Hilafet “Kötü” Yaşasın Cumhuriyet

Bir toplum esaretten kurtulur kendi özgürlüğüne kavuşursa bunu herhangi bir isim altında kutlayabilir bunu anlayabiliriz.  Ama bizim kutlamalarımız tam tersi özgürlükten esarete geçişi kutlar gibiyiz. Yani çağrıştırdığı anlam itibariyle, "iyi ki kalktı Hilafet yaşasın Cumhuriyet."

Cumhuriyetin kuruluşunun yüzüncü yılı geçtiğimiz günlerde (29 Ekim) kutlandı. Ki bu kutlamalar zaten her yıl periyodik olarak yapılmakta. Bu kutlamaların birinci ayağını sistem oluştururken ikinci ayağını ülkeyi yöneten muhafazakar, demokrat ve İslami kimlikli bir parti (AKP) gerçekleştirdi. Sistemin genel geçer kuralları ve işleyişi açısından baktığımızda bu kutlamaların sistem ve sokaktaki insan açısından hiçbir sakıncası yok elbette. Ancak burada Müslümanlar açısından kabullenilmesi zor ve her tevhidî düşünen Müslüman insanın içerisini acıtan bazı gelişmelerin yaşanması daha bir ayyuka çıkmış durumda.

Bunlardan birincisi, hilafetin (yani bir anlamda şeri hükümlerin) kaldırılıp yerine dini olmayan laik bir sistemin ikama edilmesi ve bundan dolayı da bu uygulamayı Cumhuriyetin yüzüncü yılı adı altında bir bayram olarak kutlamak! Üstelik kutlamalarda söylem olarak kullanılan dil de ana tema olarak Allah ve İslam üzerine olmak kaydıyla. Çünkü kullanılan dil bilinçli olarak seçilmiş ve halka afyon etkisi yapması istenmiştir. Ki bu da oldukça başarılı bir kampanyayla yürütülmüştür. İnsan sormadan edemiyor daha yüzyıl önce bir gecede dini ve dili elinden alınıp cahil bırakılan, inancından dolayı ölüme ve sürgüne mahkum edilen bizim atalarımız değil mi?  Bunlardan sadece birini örnek olarak verecek olursak merhum İskilipli Atıf hoca. Allah ona rahmet etsin, o inancının bedelini canıyla ödemiş bir insan. Peki, merhum Atıf hoca bugün karşınıza çıksa yüzüne bakabilir misiniz? Büyük ihtimalle bakarsınız. Ona da ülkenin içerisinde bulunduğu şartları eğip bükerek anlatır ve ikna etme yoluna gidersiniz. Ama hoca size ikna olur mu bilmem?

İkincisi, bir ideoloji olarak Kemalizm’i yirmi yılda olduğu gibi, Cumhuriyet bayramında da en ön safa çıkararak putlaştırmaya devam edilmiştir. M. Kemal ve gazi üzerinden geliştirilen söylem aslında iktidarın ömrünü uzatmıştır dersek abartı olmaz. İktidar bu söylemlerini rastgele değil bilerek, inanarak ve bir projeyle harekete geçiriyor. Tabi İktidarın bu projede ilk gayelerinden birisi toplumun farkına varmadığı/varamadığı din ile Kemalizm’i barıştırmaya çalışmak. Meydanlarda ve ekranlarda M. Kemal’in ülke kalkınmasıyla alakalı muasır medeniyet ve birinci meclis dönemindeki veciz sözlerinden sık sık alıntılar yapan Cumhurbaşkanı bu konuda en iyi fikir işçiliği ve hatiplik yapmaktadır. Ak parti kadroları zaten liderlerinin hatipliğini bildiği için cumhurbaşkanının sözü üzerine söz söylemeyi terbiye dışı olarak görürler. Çünkü bu onların uzun yıllar nemalanmalarını sağlayacak bir saygı duruşudur.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz; bu ülkede liberal, muhafazakarlar eliyle Müslüman halk değiştirilmiş ve dönüştürülmüştür. Hem de diğer partilerin seksen yılda yapamadığını Ak parti yirmi yılda başarmıştır. Bir yanda Osmanlının altı yüz yıllık cihan devletiyle övünen halkımız, diğer yanda da övündükleri devletin enkazı üzerine kurulmuş bir Cumhuriyet ve onun kurucularını tarihte hiç olmadığı kadar kutsayan yine aynı halkımız. Tarih bilincinden yoksun bırakılan bir millet tecavüzcüsüne aşık olmaktan başka ne yapar siz söyleyin. Bir toplum esaretten kurtulur kendi özgürlüğüne kavuşursa bunu herhangi bir isim altında kutlayabilir bunu anlayabiliriz.  Ama bizim kutlamalarımız tam tersi özgürlükten esarete geçişi kutlar gibiyiz. Yani çağrıştırdığı anlam itibariyle, “iyi ki kalktı Hilafet yaşasın Cumhuriyet.” İşte bu söylem üzerine eğlenceler, danslar, konserler icra ediliyor ve kadehler kaldırılıyor birileri tarafından. Yadırgamayın bu söylediklerimizi alkolsüz bir cumhuriyete henüz ulaşamadık. Eğer yadırgayan varsa lütfen Kemalizm’in tarihini okusun, hem de M. Kemal’i ilah olarak görmekten hiç çekinmeyen yardakçıların kaleminden.

Venhar