14 Aralık 2025 - Pazar
  • Ana Sayfa
  • Künye
  • İletişim
Sık Kullanılanlara Ekle
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Venhar Haber
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya Amerika

İsrail, Evanjelikler ve Trump’ın İran stratejisi

Trump yönetiminin İran stratejisi, tek kanatlı ve istikameti net olmayan bir kuşa benziyor. Trump bu kuşun ekonomik, Netanyahu da askeri gücüne güveniyor olabilir; fakat henüz Suriye ve Venezuela’da hemen hiçbir şeyi çözemeyen ABD’nin İran meselesini kendi adına “çözmesi” pek kolay olmayacaktır.

Yazar: Venhar Haber
5 Mayıs 2019
Kategori: Amerika, Ortadoğu
0 0
0
İsrail, Evanjelikler ve Trump’ın İran stratejisi
PaylaşTweetleWhatsapp ile GönderE-posta Gönder
ABD ile İran arasında kökeni İran İslam Devrimi’ne dayanan ve dalgalı şekilde bugüne kadar devam eden gerginlik, Donald Trump’ın başkan olmasıyla had safhaya ulaşmış durumda. Barack Obama’nın nükleer anlaşma yoluyla “sisteme dahil etmeye” ve nükleer silahtan uzaklaştırmaya çalıştığı İran, Trump yönetiminin bir numaralı düşmanı haline geldi. Özellikle ekonomik yaptırımlarla Tahran’ı “boğmaya” çalışan Trump yönetimi, son olarak İran Devrim Muhafızları Ordusunu “yabancı terör örgütleri” listesine alarak oldukça sert bir adım attı. İran’ın da Amerikan askeri unsurlarını “terör örgütü” olarak sayan bir karar alması süreci biraz daha gerginleştirdi. Gelinen noktada ABD yönetimi İsrail-Suudi Arabistan-BAE ile tam bir işbirliği içinde İran’ı mümkün olan en uç noktaya itmek ve mümkünse rejim değişikliğini gerçekleştirmek istiyor.

Obama’dan Trump’a  

Barack Obama’nın nükleer anlaşma imzalayarak ve ekonomik yaptırımları askıya alarak yeniden “sisteme dahil etmeye” İran, o günkü koşullarda Ortadoğu’da kendisine geniş bir hareket alanı kazanmıştı. Hatta öyle ki Obama, Ortadoğu’yu İran’ın şii jeopolitiğine teslim eden isim olarak dahi anıldı. Önemli ölçüde haklılık payı olan bu tespit, ABD’deki Cumhuriyetçileri çok kızdırmıştı. Ancak özellikle İsrail ve ABD’deki evanjelikler bu durumdan oldukça rahatsızdı. Seçim kampanyasında birçok kesimin olduğu gibi evanjeliklerin de desteğini alan Cumhuriyetçi Trump, dış politikadaki en önemli vaatlerinin başına İran’ı koydu.

İran ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) beş daimi üyesi (ABD, İngiltere, Çin, Fransa ve Rusya) ve Almanya tarafından Temmuz 2015’te imzalanan anlaşmayı yırtıp atacağını söyleyen Trump, 8 Mayıs 2018’de İran’la nükleer anlaşmadan ayrıldıklarını açıkladı. 2015’te kaldırılan ekonomik yaptırımların geri getirileceğini de belirten Trump, Obama dönemini tam tersine çevirmek için adeta yemin etmiş gibiydi.

Trump ne yapmak istiyor?

Obama dönemindeki İran politikasının oluşumunda Ben Rhodes gibi isimler rol oynarken Trump döneminde Mike Pence, Mike Pompeo ve John Bolton gibi “şahin” isimler başrol aldı. Trump’ın etrafındaki evanjelik ekibin etkisi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun güçlü teşvikleriyle Trump, zaten uzunca süredir iç dünyasında büyüttüğü “Obama etkisini tersine çevirme” anlayışını hayata geçirmeye başladı. İran ile Obama dönemindeki tüm süreci çöpe atan Trump yönetiminin bu dönemde ekonomik yaptırımların ötesinde gerçek bir İran stratejisine sahip olmadığı ise temel eleştiri başlığı oldu.

Esasen birçok dış politika başlığında olduğu gibi Trump yönetiminin gerçek bir İran stratejisine sahip olup olmadığı ve eğer sahipse bunun ne olduğu konusu halen çokça tartışılıyor. Washington’daki temel tartışma konusu şu: Obama, İran’ı nükleer silahlardan uzak tutmak için nükleer bir anlaşma planı yapmıştı. Bunun ne kadar başarılı olup olmadığı büyük oranda yorum yapan kişinin ideolojik duruşuna göre değişir. Fakat Trump yönetiminin attığı adımlarla İran’ı nükleer silahlardan uzaklaşmaya değil, bu silahları edinmeye yaklaştırdığı iddia ediliyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun olumlu raporlarına rağmen İran’ın nükleer anlaşmaya aslında uymadığını iddia eden Trump yönetimi, anlaşmadan çekilerek iki ülke arasına kocaman bir uçurum koydu. Ardından alınan her ekonomik yaptırım kararı Tahran’ı içeride kendi halkına karşı zor durumda bırakırken İran’ı nükleer konusunda daha da hırçınlaştırdı. Son Devrim Muhafızları kararı ise adeta yarı savaş kararı gibi bir adım olarak değerlendirildi.

