31 Ocak 2026 - Cumartesi
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Alıntılar Alıntı Makale

Erol Göka: Her şeyi görenler varsa, mahremiyet hakkı ne ola?

endirilebilir bir arzu yumağı görüyorlar. Tüm hallerimizi ifşaya zorladıkları yetmiyormuş gibi ne yiyip ne içtiğimiz, neyi merak ettiğimizi kollayıp duruyorlar.

Yazar: Venhar Haber
21 Şubat 2019
Kategori: Alıntı Makale
0 0
0
Erol Göka: Her şeyi görenler varsa, mahremiyet hakkı ne ola?
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder

bilmiyorum. Marx’tan burjuvazinin “özgürlük” nidalarını yükselterek alttan alta kendi sömürüsü için ne cinlikler yaptığını öğrendiğim gençlik günlerimden beri, her parlatılan kavramın arkasında çevrilen işlere bakmak gibi bir huy edindim. Son yıllarda medyada ve akademide “mahremiyet” söyleminin öne çıkarılması karşısında da “Ne yapmak istiyor yine bunlar?” diye şüpheciliğim beni kışkırtıp duruyor. Elbette bilirsiniz, derdimin “mahremiyet”le olmayacağını. Anlatmaya çalışayım.

Tipik örneği A. Giddens’ın “Mahremiyetin Dönüşümü” kitabında görüldüğü üzere, egemen sosyal bilimler dünyası, kadın-erkek ve cinsiyete dair ilişkiler bağlamındaki değişikliklerden ziyadesiyle memnun. Mahremiyetin geri kalan kısımları da çoğu için tali nitelikte. O yüzden yapılan tanımlar hep sisli puslu kalıyor: “Mahremiyet, insan hakları içinde tanımlanması zor olanlarından biri. Kişilerin tek başlarına kalabildikleri, istedikleri gibi düşünüp davranabildikleri, başkalarıyla ne zaman, nerede, nasıl ve hangi ölçüde ilişki ve iletişim kuracaklarına kendilerinin karar verebildikleri bir alanı ve bu alan üzerinde sahip olunan hakkı ifade ediyor”… “Mahremiyet otonomi hakkıdır; yalnızlık, samimiyet ve anonimliği yaşama hakkıdır. Mahremiyet, kişiyi çevreleyen yakın fiziksel alanı, kişiyi haksız müdahalelere karşı korumayı, kişisel verilerin toplanma, saklanma, işlenme ve dağıtımının nasıl yapılacağını veya yapılmayacağını kontrol etmeyi gerektirir. Mahremiyet hakkı; bir kimsenin özel hayatı, fiziki, ahlaki bütünlüğü ve kişisel bilgi denetimi kadar, kişiliğini geliştirme özgürlüğünü, başkalarıyla kişisel ilişkiler kurma hakkını ve profesyonel iş yaşamına ilişkin etkinliklerini muhafaza etme yetkisini de içerir.”

Görüldüğü gibi görünüşte çok söz söyleniyor ama ele avuca gelir pek de bir şey yok. Ama “profesyonel iş yaşamına ilişkin” son ifade, müstesna… Bir başka tanımda bu müstesna, nitelik biraz daha belirginleşiyor: “Mahremiyet, bireylerin, grupların veya kurumların kendilerine dair bilgilerin ne zaman, nasıl ve ne ölçüde diğerlerine aktarılabileceğini kendilerinin belirleme hakkıdır.” Haklar denildiğinde hep insan tekinden, bireyden bahsedilirken birden bire gruplara ve kurumlara sıçranılıyor. Elbette grupların, kurumların da mahremiyet hakları olması icap eder, karşı değilim. Ama yine de bu tanım şurada dursun, bitirirken tekrar buraya döneceğim. Şimdi, mahremiyetin asıl manasını geleneksel dünyada bulduğu, bugün ise bundan eser kalmadığı şeklindeki tezimizle ilerlemek istiyorum müsaadenizle.

