Lut Kavmi: Biz Her Şeye Egemeniz

قَالُٓوا اَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَم۪ينَ 

﴿٧٠﴾

Biz seni dediler, el-âlemin işine karışmaktan menetmemiş miydik? (15/70)

Lut (as)’ın kıssası malum. O güne kadar, kavimlerden hiçbirinin yapmadığı bir ahlaksızlığı irtikap etmişler. (A’raf, 80). Lut (as)’ın uyarılarına ilk tepkileri şu: “Onları beldenizden çıkarın, onlar fazla temizlenen insanlarmış!” (A’raf, 82; Neml, 56).

Rasuller ve müminlerin temiz kalma isteği Lut kavminden beri rahatsızlık konusu olmuş demek ki. Rahatsızlıklarını, kendilerini uyaran Elçiyi sınır dışı etme tehdidiyle dışa vuruyorlar. Ya sev, ya terk et! Çözümleri bu. Aslında kafalarını kuma gömüyorlar. Kendilerine en doğru haberi getireni de kendilerine uydurmak peşindeler. Birlikte batalım istiyorlar. Yeryüzünün en aşağılık işinden temiz kalmayı düşünecek bir beyinleri yok. Temiz kalmak, onlar için alay konusu.

Lut (as) tebliğini kusursuz yapıyor. Allah’ın buyruklarını duyuruyor, kendilerini kuşatacak ilahi azabı haber veriyor. Fakat Lut’un uyarıları azgınlıklarını azdırıyor. Artık ilahi irade katında ahlaksız kavim hakkında “iş bitirilmiştir.” Olması gereken olacaktır. Demek ki bütün azgınlıklar böyledir; kendi ölüm fermanlarını getiren elçilere saldırıyorlar, ecellerine susadıklarından.  Lut (as) çaresiz hissediyor kendini: Ah keşke size karşı koyacak bir gücüm olsaydı! (Hud, 80). Kavmi Lut’u gerçekten çaresiz sanıyor. Gelen iki melek müjdeliyorlar olacakları. O günün sabahında, bugün kendilerini LGBT diye tanıtan kafir bir kavim artık yaşamıyor olacaktı. Lut’tan kıskandıkları beldeleri kendilerine anıt kabir olacaktı. Elçilerini taşlarken taş kesileceklerdi.

Lut (as)’ın ahlaksız kavmi, Lut’u “sen bizim işimize karışma!” diye tehdit ediyorlardı. Kendilerini güçlü ve her istediklerini yapabilecek kadar özgür sanıyorlardı. Yeryüzü cennetini destursuz bağ sanmışlardı. Öyle olmadığını anlama fırsatı olmadı Lut kavminin. Sadece, onların tıynetinde olan bütün insanlara anlatan ‘anlatıcı’ oldular, helakleriyle. İyi bir ibret kitabesi oldular. Demek ki Rasuller, kavimlerinin pisliklerine müdahale ederlermiş. Demek ki Rasullerin izinden giden müminler de her ahlaksızlığa uyarılar yaparlarmış.

Lut kavminin ahlakının yeniden canlandırıldığını, bunun hem de daha kurallı, kurumlu bir yapıya dönüştürüldüğünü hep birlikte görmekteyiz. Lut kavminin LGBT+ artıkları namusa, ahlaka, temiz olan her şeye kafa tutmaktadırlar. Azgınlıkta Lut kavmini geçmişlerdir.  Azgınlıkları yerinde saymayacak, katlanarak ilerleyecek görünmektedir. Yeryüzünü kirleten, insanın yüz karası, beşerin alçalabileceği en alt sınırı örnekleyen bu yaratıklara karşı kim sessiz, tepkisiz kalırsa, Lut’un ‘temizliğine’ en büyük hıyaneti yapmış olur. İnsan hakları, özgürlükler gibi terimler bidayetten Lut kavmi gibilerin gidişatına alan açmak, yasallık sağlamak için icat edilmişlerdi.

Burada asıl belirleyici olan, Lut (as) ve tüm şerefli Rasullerin yeryüzüne mirası olan İslam üzere inanan ve yaşama iddiasında bulunan kimselerin tavır ve tutumlarıdır. Biz Müslümanlar LGBT+ benzeri hiçbir azgınlığa tavırsız olamayız. Onların Lut’u, bu işe karışmaktan men etmeleri bile Müslümanların bu işe müdahil olmalarının ne kadar zaruri olduğunu göstermek için yeterlidir. Eğer Müslümanlar olarak bütün fuhşiyata, her türlü ahlaksızlığa müdahil olmazsak, belki Lut kavminin çağdaş ardılları üzerine taş yağmazsa da, onların yeryüzüne yaydıkları pislik Müslümanları da içine alıp yutacak, kapısını çalmadığı hiçbir ‘temiz ev’ bırakmayacaktır. Biz müminlere bir nebze Lut gayreti gerekmektedir.