Şayet dağarcığımız kısırsa, yorum ve ‘bakış açısı’ tuzaklarının içine hemencecik düşüveririz, bir nebze sinek kağıdına yapışan sineklere benzeyerek…
Bir örnek üzerinden sürdürelim analizi. Bir tarafta bir şarkıcı kadın var, çıkmış, muhafazakâr denilen kesimleri galeyana getirecek bir bomba patlatmış… Bomba dört sene önce atılmış ama algı meselesi işte. O gün ‘patlaması’ istenmemiş demek ki.
Diğer tarafta ise halk var, halk için tam köpürme vaktidir. Akit gazetesi gibi yayınların halkı “uygun adım marş!” hesabı tetiklemesi gerekmektedir. Bu arada kar topu misali, öfke gittikçe büyüyecektir. Derken başkaları oyuna girer ve İslam’ın kutsallarına çok ciddi bir saldırı yapıldığına dair güçlü bir algı oluşturulur. Zaten İslam’ın kutsallarına saldırılar böyle, ara-sıra yapılmaktadır!
Dibek dövücüsünün hık deyicileri devrededirler.
Cumhurun galeyanını ‘gören’ Cumhurbaşkanı, Hz. Âdem Efendimize uzanan dilleri koparmanın vazifeleri olduğu gibi bir beyanatla maça dahil olur. Herkes kara listeye alınan dilin, şarkıcı kadının dili olduğunu anlamıştır, affedersiniz, ‘sanmıştır.’ Çünkü durum öyle değildir… Bu arada, her türlü ‘aydın’ müptezelliğine tuvalet kağıdı olmayı vazife bilen bazı ilahiyatçılar tez elden duruma el koyarlar ve şarkıların fıkıhla yargılanamayacağı şeklinde restlerini çekerler. Cumhurbaşkanının derhal yeni bir açıklama yapması gerekmektedir: SA Türk müziğinin önemli bir ismidir, benim sözlerim ona değildi! Gördünüz mü? Hedef, SA değilmiş. “Peki kimdi?” diye abes bir soru sormazsınız sanırım…
Bu arada mağdur duruma düş(ürül)müş şarkıcı kadın da boş durmamaktadır, o da ‘Ankara’ diye bir yere, “kutsallar noktasındaki hassasiyetim ve duruşum bellidir” diye bir mesaj gönderir. Bakın bakın: Kutsallar noktasındaki hassasiyeti ve duruşu belliymiş!… Yani neymiş? Belliymiş işte.
Peki, bundan sonra? İyi haber alan kaynaklara göre bundan sonra olay önce soğutulup, sonra yavaştan tatlıya bağlanacaktır. Şimdiden bir punduna getirip, Türk müziğine yaptığı büyük katkılardan dolayı şarkıcı kadına bir sanat ödülü verilmesi, ilgili danışmanların aklına girmiş olmalıdır.
Kıymetli dostlar! İşte böyle, bir ‘önemli’ gündem daha böylece sönümlenir ve sönümlenmiş gündemler mezarlığına defnedilir. Peki, bundan bize ne kalır?
‘Uydum kalabalığa’ partisi mensupları böylece hemen hiçbir sahici gündeme taraf olamadan, gündemden gündeme savrulur dururlar.
Şarkıcı kadının birkaç sene önceki sözlerinin, o gün değil de bugün tepki doğurmuş olması bir yana, buluna buluna Âdem ve Havva ile ilgili birkaç kelimenin bulunması ibretliktir. Demek ki müzik ve eğlence dünyasında asayiş berkemaldir. Anlayacağınız, meleklerin cinsiyeti tartışılmaya devam edilmektedir.
Allah’ın ‘ulul elbâb’ dediği kimseler, ‘zaman ayarlı’ ve yapay gündem tuzaklarına düşmeden, “şuraya, böyle bakacaksın!” diyerek kulaklarından tutulmasına asla müsaade etmemeli, bütün olayları, nasipdar oldukları kendi basiret, feraset ve hikmetleriyle tartıp değerlendirmelidirler.
