وَمِنْ اٰيَاتِهٖٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجاً لِتَسْكُـنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًؕ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır…
O’nun kanıtlarından biri de, gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olmasıdır. Kuşkusuz bunda bilenler için ibretler vardır.
Gece ve gündüz uyuyabilmeniz ve Allah’ın lutfundan nasibinizi aramaya çalışmanız da O’nun kanıtlarındandır. Bunda, dinleyen kimseler için elbette dersler vardır.
Yine O’nun kanıtlarındandır ki, korku ve ümit vermek üzere size şimşeği gösteriyor, gökten su indirip ölümünün ardından yeryüzünü onunla canlandırıyor. Gerçekten bunda, aklını kullanan kimseler için ibretler vardır.
(Rum Suresi 21-24. Ayetler)
Yakın çevrede ve uzak çevrede anlama, algılama ve davranış boyutlarında gözlemlerimiz olur. Bazen kızarız, bazen güleriz. Bu nasıl olur? diye. Yola başlanır ve yoldaki sıkıntılı durumdan dolayı geri dönenler olur veya kendi dünyasına çekilirler. Uzun soluklu yolculuğa çıkmadan geri dönerler.
Neden?
Yolda tahmin edemediği olaylardan dolayı.
Yılların birikimi ile elde ettiği bilgiyi başka bir insan ile paylaşmak istemiştir.
Sonuç mu?
Olumsuz olma durumu yüksektir.
Kendisinin düşüncesinde ve bilgisinde bir sıkıntı yoktur. Sıkıntı karşıdaki kişinin düşünme biçimini bilmemekten kaynaklanmaktadır. Aslında karşıdaki kişi de nasıl düşündüğünü sorgulamamıştır.
Ya hemen savunmaya geçecektir ya da hemen hücum edecektir.
Savunmaya ve hücuma geçen kişiden akletmesini beklemek; elekle su taşımaya benzer. Boşuna uğraş olacaktır.
Peki, bu nasıl çözülür?
Esas meselemizde burası.
Bir kişide düşüncenin temel oluşturması nasıl olur?
Bir kişide düşüncenin kabul görmesinin bir kuralı vardır. Rum suresi (21-22-23-24) ayetlerinin son bölümlerinde bu kural karşımıza çıkmaktadır. ” Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır, Şüphesiz bunda bilenler için (alınacak) dersler vardır. Gerçekten bunda, işiten bir kavim için ibretler vardır. Doğrusu bunda, aklını kullanan bir kavim için vardır.”
Kişi bir bilgiyi, ya bir yerden okuyarak bilir/öğrenir ya da bir başkası kanalıyla-işiterek bilir/öğrenir. Bu bilgileri aklederek bir elekten-süzgeçten geçirir. Elekten geçiremiyorsa bilginin karşısına dikilecektir. Savunma durumuna geçecektir. Genellikle de bu olur.
Elekten niye geçiremez?
Elekten geçirmek için birinci kural “düşünen” biri olması gerekir. Düşünen biri okuyarak veya işiterek kendini gelen bilgiyi aklederek elekten geçirir ve düşünce haline gelir. Yoksa yani düşünme problemi var ise o kişiye “bilgi” sunmak bir sonuç getirmeyecektir. Akletmesini beklemek beyhude olacaktır. Birinci basamakta problem var ise diğer aşamalara geçip yorulmak enerji kaybına sebep olacaktır.
Aynı zamanda bu ayetler insanlara bir biçim sunmaktadır. Bir şey nasıl düzelirin cevabı, bir makinenin işleyiş sistemi gibidir. Parçalar belli bir sıralamaya tabidir. Yoksa mekanizma hareket etmeyecektir. Dişlisi var ise de dişliyi sıyıracaktır.
Kısacası; Öncelikle düşünme problemi ortadan kaldırılmalıdır. Sonra bilgi aşamasına geçilmelidir. Kişi o zaman akletme mekanizmasını çalıştırabilecektir.