2 Mayıs 2026 - Cumartesi
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler

NAKŞİLİĞİN DOĞUŞU

Yazar: Abdi KEÇELİ
27 Temmuz 2018
Kategori: Makaleler
0 0
0
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder
Nakşibend, nakş ile bend kelimelerinden oluşmuş bir terkiptir. Bir isim değil sıfattır ancak isim gibi meşhur olmuştur.

Nakş, bir şeyi bir yere nakşetmek, nakış gibi işlemek, hiç çıkmayacak hale getirmek, mühür gibi kazımaktır.

Bend, Farsça bir isim olup, dilimizde hem isim, hem sıfat olarak kullanılmaktadır. İsim olarak, bağ, kelepçe, baraj, bent, kemer gibi manalara gelmektedir. Sıfat olarak, sıkıca bağlı, iyice bağlayan, kuvvetlice bağlanmış manalarına gelir.
Kalbe zikrini hiç çıkmayacak şekilde nakış gibi işledikleri ve ondan hiç kopmadıkları için, gizli zikir sahiplerine Nakşibendi denmiştir. Ayrıca bu isim Hace Muhammed Bahaeddin’e (v.1389) atfedilmiştir.

Nakşibendilere göre silsilenin ilk halkası Peygamber’den sonra insanların en faziletlisi, seçkin halife, aynı zamanda makam sahibi olan Ebu Bekir sıddıktır.Yine  Nakşibendilere göre Peygamber; “Rabbimin göğsüme akıttığı hiçbir şey yoktur ki bende Ebu Bekirin göğsüne akıtmış olmayayım.” Sözüdür. Tabi bu sözün hadis olup olmaması elbette tartışmaya muhtaç ama bu minvalde

biz inanıyoruz ki Peygamber, kendisine gelen ilmi/vahyi, en yakın arkadaş(lar)ı ile paylaşıyor, neyin nasıl olacağı konusunda onları uyarıyor ve dini onlara öğretiyordu. Ancak bu göğse aktarılma meselesi tasavvuf yolunun özü ve metodlarının aktarılması anlamına gelmiyordu. Yine Nakşiler Ebu Bekir’e Peygamber tarafından verilen “sıddık”  sıfatına özel bir anlam yükleyerek orada bir şeyler arayarak kendi düşüncelerini temellendirmeye çalışmaktadırlar. Bir çok sufi bu konuya değinmiş bu konuyu adeta sohbetin birinci maddesi olarak görmüşlerdir. Yine bu meseleyle ilgili Ahmet Sirhindi Mektubat kitabının 41. Mektubunda şöyle der: “Batıni bilgilerin, çekirdeğin zarı kadar bir aykırılık kalmaya­cak derecede tamamen şeriatın zahirine uygun düşmesi ancak ve­layet makamının üstünde olan “sıddıkiyet” makamında gerçekleşir. Sıddıkiyet makamının üstünde de nübüvvet makamı vardır. Pey­gambere vahiy yoluyla gelen bilgiler sıddıka ilham yoluyla gelir. Bu iki ilim arasında, birisi ilham diğeri vahiy aracılığıyla olmak dı­şında bir fark yoktur.”

Sıddık satatüsünün bu son şekliyle  izahından sonra Ebu Bekir’e tayin edilen rol yerini bulmuş ve silsilenin ilk şahsı bulunmuştur.
Nakşibendi tarikatı, menşeilerini Ali’ye dayandırmadıklarını görüyoruz. Her ne kadar silsilede Cafer Sadık’ı görsek de kendileri Bekri soy ile öne çıkmayı arzulamışlardır.
Nakşibendi silsilesinin ikinci halkası,  kendisi Farslı olan Selmani Farisidir. Selmani Farisiyi kendisinden sonra tasavvuf adına tüm olup biteceklerden  masum görüyor onu gerçek bir iman abidesi olarak biliyor ve büyük bir sahabe olarn  kendisine rahmet diliyorum. Burayı izahtan sonra  Tasavvuf  tarihine/geleneğine baktığımız zaman  İran/Fars kültürünün etkilerini çokça görmekteyiz. Birçok eski İran kültür ve akidelerini hemen hemen tüm İslam coğrafyasında görmek mümkündür. Buradan şöyle bir soru akla gelmiyor da değil. Neden silsilenin ikinci ismi bir Ömer değil,  ya da bir Bilal değil ve ya Ebuzer  vd.? Burası yoruma açıktır bana göre.

Nakşibendi tarikatını diğer tarikatlardan ayıran özellik, gizli (hafi) zikir anlayışıdır. Bu anlayış, peygamber tarafından Ali’ye açık (cehri) zikir tavsiye  edilmiş ve ondanda evlatlarına nakledilmesi istenmiştir.  Dolayısı ile Ebu Bekir’e ise hicret esnasında gizli zikir verilmiştir. Buna delil olarak “ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: “Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir.” Böylece Allah Ona ‘huzur ve güvenlik duygusunu’ indirmişti” (9/40) ayetini telmihte bulunurlar. Buradaki güvenlik ifadesini “Allah’ın huzuruna ulaşmanın ilahi olarak  bahşedilen bir metodu olan hafi/gizli zikre bir atıf olarak görülür”(1)

Ebu Bekir’in “Hatme Hacegan” adı altında gizli zikirle uğraşmadığını  belki bugün ben Nakşiyim diyen herkes rahatlıkla söyleyebilir. Ancak bu zikrin tarih boyunca bütün sultan/Padişahlar’da olduğu gibi Cumhuriyet  döneminde de devletin siyasetine uygun bir şekilde ve rejimlere  itaat eden, itirazsız bir insan yetiştirmiştir.

Ebu Bekir’den sonra  silsile, Selmanı Farisi, Kasım b. Muhammed b.Ebu Bekir ve Caferi sadıktan sonra Beyazıdi Bestami’ye geçtiğini görüyoruz. Beyazıt’a gelene  kadar isimlendirme olarak bu yoldakilere/terikate Bekriyye ya da Sıddıkıyye denildiğini görüyoruz.

Beyazit’ten sonra isim artık Tayfuriyye olarak değişmeye başlar. Beyazıt’ın diğer bir ismi Tayfur olması hasebiyle bundan böyle Tayfuriyye olarak isimlendirilir.
Buraya kadar Nakşibendi tarikatının çıkış noktasına kısa bir izahta bulunmaya çalıştık. Ebu Bekir’i silsilenin başına oturtularak Nakşibendi tarikatına farklı bir tarz kazandırılmaya çalışılmıştır. Öte yandan Ali’ye dayandırılan diğer tarikatlarla bu tarikatın  tarih boyunca zaman zaman hasımlığa kadar varan sürtüşmelerin varlığını görmekteyiz. Sünniler arasında  varlığını hisettiren Nakşibendi ile,  İran topraklarında şii devletlerinin yükselmesi birbirlerine komşu olan bu iki anlayışın devamlı mezheb çatışması yaşaması acaba tesadüf müdür?

1) Hamid Algar, Nakşibendilik, İnsan yay. İst. 2012, s.18.

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Ehli Sünnet mi, Ehli Siyon mu?

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Rıza Çıtamız

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • İyiliği Emretmek ve Kötülükten Alıkoymak
    24 Temmuz 2023
  • Otu Çek Köküne Bak
    7 Mart 2023
  • Matbuat Alemindeki Hayatım Ve İstiklal Mahkemeleri
    28 Haziran 2022
  • Tanzimat ve Din
    21 Mart 2021
  • “Makbul Vatandaş”ın Peşinde
    18 Kasım 2019
  • Kızılderililer Nasıl Yok Edildi?
    27 Nisan 2019
  • Modern Türkiye’nin Doğuşu
    4 Nisan 2019
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

Ümmet Olmanın Önündeki En Büyük Engel; Mezhepçilik Hastalığı

26 Nisan 2026
Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

Savaşta İlkesiz Olan Barışta da İlkesiz Olur

24 Nisan 2026
Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

Yusuf Halaçoğlu: İranlı kardeşlerimizi kutluyorum

8 Nisan 2026
“280 milyar dolara malolan  ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

“280 milyar dolara malolan ve hiçbir hedefine ulaşamayan bir savaş”

8 Nisan 2026

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist