Her yıl Mayıs ayının 19’unda Milli Eğitim Bakanlığının organizasyonuyla gençlik ve spor bayramı adı altında ülkenin tamamında kutlamalar yapılmaktadır. Son olarak da 19 Mayıs 2026 günü tüm yurtta icra edildiğini her Türk vatandaşı gibi bizlerde haber kanallarından haberdar olduk. Ancak diğer haber ajansları bir tarafa Akit TV’nin 21 Mayıs günü konuyla alakalı yaptığı bir haber bizim dikkatimizi çekti. Sizlerle paylaşmak istediğimiz haber şu şekilde geçti: “Bu eski Türkiye, bu da yeni Türkiye.” Yani ekran ikiye bölünmüş ve iki görüntü üzerine bir kıyaslama yapılıyordu. Eski Türkiye 2002’den önceki AKP’siz Türkiye, yeni Türkiye ise 2002 den 2026’ya kadar olan AKP’li Türkiye. Haber spikeri arkadaş aynen şunu söylüyor; “İktidarlar değişse de Türkiye’de değişen bir şey yok.” Günaydın kelimesini beğenmesek de bu haberi verene veya haberi yaptıran haber müdürüne günaydın demekten kendimizi alamıyoruz.
Muhafazakâr çevrenin en ünlü gazetelerinden ve haber kanallarından birisi olan Akit TV’nin kendi çelişkilerini ve ilkesizliklerini itiraf etmeleri gerçekten çok acınası ve vahim bir durum. Söz konusu kanal galiba izleyici kitlesine bir mesaj verip kendi üzerindeki kiri ve günahı temizlemeye çalışıyor. Ve bakın biz bu tür bayram kutlamalarına ve çıplaklığa asla taraf değiliz, bu kutlamaları AKP’de yapsa eleştiriyoruz algısı uyandırmaya çalışıyor.
Eğer akit TV gerçekten bu tür kutlamalardan rahatsız ve samimi ise önce şu sorunun cevabını versin: Size göre yeni Türkiye dediğiniz Türkiye’de neler değişti ki 19 Mayıs kutlamaları hala değişmedi diye sızlanıyor ve yakınıyorsunuz? Değişen altı üstü sadece siyasi bir iktidardır. Bu ülkede 106 yıldır aynı rezalet yaşanıyor ve bu kadar zamanın yaklaşık dörtte biri senin desteklediğin iktidar tarafından icra edilmiştir ve daha da edilecektir. Kaldı ki çıplaklıktan ve genç kızların giyim tarzından gerçekten rahatsızsanız ilk yapmanız gereken şey Cumhurbaşkanının ağzından defalarca çıkan şu kelimelere itiraz etmeniz ve sesinizi yükseltmeniz gerekmez mi? Şöyle diyor Cumhurbaşkanı: “Biz kimsenin ne giydiğine ve nasıl giydiğine bakmayız ve giyim tarzından dolayı insanları dışlamayız, o eski Türkiye’de kalmıştır.” Yani cumhurbaşkanı net olarak seksen beş milyonun hepsi bizim için aynıdır diyor.
Demek zorunda çünkü laik bir ülkenin yönetimine talip olmuş bir insandan bahsediyoruz. Her kesimden oy alan bir partinin tercih belirtme veya taraf olma hakkı olamaz, ama bunu Akit TV hala anlamamış ya da anlamazlıktan geliyor. Bir takım hamasi demeçlerle, törenlerde dini bir dil kullanıp Kur’an’dan ayetler okumakla memlekette İslami bir rejim varmış havası oluşturmak politik bir durum ama bu politikaya inanmak olsa olsa safdillik olur. Türkiye Cumhuriyeti anayasası dini bir söyleme ve eyleme zaten müsaade etmez. Bunu tüm laik Kemalistler bilir ama muhafazakâr çevreler bildiği halde bilmeze yatarlar.
Cumhurbaşkanının bu yaklaşımı gayet makyavelistçe de olsa kendi bağlamında kabul edilebilir bir yaklaşım. Fakat sizin iktidara ve Cumhurbaşkanına yüklediğiniz anlam ve gelişmelere bakarken taktığınız gözlüğün numarası tamamen yanlıştır. Bu konuyu daha doğru görmek ve anlamak için geçmişte yaşanan bazı olayları hatırlamaya çalışalım. 1996-1999 yılları arasında zinanın suç olmaktan tamamen çıkarılması ve 14 Eylül 2024’te de yeni TCK tasarısının meclis görüşmeleri sırasında binlerce kadının yasaya destek amacıyla Ankara’da toplanmasını ve hatta 28 Şubat mağduru AKP’li kadınların kurduğu Kadem Derneğinin tutumunu hatırlayalım.
