Venhar Ailesinin Bu sabahki Dersi “Ali Dağı“ idi…

Venhar Kur'an Evi tarafından düzenlenen 'Ali Dağı Doğa Sporları ve Tabiat Okumaları' gezisi bu sabah(27 Nisan 2014 Pazar) gerçekleştirildi. Sabahın ilk ışıklarında başlayan heyecan, öğle vakitlerine kadar sürdü.

Sabah saat 05:50 sularında bir araya gelmeye başlayan Müslümanlar, yaklaşık otuz kişiye ulaşınca Ali Dağı yürüyüş yoluna doğru birlikte harekete geçtiler. Yüzlerdeki samimi ve heycanlı karşılama herkesin uykusunu açmaya yetti… Aşağıdaki kare de yürüyüş başlamadan ve herkes yorgunluktan bitap düşmeden önce çekildi…

Yolculuğun en minikleri  Ahmet BendeşAhmed İslam Durmuş ve Eylül Emmiadındaki üç küçük kardeşimizdi. Yaşlarının küçüklüğüne rağmen, bir çok abisinden bile erken saatte kalkarak Müslüman abi ve amcalarına eşlik eden bu arkadaşlarımıza (Eylül Emmi alttaki fotoğrafta en solda) canı gönülden teşekkür ediyor ve onları tebrik ediyoruz.

Müslümanlar,  hafif sarp bir yokuşu olan dağın  yamaçlarını adımlarken, Allah’ın tabiattaki ayetlerini okuma ve birlikte değerlendirme fırsatları yakaladılar.

Aşağıdaki fotoğraftan da görüldüğü gibi, genç kardeşlerimiz önleri kimseye kaptırmadı MaşaAllah…

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi yolculuğun en küçüklerinden birisi olan Ahmet İslam (aşağıda ortada), sanırız  biraz yorulmuştu ama zirveye ulaşmamazlık da etmedi…

Veeeeee, işte o annnn..  Herkes zirvede…  Doğrusunu söylemek gerekirse,  Erciyes Dağı en güzel Ali Dağı’nın tepesinden görünüyor. Tabii bu muhteşem tablo karşısında bir kez daha şükretmek gerekiyor.

Yamaç paraşütü sporunun da yapıldığı Ali Dağı yamacı, her yıl yüzlerce yamaç paraşütçüsü tarafından ziyaret akınına uğruyor. Bizler de kardeşlerimizin hepsine mutlak her yıl bu dağa çıkmalarını tavsiye ediyoruz.

Elli yaş üzeri abilerimizin performansı gayet iyiydi…

Herkes şehrin nasıl da beton yığınlarına gömüldüğünü, o şehre (Kayseri’ye)  yabancılaştıklarını, tabiatın yok edildiğini, hava kirliliğini, …vs…vs… bu kuşbakışı görüntünün eşliğinde daha da bir dertli, dillendirdi. Dile getirmeyenler sessiz sessiz içinden geçirdi…

Ve  Zirve Hatırası…

Saat 06:15’den 07:00’ye kadar süren zirve tırmanışından sonra 07:15 gibi inişe geçildi. Tabii ki işin en zevkli kısmı da burası…

Sitemiz yazarlarından Abdi Keçeli… (altta solda)

Abilerimizden bazıları aşağıda biraz sonra hazırlanmaya başlayacak kahvaltı ve pişecek sucuklar için dağdan  kurumuş çalı-çırpı indiriyor.

Herkes bu yorgunluğun üstüne, aşağıdaki kardeşlerimiz tarafından hazırlanmış kahvaltı sofrasının etrafını sarmaya başladı. Genç kardeşlerimiz de hazırlıklar için koşturuyor (Metin, Baki, Mehmet, Yiğit, Taha kardeşlerimizin hepsine çok teşekkürler)

Ve  üç sofra halinde başlıyoruz (Allah ne verdiyse) yemeye… Açlıktan şekeri düşenler şöyle bir kendine geliyor.

Bu arada da, ziyareti ile bizi oldukça memnun eden ve soframıza renk katan minik bir misafirimiz var. Rengindeki ve gözlerindeki şu güzelliğe  bir bakar mısınız ?

Kahvaltılar bittikten sonra, sofralar toparlanıyor 10:30 gibi… Bulaşıklar yıkanıyor. Etrafta hiç bir çöpün kalmadığına emin olunduktan sonra, birlikte ders moduna geçiyoruz…
“Kur’an’ı farklı okumak”  üzerine gerçekleşen ve aynı zamanda bir özeleştiri mahiyeti de taşıyan dersin başlangıcında Ahmet Bendeş (üstte sol altta-9) kardeşimizin basiretli sakal-ı şerif yorumu, herkesi hem şaşırtıyor ve hem de memnun ediyor.
Dersimizin  ardından öğle saatlerinde ayrılıyor Müslümanlar…