Ülkemizde putçuluk milli spor sayılıyor adeta. Bir putu olan arkasına yaslanıp istediği ahkâmı kesiyor. Putunu çeksek elinde bir şey kalmayacak olanlar dünyanın gizemini çözmüşçesine kendi hallerinden memnun. Niye memnun olmasınlar ki, başkası kendilerinin adına düşünüyor, sıfır maliyet yani. Kafa yorup da niye yorulsunlar. Kendi kafalarında kendilerine atadıkları sayın put yeterince kafayı yoruyor. Ölmüş olsa bile. ‘Bizi oradan görüyor’ klişesi yerli ve mahalli bir komedi türüdür. Nereden görüyor elinde dürbün mü var. Geçen asırda kalmış seviyeyi günümüze uygulamak abesle iştigal değilse nedir. O olmasaydı şu olurdu o oldu şu yine oldu ona bakılırsa. Her şeyi bir kişiye dayandırmak insan gerçekliğine ters bir durum. Her şeyi halleden biri varsa insan niye var. Her şeyi bir kişiye dayandıran, kader inancını da ortadan kaldırıyor demektir.
Her dönemde, aşağı yukarı her toplumda insanoğlu kendisi gibi insan olan birini olağanüstü vehmederek beşeriyetten çıkarma eğilimine girmiştir. İnsan diğer insanı beşeriyetten çıkarmaya çalıştı diye o insan beşeri özelliklerini kaybedecek değil. Beşeri özelliklerinden arındırılmaya çalışılan da arındırmaya çalışan da karşılıklı maddi çıkar içindedir. İktidara gelenler iktidara getirilenlerden maddi olarak karşılık alıyor. İktidara getirenler de iktidara gelenden maddi olarak karşılık alıyor. Al gülüm ver gülüm bize ne, ne var bunda denilebilir. İktidardan maddi çıkar sağlayan, hatta maddi ve manevi varlığını iktidara borçlu olanların konuşurken arkasına yaslanıp kendinden çok emin, kendisine dokunulamaz, çok rahat, ne diyorsa o doğru tavrı, sanki bazı gerçekleri savunuyor gibi görünmesi tamamen maddi çıkarı gereğidir. Putuna yaslanmış rahatça ahkâm kesiyor. Çünkü dayandığı bir güç olduğu için karşısındakiler ona herhangi bir şey yapamaz. O öyle düşünüyor. O rahatlıkla normalde yanlış olan, eğer o iktidardan çıkarı olmasa bağımsız olsa yanlış diyeceği şeylere bile doğru demesi doğrunun yanında olduğundan değil, çıkarının peşinde olduğundandır. Aynı şekilde iktidarın başkası yapsa cezalandıracağı yanlışı o yaptığında cezalandırmaması hatta yanlış olarak bile görmemesi iktidarın ondan çıkarı gereğidir. Bu karşılıklı iktidar yandaş ‘alışverişi’ toplumun kendisini ilgilendiren gerçekleri öğrenmemesini sağlıyor. Toplumu yani üçüncü kişileri ilgilendiren hatta tamamen üçüncü kişileri ilgilendiren bir konu olduğu için putçuluk tehlikelidir. Yoksa filanın putu varmış bize ne; ister tapsın ister acıktığında yesin!
Ülkemizde her ikisi de yapılıyor aslında. Sistemin dayattığı put her dönemde güncelliğini korurken daha sonra gelen bazı iktidar sahipleri de putluğa heves etmişlerdir. Tam olarak aynı hizaya gelemeseler de en azından o yolda gösterdikleri ‘zulüm başarısı’ dikkate değer. Sistem, tapınılmasını buyururken taraftarları acıktıklarında yemeyi daha uygun görüyorlar. Acıktığında yemek, çıkarı olduğunda dilinden düşürmeyip onu ne kadar sevdiğine kadar varan teranelerle onunla devlet makamları, maddi çıkarlar elde etmektir. Aynı durum günümüzde de iktidar yandaşlarınca geleneksel olarak sürdürülüyor. Tapınırcasına savunmak, acıktığında da oturup yemek. Peki, toplumun bilmesi gereken toplumu ilgilendiren gerçekler, insan hayatını direkt ilgilendiren sosyal ve siyasi uygulamalar, en azından çok basit olarak fiyatların sürekli yükselmesini örterek bu kötü gidişata çözüm sunulmaması dahası iktidarca çözümünün olmayışı ama varmış gibi gösterilmesi tapınılması ve yenilmesi durumunun bir göstergesidir. Gören bir göz için dışarıdan bakınca çok komik görünüyor bu işler. Adam o kadar savunuyor ki savunduğunu bırakıp kendisine imreniyorsun adeta. Ama az sonra torpille girdiği makamını öğrenince her şey uçup gidiyor. Savunduğu hakikat değil hakikatmiş gibi anlatıyor. Neden? Yaslandığı ‘çıkar yastığı’ öyle sağlam ki kendisine bu hakikat değil diyen yok. ‘Biz her şeyi biliriz abi’ havasında. Ama bu hava kendisinden değil putundan geliyor.
Hava parçalı bulutlu yarın ne olacağını kimse bilmiyor!
Milli Gazete / Cafer Keklikçi