Nihayet o gün, özgür ve özgürlük abidesi kadınların mücadelesi ve baskısı sonucu, 26 Eylül 2004’te kabul edilen TCK’ da zina maddesinin yer almamasına ne dersiniz? (Kaynak: Filiz Karakuş. Facebook). Yine yeri gelmişken Abdurrahman Dilipak’ın başına gelenleri hatırlayalım. Dilipak Akit gazetesinin bir yazarıydı ama gazete 2022’de işine son verdi. Abdurrahman Dilipak yazılarında İstanbul sözleşmesini, LGBT sapkınlığını ve hükümetin yanlışlarını eleştirdiği için kibarca işine son verildi. Ve aynı Dilipak Kadem derneğinin ve AKP il başkanlarının açtığı davalarla adeta bir linç girişimine muhatap oldu.
Yukarıda verdiğimiz aynı kaynak yıllar sonra pişmanlık duyan Cumhurbaşkanın şu itirafını da söylüyor: Cumhurbaşkanı 20 Şubat 2018 yılında yaptığı bir açıklamada 2004 yılı için bir özeleştiri yaptı ve zina maddesinin yeniden ele alınması gerektiğini söyleyerek adeta özür mahiyetinde yakındı. Ve devamla Avrupa birliği uyum yasaları sürecinde bu yanlışı yaptık bunu tekrar gözden geçirmeliyiz mealinde açıklamada bulundu.
Demek ki insanların yaşam tarzına karışmayan, Avrupa birliğine girmek için can atan bir Cumhurbaşkanı ve iktidarla karşı karşıyayız. O zaman akit TV’ye düşen görev kraldan çok kralcı olmamaktır. Daha açık bir ifadeyle İslami bir devlet hassasiyeti olmayan bir hükümetten İslami kurallara uymasını beklemek ve topluma öyle lanse etmek saçmalıktır. Ama oy kaygısı maalesef bu hakikatleri konuşturmuyor. Akit TV 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramında genç kızlara İslami bir kıyafet giydirilmesini bekledi galiba. Ki böyle bir uygulama laik çevreler için olduğu gibi İslami çevreler için tam bir felaket olur. Zaten tartışmalı olan 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramına dini bir kılıf uydurmanın hiçbir anlamı yok. Hani meşhur bir söz vardır bizim cenahta, meşru hedefe gayrimeşru yöntemlerle varılmaz. Yani laik devlet sisteminden İslami kurallar beklenmez. Yok, eğer devlet bazı konularda tavizler veriyorsa bu bir takım çıkar hesapları yapıldığı içindir.
Cumhuriyetin kurucusu CHP’nin yapısal özelliği gereği yaptığı saçmalıklara topyekun saldıran muhafazakar çevreler aynı saçmalığı ve hatta daha fazlasını yapan kendi partisi AKP’ye ses çıkarmıyor maalesef. Oysa yanlış nereden gelirse gelsin Müslüman’a yakışan adil olup adaleti ayakta tutmaktır. Şunu itiraf edin ve kabullenin son 25 yılda Türkiye’de çıplaklık zirve yaptı mı yapmadı mı? İslam’ın omurgası olan ahlak yerle yeksan edildi mi edilmedi mi? Kadın istihdamı, kadın hakları, kadının beyanı esastır adı altında kadına verilen özgürlük çoktan haddini aşmış ve tuğyana dönüşmüş durumdadır.
Bu güne kadar genç kızların toplu taşıma aracında ve altmış yetmiş kişinin ve babası, dedesi ağabeyi konumundaki insanların ortasında makyaj yaptığına şahit olmamıştık ama bugün onu uda gördük. Hatta daha ötesini de gördük ama edebimiz bunu anlatmaya müsaade etmiyor. Gördüğümüz yanlışlara öte git deme şansımız yok. Eğer müdahale ederseniz bağnaz, yobaz ve tacizci olursunuz. Neden böyle oldu, çünkü artık kadın ve kızlarımız bu ülkede sınırsız özgürlüğe kavuştu. O zaman sormak lazım bu gidişle aile kurumu ayakta kalabilir mi? Bir yanda bilerek aile yapısı bitirilirken diğer yandan aileye sahip çıkılıyormuş gibi yapılıyor, bu çok büyük bir çelişkidir. İşte akit TV’nin gerçekten samimi bir gaygısı varsa bu yanlışları her gün gündeme getirmesi lazım. Ama Akit TV’den istediğimiz bu şey imkansız. Selam ve dua ile.
