Takvâ Adımları

Sitemiz yazarlarından Mehmed Durmuş, Ferda Kürün hanımefendinin kaleme almış olduğu "Takvâ Adımları" kitabını tanıtan yazısını istifadenize sunuyoruz.

Ferda Kürün Bütün kardeşimiz takvanın adımlarını yazmış. 21 Takva adımı belirlemiş Kur’an’dan. 2-4 sayfa arasında değişen kısa bölümlerin her biri mutlaka bir Kur’an ayetine dayanmaktadır. Mesela birinci bahis Ahzap suresinin 70-71. ayetlerinin ilham ettiği takva adımını işlemektedir. Sonuncu bahsin mihveri ise Şûrâ suresinin 38. ayetidir.

‘Takva Adımları’ sohbet/hasbihal kıvamındadır. Fizikî olarak bazı yenilikleri de içermektedir. Her bahisten sonra defter sayfası suretinde iki boş sayfa bırakılmış, sayfanın başına da okuyucuya hitaben, “Bu sayfa, senin ayetten anladıkların için…” notu eklenmiş. Böylece okuyucu dışarıda bırakılmamış, takva sohbetini birlikte (cemaat halinde) yapmak için içeriye buyur edilmiş. Sohbet halkasına (Ferda Hanımın eşi) Fatih Bütün’ün de dahil olduğunu, sunuş yazısından anlamaktayız.

Kitaptaki her bir bahsin sonunda bir de okuttuğumuzda karşımıza bir videonun çıkacağı bir karekod bulunmaktadır.

Sohbet halkasına biraz biz de dahil olup, içeriye girecek olursak, cihad bahsinde Ferda Hanımın şu uyarılarına rastlamaktayız:

“Büyük cihat Kur’an ile verilecekse bu cihat, Kur’an’ın sesinin iyi duyulması ve Kur’an’ın emirlerine harfiyen itaat edilmesi ile olacak. Tek bir çaba değil tüm çabalar bir araya gelecek. Ekonomik, siyasal, psikolojik ve sosyolojik tüm çabalar. Anne baba, evlat kardeş, uzak yakın tüm imkanlar seferler edilecek; fiilî, sözlü her dua için eller semaya yükselecek. Kâfirlerin asılsız iftira ve suçlamalarını boşa çıkarmak için Müslümanlar keskin kulaklar, keskin gözler ve kavrayışlara sahip olmak için bireysel çabalarını önemseyecek. Küçük de olsa kâfirden gelecek himmete tenezzül etmeyecek. Kapıların aralık durması, bâtıla içeriye girebilme fırsatını tekrar vermek demektir.”

Ferda Hanımın şu kısa satırları “bize ne oldu?” sorusuna cevap sadedinde önemli ilhamlar tevlid etmektedir:

“Çok duyarız eskilerden: Anahtarlarımız kapı üstünde dururdu, kimsenin gözü kimsenin evinde yoktu. Ah! Ne güzeldi komşuluklarımız; çocuklarımız mahalle ve muhitimizde hiç endişe etmeden oynarlardı. Kimse Müslüman mahallesinde salyangoz satamazdı. Ne oldu da bu düzen bozuldu?”

Ferda Hanımın şu sorgusu bugünkü sıcak gündemin özüne işaret etmektedir:

“Fahşa olmadan giyinilemez mi? Fahiş fiyat koymadan kâr edilemez mi? Ekonomi düzelemez mi? Yüksek gerilimli binalar yapmadan metre karelerce topraklar yetmez mi? Çılgınca su, hava, madenler tüketilmese insanlık var olduğu müddetçe yetmez mi? Bırakıp gideceği mallara fahşâca tutunan insana bırakıp gittiğinde elinin boş kalması üzüntü olarak yetmez mi?”

En iyisi, bu güzel takva sohbetleri için okuyucuyu kitapla baş başa bırakmaktır.