Kesintisiz İhanetin Adresi Mahmut Abbas

İki yıldır dünyanın bütün zorluklarına göğüs geren bu yiğit insanların teslim olmasını isteyecek, onlara hakaret yağdıracak kadar alçalan bir hemşeri, bir ırkdaş, bir dindaş olmaz olsun daha iyi. Abbas biliyor ki bugün Lübnan direnişinin silah bırakması yarın Hamas’ın silah bırakmasına kapı aralayacak ve zaten tüm dünya bunu konuşuyor. Hamas silah bırakınca Mahmut Abbas’ın yeri genişleyecek, ardından gelsin Abbas İktidarı.

Kasım 2023’te Venhar haber sitemizde “Filistin davasına Abbas ihaneti mi”? Başlıklı bir yazı kaleme almıştık. Aslında yazının yayınlandığı o gün için Mahmut Abbas’ın yaptığı tam bir ihanetti fakat biz Müslüman ahlakı gereği bu ihanet cümlesini kurmayı biraz erken bulmuştuk ve soru şeklinde ima etmiştik. Hani derler ya “çıkmamış candan ümit kesilmez” diye. Çünkü bir yaşam belirtisi var ve her an hayata geri döner ümidiyle beklenir. Burada hayata geri dönmekten kastımız acaba Mahmut Abbas’ta bir gün gelir Siyonistlerin yaptığı zulme tahammül edemez olurda Müslümanların, mazlumların ve halkının yanına geri döner mi diye. Fakat o zalimin, zulmün ve güçlünün yanında durmayı, onlardan taraf olmayı devam ettirdi. Hatta ihanetini daha da derinleştirdi ve her fırsatta Hamas’a küfredip Siyonist İsrail, ABD, Batı ve satılmış Arap rejimlerinin yanında yerini ilan etti.

Abbas’ın bu alçakça duruşu Müslümanları çileden çıkarsa da Yüce Kur’an’ın bu tür kişiliklere çok güzel cevabı var: “De ki herkes kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar…”(İsra: 84). Hal böyle olunca Abbas’ta tercih hakkını kullandı ve ihaneti, küfrü ve Siyonist emperyalizmin uşaklığını seçti. Çünkü mizacı buna uygundu. Bu ihaneti dünyada sadece birkaç gün daha fazla ve konforlu yaşamak adına tercih etti (burada şehit Yahya Sinvar’ın Diken ve Karanfil adlı kitabında kendi kardeşini neden ve niçin öldürdüğünü hatırlamak gerek). Hem de yüz bin insanın kanı ve kutsal beldelerin tarumar edilmesi pahasına. Dikkat edersek İsraillilerin içerisinde bile Filistin için ağıt yakan insanlar var ama Mahmut Abbas ve onun gibilerinin körelmiş gözleri, satılmış vicdanları ve sağırlaşmış kulakları duymuyor, görmüyor ve hissetmiyor. Yani ortalama bir vicdan sahibi her insanın hissedeceği bütün duygular ölmüş Abbas’ta. 

Gelelim en sonuncu ihanete. Bu yazıyı kaleme aldığımız bugün itibarıyla yani 22 Ağustos 2025 Cuma günü yeni bir haber düştü ajanslara. Başlık şu: Mahmut Abbas’ın sözcüsü “biz Lübnan’da silahlarımızı teslim ediyoruz” başlıklı bir basın açıklaması. Bu haber Lübnan’la alakalı bir haber fakat aynı zamanda Filistin’i de doğrudan veya dolaylı ilgilendiren bir haber. (Diğer bir haber de Siyonist terör çetesi askerleri Gazze’nin tamamını işgal etme planını bugün yürürlüğe koydu. Bu gelişmeleri ilerleyen günlerde göreceğiz bakalım Rabbim neler gösterecek.) Fakat gelişmeleri takip eden her Müslüman bilir ki bu gelişmeler Lübnan’ı ilgilendirdiği kadar Filistin’i de ilgilendiriyor. Bugün Lübnan’da FKÖ’nün öncülüğünde bütün gruplar ve Hizbullah silahları hükümete teslim ederse (Allah korusun) oynanan oyun ve kurulan tuzak tutmuş olur ve Lübnan halkı ve Müslümanlar doğrudan Siyonistlere teslim edilir ki bu çok büyük bir felakete kapı aralar. Bu konuda Hizbullah silahları asla bırakmayacağız diye açıklama yaptı. Fakat ilerleyen günlerde neler olacağını hep beraber göreceğiz. Benim şahsi kanaatim Hizbullah silahlarını asla teslim etmez yönünde ama kalpleri evirip çeviren Allah daha iyi bilir. İşte bu adam (Abbas) bütün bu pislikleri yani Müslümanlara kurulan tuzakları bilerek bunlara imza atıyor ve oynanan oyunun başını çekiyor.

