Cahil Kim Cehalet Ne?

Çağdaş dünya cehaletin bilgisizlikten kaynaklanan geleneksel formuna onun farklı versiyonlarıyla cevap vermeye çalışır. Yani bilginin cehalete malzeme edilmesi modern bir göz boyama tekniğidir. Karanlığın yapay ışıltılarını hakikat diye yutturmak bu tür insanların yeni numarasıdır.

CAHİL KİMDİR?

Kendini bilmeyen kişidir o. Bilse, bilmediğini de bilir ve ona göre davranır.

Bilmeyen insan, seviyesini koruduğu için anlaşılabilir bir tarafı vardır. Bilmeyen, bilmediği için bilmez. Bilmediği şeylerle eksilen dünyasını tamamlayıp onarmak ister. Onu bilinmesi gereken şeylerden habersiz ve mahrum kılan ulaşamazlık sorunudur. Ya o bilgiye ulaşabilecek güç ve imkândan yoksun kalmıştır ya da bilgi, onun bulunduğu taraflara hiç uğramamıştır.

FAKAT CAHİL HİÇ ÖYLE Mİ?

Bilmediği şeyin bilgi olduğunda o kadar ısrar eder ki içinde bulunduğu karanlığın farkında değildir. Cahilin bilgi ve aydınlığa itimadı olmadığı gibi bilgili ve aydın kişilere de saygısı yoktur. Bu yüzden alanında yetkin ve otorite kişilerin yanında ahkam kesmekten hiç çekinmez. Sürekli başkalarının sözünü keser. Cahil insanın cehaleti davranışlarına yansımıştır. Bu sebepten cahille rekabet ya da cahile misilleme, kişiyi onun ayarına düşürür. En mantıklısı cahillerden yüz çevirmektir. Zira cahille ne kadar vakit geçirir, ona laf yetiştirmeye çalışırsan senin mantık örgünü tersyüz ettiği gibi yaklaşımlarını da kendine benzetir. Boşuna söylememiş Ozan Ruhsati: “Basma cahilin izine/ Gitme şeytanın sözüne.”

Cahillerin en büyük referansı şeytandır. En büyük akıl yürütme biçimleri fasit kıyastır. Alakasız iki şeyi birbirine kıyas etmekte birebirdirler. Bu fasit kıyas saçmalama noktasında onlara ayrı bir cesaret bahşeder ki biz buna “cahil cesareti” deriz. Gerçek bilen (Ârif veya Âlim) on düşünür bir söylerken cahil kişi on söyleyip bir kez bile düşünme zahmetine katlanmaz. Cahillik hakikatin yeryüzünde kök salmasına karşı bir kumpanya, bir tersine öğretidir. Bulduğunu gerçek sanmakla gerçeği bulmak arasındaki farkı fark ettiğimizde cahil insanı daha yakından tanımış olacağız.

Çağdaş dünya cehaletin bilgisizlikten kaynaklanan geleneksel formuna onun farklı versiyonlarıyla cevap vermeye çalışır. Yani bilginin cehalete malzeme edilmesi modern bir göz boyama tekniğidir. Karanlığın yapay ışıltılarını hakikat diye yutturmak bu tür insanların yeni numarasıdır. Dün bilgisizlik cahilliğin yaygın sebebi iken bugün yalancı ve fasit bilgi cahilliğin sebebi olabiliyor. Modern dünyanın insanları Nabi Avcı’nın ifadesiyle bir tür “Enformatik Cehalet”le karşı karşıya. Bildiğin şeyin yoğunluğu, ağırlığı ya da dinlenirliği değil seni nereye götürdüğüdür asıl olan.

SAHİP OLDUĞUN BİLGİ SENİ NEREYE TAŞIYOR?

Bir toplumda kifayetsizlik hoşgörü ile karşılanıp, zırcahillik alkışlanıyorsa modern cahiliye ile muhatap olmamız kaçınılmaz olacaktır. Bilen, haddini bilendir. Kendini ve haddini bilmeyen her şeyi bilse bile özde kıymet-i harbiyesi yoktur. Bilmenin gayesi bilgiye verilen değeri de ortaya koyar. Bilme ameliyesinin malzemesi olan bilgi bulmaya hizmet ettiği oranda bileni ve çevresini aydınlatır. Kimi zaman bir bilgi bütün bildiklerimize bedel olabilir. Bildiği halde bulamayan kişinin yolunu başkaları aydınlatmaya çalışır.

Gerçek aydınlanma içe doğru olandır. Zamanından evvel bilinmemesi gereken şeylerin peşine düşmek de yalancı aydınlanmadır. Bildiğin şey dağarcığına ne kattı ve dünyana neler kazandırdı? Aksine onu bilmeseydin zihnin daha duru, ufkun daha net mi olacaktı acaba?

Yaşadığımız dünya cehalete yeni sunum biçimleri getirmiştir. Cehalet deyip geçemezsiniz, onun da bir sistemi ve öğretisi var artık. Belki bir yerlerde “Cahili Bilimler Fakültesi” diye bir tabelaya rastlamıyorsunuz, ama farklı ve albenili ambalajlarda pazarlanan bir cehalet olduğunu da yok sayamayız. Hayatın müfredatında “Cahil Kültürü ve Cehalet Bilgisi” diye bir ders yok elbette. Fakat kuşakların tabiatla ilişkisini sıfırlayıp plastik, sentetik, metalik profan bir dünyaya mahkûm ederseniz siz fark etmeseniz de bu dersi dışarıdan bitirmiş olurlar. Tabiatın ders kitabı olması şimdilik pek mümkün gözükmüyor hiç olmazsa “Tatil Kitabı” olsun, meyveyi dalında, sebzeyi bostanda, tahılı tarlada, kurdu kuşu ormanda tanısınlar.

Hüseyin Akın/Milli Gazete