Dünyayı Barışseverlerden(!) Korumak

Bu noktada İsveç’te son Kur’an-ı Kerim yakma olayının failinin Irak kökenli bir PKK’lı olduğu hatırlandığında sanıyorum barışsever pozlarında dünyaya nizamat vermeye çalışanların yaptıkları tek işin terör örgütlerini oluşturmak ve desteklemek, sonra da emir eri olarak kullanmak olduğu görülecektir. Kısacası, bölgemizde 40 yılı aşkın bir süreden beri faaliyette bulunan PKK, zamanla değişik adlar altında faaliyetini sürdürüyor olsa da hepsinin aynı olduğunu, bir başka ifadeyle PKK neyse YPG/SDG’nin aynı olduğu gerçeğini tekrarlamak yanlış olmayacaktır.

Bayram öncesi ve bayram günleri tam bir çatışma ortamına dönüştü. Bir yandan Rusya’nın oluşturduğu paralı askerler birliği Wagner’in Moskova’ya yönelik ayaklanma girişimi, öbür yandan Fransa’da 17 yaşındaki bir Müslüman çocuğun polis tarafından katledilmesi, İsveç’te Kur’an-ı Kerim’e yönelik çirkin eylem, bu arada Kudüs’te İsrail askerlerinin sergilediği Filistinlileri kendi topraklarından uzaklaştırarak yerlerine Yahudileri yerleştirme operasyonları, bayramı Müslümanlara zehir etti. Peki, tüm bunlara karşılık dünyanın barışseverleri ne yaptı? Nasıl bir tepki gösterdiler? Bu sorulara cevap vermek mümkün değil. Çünkü insanlığa her fırsatta barış vaat edenler susmayı tercih ettiler. En yiğitleri de sözlü kınamakla yetindiler. Böyle olunca da dünyanın huzur ve barışa kavuşabilmesi için öncelikli olarak barışseverlerden(!) dünyanın temizlenmesi gerekiyor. Çünkü hak ve adalete dayalı barış içinde bir dünyayı sahte barışseverler istemiyorlar. Artık bu gerçeğin tüm insanlık tarafından görülmesi gerekiyor. Bu gerçek görülmelidir ki, zalimlere karşı mazlumların haklarının aranması mümkün olsun.

Bu noktada İsveç’te son Kur’an-ı Kerim yakma olayının failinin Irak kökenli bir PKK’lı olduğu hatırlandığında sanıyorum barışsever pozlarında dünyaya nizamat vermeye çalışanların yaptıkları tek işin terör örgütlerini oluşturmak ve desteklemek, sonra da emir eri olarak kullanmak olduğu görülecektir. Kısacası, bölgemizde 40 yılı aşkın bir süreden beri faaliyette bulunan PKK, zamanla değişik adlar altında faaliyetini sürdürüyor olsa da hepsinin aynı olduğunu, bir başka ifadeyle PKK neyse YPG/SDG’nin aynı olduğu gerçeğini tekrarlamak yanlış olmayacaktır. Bu arada Suriye’de yıllardan beri devam eden iç savaşın arkasında da terör örgütlerinin bulunduğu, ABD ile Rusya’nın Suriye’de birbirlerine destek olduklarını söylediğimizde dünyanın öncelikli olarak barışseverlerden temizlenmesi gerektiği iddiamızın gerçekliği net bir şekilde görülecektir. Kısacası bölgemize barış(!) getirmek için uygulamaya koydukları bir takım projelerin hepsinin altında bölgeyi sürekli olarak çatışma halinde tutmak ve sonuç olarak bölge ülkelerini küçük parçalara ayırmak olduğu net bir şekilde görülecektir. Konu bölgemiz olunca ABD ve Rusya ikilisine İsrail’in de eklenmesi isabetli olacaktır. Kısacası, İslam ve Müslüman düşmanlığında Haçlı-Siyonist ittifakı hep birlikte hareket ediyorlar. İster açıktan ister gizli olarak bölgemizde Müslümanların ortak bir cephede birleşmeleri engelleniyor. Buna bir de Müslüman ülkelerin bilerek ya da bilmeyerek sessiz kalışı eklendiğinde Müslümanlar yüz yıllardır vatanları olan topraklarda adeta bir sığıntı konumuna düşürülüyorlar.

Bir yandan ABD sürekli olarak bölge ülkelerini terör bataklığında yaşamaya mahkûm ederken, olaylara Rusya da bir başka boyuttan katkı sağlıyor. Böyle olunca artık ne gerekçe ile olursa olsun bölgemizin Haçlı-Siyonist ittifakının korumasına ihtiyacı olmayacak yeni bir çözüme ihtiyaç var.  Bunun yolu da İslam Birliği’nden geçiyor. Sonuç olarak bölgemizde Haçlıların temelini attığı uzun yıllardan beri devam eden bazı sorunların görüşülmesi ve karara bağlanması için yapılacak toplantıların ABD’nin himayelerinde yapılmaktan kurtarılması gerekiyor. Söz gelimi son olarak ABD’de düzenlenen Azerbaycan-Ermenistan zirvesinde olduğu gibi. Çünkü Haçlıların kontrolünde yapılacak toplantılardan bölge ülkelerinin lehine sonuç çıkması mümkün değildir. Bunun yüzlerce örneğini gördük ve yaşadık. Bu noktada Rusya’nın oluşturduğu paralı askerler birliği Wagner’in Rusya’ya karşı harekete geçmesinden önceden ABD’nin haberdar oluşu da sanıyorum dünyanın öncelikli olarak barışı dillerinden düşürmeyen sömürgecilerden kurtarılması şartını ortaya koyuyor. Son bir hatırlatma ile yazımı noktalamak istiyorum.

Bir gazetemizde, “MİT vurdu, HDP ve ABD’den ses geldi” başlığı altında yer alan haberden kısa bir alıntı yapmak istiyorum;

“MİT, Suriye’nin kuzeyine düzenlediği SİHA operasyonu ile PKK/YPG’nin Kamışlı Eş Başkanı Yusra Derviş, Liman Siveş ve Fırat Tuma’yı etkisiz hale getirdi. ‘Operasyonlar durdurulsun çağrısı yapan HDP’ye, ABD’den de destek geldi’ Türkiye’nin Suriye’de kimlerle çatıştığımızı anlaması gerekiyor.”

Kısacası ABD’den yapılan açıklamada ABD’nin terör örgütleri ile birlikteliğini anlamamız gerektiği densizliği sergileniyor.

Abdülkadir Özkan/Milli Gazete