13 Mayıs 2026 - Çarşamba
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Bilgi & Hikmet Tarih

İslam Dünyasının Bir Ortaçağ’ı Olmadı

İlkokul kitabından üniversite kitabına kadar her kitapta Avrupa için olduğu kadar Şark dünyası için de bir Ortaçağ’dan bahsedilir. Bu iddiaları tercüme tarihçiliğimizin yüzkarası olarak daha ne kadar zaman kitaplarımızda tutacağız?

Yazar: Venhar Haber
11 Ocak 2022
Kategori: Tarih
0 0
0
İslam Dünyasının Bir Ortaçağ’ı Olmadı
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Bu CHP bizi hiç yanıltmayacak. Baksanıza, 1930’ların, 40’ların “Din zehirdir” diyen yobaz kafası bir daha hortladı. Özgür Özel, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın okul öncesi Kur’an Kursları düzenlemesine karşı çıkarak, Diyanet’in “Ortaçağ zihniyetine yöneldiğini” ifade etmiş. Kışlar bile değişti ama bunlar zamana direniyor.

Kestirmeden söyleyelim: Ortaçağ söylemi baştan sona yalanla dolu.

1) Ortaçağ’da yaşayanlar Ortaçağ’da yaşadıklarını bilmezdi. Bu modern dönemde uydurulmuş bir çağdır.

2) Ortaçağ modern tarihçilerin Avrupa tarihi hakkında yaptıkları bir değerlendirme olup dünyanın başka diyarları için geçerli değildir.

3) İslam dünyasının Ortaçağ ile alakası yoktur. Avrupa’da Karanlık Çağlar’ın yaşandığı iddia edilen dönem tam tersine en aydınlık çağlarımızdır.

4) İslam dünyasında beynini Avrupa’ya/Batı’ya kiralamış bir elit zümre aşağılamak istedikleri inançlı çevreleri “Ortaçağ” silahını kullanarak sindirmeye çalışır. Bernard Lewis gibi ağababaları Avrupalı Oryantalistlerdir. Onların İslam dünyasını aşağılamak maksadıyla kullandığı bu tabiri içimizdeki ajanları kendilerini dışarıya çıkararak hafız yetiştirmek gibi değerlerine sarılmaya kalkanları damgalayıp gözden düşürmek üzere silah olarak kullanmaktadır.

Sözün özü, “Ortaçağ” sanki objektif bir tasnifmiş gibi görünen sinsi bir silahtır. Batı’nın Ortaçağ veya Bilimsel Devrim gibi menhus terimlerini bilmeden kullanmak gaflet, bilerek kullanmak ise ihanettir. 

Peki şu Ortaçağ, Ortaçağ denilen zaman diliminde de aynı isimle mi anılıyordu? Yani Ortaçağ insanları bir kenar çağda değil de “Ortaçağ”dayaşadıklarının bilincinde miydi? Sonra neyin ortasıdır bu? Hem bildiğimiz manada Ortaçağ bitmiş midir ki, ona bir dönemin adı verilsin! Bruno Latour’la beraber Avrupa’da bu manadaki Ortaçağ’ın bitmediğini haykıralım: Biz Hiç Modern Olmadık ki (We Have Never Been Modern).

Marc Bloch’a göre Ortaçağlılar gerçekten de çağlarının bir ara, yani orta dönem (medium aevum) olduğuna inanırmış. Yalnız neyin ortasıdır bu, biliyor musunuz? Putperestlik (paganizm) ile Hıristiyanlık arasındaki çağdır! Hıristiyanlık dünyaya yayılmış ve putperestlik üzerinde zahiren ruhanî bir egemenlik tesis etmiştir ama yeryüzünde tam anlamıyla bir “Tanrı Krallığı” tesis edilmemiştir. Ancak o “kutsanmış gün”e doğru bir ilerleme başlamıştır. İşte Ortaçağ denilen dönemde yaşayan din adamlarına Ortaçağ, bu bir kısmı gerçekleşmiş fakat henüz kemâl noktasına ulaşamamış İlahi projenin “orta”sını ifade etmekteymiş, dahası olumlu bir manası varmış.

İlginçtir, ikisi de 1874 yılında ölen Guizot ve Michelet Ortaçağ’ın bugün kullandığımız anlamını icat edecektir. Bir başka deyişle Özgür Özel’in kullandığı adi manada Ortaçağ, Ortaçağ’ın defterinin kapatıldığını savunan modern tarihçilerin bir icadıdır. Ama artık 19. yüzyıldaki “Orta”, kuzeyli halkların Avrupa’yı istilalarından Rönesans’a kadarki “ara dönemi” nitelendirmek amacıyla kullanılmaktadır. 

Burada şu soruyu sormak mecburiyetindeyiz:

İyi de Ortaçağ’dan “bize” ne?

Ortaçağ’dan bize ne?

Ortaçağ bizim tarihimizin bir parçası olmayıp Avrupa tarihinin ürünüdür demiştik. Bakın 1965 yılında Ali Rıza Alp adlı bir yazar bizim gerçek Ortaçağ’ımızı şöyle tespit etmiş:

“İlkokul kitabından üniversite kitabına kadar her kitapta Avrupa için olduğu kadar Şark dünyası için de bir Ortaçağ’dan bahsedilir. Bu iddiaları tercüme tarihçiliğimizin yüzkarası olarak daha ne kadar zaman kitaplarımızda tutacağız? (…) Eğer tarihimizde mutlaka bir Ortaçağ bulacak isek (…) tarihçimizden filozofumuza kadar bütün aydınlarımızın mütercim ve şekilci aydın oldukları bugün’ü Ortaçağ olarak gösterebiliriz. Fakat İstanbul’un Fethinden evvelki çağı asla…”

Ne kadar da haklı: Eğer varsa bizim Ortaçağ’ımız 20. yüzyılda yaşanmıştır. Halen o karanlıklardan çıkmaya çalışıyoruz. 

Öyleyse Ortaçağ’ı “bizim tarihimiz”in, tarihimizi de Ortaçağ’ın parçası olarak kabullenme yolundaki yaygın ve inatçı tavır nereden kaynaklanır?

Cevap yerine iki soru soralım ki tutanın elini yakan cinsten:

-İstanbul’un fethine kadarki tarihimiz “karanlık” mıydı ki, Fatih’in Ortaçağ’ı kapayıp Yeni Çağ’ı açtığından bu denli gururla söz edebiliyoruz? 

-Fatih İstanbul’u fethederken Ortaçağ’ın içerisinde mi nefes alıp veriyordu? Vermiyorduysa zulüm ve sömürü devri olacak Yeniçağ’ın açılmasına neden bu kadar seviniyoruz? 

Mesela ders kitaplarında “Ortaçağ’ı kapatıp Yeni Çağ’ı açan” olayın İstanbul’un  fethi olduğunu yazarız. Öyle ki, sorgulanamaz derecede kesin bir bilgidir bu indimizde. Oysa kimileri Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfine bağlar onu, kimileri de Endülüs’ün son Müslüman devleti olan Gırnata Emirliği’nin düşmesine. Kaldı ki “Ortaçağ’ı kapattı” derken Fatih ve Osmanlı’nın Ortaçağ’da yaşamakta olduğunu söylemiş oluyoruz ki, Avrupa’nın karanlık çağları ile bizim Ali Kuşçu’ların apaydınlık çağının ne alakası olabilir ki? 

Fark ettiğiniz gibi burada Fatih Sultan Mehmed olsa olsa Avrupa’da Ortaçağ’ı kapattığı ve Yeni Çağ’ı açtığı için değerlidir, demenin sinsice bir yolu gizlidir. Oysa Fatih’in derdi, ilâ-yı kelimetullah ve İstanbul’un muhakkak fetholunacağı yolundaki Nebevî emrin yerine getirilmesiydi.

Takvimlerin dini, imanı vardır 

Çok sordum, biliyorum ama şunu sormasam etimde şirpençe çıkar:

-İstanbul’un fethi hangi tarihtedir? 1453 yılında mı, 857 yılında mı?

Bu muammayı çözmek için Yahya Kemal’i okumak yeterlidir. Şöyle yazar 1920’lerde:

“Takvimlerin dini, imanı, vicdanı var; mesela sene 857 [Hicri takvimde İstanbul’un fetih tarihi] deyince, İslâm’ın İstanbul’a girdiğini hissediyoruz; bu rakamda anlı şanlı bir tınnet (çınlama) var. 1453 deyince bilâkis Bizans’ın Türklere mağlup oluşu idrak olunuyor; bu rakamda bilâkis bir can çekişme, bir ufunet (kokuşmuşluk), bir günlük [otu] kokusu var. Bu rakamların biri Müslüman, biri değil!”

Tarihimizi kendi gözümüzle yeniden yazma vakti gelmedi mi daha?

Son sözü Cemil Meriç’e bırakalım. Bakın 1976’da neşterini sözde aydınlarımızın beynine nasıl vurmuş:

“Tarihçilerimizin büyük hamakatı var. Ortaçağ! Ortaçağ! Batı Ortaçağ’ı yaşarken biz tarihimizin en şevketli zamanlarını yaşıyorduk. Hem nedir bu nâmütenahî [sonsuz] zamanı balta ile keser gibi çağlara ayırmak? Bu tasnifler çok çocukça ve Batlamyusvarîdir.”

Sağ olsaydı da ‘Bilsen bu topraklardan günümüzde ne katmerli hamakatlar fışkırıyor Üstadım’, diyebilseydim.

Mustafa Armağan/Yeni Akit

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • Gazze’nin Hamileri Nerede?
    7 Mayıs 2026
  • ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor
    5 Mayıs 2026
  • İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü
    5 Mayıs 2026
  • Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur
    24 Nisan 2026
  • Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum
    8 Nisan 2026
  • “280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”
    8 Nisan 2026
  • İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden İran Halkına, ‘Birlik ve Dayanışma Çağrısı’
    8 Nisan 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Gazze’nin Hamileri Nerede?

7 Mayıs 2026
ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor

ABD Savunma Bakanı Hegseth: İran’la ateşkes devam ediyor

5 Mayıs 2026
İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü

İslam alimi Şeyh Muhammed İdris, Silahlı Saldırıda Öldürüldü

5 Mayıs 2026
Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist