Kovulmuş Şeytan’dan Allah’a (cc.) sığınır, Rahmân ve Rahîm Allah’ın (cc.) adıyla başlarız. Allah (cc.) nasip ederse “Hayatın her alanında denge” konulu bir yazı dizisiyle siz değerli okurlarımızla buluşmak istiyoruz. Bu yazı dizisine Allah’ın (cc.) yaratması ve yönetmesinde denge konusuyla başlayıp gücümüz vüsatında imanda denge, ibadette denge, yeme-içmede, konuşmada, harcamada vb. denge konularıyla devam etmek istiyoruz. Rabbimiz bize doğruyu ve faydalıyı yazmayı, sizlere de doğruyu ve faydalıyı okuyup, anlayıp, hayata yansıtmayı kolaylaştırsın.
Denge kavramı, içerisinde birçok manalar barındıran zengin bir kavramdır. Biz denge derken bir şey ne ve nasıl olması gerekiyorsa öyle olmasını kastediyoruz. Bu kavramı Kur’an-ı Kerîm, mizan, vasat, kader, adalet, kıvam (ahseni takvim) vb. kelimelerle karşılamaktadır. Biz meramımızı anlatmak için bu kavramların yan ısıra itidal, ölçü, uyum gibi kelimelerin de yardımına baş vuracağız.
Evrenin düzeni ve dengesi meselesi, İslam düşüncesinde derin kavrayış sahipleri için önemli bir yer tutar. Kur’an-ı Kerim, evrenin başıboş ve amaçsız yaratılmadığını, aksine belirli bir ölçü, düzen ve denge içerisinde var edildiğini vurgular. Bu düzen, Allah’ın ilim, kudret ve hikmet sıfatlarının bir yansıması olarak sunulur. Kur’an ayetleri, evrendeki bu hassas dengeyi insanın tefekkür etmesi gereken ilahi ayetler (âyât) olarak ele alır. Evrenin yaratılmasındaki dengeden kastımız, dünya yaratılalı beri bozulmayan, şaşmayan aksamadan devam eden kusursuz sistemdir. Göklerin ve yerin düzeni, gece ve gündüzün dönüşümü, doğadaki uyum yaratılıştaki dengeyi açıkça ortaya koyar. Allah’ın koyduğu bu denge, hayatın devamının temel şartıdır.
1.Evrenin Ölçü Üzere Yaratılması
Kur’an-ı Kerim’de evrenin ölçü ve denge içinde yaratıldığı sıkça ifade edilir. Bu bağlamda “mîzân” kavramı, sadece ahlaki dengeyi değil, aynı zamanda kozmik düzeni de ifade eder: “Göğü yükseltti ve mîzânı (dengeyi) koydu.” (Rahmân 55/7). Bu ayet, evrende işleyen düzenin rastlantısal değil, ilahi bir dengeye dayandığını göstermektedir. Aynı şekilde her şeyin belirli bir ölçüye göre yaratıldığını bildiren ayetler de bu anlayışı destekler: “Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer 54/49). Bu ölçü, klasik tefsirlerde “kader” kavramıyla ilişkilendirilmiş; evrendeki varlıkların nitelik ve nicelik bakımından belirli sınırlara sahip olduğu vurgulanmıştır.
2.Kozmik Düzen ve Doğa Yasaları
Kur’an’da gök cisimlerinin hareketi, gece-gündüz döngüsü ve tabiat olayları düzenli bir sistemin parçası olarak sunulur: “Ne güneş aya yetişebilir ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.” (Yâsîn 36/40). Bu ayet, modern bilimde “doğa yasaları” olarak adlandırılan düzenliliğe işaret eden önemli örneklerden biri olarak değerlendirilmiştir. İslam düşünürleri, bu düzeni “Sünnetullah” olarak tanımlamış, evrende süreklilik arz eden yasaların ilahi iradenin bir tecellisi olduğunu belirtmişlerdir.
3.Dengenin Bozulması ve İnsanın Sorumluluğu
Kur’an’daki bu denge hem afakta (dışımızda) hem de enfüsteki (içimizde) birçok ayetle gözlerimizin önüne serilmiştir. (Fussilet 53) Allah’ın (cc.) insanoğlunun ulaşmasının bile mümkün olmadığı güneşe ve aya boyun eğdirmesi (Zümer 5), ayın güneşi takip etmesi (Şems 2), güneş ve ayın birbirinin önüne geçemeden Allah’ın (cc.) tayin ve takdir etmiş olduğu bir yasa doğrultusunda hareket etmeleri (Yasin 40), bizim görebileceğimiz bir kolon veya direk olmadan göğün yükseltilmesi (Râd 2), kupkuru olmuş toprağın yağmurla canlanıp doğurgan hale gelmesi, yeryüzünün beşik gibi rahat ve yaşama elverişli kılınması (Zuhruf 10 11), denizlerin gemilere uygun yaratılması (kaldırma kuvveti), yeryüzü bizi sarsmasın diye fay hattı olan yani deprem olma riski yüksek yerlere dağların kazık gibi çakılması, yolumuzu bulmamız için yıldızların yaratılması, farklı farklı yollar var edilmesi (Nahl 14-16) vb. Kur’an-ı Kerim, evrendeki bu dengenin korunması konusunda insana da sorumluluk yükler. İnsanın ölçüsüz davranışlarının yeryüzünde bozulmaya yol açtığı ifade edilir: “İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı.” (Rûm 41)
4.Evrenin Düzeni
Kur’an bu delili doğrudan insanın baş gözüne değil de idrak gözüne (aklına) hitap ederek sunar: “Yaratmada bir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir bak, bir bozukluk görüyor musun? (Mülk 67/3-4). Bu ayetler evrendeki kusursuz düzenin tesadüfle açıklanamayacağını, Kadir-i Mutlak bir yaratıcının varlığını zorunlu kıldığını ifade eder.
Rabbimiz birçok ayette gökleri ve yerleri altı günde (evrede) yarattığını bildirmektedir. (A’râf 7/5; Yûnus 10/3; Hûd 11/7; Furkân 25/59; Secde 32/4; Kâf 50/38; Hadîd 57/4). Belki Kur’an-ı Kerîm ve özellikle Fussilet sûresi 9-12. ayetler incelendiğinde bu evrelerin sırası bile tespit edilebilecektir fakat bu sırayı saptamak yerine o varlıkların birbiriyle ve en nihayetinde insanla olan uyumunu tefekkür edip, bunların kesinlikle tesadüf eseri olamayacağını idrak ederek Sübhanallah! Elhamdülillah! Allahuekber! Diye haykırmak gerekmektedir.
Hülâsâ Kur’an-ı Kerim’e göre evren, ölçü, düzen ve denge üzerine kurulmuştur. Bu düzen Allah’ın kudret ve hikmetinin bir göstergesi olduğu kadar, insanın sorumluluğunu da hatırlatan bir delildir. Kur’an ayetleri, evrenin hem fiziksel hem de ahlaki bir dengeye sahip olduğunu ortaya koymakta, insanı bu dengeyi korumaya davet etmekte ve bu düzene uygun hareket etmesini istemektedir.
Rabbimiz yaratmada bir denge gözettiği gibi yönetmede de bir denge gözetmiştir hem dünyanın hem ahiretin yönetiminde, ilgili ayetler incelendiğinde bu denge görülecektir.
Allah (cc.) ömür verirse daha sonraki yazılarımızda, “yönetmede denge” ve “insanın yaratılışında denge” konularını istifadenize sunmaya çalışacağız. Esselamu aleykum ve Rahmetullah.












Aramıza hoş geldin değerli kardeş. Allah ilmini artırsın ve hayırlara kapı aralasın inşallah.