يَا بُنَيَّ اِنَّـهَٓا اِنْ تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ فَتَكُنْ ف۪ي صَخْرَةٍ اَوْ فِي السَّمٰوَاتِ اَوْ فِي الْاَرْضِ يَأْتِ بِهَا اللّٰهُ ۜ اِنَّ اللّٰهَ لَط۪يفٌ خَب۪يرٌ
﴿١٦﴾
-(Lokman,) “Ey yavrucuğum!” (diye devam etti) “Ortada yalnızca hardal tanesi kadar bir şey de olsa, (yaptıklarınız) bir kayanın içinde (saklı) da bulunsa, yahut gökler(in tepesin)de ve yer(in derinliklerin)de de olsa Allah onu aydınlığa çıkarır: çünkü Allah, kuşkusuz, akıl sır ermez bir (hikmet Sahibi)dir ve her şeyden haberdardır.(31/16)
Hardal tanesi kadar bir iyiliği düşünelim. Bir iyilikte bulunmak (salih amel üzere olmak) özünde karşılık beklemeden yapılan bir eylemdir. Yaratılış vasıflarımızın, yani ahlakımızın dışa yansımasıdır. Bunun her ne kadar farkında olsak da, içinde bulunduğumuz şartlar ve imkan darlığı bizi zaman zaman ümitsizliğe sevk edebilmektedir. Gerek madden ve gerekse manen kendimizi yeterli görmeyip, yapılan büyük yardımların yanında ehemmiyet arz etmediği düşüncesi altında ezilebiliyoruz.
Bir harf öğretmenin kırk yılllık köleliğe denk düşecek bir karşılığını öğreten Peygamberin, yapılacak olan ufak bir bilgi kırıntısının hayati bir öneme sahip olduğu öğütünü ne çabuk unutabiliyoruz. Ne kadar biliyorsan o kadarını öğret. Hakeza yapılan ufak bir maddi yardımın bile boşa gitmeyeceğini de yine bu ayet ışığında anlıyoruz. Allah katında önemli olan, yapılan iyiliğin çapı değildir. Önemli olan hangi şartlarda olursak olalım hardal tanesi kadar da olsa, o iyiliği yapmaktan bir an olsun tereddüte mahal vermeyecek olan bir şuura sahip olmamızdır.
Hardal tanesi kadar bir kötülüğü düşünelim bir de. Ufak bir iyilikte ne kadar ezilmişlik duygusuna kapılıyorsak, yapılan ufak bir kötülükte de o kadar kibre bulaşıyor gibiyiz. Hafife alıyoruz, önemsemiyoruz. Tevbesine bile lüzum görmüyoruz. Aslına bakılırsa yapılan her kötülük büyüktür. Kötülüğün ölçüsü her zaman büyüktür. Ahlakımıza, bilincimize, insanlığımıza zarar veren her kötülük büyüktür. Ne var ki insan olarak bizler irili ufaklı bir tasnife giderek aslında ”bir zararı olmaz” zehabına kapılabiliyoruz. Paçamıza sıçrayan bir lekenin bizi kirletmeyeceği zehabına. O leke zamanla elbisemizle bütünleşmeye başlıyor ve başka ufak lekelere kapı aralıyor. Tüm elbisemizi kaplayacak denli büyüyor da biz farkında olamıyoruz sonra. Bu lekeler aynı zamanda gözlerimizi de köreltiyor. Köreliyoruz, mühürleniyoruz.
Yapılan bir iyilik hardal tanesi kadar da olsa, elbette Allah onu zamanı geldiğinde aydınlığa kavuşturacak ve bize nefes olacaktır.
Hardal tanesi kadar kötülüğün aydınlığa çıkmasıyla başımıza gelecek olan felaketi varın siz düşünün..
