Şekvacı mısınız? Bu durumunuz memnuniyetsizlikten mi kaynaklanıyor yoksa birileri sizi kendi halinize mi bırakmıyor? İnsanın kendi hali gibisi yok. Ne başkasına yük olursunuz ne de başkasına yük bindirirsiniz. Bu hayatta sırtını belli etmek diye bir şey var. Sırtınız boş ise ya birileri semer vurup binmeye çalışır ya da sırtınıza kendi ağırlıkları yüklemeye çalışır. İşte şikâyet denilen şey bu raddeden sonra başlar. Her duruş ve bakışınız hayata sunulmuş bir şikâyet dilekçesidir artık. İhsan Raif Hanım’ın babasının zoruyla daha 13 yaşında iken mecbur kaldığı evliliği üzerine yazdığı şiir şikâyetin yerine ulaşmayan dilekçesine bir sitem gibidir: “Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime/Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime.” Gururlu bir kalbin mesuliyeti üstlenme inceliğidir şiirdeki teslimiyet. Şikâyet bir ıstırap tutulmasıdır. Dünyada başkalarının üzerinden kendine yer açma gayretinin kurnazca bir örneğidir. “Not bıraktım dünyanın şikâyet kutusuna” derken şikâyetimi dikkate alacak bir merci arayışına çıkmıştım.
Şikâyet kutusuna attığım sayfaya şikâyet metnini yazmayı unuttuğumu sonradan anladım. “Allah’ım sen durumu biliyorsun. Meseleyi sana havale ediyorum” demek istemiştim. Benim bu dünyada bir yol sorunum var. Yolunda gitmeyen şeyler, yoldan çıkmalar, yolsuzluklar… Duaya dönüşen bu şikâyet dizesinin dille yaptığı müracaat: “Bu kadar uzun yollar yapılmasın Allah’ım.” Müşteki olmak bu dünyadaki makûs talihimiz. Kendimizi kendimize şikâyet etmeye kadar varan bir çözülmemiş dava. Sana kim ne yaptı diye sorsalar, yapılanı da yapanı da hatırlayacak mecalim yok. Yaşadığım hayat beni anlamaya yanaşmıyorsa ondan ümit beslememe hiç gerek yoktur. Öyle ise şikâyetimi geri çekeyim olsun bitsin.
Hâlbuki Fuzuli üstadımız bile emekli maaşını alamadığı için vakıfta gördüğü yozlaşmayı Nişancı Celal Zade Mustafa Efendi’ye yazdığı şikâyet dilekçesini geri çekmemiştir. Yazılı, sözlü ya da sözsüz bütün şikâyetler Allah’ta toplanır. Mazlumun ahını alanlara hiçbir yerden yazılı ve sözlü şikâyet yapılmadığı halde burunlarından aheste aheste fitil fitil gelmesi bu sessiz şikâyet mektubunun bir neticesidir.
Şikâyet edilme korkusu şikâyetten de beter. Bunu benim gibi eve, okula, mahalleye sığmayanlar daha iyi bilirler. Babana, hocana, ustana şikâyet edeceğim diyen kişinin gazabından kurtulmak için döktüğümüz soğuk terler ömrümüzün derin dondurucusunda yerini muhafaza ediyor. Etrafınızda şikâyet edeceğiniz merci ve kişi bulmaktan ümidinizi kestiğinizde Yaradan’a sığınma ihtiyacınız depreşiyor. Haksızlık yapanları, haksızlığa tapanlar, haksızlık karşısında susanları sana havale ediyorum Allah’ım! Şikâyetimi havale yoluyla arz ediyorum. Niyetim samimiyetimdir. Samimiyetini yitirmiş niyet yetimdir.
Hüseyin Akın/Milli Gazete