Mahremiyetin geleneksel dünyadaki manası, bugün akademide olduğu gibi karmakarışık değil, çok açık. Her şeyden önce, insanın hür ve iradi bir varlık oluşunun tasdikinden kaynaklanıyor; kişisel sınırlara ve kararlara saygı olarak berraklaşıyor. Geleneksel bakışla ele alındığında hem tanım netleşiyor hem de anayasa ile belirlenmiş kişilik ve konut dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği gibi haklarımızı daha iyi anlama fırsatı yakalıyoruz.

Geleneksel mahremiyet anlayışının bugünküne olan üstünlüğünü mahremiyeti tehdit altında tutan üç temel faktöre baktığımızda daha iyi görebiliyoruz. Mahremiyete yönelik tehditlerden birincisi, kendini ifşa etme; ikincisi merak, üçüncüsü ve sonuncusu gözetleme-kontrol… Günümüzde mahremiyet, bu üç alanda da büyük bir saldırı altında… Öyle ki bu saldırılar nedeniyle kamusal ve özel alan tanımları alt-üst oldu. Özel alan kamusallaştı, kamusal alan özelleşti. Enformasyon teknolojileri sayesinde kendini-ifşa etme arzusu öyle bir hal aldı ki, günümüz toplumuna “şeffaflık toplumu” diyen Byung Chul Han, günümüz insanı için “göstermekten başka bir şey göstermek istemiyor” diye feryat ediyor. Bence ilave etmeliydi aynı zamanda gösterilenleri merakla izlemek de istiyor(uz). Merak duygumuz insanlık tarihinde hiç bu kadar tatmin için kışkırtılmamıştı. Meraktan ölüyoruz.

Evet, mahremiyetin tüm düşmanları, günümüzde gemi azıya almış vaziyette. Mahremiyetin üçüncü düşmanı “gözetleme ve kontrol” için eskiden hep devletler suçlanırdı, oysa teknomedyatik dünyada tüm teknolojik aklı elinde tutan burjuvazi, denetim ve kontrol alanında hiç de devletlerin gerisinde kalmıyor. Bizi hür ve iradi bir varlık değil yönlendirilebilir bir arzu yumağı görüyorlar. Tüm hallerimizi ifşaya zorladıkları yetmiyormuş gibi ne yiyip ne içtiğimiz, neyi merak ettiğimizi kollayıp duruyorlar. Sistemi ona göre kurmuşlar, sanal ağa bir kez takıldık mı artık onların kurallarına uymak zorundayız ve artık oradan çıkış bulmamız neredeyse imkânsız. İnsanı hür ve iradi bir varlık olmaktan çıkarıp kendimizi ifşa isteğimizi ve merakımızı kırbaçlayanlar onlar, arzularımızı pazara çıkaran ve yağmalayanlar onlar, gruplara ve kurumlara mahremiyet isteyenler yine onlar… Bizi hem çıplak bırakıyor hem gözlüyorlar. Ne yapıp ettiğimizi elektronik göz her daim görüyor. Ama biz onlar hakkında hemen hiçbir şey bilmiyoruz. Mahremiyeti bizim için değil kendileri için istiyorlar. Anlatabildim mi?

Etiketler: Erol Göka

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

İslam’ın Düşmanları Bizim Neyimiz Olur?

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Bir Erdal Bayraktar Geçti Bu Dünyadan

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Bugünün Kufelileri Olmak Veya Olmamak

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…
    30 Ocak 2026
  • İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı
    28 Ocak 2026
  • Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi
    21 Ocak 2026
  • Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor
    21 Ocak 2026
  • Danimarka’dan ABD’ye Tarihi Rest
    21 Ocak 2026
  • ABD’nin Suriye Şerifliği SDG’den el-Şara’ya Geçti
    21 Ocak 2026
  • Kanada Başbakanından Davos’ta Küresel Sistemin Çöküşünü İlan Etti
    21 Ocak 2026
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

ABD’in İran’a Saldırmakta Tereddüt Nedeni; Çin…

30 Ocak 2026
İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

İsra Yapım, “Boykot Kırıcı” adlı kısa filmini yayınladı

28 Ocak 2026
Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

Trump ABD Ekonomisine İyi Gelmedi

21 Ocak 2026
Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

Kırmızı Şapka, Grönland Direnişinde Sembolleşiyor

21 Ocak 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist