Nida Dergisi’nin 163. Sayısı çıktı !

Nida Dergisi 163. Sayısında; AYDIN SORUMSUZLUĞU: Ya da Rahipten Akademisyene Bilginin Serüveni Konusunu irdeliyor...

 Bilgi âlimin her an sorduğu soruların bir yanıtı olarak yeryüzüne yansır. Eğer bilgi kendine yer edinecek bir zemin bulamadıysa burada sorun bilgiden ziyade onu üreten mekanizmanın yabancılaşması ile alâkalıdır. Âlim, Batı’nın entelektüelinden farklı olarak, söylediği söylemi damarlarına nüfuz edecek kadar yaşamaktadır. Onun sahiciliği canıyla ve kanıyla bir hayat tarzını diriltmesinde gizlidir.

‘Aydın’ ortaya çıkmasıyla birlikte dünyanın o güne kadar yaşadığı karanlığa karşı elinde kılıç yerine modernizmi egemen kılan kitapları ile tüm fabrikaları, şehir sokaklarını, beton binaları, ilkel Afrika’yı, Ortaçağın Orta-doğusunu, muhtaç Asya’yı diriltmeyi hedefler. Ona göre tüm dünya modern hayatın içinde kendine rağmen kendisini bulacaktır. Bu despotik bilim üretim tarzı hayata yön vermeyi kendi tekeline alma iddiasındaydı. Matematiğin hayatı dizayn ettiği bu ‘ilmi’ tarz yeni bir âlim tipi üretti. Burada adı geçen aydının bizdeki âlime tekabül etmediği/etmeyeceği muhakkak. O halde bizde ya da kadim toplumlarda bilmek nedir, bilen kimdir?

Kur’ân’ın insanı düşünmeye, akıl yürütmeye, evrene bakmaya ve nihayetinde bilgi sahibi olmaya davet etmesi İslâm’ın -en azından tarihsel bilgimizin Hz. Muhammed döneminden itibaren işlevsel olması- son Peygamberinden itibaren oluşturduğu toplumda bilgili mü’minleri hedeflediğini iddia edebiliriz. Âlim; bilen ve bildiği ile amel edendir. İlim, Allah’ın verdiği akıl ile Âlim’in eşya ile kurduğu ilişkide ulaştığı sonuçlardır. Doğal olarak ilim-âlim-eşya arasındaki organik ilişki bize göre Allah’ın bir hikmetidir. Bu ilişki hikmet gereği barışçıl ve uyum içeren bir yönelime sahiptir. Oysa modern dünya ile gelişen hayat ‘Hayy bin Yakzan’ın usulü yerine ‘Robinson Crouse’nun tüketiciliğini seçmiştir.

Bu tüketim kalıbı eşyayı yok etmekle kalmamakta ve yenidünyada ilmi (bilgiyi), doğal olarak Âlimi de tüketimin bir nesnesi haline getirmekte. Batı’da varolan yazarlığın ölümü onun otoritesini yani bilgi temelli dünyanın yok oluşunu simgelemekte. Eşya doğal olarak hırs, tüketim merkezli bu yenidünyada İslâm’ın ufkuna sahip bir âlimi konuşmak, yeniden ilme dönmek büyük bedel istemektedir.

Nida Dergisi’nin sayfaları arasında heyecan ve ilgi uyandıran yazılar ve yazarlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

Birey Olmak ve Birey Kalabilmek

Nurettin ÖZCAN

 

Taklit ya da Hakikate Giydirilen Deli Gömlekleri

Halil BALÇIK

 

Miras Mevcut Ya Vâris

Altan Murat ÜNAL

 

Muhafazakârlık

  1. Kürşad ATALAR

Cübbelerin Diktatörlüğü ‘Aracı’ların İhaneti

Nusret ALTUNDAĞ

 

Aydın Aydınlanmış mıdır ya da Işığı Tutan Kimdir

Arif ARCAN

 

Ramazan Yazçiçek İle

Dînin Kültürleşmesi ya da Kültürün Dînleşmesi Üzerine…

Röportaj: Fatih Bütün

Doğru Bir Dîn Anlayışı İçin Zihniyetin ve Ortamın Değişmesi Gerekir

İbrahim SARMIŞ

 

Yaratan Rabbinin Adıyla Oku

Ömer KARATAŞ

 

İlim

Hüseyin KARATAY

 

Sâlih Amel

Ferda KÜRÜN 

 

Şehir Bir Hayat Tarzıdır

Yılmaz ALTUNÖZ

Kıtlık Günlerine Özlemle

Mücahid SAĞMAN

Şimdi Benim Bir Silahım Oldu

Nizar Qabbani Çev.: Sümeyye Hamarat

 

İran Sineması’nda İnsan ve Empati

Ali YALÇIN

 

Aile ve Cemaatler Bağlamında Proje Çocuk ve Proje Gençlik Kavramları

Rukiye KARAKÖSE

 

İrtibat İçin:

Tel. : 0 422 321 21 87

Web: nidadergisi.com

e-Mail: nida_dergisi@hotmail.com