وَقَالَتْ لِاُخْتِهٖ قُصّٖيهِؗ فَبَصُرَتْ بِهٖ عَنْ جُنُبٍ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَۙ
Annesi, Mûsâ’nın kız kardeşine, “Onu takip et” dedi. O da Mûsâ’yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.. (Kasas Suresi 11. Ayet)
Azgınlaşmış firavun, halkını sınıflara ayırmış ve içlerinden bir bölümünü zayıf düşürmeye karar vermişti. Bu halk ise İsrailoğulları idi. İsrailoğullarının, oğullarını öldürerek mirasının devamını düşünüyordu. Allah ise hor ve hakir görülen, zayıf bırakılan bu halkı önderler yapmak istiyordu. Böyle bir ortamda Musa, dünyaya geldi. Anne için karar anı…
Annesini siz düşünün sevinsin mi ağlasın mı? Kara kara düşünürken yaratanından müjdeli haber geldi:
“Onu sana kavuşturacağız. Şimdi onu suya bırak. “
Tek seçenek.
Bazen tek seçenek çok kapı aralar örneği gerçekleşiyordu. Tüm dünya hiç bir şey yapamayacağınızı düşünürken, siz bir şey yaparsınız.
İşte her şey o bir şeydir.
Annesi, çocuğunun Firavun’un sarayında olduğunu öğrenince aklı başından gidecek olur. Eliyle Musa’yı nehre bırakmıştı.
Neyse ki Allah tarafından kuvvetlendirilmişti.
Anne tamamdır deyip, evinde oturmamıştı. Allah garanti vermesine rağmen “kardeşinin izini takip et” dedi. Umudun varsa ihtimalleri arayacaksın misali.
Kız;
Nasıl edeceğim?
Saraya nasıl gireceğim? Korkarım demedi. Emir emirdir. Görevini yerine getirdi.
Sarayda ise panik. Dün öldürmek için çabalayanlar, bugün yaşatmak için seferber olmuşlardı. Musa, kimsenin sütünü almıyordu. Çaresiz kalan bakıcıların imdadına Musa’nın kızkardeşi yetişmişti.
Beklemişti.
Sarayın ahalisini gözetlemişti.
Bütün verileri toplayarak en uygun zamanı ve yeri kollamıştı.
“Sizin adınıza onun bakımını sağlayacak bir aile ile sizi tanıştırayım “der.
Onun annesini biliyorum demez.
Ben kız kardeşiyim demez.
Doğrunun hepsinin kendilerine zarar getireceğini biliyordur. Sadece bilmeleri gereken kadar olan bilgiyi verir.
Musa’nın kız kardeşi deneyimlidir. Baskın bir yerde nasıl yaşanılacağını biliyordur. Neyi nerede, ne kadar konuşacağını biliyordur. Hayatın tam ortasındadır. Dış dünyayı biliyordur. Dış tecrübesi oldukça ileri düzeydedir.
Annesinin; şöyle yap, şöyle söyle, şöyle davran demesine ihtiyacı yoktur. Tecrübesi yeterlidir.
Bu nasıl bir çocuk denilirse; Bugün Gazzeli çocuklar canlı bir örnektir diye düşünülmeli. Çocukların duruşları, tavırları, konuşmaları dış tecrübenin eseri olsa gerek.
Böylece nehre atılan Musa ve annesi saraya yerleştirilir. Allah, Musa ve ailesini terk etmemişti. Kendine emredileni yapan annesini de yavrusuna kavuşturmuştu. İnanır ve güvenirsen; Her zaman nefes alacak bir yer vardır. Aile de bu nefesi sarayda bulacaktır. Allah, Firavunun elini Musa’nın ailesinin elinden çektirmiştir.