31 Ocak 2026 - Cumartesi
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Güncel

İngilizler Hilafeti Kaldırdığımıza Memnun Oldu mu?

İngilizler hilâfetten kurtulmuş, milyonlarca Müslüman tebaayı artık bir Müslüman halifenin sultasından kurtarmışlardır. Bütün bunlardan dolayı İngiltere ve Fransa’nın Türkiye Cumhuriyeti aleyhdarı olmasına hiçbir sebeb kalmamıştır. Fakat İtalya öyle değildir. Osmanlı saltanatının iadesinden İtalya fazla bir zarar görecek değil…

Yazar: Venhar Haber
3 Mart 2024
Kategori: Güncel
0 0
1
İngilizler Hilafeti Kaldırdığımıza Memnun Oldu mu?
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

Hilafetin kaldırılışının üzerinden bugün itibariyle tam 100 yıl geçti. 100 yıl önce bütün olumsuzluklara rağmen ümmet ve milletimiz için bir umuttu Hilafet; dinî olduğu kadar siyasî bir silahtı.

Gazze’de beş aydır yaşananları ekranlardan içimiz kan ağlayarak seyrederken yüz milyonlarca Müslümanın bir avuç Siyonisti durduracak ne umudu kaldığını söyleyebiliyoruz, ne de gücü. Fikrimiz çaresiz, ellerimiz dermansız, kirpiklerimiz ıslak, erkekler gibi savaşamadığımız için ağlamayanlara kıyas edip ağlayabildiğimize şükrediyoruz.   

Ne boş bir teselli!… Netice bu mu olmalıydı? 

Nüfusunun bir buçuk milyara yaklaştığını söyledikleri sözde “İslam âlemi”nin hal-i perişanı cümlenin malumu. İsrail hastane bombalıyor, yüzlerce çocuk ve hasta ölüyor, Mekke ve Medine’yi elinde tutan Suudiler “köpek festivali” düzenlemekten vazgeçmiyor. 

Sahiden aynı dine mi inanıyoruz? Aynı dine inanıyorsak eğer inandığımız din, mensuplarına hiç olmazsa kederde ortaklık temin etmeli değil miydi? Hani ümmet bir vücuda benzerdi? Benzerdi bir zamanlar ama vücud öylesine yüksek dozda narkozlandı ki, birbiri ardınca batıp bıkan paslı bıçakların acısını hissetmez hale geldi.

Hilafet, bugün sayıları milyarla ifade edilen İslam âlemini birbirine kenetleyen ve yeryüzünde bu son dinin sağlıklı bir şekilde yaşanması ve varlığını idame etmesi imkânlarını temin eden ulu sancaktı. O ulu sancağın gölgesinde geçirilen Müslüman asırları her zaman pürüzsüz bir çizgi kat etmese de, Müslümanlar için, hatta o sancağın gölgesine sığınan gayrimüslimler için de bugüne kıyasla çok daha mesut devirler olarak tarihin hafızasındaki parlak yerini almıştır.

Emevi Halifesi Abdülmelik b. Mervan’dan Abbasi Halifesi Harun Reşid’e, oradan Yavuz Sultan Selim Han ve Sultan 2. Abdülhamid’e uzanan ışıklı çizgi, 19. asırda İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya kaynaklı –dördü de milyonlarca Müslümana hükmediyordu, hatta 20. asrın ilk çeyreğinde dünyanın en geniş nüfusa sahip “İslam devleti” bizim İngiltere dediğimiz Britanya İmparatorluğuydu- yoğun propaganda ve dezenformasyon faaliyetiyle Halifeliğin gözden düşürülmesi ve itibarsızlaştırılması suikastine maruz kaldı. 

Özellikle Sultan 2. Abdülhamid devrinde bu teşebbüslerle yoğun bir şekilde mücadele edildiğini biliyoruz. Hilafetin hem dinî, hem de siyasî mahiyeti ile Osmanlı hanedanında meşru bir surette bulunduğu çeşitli risale ve kitaplarla müdafaa edildi. 

Neticede İslamiyet’in kadim kurumu olan ve Hz. Ebubekir (ra) ile başlayıp Halife Abdülmecid ile biten 13 asırlık Halifelik kurumu 3 Mart 1924 tarihi itibariyle Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından lağvedildi. O gün bu gündür İslam âlemi bu koruyucu şemsiyeden mahrum, imamesi kopmuş bir tespih gibi darmadağınıktır. Arap Birliği, İslam Konferansı gibi suni teşkilatların hiçbir yaptırım gücü olmadığını, varlığı ile yokluğu arasında bir fark bulunmadığını son Kudüs’ün işgalci İsrail’in başkenti ilan edilmesi ve Gazze soykırımı hadiselerinde bir kere daha görmüş olduk.

Oysa İslamofobinin dünya çapında zirveye çıktığı İslamiyet’in bu sancılı sürecinde Hilafet kurumunu ve tarihini hatırlamanın lüzumu ortada.

Hilafet neydi?

Peygamber Efendimizin (sav) dâr-ı bekaya irtihali üzerine Medine’de toplananlar Hz. Ebubekir’i (ra) Halifetu Resulillah yani Allah’ın Elçisinin Halifesi seçtiler. Halife, kelime anlamı itibariye birinin yerine geçen, vekil demektir. Bu durumda Hz. Ebubekir, Resulullah Efendimizin (sav) yerine gelmişti. Dolayısıyla Halife Allah’ın değil, Resulullah’ın halifesiydi. Hatta Hz. Ömer’in birisi tarafından kendisine “Halifetullah” (Allah’ın halifesi) diye hitap edilmesi karşısında tepki gösterdiği, Resulullah’ın halifesi olduğunu söylediği bilinir. 

Böyle başlamış olan Hilafet macerası 13 asır sonra Sultan Abdülhamid devrinde yeniden önem kazanacak ve hem dinî, hem de siyasî açıdan formüle edilecekti. Prof. Dr. Namık Sinan Turan bu noktada tam bir emniyetle Sultan Abdülhamid’in İslam Birliği ve Hilafet siyaseti hakkında şunları yazmaktadır:

“Halifenin dünyanın neresinde olurlarsa olsun İslam halklarıyla diyalog kurma çabaları makamın etkinlik sahasını geliştirmeye yönelik olup, bu bölgelerden de olumlu karşılık görmekteydi. Özellikle Hindistan gibi sömürge idaresindeki Müslüman halklar arasında Osmanlı halifesinin saygınlığı üst noktaya erişecekti. Dönemin politik çatışmaları dikkate alındığında diplomasi sahasındaki bu girişimler Osmanlı İmparatorluğu’nun rahat bir soluk alışında etkili rol oynadı.” (Hilafet, İst. Bilgi Üni. Yay., 2017, s. 547.)

Kemalist manipülasyonlardan biri de, son zamanlarında Hilafetin artık bir itibarının kalmadığı şeklindedir. Oysa gerçekler hiç de öyle değildi. Hindistan Müslümanlarının durumunu Prof. Turan anlattı. Hatta Hugh Kennedy’nin şu sözlerini de iktibas edebilirdik:

“Mozambik ile Madagaskar arasında yer alan ücra Komor Adaları’ndaki Müslümanlar dahi Fransızların işgal tehlikesine karşı Osmanlıdan yardım istiyordu.” (Hilafet, İnkılap Yay, 2019, s. 219.)

Asıl önemlisi, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın –ki Masondur- 3 Kasım 1935 tarihli gizliliği kaldırılan “Aceledir” kaydı düşülmüş arşiv belgesinde şöyle denilmektedir. Şükrü Kaya’nın istihbarî bilgi olarak paylaştığı belgede Halep ve Kamışlı’daki Kürt-Ermeni ittifakında neler konuşulduğu aktarılmaktadır. Kendi görüşü değildir ama bu fikrin iktibas yoluyla olsun devletin resmi belgesine yansımış olması önemlidir:

“İngilizler hilâfetten kurtulmuş, milyonlarca Müslüman tebaayı artık bir Müslüman halifenin sultasından kurtarmışlardır. Bütün bunlardan dolayı İngiltere ve Fransa’nın Türkiye Cumhuriyeti aleyhdarı olmasına hiçbir sebeb kalmamıştır. Fakat İtalya öyle değildir. Osmanlı saltanatının iadesinden İtalya fazla bir zarar görecek değil….” (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, 030 10 115 799 15, sayfa 3)

Nihayet Lord Curzon’ın 13 Şubat 1923 tarihinde Avam Kamarasında yaptığı konuşmada söylediği şu cümleler manidardır:

“(Lozan’da) Türklere devamlı Büyük Petro’yu örnek göstererek, Avrupa’ya geri döndüklerine göre Batı idare ve hükümet standartlarını özümsemek zorunda olduklarını, ancak bu takdirde Avrupa’nın kendilerine yardım edebileceğini söyledim.” 

Bu “Batı standartları” arasında Hilafete yer olmadığını açıktan söylemesine gerek var mıydı?   

Hâlâ bir takım zevat ağızlarında İngilizler Hilafetin kaldırılmasından memnun olmadı, karşı çıktı gibi çocukları bile güldürecek lakırdılar etmiyor mu, insanı alıyor bir gülme.

Akit / Mustafa Armağan

Etiketler: 3 MartHilafetMustafa Armağan

Çok Yorumlanan 1

  1. Muradi says:
    2 sene önce

    Osmanlı hayranlarının hilafet dedikleri kurum aslında saltanattır. Son dönemin sultanları da batılılaşma yanlısı idiler. Onlardan öncekiler ise tasavvuf adında bir dini İslam zannediyorlardı! Cumhuriyeti kuran kadroyu yetiştirenler de hilafet denilen Osmanlı sistemi idi. Gerçek şu ki; hilafet adı altında Osmanlı sultanlığı devam ettirilseydi, şu anki durumdan farklı bir durum ortaya çıkmayacaktı.

    Cevapla

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

İslam’ın Düşmanları Bizim Neyimiz Olur?

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Bir Erdal Bayraktar Geçti Bu Dünyadan

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Bugünün Kufelileri Olmak Veya Olmamak

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…
    30 Ocak 2026
  • İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı
    28 Ocak 2026
  • Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi
    21 Ocak 2026
  • Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor
    21 Ocak 2026
  • Danimarka’dan ABD’ye Tarihi Rest
    21 Ocak 2026
  • ABD’nin Suriye Şerifliği SDG’den el-Şara’ya Geçti
    21 Ocak 2026
  • Kanada Başbakanından Davos’ta Küresel Sistemin Çöküşünü İlan Etti
    21 Ocak 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

30 Ocak 2026
İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

28 Ocak 2026
Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

21 Ocak 2026
Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

21 Ocak 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist