Nuh (as ) demişti:
”Allah ‘a kulluk edin”. O’nun dışında sizin başka İlahınız yoktur.
O’na karşı geldiler. Temel doğruya karşı geldiler.
Sen de bir beşersin.
Ya ne olacaktı ki?
Tam 950 yıl geçen bir ömür.
İnat üstüne inat. Hem de en yakınım dedikleri dahil.
Ne yapsın ki?
Tek sığınacağı yer “Yaradan Rabbi. O da öyle yaptı. Sığındı rabbine. Sığınakların en iyisine.
Rabbi;
Ne yapacağını gösterdi. Başlattı dua ile.
Yarabbi bana yardım et. Ne içten bir dua. Tükenmişliğin belirtisi ama vazgeçmek yok. Yeni yola hazırlık. Mücadeleye devam için. Allahtan ümit kesilmez. Bir yol haritası muhakkak çıkaracaktı rabbi.
Rabbi,
Gemi yap. Nasıl demedi. Bütün alaylara rağmen. Alay deyip geçmeyelim. Kolay mı alaylara karşı durmak. İç dünyada neler geçmez ki. Azlıklarından mı-toplumun aşağı görmesinden mi. Daha neler neler …
Herkes bir tarafa savrulmuş iken, vahiyden sapmaya meyletmeden durabilmek. Dik durabilmek.
Sadece teslim olmuştu. Bu yetti.
Nereye gideceğini bile bilmiyordu. Belirsizlik gibi görünen anda belirlenmiş bir güzergaha yolculuk. Rabbi Önce hamd ettiriyor sonra belirlenmiş yer için ise yeni hayat yeri için kutlu-güvenli konakta indir dedirttiriyordu.
Yolculuk başlıyordu
Haydi buyurun. Emniyetli gemi bu gemi. Ne görsün en yakınım dedikleri yok.
Karısı ve oğlu.
Karısı. Tam 950 yıl. Neler paylaşılmamıştır ki. Yemişler içmişler, bir hayata devam etmişler ama gemiye binmiyor.
Neden binmiyor? Nuh’u mu sevmemişti? Nuh’un güveninden mi şüphe etmişti? Orası da karanlık. Binmemişti. Nuh herkese anlatırken karısını es geçmemiştir herhalde. Sebep açıklanmamış. Acaba sebepler güncele mi bırakılmıştı? İnananlar demiş miydi acaba, karın niye yok diye? Nuh ne desin.. Nurlu evin içinde nurdan eksik kalmak
Acaba inatlık mı intikam mı. Orası da karanlık.
Ne acı.
Kadın, tek kendi olsa neydi? Canı olarak gördüğü yavrusu da yok.
Kadın oğlanı da mı etkilemişti? Başka izahı da yok. Aman Allah’ım, peygamber ocağında gemiye binmeyen iki insan. Öbür tarafta ise en azılı Allah düşmanının evinde ise başka bir kadın. Nasibe bak. Rabbim nelere kadirsin! Nasip böyle bir şey olsa gerek.
Ortalık karışmış, Sular yükselmiş.
Gel oğlum, gelmez. Zavallı. Kendi aklına göre kurtuluş yeri bulmuş-bulacak. Aklınca yüksek yerler emin yerler. İlk bakışta o da haklı. Dünyevi gözle öyle gözüküyor. Ama nafile. Yüksek yerler de olsa nafile. Kurtuluş Nuh’un gemisinde ama aklınca buna karşı çıkan ana ve oğul. Bir kere yok dediler ya. Gelmezler gayrı.
Üzülmüştü baba. Nasıl üzülmesin. Nasıl iç çekmesin. O benim ailemdendi dedi.
Rabbi,
Bilmediğin şeyi sorma. Elbette iman teslim olmayı gerektirecekti o da öyle yaptı. Yoksa Allah korusun cahillerden olacaktı. Teslim oldu. Her zamanki gibi.
Yola çıkaran rabbi,
Güvenli yere indirdi. Sonradan geleceklere güzel bir nam bıraktı. Bütün alemler içinde Nuh’a selam olsun mükafatı. Rabbi tarafından övülmek ve selam mesajını almak ne güzel.
Yeni bir nesil, yeni bir hayat.
Rabbe kul olmanın mükafatı.
Selam olsun Nuh’a ve gemisine binenlere.