Düştü yollara…

Yurt içinden ve yurt dışından yardım için koştu insan ve insanlık. Zamanla yarış başladı.

Görüntüler izlenecek gibi değildi. Büyük büyük binalar kağıt gibi yere serilmişti. Toprakla eşitlenmişlerdi. O yüksek yüksek duran binalar meğerse ne kadar acizmiş! İnsanlarda öyle değil mi? Görüntü ulu gözükür. Küçük bir harekette ise küçüklüğü ortaya çıkar. İşte o devasa binalarda öyle olmuştu.

Aç ve susuzluk hali bir yakınının canlı çıkması yanında hissedilmiyordu bile. Sık sık ambulans sesleri duyuluyordu. Her binanın yanında bir kurtarma ekipleri.

Çok duyduğumuz sesler vardı:

        – Seni alacağız.

        – Elimi tut

  – Keremmm, Yağızzz, Receppp, Ayşeeee, Fadimeee, Gizemmm seslenişleri. Sonra;

      – Sessiz olunnn ile büyük sessizlik. O yöne doğru başlıyor çalışmalar. Umutlu bekleyişler. Sağlık ekipleri çağrılınca yüzlerde tebessüm başlıyor.

    – Geliyor, geliyor nidaları ile ilk cümleler dökülüyor. Aydınlığı gördüklerinde ise ;

        – Bugün günlerden ne?

        – Çok korkuyorum.

        – Güneş’i gördüm.

Bir hanımefendi ise böyle bir durumda bile dışarı çıktığındaki ilk isteği ” başörtüsü verin” oluyordu.

Aya bebek mi? Onun hikayesi de bambaşka.

Annesi enkazda doğum yaptı. Göbek bağını yardım ekipleri kesti. Annesi vefat etti. Aya bebek ise hayata merhaba dedi.

Her an bir hikaye oluşuyordu.

Yıkılan binaların etrafında meraklı bekleyişler. Kendini ev sahibi olarak vasıflandıran vatandaş ile kendisini kiracı olarak vasıflandıran vatandaş sokakta yakılan ateşin etrafında birlikte ısınacaktır. Bir gün önceki ev sahibi – kiracı ilişkisi ortadan kalkacaktı. Kirayı az artırdın çok artırdın söylemleri o gün durmuştu.

Ya ekmek sırası…

Sıraya girmeyen, uzaktan uzaktan duran bir kişi. Kenarda durmaktadır. Yaklaşamıyor.

Soruyorlar;

        – Siz niye geldiniz?

        – Ekmek almak için.

      – Peki, niye sıraya girmiyorsunuz? Cevabı ise hayatın tam ortasından.

Ben dün 150 kişinin çalıştığı fabrikanın sahibiydim. Şimdi sıraya girip ekmek almaya kendimi hazırlıyorum der.

Gönderilen yardımların yağma haberlerini duydukça üzülüyorduk. Belki sayıları azdı ama vardı. Çoğunluk ise böyle değildi tabii.

“Ramazan ayıydı. Bir yardım çadırında buluşmuştuk. Sahurda ikramda bulunuyorduk. Açık büfe. Her şey serbesti. Herkes istediğini alabiliyordu. Bir hanımefendi:

     -Ben şunlardan istemiyorum. Evimizde onlardan var dedi. Dün almışlar ve bitmemiş olacak ki kanaatkarlığını gösteriyordu. Bu da irfan olsa gerek. Olumsuzların yanında güzelleri anlatmak gerek.”

Ülke seferberlik halinde.

Televizyonlarda ise normal günlerde adları anılmayan deprem uzmanları detaylı şekilde her şeyi anlatıyorlardı ama olan olmuştu.

Bilgili olanların yetkileri yoktu. Yetkili olanların da bilgisi.

Yetkili olanların bildikleri bir şey vardı. Her zaman yaptıklarını yapıyorlardı.

“Yaralar en kısa sürede sarılacak. Devletimiz vatandaşın yanındadır. ” Yine hiç kimse sorumluluğu almaya yanaşmıyordu. Suçlu galiba “deprem” olacaktı. Hemen alıcı kitlenin kolayca kabulleneceği söylemler üretildi. Etkili bir yerel yönetici bir vatandaşa şöyle diyecektir: “Her şerde bir hayır var. Rabbim ne derse o olur. Umudumuzu kaybetmeyip hızlı toparlanacağız. Birlik zamanı”

Söylem, çok tanıdık geldi değil mi?

Biraz hafızayı zorlarsanız aynı söylemler hemen aklınıza geliveriyor. Dini söylemlerin çoğu da bu kolaycılığa kaçıverdi. 1999 yılındaki Gölcük depreminde fatura 28 Şubatçılara kesilmişti ama 6 Şubat depremine ise coğrafi kader dendi. Ara sıra “Japonya’da deprem ülkesi” dense de çok cılız kaldı söylemler.

Alışık söylemler;

“Deprem felakettir. Yüzyılın felaketi ile karşı karşıyayız.”

İsim konmuştu. Deprem felakettir.

Bu, zihin kodlarına geçiş yaptıktan sonra bütün sorumluları sorgulamaktan uzaklaşmış olunuyor. Hedef kitle ise harekete geçip söylemlerini yeni koda göre biçimlendirecektir.

Gelelim sorulara.

Deprem Felaket midir?  Deprem ne zaman felaket olur? Bir şey ne zaman felaket olur?

Allah, kötülüğün kaynağı değildir. Depreme felaket denmez. Deprem sonrası insan fazla zarar görürse o zaman depreme felaket derler. Her olayın meydana gelmesi bir kanuna bağlıdır. Fay hattına ev yapmak insanın yaptığı bir şeydir. Dere yatağını kapatmak da insanın yaptığı bir şeydir. Demem o ki ; Yer sarsıntısı olacak, sel olacak. Bunlara karşı davranış biçimi insana aittir. Allah’ın yasalarına uyum sağlamak gerekir. Ahlaki kuralları da yasa ile sağlama almak lazım. Yasalar, ahlaki kuralları çiğneyenler için olmamalıdır. Allah (cc), Hud suresinde “yeryüzünü imar edin” buyurmaktadır. Mimar Allah’tır. İnsana düşen imar etmektir.

O zaman;

23 yılda 6 üzeri 17 deprem gören bir ülkenin davranış biçimi nasıl olur/olmalıdır?

Aynı zihinsel kodlara sahip hükümetlerden farklı bir davranış beklenmemelidir. A. Einstein söylediği gibi “Bir problemi, onu ortaya çıkaran bilinç düzeyi ile çözemezsiniz!”

Hiçbir şey yapılmıyor diyemeyiz. Yaşam devam ettiği sürece otorite muhakkak bir şeyler yapıyor ve yapacaktır. Her şey var ama her şeyin yarısı var.  Göç yolda düzülür anlayışı ülkenin bütün damarlarına işlemiş durumda. Basiretsiz insan gruplarının çıkar yollarından biri olmuş maalesef. Esas meseleden kaçmak için hemen konu politik alana çekilmeye/manipüle edilmeye çalışılmaktadır. Bunu da politik arenadaki şahıslar oldukça maharetle yapabilmektedir. Eğer ortada bir problem var ise onu ortaya çıkaran bilinç düzeyi ile çözmeye çalışmak elekle su taşımaya benzer. “Gökyüzünde yer mi yok” diyebilen bir yerel yöneticiden farklı bir çözüm beklemek oldukça zor olacaktır. İşte burada üst bir akıla ihtiyaç duyulacaktır.

Depremden önce yıkılmış, ihanet edilen mekânlarda bunların cevabını bulmak zor gibi.  Kalabalık insan toplulukları maalesef bu ihanet edilen mekânlarda yerleşik hale getirilmişlerdir. Üst akılın olmadığı bir anlayışta yereldeki menfaatçi/faydacı gruplar talan siyasetine çabucak soyunabilmektedir. Mesele yapıp yapmamak değil, teşebbüs etmemek olmalıdır. Yoksa mı?

“Yapanın yanına kar kalıyor” düşüncesi yerleşik hale geliyor.

Düşünme biçimi değişmeden düşünce değişmez. Düşünce değişmeden de davranış değişmez. O zaman;

Değişen hükümetlerden ziyade değişen bir iktidara ihtiyaç vardır. Yeryüzüne karşı farklı anlayışı olan bir iktidara. Yüzyıllardır yönetimde bulunan anlayışlar/kişiler “kognitif körlük” içindedirler. Bir değişim yapmaları mümkün değildir.

Her zaman “önlemek, ödemekten ucuzdur.” Sorunun olup, sorumluluğun olmadığı bir yerde ancak güzel salalar okunur.

Deprem; doğal değil doğan bir felakettir.

Etiketler: 6 ŞubatDepremFaruk Karaaslan

Çok Yorumlanan 7

  1. Hacı murat yıldız says:
    2 sene önce

    Çok güzel yerinde ve ders niteliyinde olmuş inşallah birilerine ders olması dır dileyimiz teşekkürler.

    Cevapla
    • faruk says:
      2 sene önce

      Teşekkür ederim Hacı Murat.

      Cevapla
  2. Mehmed Durmuş says:
    2 sene önce

    Güzel tespitler kardeşim, teşekkür ederim

    Cevapla
    • faruk says:
      2 sene önce

      Allah razı olsun üstadım.

      Cevapla
  3. Ali Durmuş says:
    2 sene önce

    Ben de, kızının cansız bedeni başında 24 saat bekleyen babayı ve Hatay’da depremden tam 72 saat sonra kurtarıldığında sorulan “su içer misin” sorusuna; “su içemem daha muayene olmadım” cevabını veren 5 yaşındaki kız çocuğunu hiç unutamıyorum hocam… Tam; “Rabbim bunları toplumun ıslahına vesile kılsın” diyecek olduk ki… gündemde bile kalmayı başaramadı… Hatırlatanların kalemine sağlık. Dua ile…

    Cevapla
    • Faruk says:
      2 sene önce

      Eyvallah kardeşim.

      Cevapla
  4. akeceli says:
    2 sene önce

    Hergün işe giderken yolda gördüğüm yardım tırlarınnın önünde asılı; Eskişehir, Konya, İzmir, Kırşehir, Yozgat… afişlerini gördükçe gözyaşları içinde rabbime hamd edişimi nasıl unuturum. Acıyı unutmak kolaymı? Rabbim beterinden korusun. Yeniden yüreğimizin sızısıyla hatırlattın.
    Kalemine sağlık abi,

    Cevapla

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

İslam’ın Düşmanları Bizim Neyimiz Olur?

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Bir Erdal Bayraktar Geçti Bu Dünyadan

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Bugünün Kufelileri Olmak Veya Olmamak

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Çeç
    24 Temmuz 2024
  • Düşündüm
    26 Eylül 2023
  • Bireysel Ahlaktan, Bireysel Üst Ahlaktan Vasat Ümmet Ahlakına
    5 Ağustos 2023
  • Örtünün Bir Ucundan Tut(tur)mak
    4 Haziran 2023
  • İsveçli Memur Olmak!
    12 Mayıs 2023
  • Sevr Mağarası İle Gizlenenler
    29 Nisan 2023
  • Hira
    26 Aralık 2022
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

30 Ocak 2026
İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

28 Ocak 2026
Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

21 Ocak 2026
Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

21 Ocak 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist