Kayseri son aylarda bir yandan Kültür Yolu Festivali diğer yandan ise belediyelerin başta Kocasinan Belediyesinin Fuar 38, İncesu Belediyesi Üzüm Festivali olmak üzere birtakım etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Kültür Bakanlığının listesine bakılırsa epeyce bir sanatçının konseriyle şehrimizin neşesine neşe (!) katılıyor. Eğlen Kayseri eğlen. Görüntü bu!
Adı kültür olunca elbette içinde sadece konserler değil çeşitli kültürel etkinlikler konulmalı diye düşünmüş büyüklerimiz. Festivalle birlikte Kayseri’nin farklı noktaları konser, sergi, atölye, söyleşi, tiyatro ve çocuk etkinliklerine ev sahipliği yapmaya başlanacağı açıklamalarını görüyoruz. 13 Eylül’e kadar devam edecek festival boyunca Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi, Kayseri Kale İçi Arkeoloji Müzesi, Kayseri Kültür Merkezi, Kayseri İl Halk Kütüphanesi, Milli Mücadele Müzesi, Sanat Melikgazi ve Kayseri Devlet Tiyatrosu Sahnesi gibi birçok nokta kültür ve sanatın buluşma adresi olacak şeklinde resmî açıklamalara şahitlik ediyoruz. Belediyelerimizin projeleri de başka mekanlarda.
Şimdi asıl festival nasıl gerçekleşiyor ona bakalım. İstatistik olarak bu festivale sos ve süs olarak konulan diğer etkinlikleri kaç kişinin ziyaret ettiği ve katıldığı sorusunun cevabını bulmak zor. Zaten yapılan organizasyonlar ilgi çekmediği gibi faaliyetler konser programı olma ötesinde çok kabul görmüyor, bunun herkes farkında.
“Bana konser verecek sanatçılarını söyle sana kültürünü söyleyeyim!”
Bu atasözünü icat ettirenler utansın demek geçiyor içimden. Sadece konser veriliyor denmesin kabilenden gerekçelerle yasak savan küçük etkinlikler, milli kimliğimizle barışık olmayan sanatçılara millete ulaşmak konusunda yardım yataklık etmek üzere diğer kültürel etkinliklerle (!) soslanmış kültür festivalimiz, ne acıdır ki popüler kültüre yenik düşmüş durumda. Halk istiyor diye yapılan konserlerle reel politiğe kurban edilen kültürümüz!
Sanatçı listelerine bakınca asıl amacın ne olduğu gün gibi ortada. Halkın artık sosyal hayatın canlanmasını istemesi, sosyal medyadan takip ettiği ünlüleri görmek arzusu ve sosyal belediyecilik anlayışına hizmet etme kılıfı giydirilerek nostalji kraliçelerimiz, hacca gitme vakti gelmiş torun tosun sevme yaşındaki piri fani Hakkı Bulut’larımız, peruklu Coşkun Sabah’larımız şavrolelere bindirilip arzı endam ettiriliyor şehrimize. Yasak savma babından olsa gerek muhafazakâr kitleyi uyutacak birkaç ismin araya sokuşturulduğu festival ve fuarlarımız, ne kadar kişinin göbek attığı ile övünüldüğü konserlerimiz, artık kabak tadı verdi.
Kültür politikamız CHP ideolojisi ile ve CHP belediyeleri ile at başı kapışır inanın.
Ümit Besen ve Pamela’ın düetinden sonra şehrin kültürüne katkıları (!) nedeniyle şehrin altın anahtarı verildi mi, onursal hemşeri ilan edildiler mi takip edemedim. Hele şu rakamlar yok mu. Henüz üç yaşında bir kardeşim var diye inleyen Hakkı Bulut konserine 110.000 kişi katılmış. Ne kadar kalabalık topladın o kadar başarılısın yani (!) Bir dönem müzik ve kadın sesi helal mi haram mı diyen ve tartışan mütedeyyin abiler! Nas mı (!) siz mi değiştiniz?
Katılım rekorları kıran konserlerde eğlendirdiğimiz gençliği, aileleri ve insanımızı daha makul niyet ve hedeflerle düzenlenen programlara katılmak konusunda ikna edemeyince, neslimizin ve nefsimizin popüler kültür ve magazin üzerinden bizlere dayattığı, ünlü olmak ve ünlüye yakın olmak duygusunu tatmine yönelik kültür organizasyonlarındaki konserler, abartı görülmesin sosyal kanserlere dönüşmeye mahkumdur. Haz ve hız neslinin kanser hücresi gibi çoğaldığı süreçte bunun daha semiz hale gelmesine sebep olan bu konserlerin beraberinde getirdiği tehlikeyi görmüyor mu büyüklerimiz? Eğlenen, sadece tüketen, hedefsiz, üretmeyen, telefon üzerinden görünür olmak için konserleri fırsat bilen bir gençlik!
İş bulamadığımız hedef veremediğimiz genci, çılgınca eğlendirerek nereye kadar idare edebileceğimizi hesaba katmalı değil miyiz? Milyonarlarca ev genci türettiğimiz bu ülkede hiçbir işe yaramadığını, iş sahibi olamadığını, evlenip yuva kuramadığını gören bu nesli daha ne kadar göbek attırarak ikna edebileceğiz? Sosyal tarafları ve zararları bir tarafa, bizim kültür politikamız arabesk nostaljisi yapmaya davet ettiğimiz birkaç eski sanatçı üzerinden, sergi ve müze ziyaretine iltifat etmediğini bildiğimiz insanları, liderimizin ismini verdiğimiz bahçelerde eğlendirmek midir?
İnsanımızı ve gencimizi ideolojik olarak bizim sosyolojik tabanımız olmayan sanatçıların önüne atıp “alın bunları biraz oyalayın, eğlendirin” kabilinden konserlerle, rol model (!) sanatçı taifesinin önüne istif edip, kültürel kurbanlıklar olarak daha ne kadar kurban edeceğiz. Eğlence ile kültürü bu kadar karıştırmak hangi aklın ürünü. Selfie çekerek “o kalabalıktan biri de bendim” tatmini peşinde olan, görünür olmak için çırpınan insanımızın, gençliğimizin, sosyal medya bağımlılarının ekmeğine yağ sürmek ötesi neye katkısı var bunu sorgulamak gerekmez mi?
CHP’li belediyelerin konserler üzerinden yolsuzluk batağına düştüğü psikolojisi ile bunları düzenleyenler ardı ardına bu işleri parasız yaptık demek ve rahatlamak telaşındalar.
Bu konserler bedava ve belediye bütçelerinden bir kuruş para çıkmıyor öyle mi?
Bu kör bakışa nasıl geldik anlamakta güçlük çekiyorum. Yahu bu konserlerin bedelini inancından, değerlerinden, imanından, hassasiyetlerinden ve kültürel kodlarından fersah fersah uzaklaştırdığınız ve siyaseten vatanı ile bağını kopardığınız, haz ve nefsinin esiri hale getirdiğiniz neslimiz ve geleceğimiz olan gençler, batı hayranı olan ve batı tipi eğlence kültürüne adapte ettiğiniz, manen çöküşüne seyirce kaldığınız gençler ödüyor.
Bunu görmüyor musunuz? Manifest haram da Muazzez Ersoy, Ceza, Özcan Deniz, Murat Boz, Kıraç, Oğuzhan Koç ve Sefo helal öyle mi?
Ey idarecilerimiz; bu bedava olarak lanse ettiğiniz, kültürümüzün ve gençliğimizin temellerine dinamit koyarak patlattığınız, katılım rekorları kırdı diye öğündüğünüz festivallerinizin ve konserlerinizin sosyal maliyeti ve bedeli o kadar büyük ki… tahmin bile edemezsiniz!
Kültür ve eğitimde iktidar olamamaktan dem vuran Cumhurbaşkanımızın kulakları çınlasın. Tebası küçük ebru gösterileri, birkaç nostalji sergisi dışında kültürü yüzbinlerce insanı bir araya getirerek göbek attırmaya, konserlere indirgedi ve artık buradan çıkış zor!
Takip ettiğim son konserde şarkıcı Ceza idi. Binlerce insanımız RTE Millet Bahçesinde konseri takip etmiş ve yollar tıkanmış. Kültürümüze katkılarından dolayı bu konserleri tertip edenleri ve katılan şarkıcıları alkışlamak mı (!) gerekir diye düşünürken, aklıma gelen cümleyi söylemezsem eksik kalır;
“Allah Ceza’mızı vermiş haberimiz yok!!!”
İktidarın kültür ve sanat politikası bu ise halimiz harap demektir!
Doğrucu Davut der ki; sözüm Hak razı olsun diyedir!
Allah için uyarır, Allah için buğzederim!
kayserianahaber.com
Doğrucu Davut
10.09.2026
