M. Bozacıoğlu: Gelmek; Gitmemek Üzere!

Gelmek iyidir.

Hele ‘kendine gelmek’…

Gelmeler gitmeler

‘Bu gitmeler gitmek değil’!

Gelip gelip gitmeler

Gidip de gelmemeler

Bir izah gerektirir ve ikna…

Kendin ölç, biç

Kendin oyna!

Yok öyle yağma

Yorulmak var, terlemek, emek, çaba

‘Küstüm oynamıyorum’ yok

Yok mızıkçılık, kaytarmak yok!

Yol yordam

Hedef

Yoğrulmak hakla, hakikatle

Elbette mümkün savrulma, durma, duraksama

Ama asla yok, hedeften sapma

Sorumluluktan kaçma!

‘Kendimize geleceğiz’ niye?

Ne demek ‘kendine gelme’?

Maksat ‘BİZ’ olmaksa

Cemaat/cemiyet, dahası ‘ümmet’ ise

İlişkileri yönetmek;

Avantajları da, dezavantajları da

İmkanları da, imkansızlıkları da

Bilerek açmazlarımızı, eksiklerimizi

Paranteze alarak çelişkilerimizi

Ortak sabitelerimizde, ana ilkelerde

Asıl usul uyumu içinde

Ana kaynaktan alıp ilhamı

Elçilerin elçiliğinden alarak yöntemi

Yol yordam bilerek

Ders alarak geçmişten

Sahih bir gelecek projeksiyonuyla

Ânı kuşanmalı, ânın bilincinde olmalı

Bilgi-bilinç eksenli bir duruş, düşünüş ve yaşayış…

İnanmak ve yaşamak. (*)

Gelmeler iyidir

İyidir gelmeler

İyi gelir

Gelenler iyidir

İyiye(**)gelenler

İyi niyetle gelenler

İyilik getirenler

İyilik için gelenler

İyice gelenler

İyilerle beraber olmak için

İyiye yönelenler

İyiliği yaymak, çoğaltmak için

İyilerden olmak için

Salih kullardan olabilmek

Silme teslimiyetle

Temsiliyet için…

Gelen gelir

Gelmeyen kendi bilir!

Hesap herkes içindir.

Kardeşlik, fedakarlık

Feragat ister, empati, diğerkamlık

Öncesinde liyakat…

Gel gör ki bu fikri temsiliyet

Şahsi temsiliyet de ister

Ve dahi gerektirir.

‘Gözünün üstünde kaşın var’ diyerek

Küçümseyerek

Görmezden gelerek

Kale almayarak olmaz

Olabilemez!

Nedir ‘istişare’?

‘İşlerin aramızda danışarak olması’ ne
demektir?

Bilerek ‘iyiyi’

Tâbi olarak ona

Hem iyiye, hem örnekleyene

Elçilere elçilikle

Şahitliğe şahitlik ekleyerek

El ele, omuz omuza

Aynı safiyet ile aynı safta

Kenetlenmiş binanın tuğlaları gibi

‘Bünyanün mürsus’ça

Bir uzuv rahatsızlandığında

Diğerlerinin de duyacağı ızdırabın
kaçınılmazlığınca.

Yoksa yeryüzünü fitne fesat kaplayacak

Bu ifsat sürecek

‘Tağut’ fırsat bilecek

İmkan bulacak

Cürmü, zulmü her yanı kaplayacak

İstisna bırakmayacak

‘İstisnalar’ istismardan kurtulamayacak

Adı üstünde istisna kalacak!

‘Müstesna’ olmak varken,

Dururken…

Bu ‘durdurma’

Hepimize bir yükümlülük getiriyorken

Hala ne diye oyun oynaştayız

Fetihler için ilerlemiş yaşlardayız

Da; farkında mıyız?

Farkı fark edip fark ettiriyor muyuz?

Yoksa ‘uydum kalabalığa’

İç güveyisinden hallice

Kendi halimizle hemhal

İnsanların umurunu, umursamadan

Ya da; ‘adım Hıdır, elimden gelen budur’

Zannında, zehabında

Bir kolaycılık

Bir maslahat, mazeret sarmalında

Dar alanda, kısa paslaşmalar

‘Paslanmalar!’

İkircikliği, edilgenliği mi söz konusu?

‘İyilik eden, iyilik bulur’!

Söz, uzar gider.

Hasılı kelam, sürekli muhasebe, murakabe ve mücahede…

Kardeşlerimizle hemhal olmak

Kardeşliği berkitmek

Kardeşliğe özen göstermek

Değer vermek, önemsemek

Kucaklamak.

‘Ne olursan ol, gel’ tarzında olmasa da

Hoşgörü, katlanmak, empati…

Tevazu, teenni, temkin, itidal!

Doğrularla, doğruluk için, dosdoğru kalmak şiarıyla

Rabbin yoluna

Hikmetle

Hikmetli öğütle

En güzel cedel ile

Davet.

Ceht ile

Kavli leyin ile…

Dinleyerek

DİN’lenerek…

Mustafa Bozacıoğlu / İktibas Dergisi Mayıs Sayısı