Mekke Anlaşması

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ABD-AB-İsrail ekseniyle girilen birlik ve dayanışma siyasetinden bahsettiğinde hiç kuşku yok. Çünkü ortada, baş mimarı ABD olan, İsrail’le normalleşme ve bunun önemli bir eşiği olarak İbrahim Anlaşmaları gibi bir proje dururken, herhangi bir kimse kalkar da söz konusu anlaşmayı İslam'la alakadar yaparsa, bu, o kişinin cehaletine verilir.

‘Dünya Müslüman Alimler Birliği’ diye bir teşkilatın olduğunu hatırladım, yayınladıkları beyanattan. Meğer Dünya Müslüman Alimler Birliği, Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan arasında imzalanan ‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı memnuniyetle karşılamış. Bu, İslam aleminin birliği ve bağımsızlığı yolunda önemli bir adımmış.

Dünya Müslüman Alimler Birliği, aklına nereden düştüyse, Kur’an’ı hatırlamış ve Kur’an’ın birlik ve dayanışmayı emreden ayetlerine atıfta bulunmuş. Gerçekten çok şaşırdım. Şaşkınlığıma en fazla da Kur’an’ın, “birlik ve dayanışmayı emreden ayetlerine” atıf yapması sebep oldu.

Dünya Müslüman Alimler Birliği “birlik ve dayanışma” derken, bunu İslam’la bağdaştırmak acûl bir harekettir. Kastedilen, ABD-İsrail’e karşı yürekli bir savaş yürütenlerin karşısında, ABD-İsrail ekseninde temin edilen bir birlik ve dayanışma neden olmasın? Bu birlik ve dayanışmanın bir ucunun İsrail’e çıkması ise şaşırtmamalıdır. Dışişleri Hakan Fidan aylar öncesinden Mekke anlaşmasının ön duyurusunu yapmamış mıydı? Mısır ve Katar gibi ülkelerin de dahil olacağı Birliğe İsrail’in de girmesi için yerini yapmamış mıydı?

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ABD-AB-İsrail ekseniyle girilen birlik ve dayanışma siyasetinden bahsettiğinde hiç kuşku yok. Çünkü ortada, baş mimarı ABD olan, İsrail’le normalleşme ve bunun önemli bir eşiği olarak İbrahim Anlaşmaları gibi bir proje dururken, herhangi bir kimse kalkar da söz konusu anlaşmayı İslam’la alakadar yaparsa, bu, o kişinin cehaletine verilir.

 

ABD İbrahim Anlaşmalarını ne unuttu ne de vazgeçti. O şu anda, projenin kazasız-belasız yürütülmekte olduğunu izlemekte ve Türkiye’nin, Pakistan’ın ve Suudi ülkesinin liderlerine olan takdirini bir kat daha da artırmaktadır.

 

Türkiye ve Pakistan halihazırda ciddiye alınacak bir tehdit altında değiller. Suudi Arabistan (Suudi Amerika-İsrail) ise İran ve Yemen/Ensarullah tehdidiyle karşı karşıyadır. Ama Suudi rejimi için İsrail adında bir tehdit söz konusu değildir. Bilakis üç İslam ülkesi için bütün tehditler ABD/NATO kaynaklıdır. Bu durumda Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın kime karşı kurulduğu net olarak ortaya çıkmakta değil midir? Mekke Ortak Savunma Anlaşmasının ismi zikredilmeyip, mestur bırakılan en büyük ortağının ABD olduğu, İsrail’in de ABD sayesinde kapıyı çalmadan girebilecek bir ‘ahbap’ olduğu yanlış yorum mudur?

 

Dönelim tekrar Dünya Müslüman Alimler Birliği’ne. Eğer bu Birlik, birlik ve dayanışma ile ABD-İsrail eksenini değil de tabelalarında yazdığı üzere “Müslümanlar”a gönderme yapmış olsaydı, 7 Ekim’den itibaren üç yıla yakın bir süre içerisinde bir kere olsun Gazze’nin evlatlarını hatırlamaları gerekirdi. Yoksa Gazzeliler Müslüman değil miydi? Gazze’de, paramparça olan çocuklarının parçalarını poşetlere koyan anne-babalara ve o çocukları o hale getiren Yahudilere söyleyecek bir çift sözlerinin bulunması gerekirdi.

 

Hasılı İran’ı ve ABD-İsrail’le savaşan Müslüman birlikleri çevreleme projesinin imzası Mekke’de atıldı. Eğer Mekke anlaşması bağlamında Kur’an’ı hatırlayacaksak, Kur’an ayetleri bize, ABD-İsrail Haçlı-Siyonistlerinin Müslümanlara karşı birlik ve dayanışma çabalarını işaret edecek, İsrail’in güvenliğini sağlama işinin ABD tarafından Arap-İslam ülkeleri liderlerine havale edildiğini söyleyecektir. Siz yeter ki “Kur’an” deyin. Kur’an tam da bu işleri tavzih etmek için indirilmiştir. Yani Kur’an münafıkların, fasıkların, kafirlerin foyasını açığa çıkarıcı, Firavun misali, halkını önlerine düşüp, cehenneme götüren liderleri bütün alemlere gösterici bir kitaptır.