Sakın ola şuna inanmayın; neymiş İsrail Filistin’de veya Gazze’de Mahmud Abbas’ı da istemiyormuş! Tamamen düzmece ve algı içerikli bir haber bunlar. Burada isim olarak Abbas önemli değil, önemli olan onun gibi satılmış ruhlu insanlardan birinin bu görevi üstlenmesi. Ancak şunu unutmayalım her halükarda seçilen isim kullanışlı olması için Müslüman ismi olacak. Biz burada Lübnan ve Filistin’i bir bütünün parçaları gibi gördüğümüz için Abbas’a biçilen rolü anlamaya çalışıyoruz ve Lübnan’ın silahsızlandırılmasında kullanışlı bir piyon olarak ilk açıklamayı ona yaptırdılar diye düşünüyoruz. Çünkü Abbas hem Lübnan’ı hem de Filistin’i ilgilendiriyor. Silahsızlandırarak Lübnan’da Hizbullah Gazze’de Hamas ortadan kaldırmak isteniyor. ABD’nin Türkiye büyükelçisi Tom Barrack’ın sinsi planın arkasında böyle bir çalışma var. Ki zaten bu gizli kapaklı bir şey değil tüm dünya bunu biliyor. Bilinmeyen asıl şey silah bırakan mücahitlerin, direnişçilerin ve halkın akıbeti. Allah bunu yaşatmasın ve onların tuzaklarını başına geçirsin.

Bu adam’ın (Abbas’ın) Fransa’da 41 yıl tutuklu kalan ve 13.08.2025’te serbest bırakılan Hıristiyan aktivist George Abdullah kadar bari vatan sevgisi, Filistin sevgisi ve erdemli bir duruşu olsaydı, bu ihanetlerin hiç birisini talep etmez ve silah bırakmazdı herhalde (bıraktığı silahların da ne olup ne olmadığını hatırımızdan çıkarmayalım). İşin acı yönü Türkiye’de de laikler ve Kemalistler bu adamları Müslüman olarak görüyor veya işlerine öyle geldiği için öyle görmek istiyorlar. Ve Araplar ve Müslümanlar böyle diyerek değerlerimize saldırıyorlar. Bilmiyorlar ki Mahmut Abbas’ta Filistin’in en laik ve Kemalist’idir. Devam edersek hatırlayacaksınız, daha önce de aynı Abbas defalarca Hamas’a küfredip teslim olmalarını istemiş ve hatta “it oğulları” diye hitap etmişti.

İki yıldır dünyanın bütün zorluklarına göğüs geren bu yiğit insanların teslim olmasını isteyecek, onlara hakaret yağdıracak kadar alçalan bir hemşeri, bir ırkdaş, bir dindaş olmaz olsun daha iyi. Abbas biliyor ki bugün Lübnan direnişinin silah bırakması yarın Hamas’ın silah bırakmasına kapı aralayacak ve zaten tüm dünya bunu konuşuyor. Hamas silah bırakınca Mahmut Abbas’ın yeri genişleyecek, ardından gelsin Abbas İktidarı. Bu konuda sadece Abbas’ın ihaneti değil yaşadığımız ülkede de benzer sorunlar yaşandığını okuyucu kardeşlerim biliyordur mutlaka. Her halükarda Filistin söz konusu olunca özellikle bu son günlerde yetkililer Hamas yerine Mahmut Abbas’ı muhatap alıyor. Halkımızın çoğunluğu ise M. Abbas’ı zihniyet olarak tanımıyor ki zaten taraf olmayı veya olmamayı akledebilsin. Halbuki ülkemizde Hamas’ın Gazze’de kurtuluş savaşı verdiğini hamasetle de olsa ülkeyi yönetenler tarafından defalarca dillendirilmiştir. Bu konuda da Gazze halkı maalesef Türkiye’ye “çok güveniyordu.” Ama her şey fiyaskoyla sonuçlandı. Yani Hamas’a, Gazze’ye aslında sadece Abbas değil, biz Türklerde ihanet etti. Filistin’in Gazze’nin ve özelde Hamas’ın, tüm dünyanın güvendiği bizler..

Son belgeli ihanetlerden biriside New York’ta gerçekleşti. New York’ta atılan imzaları, eğer biz Türkiye Müslümanları olarak yanlış biliyorsak çıksın birisi bizi aydınlatsın. Oraya şerh düşmeyle, ikiyüzlü bir tutum izlediniz ve Hamas’ın terör örgütü olduğunu kabul ettiniz mi etmediniz mi? Silahsızlandırılmasını istediniz mi istemediniz mi? Kamera karşısında kurulan cümleler hiç kimseyi tatmin etmiyor. Biz, Müslümanlar olarak hakikati öğrenmek ve bilmek istiyoruz. Siyonistlerin ihanet şebekesi tüm dünyada bu kadar güçlü olmasına rağmen Kassam tugayları bu gücü bir günde yerle bir etti, onların imajlarını bozdu. Çünkü böyle inanıyorlardı ve Allah’ın yardımıyla inandıkları gibi de oldu. Hamas’ın belki de beklemediği tek şey Müslümanların onlara sahip çıkmaması, veya çıkamamasıdır. 

Bitirirken şunu söylemek istiyoruz: Aksa Tufanı başladığı günden beri kalbimiz Hamas’ın yiğit evlatları için atıyor. Bu da onların Allah’ın dinini yücelttikleri için. Dünyada eşine az rastlanan bir kıyamla küfrün topuna ve teknolojisine baş kaldıran bu insanları asla yalnız bırakmamalıyız. Çünkü onlar Mahmud Abbas gibi satılmışların değil Kalbi Allah için çarpan mazlum Müslümanların izzet ve şerefini kurtarmak için savaşıyorlar. Zaten dünya kafirlerinin korkusu da bu, yani Cihad ruhunun yeniden diriltilmesi ve Kur’an’ın kafire ve Müslüman’a dünya ve ahir hayatta biçtiği rolün anlaşılmasından çok korkuyorlar. Hamas ve Kassam tugayları yüksek bir iman ve ahiret bilinciyle cihat kavramını güncellediler ve Kur’an’ın birçok ayetini adeta yeniden tefsir ettiler. Allah’ın selamı ve yardımı onların üzerine olsun ve Rabbim ayaklarını sabit tutsun. Onların şehadeti bizi gerçekten perişan ediyor, fakat onların düşmanlarıyla iş tutmak el sıkışmak gibi ihanet edenleri bizi daha da perişan ediyor. Elimizden gelenler elbette kısıtlı fakat süreç ilerlerken Abbas gibi iç ve dış hain ve münafıkların yanında olmaktansa kısıtlı imkanlarımızla da olsa Gazze ve Gazzelilerin yanında durmak daha hayırlıdır diye düşünüyoruz. “Gevşemeyin üzülmeyin eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz”. (Ali İmran: 139) ilahi temennisiyle…