Görünen o ki, Trump yönetiminin tüm bu adımları, salt ekonomik yaptırımlarla Tahran yönetimini pes ettirme amacına dayanıyor. Özellikle petrol ticaretinin yasaklanmasıyla İran’ın ciddi bir ekonomik darbe yemesine kesin gözüyle bakılıyor; fakat bu adımların İran gibi bölgesel derinliği olan bir ülkeyi rejim değişikliğine götürmesi pek gerçekçi bulunmuyor. Kaldı ki ABD’nin ve aslında tüm Batı dünyasının ana endişe kaynağı olan “İran’ın nükleer silahlara sahip olması” konusunda tüm bu adımlar İran’ın motivasyonunu daha da artırıyor. Garip bir şekilde, İran’ın nükleer silahlara sahip olmasından en fazla çekinen ülke gibi gözüken İsrail’in önemli ölçüde şekillendirdiği Trump yönetiminin İran politikası, bu ülkeyi nükleer silah edinmeye daha fazla yaklaştırıyor. İşte ABD’de Trump’ı eleştiren isimler bu noktaya işaret ediyor ve Trump’ın İran politikasının geri tepeceğini savunuyor.

Ekonomik yaptırımlar  

Trump yönetiminin İran politikasının temelinde yatan ekonomik yaptırımlar, kuşkusuz sadece İran’ı değil, Türkiye de dahil Çin, Rusya ve bazı Avrupa ülkelerini de etkileme potansiyeline sahip. Özellikle İran’la petrol ticareti yapan ülkeleri etkileyecek olan son yaptırımlar, ABD’nin İran planının son halkası. Bir ülkeyi sadece ekonomisinden vurarak devirmenin mümkün olup olmadığını anlamak için tarihteki ve bugünkü örneklerine bakmak yeterlidir. ABD, askeri ve teknolojik güçle desteklenmiş ekonomik gücünü “cezalandırmak istediği” ülkelere karşı Demokles’in kılıcı gibi kullanırken, bu yöntemin İran üzerinde başarılı olma ihtimali, Kongredeki birçok kişiye göre dahi çok yüksek değil.

İran’la nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesinin ardından ABD, İran’a yönelik ilk yaptırım paketini 7 Ağustos 2018’de, ikinci aşama yaptırım paketini ise 5 Kasım 2018’de devreye soktu. ABD, bu tarihte aralarında Türkiye’nin de olduğu 8 ülkeye İran’a yönelik yaptırım paketinde petrol ithalatı konusunda 180 gün muafiyet tanıdı. Bu kararla 2 Mayıs’a kadar Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore, Tayvan, Türkiye, İtalya ve Yunanistan, söz konusu yaptırımdan muaf tutuldu. Trump yönetimi önceki hafta yaptığı açıklamayla söz konusu ülkelere tanınan muafiyet hakkının uzatılmayacağını bildirdi. Bu kararlar 2 Mayıs’tan itibaren İran’dan petrol almak isteyen ülkeler artık ABD’nin yaptırımlarına maruz kalabilecek.

Söz konusu kararın sadece İran yönetimini değil, daha fazla İran halkını ve ABD’nin birçok müttefikini de olumsuz etkilediği açıktır. Bu karar hayata geçtiğinde bunun elbette bölgede yansımaları olacaktır. İran’ın nükleer anlaşmaya uyduğunu düşünen AB ülkelerinin yeni durumdaki İran ekonomi politikaları önemli olacaktır.

Bu süreçte ortaya çıkacak petrol arzı sorununu Suudi Arabistan ve BAE ile aşacağını vaat eden ABD’nin bu yaklaşımı henüz uluslararası piyasaların satın aldığı bir tutum değil. Tek taraflı ve istişaresiz bir adım atan Trump yönetiminin bu “ekonomik kumarı” bakalım ABD ile İsrail’in istediği sonucu verecek mi? Fakat kesin olan bir şey varsa o da şudur: Trump yönetiminin İran stratejisi, tek kanatlı ve istikameti net olmayan bir kuşa benziyor. Trump bu kuşun ekonomik, Netanyahu da askeri gücüne güveniyor olabilir; fakat henüz Suriye ve Venezuela’da hemen hiçbir şeyi çözemeyen ABD’nin İran meselesini kendi adına “çözmesi” pek kolay olmayacaktır.

Açık Görüş – Star

Bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VENHAR YAZARLARI

Ahmet DURMUŞ
Ahmet DURMUŞ

İslam’ın Düşmanları Bizim Neyimiz Olur?

Mehmed DURMUŞ
Mehmed DURMUŞ

Bir Erdal Bayraktar Geçti Bu Dünyadan

Yakup DÖĞER
Yakup DÖĞER

Tarih, Hurafat ve Esatir

Şükrü HÜSEYİNOĞLU
Şükrü HÜSEYİNOĞLU

Bugünün Kufelileri Olmak Veya Olmamak

Bünyamin ZERAN
Bünyamin ZERAN

Düşüncenin Girdabında Üç Şehir Metaforu

Mehmet Akif COŞKUN
Mehmet Akif COŞKUN

İp Gergin, Cambaz da

Faruk KARAASLAN
Faruk KARAASLAN

Çeç

Erdal BAYRAKTAR
Erdal BAYRAKTAR

Teyakkuz Hali

Yazarın Diğer Yazıları

  • TAZİYE
    4 Aralık 2025
  • Gazze’ye mi, İsrail’e mi Garantör ?
    2 Aralık 2025
  • İnfaklarınız Gazze’ye Çadır Olsun !
    2 Aralık 2025
  • Garantörlük Safsatası
    21 Kasım 2025
  • Abdurrahman Ateş: Gazze, samimi olanlarla sahtekar olanları birbirinden ayrıştırdı
    18 Kasım 2025
  • Genç Birikim’in Kasım sayısı çıktı
    18 Kasım 2025
  • Cihattan Önce ‘Hicret’ Gerek
    14 Kasım 2025
  • Çok Okunan
  • Çok Yorumlanan
  • Son Eklenen
“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

“İslam Güncellenmeli” Diyen Haham!

21 Şubat 2020
Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

Cemal Granda:Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri

19 Ekim 2018
Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

Türbanlı Anneler ve Seküler Kızları

7 Aralık 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

30 Kasım 2018
Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Ahmet Altınok ile Hollanda’daki Yaşam Üzerine Söyleşi

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Allah’sız Bir Adalet Anlayışı Adalet Getirmez

Yenilendik !

Yenilendik !

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

Kardeşim Erkan İbretlik Bir Emanet

TAZİYE

TAZİYE

4 Aralık 2025
Gazze’ye mi, İsrail’e mi Garantör ?

Gazze’ye mi, İsrail’e mi Garantör ?

2 Aralık 2025
İnfaklarınız Gazze’ye Çadır Olsun !

İnfaklarınız Gazze’ye Çadır Olsun !

2 Aralık 2025
Garantörlük Safsatası

Garantörlük Safsatası

21 Kasım 2025

Çeşitli ulusal/uluslararası basın yayın organlarından Müslümanlar’ın gündemini ilgilendirebilecek haberler iktibas eden ve Kur’an merkezli tevhidi bir din algısı oluşturabilmek için çeşitli makale, kavram, kıssa, video ve fotoğraf yayınlayan ve Nebevi bir duruş sergileme gayesinde olan bir web sitesidir.

Bizlere yönelteceğiniz eleştirilere açığız. Ancak alıntıladığımız her içerikteki düşünceye tam manasıyla katılmadan da yayımladığımız olmaktadır. Bu konuda anlayışınıza sığınırız…

Kategoriler

  • Venhar Yorum
  • Venhar Makaleler
  • Ne Okunur?
  • Ne İzlenir?
  • Kavramlar
  • Venhar Röportajlar
  • Öncü Şahsiyetler
  • Süreli İslami Yayınlar
  • Alıntı Söyleşi
  • Alıntı Makale
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Etkinlikler
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular

Yazarlar

  • Abdi KEÇELİ
  • Ahmet ALTINOK
  • Ahmet DURMUŞ
  • Arif BOTAN
  • Bünyamin ZERAN
  • Celal SANCAR
  • Dilek BUZ
  • Erdal BAYRAKTAR
  • Erdem ZERAN
  • Hasan BAKIRCI
  • Mehmed DURMUŞ
  • Mehmet Akif ÇOŞKUN
  • Sabri AYDIN
  • Şükrü HÜSEYİNOĞLU
  • Yakup DÖĞER

E-Posta Listemize Kaydolun!

E-Posta listemize kaydolarak öne çıkan makaleleri sürekli olarak takip edebilirsiniz.

*Lütfen gerçek hesaplar giriniz.

  • Ana Sayfa
  • Her Güne Bir Ayet
  • Yazarlarımız
  • Venhar Yorum Haber
  • Küçük Müslümanlar
  • Alıntılar
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Tavsiyelerimiz Var
  • Kavramlar
  • Röportajlar
  • Venhar Web TV
  • Fotoğrafların Dili
  • Duyurular
  • Künye
  • İletişim

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • İslam Dünyası
  • Dünya
  • Türkiye
  • Yazarlar
  • Alıntılar
  • Tavsiyeler
    • Ne Okunur?
    • Ne İzlenir?
  • Röportajlar

© 2021 Venhar Haber – Rabbi için namaz kılan ve dik duran bir nesile…

Hoşgeldiniz!

Hesabınıza aşağıdaki bölümden giriş yapabilirsiniz

Şifremi unuttum?

Şifrenizi kurtarın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş

Add New Playlist